Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 1976, sondan 4261. ayet; 16. sure ve Nahl Suresinin 75. ayetidir. Nahl Suresi 75. ayetinin kelime sayisi 27, harf sayısı 102 ve toplam ebced değeri ise 6242 olarak hesaplanmıştır. Nahl Suresinin toplam ebced değeri 557686 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
Arapça Metin
ضرب الله مثلا عبدا مملوكا لا يقدر على شيء ومن رزقناه منا رزقا حسنا فهو ينفق منه سرا وجهرا هل يستون الحمد لله بل اكثرهم لا يعلمون
Allah, hiçbir şeye gücü yetmeyen ve başkasının malı olan bir köle ile, kendisine verdiğimiz güzel rızıktan gizli ve açık olarak Allah yolunda harcayan kimseyi misal verir. Bunlar hiç eşit olur mu? Hamd Allah’a mahsustur, fakat onların çoğu bilmezler.
Bu iki âyette insanların içinde yaşadıkları tecrübelerden yola çıkılarak, onların sağ duyusuna hitap edilmek suretiyle şirk inancının anlamsızlığına ve mantıksızlığına dikkat çekilmektedir. Burada örnekleri verildiği gibi gerek ekonomik ve sosyal yönden gerekse psikolojik ve ahlâkî bakımdan farklı seviyelerde bulunan iki insan arasında bile bir denklik kurulması apaçık bir haksızlık ve mânasızlık olarak görüldüğüne göre Allah ile diğer varlıklar arasında nasıl bir benzerlik kurulabilir?
İlk âyetin asıl amacının, müminle kâfir arasında bir karşılaştırma yaparak bunların birbirlerine denk tutulamayacağını anlatmak olduğu ileri sürülmüşse de (Taberî, XI, 148-149; Râzî, XX, 83-84), müfessirlerin çoğunluğuna göre her iki âyetin de asıl amacı, Allah’ı her türlü ortaklık iddialarından tenzih edip tevhid ilkesini vurgulamaktır. Ayrıca burada dolaylı olarak yüce Allah’ın insanlar için olumlu ve gerekli gördüğü bazı imkânların ve niteliklerin de altı çizilmiş bulunmaktadır ki bunları muktedir olma, geniş maddî imkâna sahip bulunma, infak etme, ifade gücü, özgürlük, üzerine aldığı işi hayırlı ve başarılı bir şekilde sonuçlandırma, adaleti hâkim kılma ve istikamet sahibi olma şeklinde sıralayabiliriz.
Mehmet Okuyan
Allah hiçbir şeye gücü yetmeyen, başkasına ait bir köle ile katımızdan kendisine verdiğimiz güzel rızıktan gizli ve açık olarak harcayan (hür) bir kimseyi örnek vermektedir. Bunlar hiç eşit olurlar mı! [Hamd] (övgü) Allah içindir. Fakat onların çoğu (bunu) bilmezler.
Yüce Allah bu ayette özgürlüğün insan için ne kadar önemli olduğuna dikkat çekmektedir.
Bayraktar Bayraklı
Allah, hiçbir şeye gücü yetmeyen ve başkasının malı olan bir köle ile, kendisine katımızdan verdiğimiz güzel rızıktan gizlice ve açıkça veren kimseyi örnek veriyor. Bunlar hiç eşit olur mu? Övgü Allah'a aittir; fakat çoğu bunu bilmez.
Allah, hiçbir şeye gücü yetmeyen ve başkasının malı olmuş bir abd¹ ile tarafımızdan kendisine iyi bir rızık verip de ondan gizli ve açık olarak yardımda bulunan bir kimseyi örnek verir. Bunlar, hiçbir olurlar mı? Hamd, Allah'a mahsustur. Ne var ki onların çoğu bilmezler.
1- “Abd”, kul demektir. Kul olma, boyun eğme, alçalma, kendisini aşağı tutma gibi anlamlara gelmektedir. Bu kulluğun; Allah'a özgü olanı, ibadet ve hizmetle olanının yanı sıra bir de köle anlamında insan için zorla yaptırılan kulluk vardır.
