Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 1994, sondan 4243. ayet; 16. sure ve bu surenin 93. ayetidir. Bu ayetin kelime sayisi 17, harf sayısı 68 ve toplam ebced değeri ise 4251 olarak hesaplanmıştır.
ولو شاء الله لجعلكم امة واحدة ولكن يضل من يشاء ويهدي من يشاء ولتسـلن عما كنتم تعملون
ولوشاءاللهلجعلكمامةواحدةولكنيضلمنيشاءويهديمنيشاءولتسـلنعماكنتمتعملون
Velev şâa(A)llâhu lece’alekum ummeten vâhideten velâkin yudillu men yeşâu veyehdî men yeşâ/(u)(c) veletus-elunne ‘ammâ kuntum ta’melûn(e)
Allah dileseydi, sizi tek bir ümmet yapardı. Fakat O, dilediğini saptırır, dilediğini de doğru yola iletir. Yapmakta olduğunuz şeylerden mutlaka sorguya çekileceksiniz.
İnsanların, dinî ve ahlâkî bakımdan farklı inanç ve davranışları benimseyip uygulayarak farklı gruplar oluşturacak şekilde yaratılmaları bir imtihan gereği olup hayat bu imtihanla anlam kazanmaktadır. Ama bu imtihanın sonunda da bir sorumluluk vardır. İnsanlar, diğer görevleri yanında ahde vefâ gösterip göstermedikleri, yeminlerini tutup tutmadıkları hususunda da yüce Allah tarafından mutlaka sorguya çekileceklerdir. Çünkü, ahdini ve yeminini bozmak, birey açısından bir ahlâk ve karakter bozukluğunu ifade ettiği gibi toplumsal hayat bakımından da bir güvensizlik ve istikrarsızlık ortamı doğurmakta, bu da hem mânevî hem de maddî bakımdan daha başka vahim sonuçlara yol açmaktadır. 94. âyetteki “...sapasağlam basmışken ayağınız kayar” ifadesinin bu istikrarsızlığa, “acı meyve”nin bundan doğan sosyal sıkıntılara, “ağır azab”ın âhiretteki cezaya işaret ettiği de düşünülebilir. Başta Zemahşerî olmak üzere birçok müfessire göre bu âyetin asıl gayesi, Hz. Peygamber’le biatleştikten sonra bu ahdini ve yeminini bozma temayülünde olanları uyarmaktır. Ancak bu durum, âyetin hükmünün genelliğini engellemez. Zemahşerî’ye göre (II, 343), bir kimsenin ahdini ve yeminini bozarak dürüstlükten sapması, bu konuda başkalarına kötü örnek olacağı için âyette bu tutum “insanları Allah yolundan saptırmak” olarak değerlendirilmiştir.
Allah dileseydi sizi tek bir ümmet yapardı fakat (Allah) dileyeni (layık gördüğünü) saptırır (sapkınlığını onaylar), dileyeni (layık gördüğünü) de doğru yola ulaştırır.Yaptıklarınızdan mutlaka sorumlu tutulacaksınız.
Benzer mesajlar: Mâide
5:48; En‘âm
6:35, 107, 149; Yûnus
10:99; Hûd
11:118-119; Ra‘d
13:31; Nahl
16:9; Secde
32:13; Şûrâ
42:8.,Bu cümle şöyle de tercüme edilebilir: “Fakat (Allah) dilediğini (layık olanı) saptırır, dilediğini (layık olanı) ise doğru yola ulaştırır”; “Fakat (Allah azabı tercih edip) dileyeni (layık gördüğünü) saptırır, (bağışlanmayı) dileyeni (layık gördüğünü) ise doğru yola ulaştırır.” Benzer mesajlar: Bakara
2:284; Âl-i İmrân
3:129; Mâide
5:18, 40; Ra‘d
13:27; İbrâhîm
14:4; Hacc
22:16; ‘Ankebût
29:21; Fâtır
35:8; Fetih
48:14; Müddessir
74:31.
Allah dileseydi hepinizi bir tek ümmet yapardı; fakat O, dileyeni saptırır, dileyeni de doğru yola iletir. Yaptıklarınızdan elbette sorgulanacaksınız.[275]
[275] Ümmet kavramı hakkında geniş bilgi için bk. Bayraklı, KUR’ÂN TEFSÎRİ, XI, 77-80; II, 273-278.
Allah, dileseydi sizi tek bir ümmet¹ yapardı. Fakat Allah dileyeni saptırır, dileyeni de hidayete iletir. Siz, yaptığınız her şeyden sorumlu tutulacaksınız.²
1- Toplum, topluluk. İnsan soyu. Ümmet, toplum anlamının yanı sıra aynı tür canlı topluluğuna da verilen isimdir. Örneğin kuşlar bir ümmettir. Kavram olarak; aynı inanç, düşünce ve amaca sahip topluluk demektir. 2- Bu cümleden de anlaşılıyor ki dilediğini seçme sorumluluğu kişinin kendisine aittir.
