Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 1967, sondan 4270. ayet; 16. sure ve Nahl Suresinin 66. ayetidir. Nahl Suresi 66. ayetinin kelime sayisi 17, harf sayısı 69 ve toplam ebced değeri ise 4742 olarak hesaplanmıştır. Nahl Suresinin toplam ebced değeri 557686 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
Arapça Metin
وان لكم في الانعام لعبرة نسقيكم مما في بطونه من بين فرث ودم لبنا خالصا سائغا للشاربين
Şüphesiz (sağmal) hayvanlarda da sizin için bir ibret vardır. Onların karınlarındaki fışkı ile kan arasından (süzülen) içenlere halis ve içimi kolay süt içiriyoruz.
“Sağmal hayvan” diye çevirdiğimiz en‘âm kelimesinin koyun, keçi, sığır ve deveyi kapsadığı belirtilmektedir (İbn Atıyye, III, 404; Şevkânî, III, 197).
Yeryüzünü yağmur suyu ile besleyip diğer birçok imkân yanında hayvanlar için besinlerin yetişmesini sağlayan yüce kudret, hayvanların aldığı gıdalardan oluşan sütün de insanlar tarafından besin olarak kullanılmasına dikkat çekmektedir. Arzı su ile besleyen Allah, insanı da muhtelif gıdalarla beslemekle birlikte besin değeri bakımından bunların başında süt geldiğinden âyette bu besin özellikle söz konusu edilmiştir. Yağmurun toprağı besleyiciliği yanında, yağmur olayının cereyanı da ibret konusu olduğu gibi sütün hem besleyiciliği hem de hayvan bedenindeki oluşumu, Allah’ın hikmetli yaratıcılığına delâleti bakımından son derece anlamlı olduğu için âyette bu hususa bilhassa dikkat çekilmiştir.
“Besin artıkları” diye çevirdiğimiz âyet metnindeki fers kelimesi, gıdaların sindirim sırasında besleyici unsurları alınan ve artık canlının metabolizması için hiçbir değeri kalmayan, bir süre sonra dışkı halinde dışarı atılacak olan artıkları ifade eder. Âyette sütün, bu besin artığı ile kan arasında bir konumda olduğu belirtilmektedir. Çünkü besin artığı büsbütün faydasız bir maddedir, kan da hayvanın kendi bedeni için gereklidir; süt ise bir salgı bezi ürünü olup besin artığı gibi faydasız değildir; kan gibi hayvanın kendi bedeni için gerekli de değildir; bu ikisinin arasında bir konumda bulunmaktadır ki o da hayvanın bedeninden çıktıktan sonra içenlere yararlı bir madde olmasıdır.
Âyetin bu kısmı şöyle de açıklanmıştır: Süt, vücuttaki besin artığının bulunduğu sistem ile kanın bulunduğu sistem arasından gelmekte, bunlara asla karışmamaktadır; bu sebeple de kimyasal yapısı ve özellikleriyle onlardan farklı bir değer taşımaktadır. Âdeta süt ile diğer iki madde (kan ve besin artığı) arasına Allah’ın kudretiyle bir perde çekilmekte, sütün bunlardan birine veya ikisine karışarak renk, tat ve kokusu bakımından saflığının bozulması önlenmektedir (bk. Zemahşerî, II, 334).
Bize göre şöyle bir yorum da mümkündür: Besinlerin önemli bir kısmı kana karışmakta, bir kısmı da dışarı atılmaktadır. Bu ikisi dışında (arasında) kalıp vücudun yine besinlerden ürettiği bir nesne daha vardır ki bu da başkalarını besleyen ve içimi lezzetli olan süttür.
Mehmet Okuyan
Şüphesiz ki hayvanlarda da sizin için ibret vardır. Size, onların karınlarındaki atık (gübre) ile kan arasından (gelen), içenlerin boğazından kolayca geçen saf bir süt içiriyoruz.
Şüphesiz sizin için hayvanlarda da büyük bir ders vardır. Karınlarındaki fışkı ile kan arasından gelen, içenlerin boğazından kolayca geçen hâlis bir süt içiriyoruz size.
Hayvanlarda da sizin için bir ibret vardır. Size, onların karınlarındaki fışkı¹ ile kan arasından süzülüp gelen içimi lezzetli, halis² bir süt içiriyoruz.
1- Sindirilmiş besin. 2- Arınmış, saf, arı duru hale gelmiş;
Ahmet Akgül
(Kuşkusuz) Sizin için (evcil) hayvanlarda da elbette ibretler vardır, size onların karınlarındaki fers (yarı sindirilmiş gıdalar) ile kan arasından, içenlerin boğazından kolaylıkla kayan dupduru bir süt içirmekteyiz.
Davarlarda da ibret alacağınız şeyler var. Karınlarındaki fışkıyla kan arasındaki halis sütü içirmedeyiz size ve süt, içenlerin boğazlarından kayıp gitmede.
Doğrusu sizin için, davarlarda da ibretler vardır. Karınlarındaki fışkıyla kan arasında oluşan halis sütü içirmekteyiz size; ve süt, içenlerin boğazından kayıp gitmede.