Ahmet Akgül
Allah, gücü hiçbir şeye yeterli-başarılı olamayan ve başkalarının mülkünde (ve güdümünde) bulunan (birisi) ile; kendisine tarafımızdan güzel bir rızık (çeşitli ve etkili nimet ve fazilet) verdiğimiz, böylece ondan gizli ve açık infak eden (toplum kendisinden fayda gören) kimseyi örnek gösterdi; (şimdi) bunlar hiç eşit olur (ve aynı tutulur) mu? (Oysa Allah Adildir ve herkese hak ettiğini verecektir.) Hamd (övgü ve teşekkür) Allah’a mahsustur, fakat onların çoğu bunu bilmemektedir.
Allah bir örnek getirmiştir: Bir köle olsa ve hiçbir şeye gücü yetmese ve bir de güzel bir surette rızıklandırdığımız birisi bulunsa da rızıklandırdığımız şeylerin bir kısmını, gizli, açık yoksullara harcasa, onları geçindirse bunlar eşit ve denk olur mu hiç? Hamd Allah'a, eşit değildir bunlar, fakat çoğu bilmez.
İşte Allah, size iki insan örneği veriyor. Bir köle olsa ve hiç birşeye gücü yetmese ve bir de, güzel bir şekilde rızıklandırdığımız birisi bulunsa da, rızıklandırdığımız şeylerden bir kısmını gizli, açık doğru yolda harcasa, bu hür kimse ile köle, eşit ve denk olur mu? Eksiksiz tüm övgüler Allah'a mahsustur, ne varki insanların çoğu bilmezler.
Allah, hiçbir şeye gücü yetmeyen, başkasının malı olmuş bir köle ile, kendisine tarafımızdan güzel rızık ve servet verilen ve ondan gizli ve aşikâre, karşılık beklemeden, gönüllü harcayan hür bir insanı misal veriyor. Hiç bunlar eşit olur mu? Bütün övgüler Allah'a yakışır. Fakat onların çoğu bunu bilmezler.
Allah, hiçbir şeye gücü yetmeyen ve başkasının mülkiyeti altında olan köleyle kendisine güzel bir rızık verdiğimiz ve ondan gizli ve açık infak eden kimseyi örnek olarak vermektedir. Bunlar eşit olurlar mı? Hamd yalnız Allah'adır. Fakat onların çoğu bilmezler.
Allah, (kendisine ortak koştuğunuz ilahlar konusunda) hiç bir şeye gücü yetmeyen ve başkasının mülkünde olan ile, tarafımızdan kendisine güzel bir rızık verdiğimiz, böylelikle ondan gizli ve açık infak eden kimseyi örnek olarak gösterdi; bunlar hiç eşit olur mu? Hamd Allah'ındır; fakat onların çoğu bilmezler.
Allah, şunu temsil buyurdu: Hiç bir tasarrufa gücü yetmiyen halis bir köle, bir de tarafımızdan kendisine güzel bir rızık verilip de ondan gizli ve aşikâr harcayan kimse... Hiç bunlar müsavi olur mu? (O halde putları Allah'a nasıl eş tutuyorlar?). Bütün hamd Allah'a mahsustur. Doğrusu insanların çoğu (Bu hakikatleri) bilmezler.
Allah, hiçbir şeye gücü yetmeyen, başkasının malı olmuş bir köle ile hazinelerimizden kendisine verdiğimiz güzel rızıktan gizli ve açık olarak harcayan (hür) bir kimseyi misal verir. İşte bunlar hiç eşit olurlar mı?. (Durum bu iken, siz hiçbir özelliği olmayanları, her şeyi yaratan Allah’a eşit tutuyorsunuz. Allah’ı da öyle anlıyorsunuz.) Hâlbuki bütün hamd ve şükre sebep olan şeyler Allah’ındır. Fakat çokları bunu bilmiyorlar.