Eğer Allah dileseydi, sizi (aynı din ve kavim üzerindeki) tek bir ümmet kılardı; ancak (zulüm, küfür ve kötülük ehlinden) dilediğini saptırır, (iman, iyilik ve istikamet sahibi kimselerden) dilediğini hidayete erdirir. Ve siz bütün yaptıklarınızdan muhakkak sorumlu tutulacaksınız (sual edileceksiniz).
Allah dileseydi sizi bir tek ümmet olarak halk ederdi, fakat o, dilediğini saptırır, dilediğini doğru yola sevk eder ve yaptıklarınızdan dolayı mutlaka sorguya çekileceksiniz.
Çünkü Allah dileseydi, sizleri tek tip bir toplum yapardı; ama sapmak isteyeni saptırıp doğru yola ulaşmak isteyeni de doğru yoluna iletiyor. Ve şüphesiz yaptıklarınızdan dolayı mutlaka sorguya çekileceksiniz.
Allah'ın sünneti, düzeninin yasaları içinde, iradesinin tecellisine uygun olsaydı, elbette sizi aynı inanç ve düşünceyi paylaşan bir tek millet yapardı. Fakat Allah, insanları irade hürriyetine ve seçme özgürlüğüne sahip kıldığı için, sünnetine, düzeninin yasalarına uygun olarak, iradesinin tecellisine tâbi, akıllı ve sorumlu varlıkların hak yoldan uzaklaşıp, dalâleti tercihlerine özgürlük tanır, sünnetine, düzeninin yasalarına uygun olarak, iradesinin tecellisine tâbi, akıllı ve sorumlu kimseleri doğru yola da sevkeder. Yapmaya devam ettiğiniz amellerinizden sorguya, hesaba çekileceksiniz.
Allah dileseydi hepinizi tek bir ümmet yapardı. Ancak (Allah) dilediğini sapıklığa düşürür dilediğini de doğru yola eriştirir. Yapmakta olduklarınızdan mutlaka sorulacaksınız.
Eğer Allah dileseydi, sizi tek bir ümmet kılardı; ancak dilediğini saptırır, dilediğini hidayete erdirir. Yaptıklarınızdan muhakkak sorumlu tutulacaksınız.
Allah dileseydi, elbette hepinizi tek bir ümmet yapardı. Fakat Allah dilediğini sapıtır ve dilediğine de hidayet verir. Muhakkak surette hepiniz, bütün yaptıklarınızdan sorumlu tutulacaksınız.
Eğer Allah dileseydi, hepinizi tek bir ümmet yapardı. Fakat (hikmeti gereği) bazılarını saptırır, bazılarını da doğru yola iletir. Ve yapmakta olduğunuz şeylerden mutlaka sorguya çekileceksiniz.
Allah dileseydi, bir tek ümmet olarak yaratırdı sizleri, oysa sapıttırır istediğin, istediğin doğru yola götürür; herhalde işlerinizden sorulursunuz
Allah dileseydi, hepinizi tek bir ümmet yapardı. Fakat O, (doğru yoldan uzaklaşmak) isteyeni sapıklıkta bırakır, (gerçeğe ulaşmak) isteyeni de doğru yola iletir. Unutmayın ki sizler yaptığınız işlerden dolayı mutlaka sorguya çekileceksiniz.
Allah dileseydi sizi tek bir ümmet yapardı. Ama O, istediğini saptırır, istediğini doğru yola eriştirir. İşlediklerinizden, and olsun ki, sorumlu tutulacaksınız.
Allah dileseydi hepinizi bir tek ümmet kılardı; fakat O, dilediğini saptırır, dilediğini de doğru yola iletir. Yaptıklarınızdan mutlaka sorumlu tutulacaksınız.
ALLAH dileseydi sizi bir tek toplum kılardı. Ancak, dilediğini saptırır, dilediğine de yol gösterir. Elbette yaptıklarınızdan sorulacaksınız.
Ayetin orta cümlesi, "dileyeni saptırır, dileyene yol gösterir" biçiminde anlaşılsada sonuç değişmemektedir. Tanrının içtenlikle gerçeği arayanları doğru yola ilettiğini ancak yeterli içtenliğe ve temiz niyete sahip olmayanlarında gerçeği görmesini engellediğini görüyoruz (
6:110;
7:146;
21:51;
37:84). Bak
57:22.
Allah dileseydi elbette hepinizi tek bir ümmet yapardı. Fakat Allah dilediğini saptırır ve dilediğine de hidayet verir. Şüphesiz ki, (kıyamet gününde) bütün yaptıklarınızdan sorumlu tutulacaksınız.
Allah, dilese idi elbet hepinizi bir tek ümmet yapardı ve lâkin o, dilediğine dalâlet, dilediğine hidayet buyurur ve her halde hepiniz bütün yaptıklarınızdan mes'ul olacaksınız
Allah dileseydi sizi (hepinizi) bir tek ümmet yapardı. Şu kadar ki O, kimi dilerse onu sapıklıkda bırakır, kimi de dilerse onu hidâyete iletir. Yapageldiğiniz işlerden elbette mes'ûl olacaksınız.
