Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 1897, sondan 4340. ayet; 15. sure ve bu surenin 95. ayetidir. Bu ayetin kelime sayisi 3, harf sayısı 19 ve toplam ebced değeri ise 837 olarak hesaplanmıştır. Bu sure الر hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette ا (4) ل (1) ر (0) bulunuyor.
İnnâ kefeynâke-lmustehzi-în(e)
95,96. Şüphesiz biz, Allah ile beraber başka ilâh edinen alaycılara karşı sana yeteriz. İlerde bilecekler.
Hz. Peygamber’den, putperestlerin inkârcı ve kaba davranışlarına aldırmadan kendisine bildirilen ilâhî gerçekleri savunması, insanlara duyurması istenmekte; bu arada kendisiyle alay etmeye kalkışanlara karşı Allah’ın yardımına güvenmesi telkin edilmekte; birtakım değersiz nesneleri Allah’a ortak koşacak kadar düşüncesiz olduklarına bakmadan, Hz. Peygamber’le alay etmeye kalkışanların; onun gönlünü inciten, canını sıkanların bu yaptıklarının Allah tarafından bilindiği kendisine hatırlatılarak moralini bozmaması, cesur olması telkin edilmektedir. Taberî, Resûlullah’a karşı alaycı davrananların bilhassa Kureyş’in önde gelenleri olduğunu belirterek bunların isimlerinin yer aldığı rivayetleri aktarmaktadır (bk. XIV, 69-72). Başta peygamberler olmak üzere büyük inanç, fikir ve aksiyon adamlarının en önemli özelliklerinden biri, her türlü güçlük, engel ve engellemeye aldırış etmeden, yılmadan temsil ettikleri inancı, düşünceyi, dünya görüşünü azim ve kararlılıkla sürdürmeleridir. Hemen bütün peygamberlerin ve diğer önder şahsiyetlerin, davalarını toplumlara anlatma mücadelesi verirken en sık mâruz kaldıkları karşı davranışlardan biri alay ve hakaret olmuştur. Alay etmek, Mekkeli inkârcı ve zalimlerin de Hz. Peygamber’e ve müminlere karşı en sık başvurdukları mücadele yöntemlerinden biri idi. Fakat –bu âyetlerde de görüldüğü gibi– Resûlullah aleyhisselâm, Kur’ân-ı Kerîm’in eğitimi ve irşadı ile iradesini beslemiş; Allah’ın yardımını her zaman yanında hissetmiştir; bu sayede putperestlik, inkârcılık, zulüm, cehalet ve ahlâksızlıktan ibaret olan bir zihniyetin vahyin gerçekleri karşısında yıkılmaya mahkûm olduğuna inancını asla kaybetmemiştir.
Şüphesiz ki biz alay edenlere karşı sana yeteriz.
“Seninle alay edip, ilâhî mesajı küçümseyenlere karşı biz sana yeteriz.”
Alay edenlere karşı, Biz, sana yeteriz.
Şüphesiz, (Hakk’tan ve hayırdan ayrılmadan ve hainlerin hücum ve hakaretine aldırmadan davet ve hizmetine devam ettiğin için Seninle) o alay edenlere karşı Biz Sana kâfiyiz (ve yanındayız! Sevap ve şeref kazanman için bazı sıkıntı ve saldırılara uğratırız, ama asla Seni sahipsiz bırakmayız ve zalimlerin ezmesine fırsat tanımayız).
O alaycılara karşı biz yeteriz sana.
Çünkü ilâhî mesajı küçümseyen, O'nunla alay edenlere karşı, biz sana yeteriz.
Seninle alay edenlere karşı, bizim seninle beraber olmamız sana yeter.
O alay edenlere karşı biz sana yeteriz.