Allah size, hiçbir şeye gücü yetmeyen bir köleyle, kendisine güzel azık verilerek, gizli, açık onu harcayanı örnek veriyor; bunlar bir midir? Allaha öğüş, onlarınsa birçokları bilmezler
Allah, hiçbir şeye gücü yetmeyen ve başkasının malı olan bir köle ile kendisine verdiğimiz güzel rızıktan gizli ve açık olarak Allah yolunda harcayan kimseyi misal verir. Bunlar hiç eşit olur mu? Doğrusu bütün övgüler Allah'a mahsustur. Fakat onların çoğu (bunu) bilmezler.
Allah, hiçbir şeye gücü yetmeyen ve başkasının malı olan bir köle ile, kendisine verdiğimiz güzel nimetlerden gizlice ve açıkça sarfeden kimseyi misal gösterir: Hiç bunlar eşit olur mu? Övülmeğe layık olan Allah'tır, fakat çoğu bilmezler.
Allah, hiçbir şeye gücü yetmeyen, başkasının malı olmuş bir köle ile katımızdan kendisine verdiğimiz güzel rızıktan gizli ve açık olarak harcayan (hür) bir kimseyi misal verir. Bunlar hiç eşit olurlar mı? Doğrusu hamd Allah'a mahsustur. Fakat onların çoğu (bunu) bilmezler.
Allah Teâlâ bu âyette bir benzetme yapmıştır. Hürriyetine sahip olmayan köleler ile güzel bir rızık ile rızıklandırıldıktan sonra, onu fakir ve yoksullara harcayan hür ve zengin kimseler eşit olur mu? Elbette bunlar eşit olmazlar. İşte bunun gibi, Allah’tan başkasına tapanlar da taptıkları şeylerin köleleri durumundadırlar.Yalnızca Allah’a ibadet eden müminler ise hür kimselerdir. Onlar Allah’tan başka hiçbir gücün karşısında eğilmezler. Elbette ki bu iki gurup da eşit değildir.
Edip Yüksel
ALLAH, hiçbir şeye gücü yetmeyen, sahiplenilmiş bir köle ile kendi tarafımızdan güzelce rızıklandırdığımız, o rızıktan gizli ve açık yardım için harcayan kişiyi örnek olarak verir. Bu ikisi hiç bir olur mu? Övgü ALLAH'adır, ancak çokları bilmezler.
Allah, hiçbir şeye gücü yetmeyen, başkasının malı olmuş bir köle ile, kendisine güzel bir rızık verilen ve o rızıkdan gizli ve açık olarak harcayan hür bir insanı misal verdi. Hiç bunlar eşit olur mu? Bütün hamd Allah'a mahsustur. Doğrusu insanların çoğu bilmezler.
Allah şunu temsil getirdi: bir abdi memlûk, hiç bir şey'e kudreti yok, bir de o zat ki kendisine tarafımızdan güzel bir rızık nasîb etmişiz de o ondan gizli, açık infak edip duruyor, hiç bunlar müsavi olurlar mı? Bütün hamd Allahındır amma çokları bilmezler
Allah şöyle bir mesel irâd etdi: Hiç bir şey'e gücü yetmeyen memlûk bir kul, bir de (hür) bir zât ki kendisine tarafımızdan güzel bir rızk nasıyb etmişizde o, bundan gizli ve aşikâr harcayıp duruyor. Bunlar hiç müsâvî olurlar mı? (Bütün) hamd Allahındır. Hayır, onların çoğu bilmezler.
Allah şöyle bir misâl getirdi: Hiçbir şeye gücü yetmeyen, başkasının mülkü olmuş bir köle ile; bir de kendisini tarafımızdan güzel bir rızıkla rızıklandırdığımız (ve) böylece bundan gizli ve açık olarak sarf eden kimse, hiç bir olurlar mı (ki âciz putları, herşeye kadir olan Allah ile bir tutuyorsunuz)? Hamd, Allah'a mahsustur. Fakat onların çoğu bilmezler.
Allah size hiçbir şeyi kendisi için planlamaya gücü yetmeyen sahipli bir köle insanla, kendisine güzel bir rızık verdiğimiz ve bu rızıklardan gizli ve açık ihtiyaç sahiplerine veren iki insanı misal veriyor. Şimdi bu ikisi gibi olanlar eşit midir? Hamd (övgü) bütünüyle Allah’a aittir. Ama onların çoğu bunu bilmiyor.