Gerçekten süt veren hayvanlarda da sizin için ibretler vardır. Zira, onların karınlarından, bağırsak içeriği, sindirim artığı ile kan arasındaki oluşumdan gelen, içmek isteyenlere, içimi kolay hâlis bir süt içiriyoruz.
2."Fışkı" diye tercüme ettiğimiz "fers", yarı sindirilmiş gıdalardır.
Ali Bulaç
Sizin için hayvanlarda da elbette ibretler vardır, size karınlarındaki fers (yarı sindirilmiş gıdalar) ile kan arasından, içenlerin boğazından kolaylıkla kayan dupduru bir süt içirmekteyiz.
Gerçekten süt veren hayvanlarda da size bir ibret vardır: Size, onların karnındaki işkembe pisliği ile kan arasından halis bir süt içiriyoruz ki, içenlerin boğazından âfiyetle geçer.
Sizin için süt veren hayvanlarda da bir ibret vardır. Onların karınlarındaki (fışkı) posa ile kan arasından size halis ve tatlı içimli bir besin kaynağı olan sütü içiririz.
Kuşkusuz sizin için hayvanlarda da büyük bir ibret vardır. Zira size, onların karınlarındaki fışkı ile kan arasından (gelen), içenlerin boğazından kolayca geçen hâlis bir süt içiriyoruz.
Sizin için çiftlik hayvanlarında da dersler vardır. İçmeniz için karınlarından, yani sindirilmiş yiyecek ile kan arasından çıkan bir maddeyi size sunuyoruz: İçimi lezzetli saf süt.
Gerçekten süt veren hayvanlarda da size bir ibret vardır. Size işkembelerindeki yem artıklarıyla kandan meydana gelen, içenlere içimi kolay halis bir süt içirmekteyiz.
Her halde size sağmal hayvanlarda da bir ıbret vardır, size onun butûnundakinden fers ile dem arasında halıs bir süt içiriyoruz ki içenlerin boğazından kayar gider
Sağmal hayvanlarda da sizin için elbette bir ibret vardır. Size onların karınlarındaki fışkı ile kan arasından, içenlerin boğazından kolaylıkla geçen dubduru (ve tertemiz) bir süt içiriyoruz.
Muhakkak ki sizin için, sağmal hayvanlarda da gerçekten bir ibret vardır. Size on(lar)ın karınlarındaki fışkı ile kan arasından, içenlerin boğazından kolayca geçen hâlis bir süt içiriyoruz.
Evcil hayvanlarda da sizin için ibret var. Yedikleri ile kan arasından oluşan ve karınlarından çıkan, içenler için, katkısız, lezzetli ve içimi kolay olan sütlerini size içiririz.
Sizin için davarlarda da ibret vardır: Size, onların karnındaki fışkı ile kan arasında olan sütten içiririz ki o süt halis [¹] tir, içenlerin boğazlarından kolaylıkla geçer.
İsmail Hakkı İzmirli Nahl Suresi 66. Ayet Açıklaması
[1] Kanın, tortunun fışkının tadı, kokusu, rengi asla karışmaz.
Kadri Çelik
Sizin için sağmal hayvanlarda da elbette ibretler vardır. Size onların karınlarında sindirilmiş gıdalar ile kan arasından, içenlerin boğazından kolaylıkla kayan dupduru bir süt içirmekteyiz.
Gerçek şu ki, sütlerini sağdığınız evcil hayvanların o mükemmel yaratılışında da sizin için ibret verici yönler vardır. Şöyle ki: Biz bu hayvanların karınlarındaki yarı sindirilmiş gıdalarla kan arasındansalgılanan ve içenlerin boğazından kayıp giden lezzet verici ve tertemiz süt içiriyoruz size.
Sizin için Ehil Hayvanlar’da elbette ibret vardır.
Size, onun karınlarındaki şeylerden, dışkı ile kan arasından, içenlere içimi kolay halis süt veriyoruz.
Sizin için, karınlarındaki sindirilmiş gıdalar ile kan arasından, içimi kolay, halis bir süt (yaratarak) içirdiğimiz hayvanlarda da elbette (Allah’ın kudretine işaret eden) ibretler vardır.
Ve muhakkak ki, sizin için (sağmal) hayvanlarda da (çıkarılacak) bir ders vardır: hayvanın karnında, [bedeninden] atılacak artıklarla kan arasından [salgılanan] ve içenlere lezzet ve ferahlık veren katıksız süt içiriyoruz size. 75
Sizin için sağmal hayvanlarda da bir ibret vardır. Nitekim size, onların karınlarındaki besin artıklarıyla kan arasından süzülüp gelen ve içenlerin boğazından yağ gibi akıp geçen tertemiz halis bir süt içiriyoruz. 6/142...144, 16/5, 26/133, 36/71, 39/6
Yine sizin için sağmal hayvanlarda da alınacak bir öğüt vardır: size hayvanın karnında[2148] sindirilen şeylerden oluşan,[2149] atıklarından ve kanından ayrışarak süzülüp gelen[2150] saf ve lezzetli, sindirimi kolay bir süt içiriyoruz.