95.Bezzar ve Taberani`nin Enes bin Malik (r.a.)`ten rivayet ettiklerine göre Resulullah (a.s.) Mekke`de bazı insanların yanlarından geçti. Adamlar el kol hareketleri yapmaya ve: "İşte bu kendinin peygamber olduğunu ve kendisine Cibril`in geldiğini sanıyor" demeğe başladılar. Onlar öyle yapınca Cibril (a.s.) de parmağıyla onlara işaret etti ve parmağı adeta diken gibi onların vücutlarına battı. Adamların vücutlarında yaralar meydana geldi ve bu yaraları kokmaya başladı. Bundan sonra kimse Resulullah (a.s.)`a yanaşmaya cesaret edemedi. Bunun üzerine Yüce Allah bu ayeti kerimeyi indirdi.
Şüphesiz o alay edenlere (karşı) biz sana yeteriz.
Muhakkak ki biz, (seninle alay eden) o müstehzîlere karşı kâfiyiz, (onları helâk ederiz).
O alay edenlere karşı, Biz sana yeteriz.
Alay edenlere karşı, biz sana yetişiriz
(Seninle ve sana vahyedilenlerle) alay edenlere karşı biz sana yeteriz.
95,96. Allah'la beraber başka bir tanrının bulunduğunu kabul eden alaycılara karşı şüphesiz Biz sana kafiyiz. Yakında ne olduğunu öğreneceklerdir.
(Seninle) alay edenlere karşı biz sana yeteriz.
Alay edenlere karşı biz sana yeteriz.
Muhakkak ki alay edenlere karşı biz sana yeteriz.
Her halde biz sana o müstehzîlerin haklarından geliriz
95,96. Allahla beraber diğer bir Tanrı daha tanıyan o istihzâcılara muhakkak ki biz yeteriz. Onlar yakında (uğrayacakları akıbetleri) bileceklerdir.
Şübhesiz ki biz, o alay edenlere karşı sana yeteriz.
Biz, seninle alay edenlere karşı sana yeteriz.
Biz, Allah ile beraber başka bir mâbut tanıyan müstehzilere elveririz [²].
Şüphesiz o alay edenlere (karşı) biz sana yeteriz.
Allah’ın dinini ve Müslümanları aşağılayan bu alaycılara karşı, Biz sana yeteriz!
Biz, Alaycılar’a karşı sana yeteriz.
Şüphesiz alay edenlere karşı Biz sana yeteriz.
çünkü, ilahî mesajı küçümseyen, onunla alay edenlere karşı Biz sana yeteriz;
Unutma, seninle alay edenlere karşı biz sana yeteriz. 7/184, 15/6, 25/41, 34/46, 39/36…39
Unutma ki küçümseyip alaya alanlara karşı Biz sana yeteriz.
Şüphe yok ki, Biz o müstehzîlere karşı sana yeteriz.
Seninle alay edenlerin haklarından gelmeye Biz yeteriz.
O alay edenlere karşı biz sana yeteriz.
Seni inceden inceye alaya alanlara karşı bizim desteğimiz yeterli olur.
Alaycılara karşı biz sana yeteriz.
Biz o alaycıların hakkından geliriz.
Alay edip eğlenenlere karşı biz sana yeteriz.
95-96. bayıķ biz ŧap olduķ saña yañśulayıcılar içün anlar kim ķılurlar Tañrı-y- ıla Tañrı daħı ayruķ pes śoñra bileler.
Biz kifāyet itdük saña, masḫaralıġa alanları seni.
Şübhəsiz ki, istehza edənlərə qarşı Biz sənə kifayət edərik.
Lo! We defend thee from the scoffers,
For sufficient are We unto thee against those who scoff,-(2016)*
2016 If the whole world is ranged against the Prophet of Allah, as was at one time the case with the Prophet, and scoffs at all that is sacred, the sense of Allah's presence and protection outweighs all. And after all, the scoffers are creatures of a day. Soon will they find their level, and be undeceived as to all their falsehoods. But the Truth of Allah endures forever. (R).