Allah misal getirmiştir: hiçbir şeye kaadir olmayan memlûk bir kul ile tarafımızdan güzel bir rızka, geniş bir servete nail olarak gizli ve aşikâr surette harceden bir hür ile biri memlûk kul bir midir? [¹] Allah/a hamdolsun. Hayır, onların pek çoğu Allah/ın hamde lâyık olduğunu bilmezler.
İsmail Hakkı İzmirli Nahl Suresi 75. Ayet Açıklaması
[1] Bir köle ile hür, bir olmadığı halde nasıl olur da cemat makulesi olan putlar, Allah ile bir olur?
Kadri Çelik
Allah, hiç bir şeye gücü yetmeyen ve başkasının mülkünde olan köle ile katımızdan kendisine verdiğimiz güzel rızıktan gizli ve açık olarak harcayan (hür) bir kimseyi örnek olarak gösterir; bunlar hiç eşit olur mu? Bütün övgüler Allah'a özgüdür; fakat onların çoğu bilmezler.
Allah, şu iki adamı size örnek olarak anlatıyor: Bunlardan birisi, hiçbir şeye gücü yetmeyen ve başkasının malı olan bir köledir; diğeri ise, kendisine katımızdan güzel nîmetler bahşettiğimiz hür ve zengin bir insandır ki, bu nîmetlerden gizli. açık Allah yolunda infak edip, harcıyor. Şimdi düşünün, hiçbir şey yaratamayan birtakım âciz varlıkları ilâh edinerek onların kulu, kölesi olan inkârcılarla, göklerin ve yerin mutlak Efendisi olan Allah’a kulluk ederek gerçek onur ve özgürlüğü elde eden müminler hiç aynı olabilirler mi? Elbette hayır!.. O hâlde, sahte ilâhların, bâtıl inanç ve hurâfelerin, boyunduruğunda yaşamak ya da bunlardan kurtularak, her şeye kadir olan Allah’a kul köle olmak ve böylece, özgürlük ve onuru yeniden kazanmak! Kur’an’ın gösterdiği apaydınlık yolda yürüyerek, mutluluğun egemen olduğu bir dünya kurmak! Allah’ın ve elçilerinin çağrısına uyarak, sonsuz cennet nîmetleri içinde ebedî bir hayat yaşamak! İşte iki tip insan... Ama unutmayın ki, göklerin ve yerin hazineleri Allah’ın katındadır ve madem ki bütün nîmetler O’nundur, o hâlde bütün teşekkür ve övgüler de yalnızca Allah’ayöneltilmeli, sadece O’na kulluk ve ibâdet edilmelidir! Ne var ki, onların çoğu bunu bilmezler.
Allah, bir şeye güç yetiremeyen köle bir kulu misâl verdi.
Tarafımızdan güzel bir rızık ile rızıklandırdığımız, böylece gizli ve açık olarak bundan infâk eden / harcayan kimseyi de (misâl verdi).
Bunlar eşit olur mu?
Allah’a Hamd olsun!
Aksine, onların çoğu bilmez.
Allah (bir de size); hiçbir şeye gücü yetmeyen ve başkasının kölesi olan kimse ile Bizim kendisine verdiğimiz güzel rızıklardan, gizli ve açık infak eden kimsenin eşit olmadıklarını,1 örnek verdi.2 Hamd Allah’adır fakat onların çoğu bunu bilmiyorlar.
1 (هَلْ يَسْتَوُونَ) Sorusu inkari olduğu için, (يَسْتَوُونَ) fiili olumsuz olarak tercüme edilmiştir. Burada (يَسْتَوُونَ) fiilinin ikil değil de çoğul kullanılması; bu mukayesenin, yalnız iki kişi arasında değil, iki sınıf arasında olduğuna işarettir. Yani, “köleler sınıfı ile hürler sınıfı hiç eşit olurlar mı? Elbette olmazlar” demektir. 2 Buradaki benzetmeye göre; Allah putları hiçbir şeye gücü yetmeyen ve başkasının kölesi olan kimselere benzetmiştir. Bununla da putların veya putlaştırılanların kendilerine değil, arkalarındaki “derin güçlere” dikkat çekilmektedir.