[2148] Lafzen: “onun karınlarındaki..” Fî-butûnihîde “onlara” tekabül eden dişil-çoğul ha zamiri yerine, tekil-eril hu zamirinin kullanılması farklı yorumlara konu olmuştur. Kur’an’da ‘kural dışı’ sayılabilecek buna benzer örnekler bulunmaktadır. Mesela: En’âm 78’de güneşi gösteren zamir hâzihi yerine hâzâ olarak gelmiştir. Şu’arâ 35’te kraliçenin gelişi caet yerine cae ile ifade edilmiştir. Tahrim 12’de fîhâ yerine Meryem’e giden zamir eril formda fîhi olarak gelmiştir. Oysa aynı anlamdaki Enbiya 91’de standarda uygun biçimde fihâ olarak kullanılmıştır. ‘Abese 12’de dişil kullanım zekerahâ yerine eril olarak zekerahû gelmiştir (Ayrıca bkz: 35:28; 43:13). Bütün bunlara çeşitli dilsel açıklamalar getirilmiştir. Bu açıklamalara, Arap dilinin Kur’an’ın inişinden çok sonra derlenmesi ve kurallı hâle getirilmesi de eklenebilir. Kur’an’ın, Arap dili kurallarının tesbitinden çok önce indiği müsellem bir hakikattir. O hâlde yapılması gereken, önceden inmiş bir hitabın sonradan belirlenmiş kurallara uygun olup olmadığını denetlemek değildir. Bu mantıklı da değildir. Olması gereken, dil kurallarının, o dilin en temel kaynağı olan hitaba/metne uygun olup olmadığını tesbit etmek, kuralları, onlardan çok önce var olan ve o kuralların kendisinden yola çıkılarak tesbit edildiği kaynak metne bakarak belirlemektir. Aksi bir tutum, evladı anaya değil anayı evlada nisbet etmek olur. Sözün özü: Esas olan, kurala uygun ‘kitap’ değil kitaba uygun kuraldır.
[2149] Lafzen: “şeylerden”. Mimma birleşik edatının anlam alanına “sindirilen” lafzı doğal olarak dahil olduğu için paranteze alma gereği duymadık.
[2150] Lafzen: “arasından”. Beyn, hem “seçip ayırma” hem de “birleştirme ve buluşturma” anlamlarına gelen zıt anlamlı bir kelimedir (Lisân). Kelimenin bu yapısı bizi “sentez ve analiz” zıt anlamına götürür. Bağlamına göre kimi zaman ikisinden birini, kimi zaman da her ikisini birden içerdiği görülür (Krş: İtkân II, 188). Bu bağlam, kelimenin iki anlamını da kapsamaktadır: Hayvanın karnında sindirilen şeylerin posa ve atıklarıyla kana dönüşen unsurları ayrıştırıldıktan sonra, üçüncü bir unsur olarak bir de sütün süzülüp gelmesi… İbaredeki min edatı, çeviriye “süzülüp gelen” şeklinde yansımıştır. Min beyni ibaresinin lafz manası olan “arasından” karşılığı, sütün ne kan gibi zaruri, ne de atık gibi yararsız bir madde olmayıp, ikisi “arasında” bir mahiyette oluşuna atıf olarak da yorumlanmıştır (Esed).
Ömer Nasuhi Bilmen
Ve şüphe yok ki, sizin için sağmal hayvanlarda da elbette bir ibret vardır. Size onların karınlarındaki fışkı ile kan arasından halis bir süt içiriyoruz ki, içenlerin boğazından kolaylıkla geçer gider.
Doğrusu davarlarda da size deliller vardır: Zira size onların karınlarındaki işkembe ile kan arasından, halis bir süt içiriyoruz ki içenlerin boğazından âfiyetle geçer.
Hayvanlarda da sizin için ibret vardır. Size onların karınlarından, fışkı ile kan arasıdan (çıkardığımız) halis, içenlere (içimi) kolay süt içiriyoruz.
Sizin en’âmdan (koyun, keçi, sığır ve deveden) alacağınız ders vardır. İçlerindeki fers[1] ile kanın ayrışmasından[2] oluşan ve içenlerin boğazından kayıp giden saf bir sütü size içiririz.
[1] Ulaşabildiğimiz tefsir ve melallerde ayetin "min beyni fersin ve demin" cümlesine "kan ile fışkı arasından" diye anlam verilmiştir. "Beyn" kelimesine "arasında" yani "vast" anlamı verilebilir ama onun asıl anlamı "ayırmak" yani "firak"tır. Bu ayet için uygun olan firak anlamıdır.
Şaban Piriş
Sizin için hayvanlarda da ibretler vardır. Size, onların karınlarındaki dışkı ile kan arasında halis, içenlerin boğazından kolayca geçen bir süt içiriyoruz.
Davarlarda da sizin için bir ibret vardır. Onların karınlarında kan ve dışkı arasından çıkan ve içenlerin boğazından kolaylıkla geçen halis bir sütle sizi besleriz.
Hayvanlarda da sizin için kesin bir ibret vardır. Size onların karınlarından, fışkı ile kan arasından halis bir süt içiriyoruz ki, içenlerin boğazlarından kayar gider.