Muhammed Esed
Allah [işte size iki insan] örneği veriyor: [biri] hiçbir şeye gücü yetmeyen, başkasına bağımlı bir köle; [diğeri de] kendisine katımızdan [bir armağan olarak] güzel bir rızık bahşettiğimiz [özgür] bir insan ki, o rızıktan gizli-açık [gönlünce, doğru yolda] harcamalar yapıyor. İmdi, (düşünün), bu iki insan hiç bir tutulabilir mi? 85 Bütün övgüler Allah'a yakışır: ama onların çoğu bunu bilmezler.
Bakın Allah, size şöyle bir misal veriyor: Başkasının boyunduruğu altında olan ve hiçbir şeye gücü yetmeyen biri ile kendisine bolca rızık verdiğimiz ve ondan gizli veya açık dilediği gibi harcayan biri eşit olur mu? Övgülerin tümü her nimeti veren Allah’a aittir fakat insanların çoğu bunu bilmiyorlar. 6/99, 9/60, 13/3...5, 30/39, 34/39
(İşte, örnek olarak) Allah size şu misali verir: Başkasının boyunduruğu altındaki köle sınıfına[2165] mensup birini (düşünün; bir de) kendisine tarafımızdan güzel bir rızık verdiğimiz ve ondan açık ve gizli hayırda bulunan (hür) birini… Şimdi bunlar bir tutulabilir mi?[2166] Övgülerin en mükemmeline yalnız (iradeyi yaratan) Allah lâyıktır: fakat onların çoğu (bunun dahi) farkında değiller![2167]
[2165] İkil form kullanılmayıp da çoğul form olan hel yestevûne şeklinde kullanılması, sadece iki bireyin değil, bunların mensup olduğu iki sınıfın kıyaslandığının delilidir (Elmalılı). “Köle sınıfı” şeklindeki çevirimizin gerekçesi budur.
‘Abd kelimesi Kur’an’da tekil olarak 27 yerde kullanılır. Bunlardan sadece üçü “köle” anlamında, gerisi
“kul, Allah’a kullukla mükellef insan” anlamındadır. Üç kullanımdan birisi bu âyette, diğer ikisi Bakara 178 ve 221’dedir. ‘Abd’in “köle” mânası bu âyette zahir olmuştur. Zira ‘abden memlûken şeklinde bir sıfatla gelmiştir. Yukarıdaki sayım-döküm’ün bize gösterdiği şey ‘abd kelimesinin Kur’an’da galibiyetle “kul olan insan” anlamında kullanıldığıdır. Cahiliyye döneminde bu anlamda kullanıldığı bilinmemektedir. Bu durumda kelime, anlamı Kur’an tarafından boşaltılıp yeniden doldurulmuş/tanımlanmış kelimeler grubuna dahil olmuş olur. ‘Abdin çoğul kullanımında iki form göze çarpmaktadır: ‘abîd ve ‘ıbâd. Kur’an’da yalnızca 5 kez geçen ‘abîd, her seferinde Allah’ın kullarına zulmetmekten beri olduğunu ifade bağlamında geçer, ‘ıbâd çoğulu ise 97 kez gelir. Bu durumda ‘abîdin iman etmemiş kullar için ‘ıbâdın mümin kullar için kullanıldığı sonucuna ulaşırız.
[2166] Cevap belli: Bir tutulamaz? Şu hâlde: Eğer aynı türe ait olduğu hâlde bu ikisi dahi bir olmazsa, yaratan (Hâlik) ile yaratılan (mahluk) arasında nasıl bir benzetme yapılabilir?
[2167] Yani “özgürlüğün Allah’ın en büyük ihsanı olduğunun dahi…” Burada karşılaştırılan iki sınıfın, hürler ve köleler, iradeliler ve iradesizler olduğu açık. Buradaki hamd de, Allah’ın insana verdiği özgür iradenin hamdi olsa gerektir.
Ömer Nasuhi Bilmen
Allah Teâlâ bir mesel irad etti: «Bir memduh kul ki, hiçbir şey üzerinde kâdir değil ve bir kimse ki, onu tarafımızdan güzel bir rızk ile merzûk etmişizdir de o ondan gizli ve aleni olarak infak etmektedir. Ya hiç bunlar müsavî olurlar mı?» Hamd Allah'a mahsustur fakat onların çokları bilmezler.
Allah size bir temsil getiriyor: Bir tarafta bir şahsın kölesi olup hiçbir güç ve yetkisi olmayan âciz bir adam, öbür tarafta kendisine tarafımızdan bol bol rızık ve imkân nasib ettiğimiz bir zat ki o maldan gizli - açık dilediği gibi harcayıp kullanıyor. Hiç bu ikisi eşit tutulabilir mi? Bütün hamdler, övgüye vesile olan her şey, Allah'a aittir. Ne var ki onların çoğu bunu bilmezler.
Allah, hiçbir şeye gücü yetmeyen ve başkasının malı olan bir köle ile; kendisine güzel rızık verdiğimiz, o rızıktan gizli ve açık harcayan kimseyi misal olarak anlattı. Hiç bunlar bir olurlar mı? Hamd Allah'a mahsustur, fakat çokları bilmezler.
Allah'tan başkasına tapan kimse, başkasının malı olan, hürriyetten yoksun, âciz köle durumundadır. Çünkü o, irâdesini bir yaratığın eline vermiş, köleleşmiştir. Allah'a kul olan ise, yaratıklara kölelikten kurtulmuş, tam özgürlüğe kavuşmuştur. Zira o, herşeyi yalnız Allah'tan beklediğinden, menfaat için kimseye boyun eğmez. İşte böylesi de elindeki malı, istediği gibi sarf edebilen hür insan durumundadır. Elbette bu iki tip insan bir olmaz. Âyetteki misâl ile, bu gerçek anlatılıyor.
Süleymaniye Vakfı
Allah size bir benzetme yapıyor; hâkimiyet altında olup hiçbir şeye gücü yetmeyen bir esir, bir de kendine güzel rızık verdiğimiz ve onu gizli-açık hayra harcayan kişi. Hiç bunlar bir olur mu? Allah ne yaparsa güzel yapar ama onların çoğu bunu bilmezler.
[*] Bunlar bir olmazsa Allah ile uydurduğunuz ilahlar nasıl bir olur.
Şaban Piriş
Allah, size, başkasının mülkiyetinde olan ve hiç bir şeye gücü yetmeyen bir köle ile tarafımızdan güzel bir rızıkla rızıklandırdığımız ve kendisi de ondan gizli ve açıktan infak eden kimseyi örnek gösteriyor. Hiç bunlar eşit olur mu? Hamd Allah'a mahsustur. Fakat, onların çoğu bilmiyor.
Allah, başkalarının sahipliği altında bulunan ve elinden hiçbir şey gelmeyen bir köle ile, tarafımızdan güzel bir rızıkla nasiplendirdiğimiz ve bu rızıktan gizli ve açık bağışta bulunan kimseyi misal olarak verdi. Bunlar bir olur mu hiç? Hamd Allah'a mahsustur. Lâkin onların çoğu bunu bilmez.
Allah şöyle bir örnekleme yaptı: Hiçbir şeye gücü yetmeyen, başkasının eşyası durumunda bir kul/köle ile bizden bir güzel rızıkla rızıklandırdığımız ve ondan gizli-açık dağıtan bir kişi. Bunlar aynı olur mu?! Bütün övgüler Allah'adır ama onların çokları bilmiyorlar.
Vurdı Tañrı Ta‘ālā, meẟel eyitdi: Bir ḳul ki mülk içinde ola, güciyitişmeye bir nesneye. Ol kimse bile ki rızḳ virdük bizden özine yaḫşı rızḳ,ol ḫarc ider andan gizlü ve āşikāre. İkisi berāber olur mı? Olmazlar. ŞükrTañrıya, bel ki anlar çoġı bilmezler.