Hâlbuki Allah dileseydi, sizi elbette tek bir ümmet (olarak aynı din üzere)yapardı; fakat (O,) dilediğini (kendi isyânı yüzünden) dalâlete atar; dilediğini ise (hikmetine binâen kendi lütfundan) hidâyete erdirir. Ve (siz), yapmakta olduğunuz şeylerden mutlaka sorulacaksınız.(3)
(3)“Ebedî te’sîri ve azîm ehemmiyeti bulunan emânet-i kübrâ hamelesi (en büyük emânetin taşıyıcısı) ve arzın halîfeleri olan insanların ef‘âlleri ve âsârları ve akvâlleri ve hasenât ve seyyiâtları(fiilleri, eserleri, sözleri, iyilikleri ve kötülükleri), kemâl-i dikkatle (tam bir dikkatle) muhâfaza edilir. Sonra muhâsebesi görülecektir. Âyâ (acabâ) bu insan zanneder mi ki, başıboş kalacak? Hâşâ! Belki insan, ebede meb‘ûsdur (gönderilmiştir) ve saâdet-i ebediyeye ve şekāvet-i dâimeye (devamlı azâba)namzeddir. Küçük büyük, az çok her amelinden muhâsebe görecek. Ya taltîf edilecek (lütuf görecek)veya tokat yiyecek.” (Lem‘alar, 17. Lem‘a, 145)
Allah dileseydi sizi tek bir ümmet yapardı. Ancak, Allah isteyeni sapıklık içinde bırakır, isteyeni de doğru yola iletir. Şüphesiz ki yaptığınız her şeyden sorulacaksınız.
Allah dileseydi sizi bir tek ümmet kılardı. Fakat O, dilediğini yoldan çıkarır, dilediğini de hidayete eriştirir. Yaptığınız işlerden sizi susturmak için her halde sorulacaksınız.
Eğer Allah dileseydi, sizi (aynı inançlara sahip) tek bir ümmet kılardı; ancak dilediğini saptırır, dilediğini hidayete erdirir. Yapmakta olduklarınızdan muhakkak sorulacaksınız.
Çünkü Allah dileseydi, hepinizi melekler gibi Allah’a kulluk eden tek tip bir toplum yapabilirdi, fakat böyle yapmadı; bunun yerine, size iyiyi kötüyü ayırt etme yeteneği vererek dilediğiniz inanç ve hayat tarzını seçme konusunda sizi özgür bıraktı. Böylece Allah, doğru yoldan uzaklaşmak isteyeni sapıklıkta bırakır, samîmî olarak doğruya, gerçeğe ulaşmak isteyeni de doğru yola iletir. Unutmayın, hepiniz bir gün Allah’ın huzuruna çıkacak ve yaptıklarınızdan dolayı mutlaka sorguya çekileceksiniz.
Allah dileseydi, sizi bir tek ümmet yapardı; ama o dileyeceği kimseleri şaşırtır, dileyeceği kimseleri de hidayete eriştirir.
İşliyor olduğunuz şeylerden sorumlu olursunuz.
Eğer Allah dileseydi, kesinlikle sizi tek bir ümmet kılardı. Ancak Allah, dilediğini şaşırtır, dilediğini de hak yola yöneltir ve (şunu iyi bilin ki) yaptıklarınızdan dolayı mutlaka hesaba çekileceksiniz.
Çünkü, Allah dileseydi şüphesiz hepinizi bir tek ümmet yapardı; 116 ama [sapmak] isteyeni saptırıp, [doğru yola ulaşmak] isteyeni de doğru yola yöneltiyor; 117 Ve şüphesiz, yaptığınız her şeyden ötürü sorguya çekileceksiniz! 118
Eğer Allah isteseydi, sizi kesinlikle tek bir ümmet yapardı.1 Fakat O sapıklığı tercih edeni sapıklıkta bırakır, doğru yolu tercih edeni de doğru yoluna iletir. Zira siz, yapıp ettiklerinizden kesinlikle sorgulanacaksınız.2, 15/48, 42/8, 23/86, 4/88-115, 6/35, 7/30-146, 13/31, 45/23, 47/25-26
Zaten eğer Allah isteseydi sizi tek bir ümmet yapardı; fakat O tercih edeni/tercih ettiğini saptırıyor, tercih edeni/tercih ettiğini ise doğru yola yöneltiyor:[2185] ne ki (tercihiniz sonucu) yaptığınız her şeyden mutlaka hesap vereceksiniz.
[2185] Men yeşâdaki fiilin çift özneyi gören konumuna dayanarak, zımnen: “Allah sapmayı tercih edenin sapmasını istiyor, hidayeti tercih edenin de hidayetini istiyor.” Âyetin son cümlesi çift faili gören çevirimizi açıkça teyit etmektedir. Çift faili birden gören men ile birlikte gelen yeşâ’ fiilinin nasıl anlaşılması gerektiği ve bu şekildeki çevirimizin ayrıntılı bir gerekçesi için bkz:
13:27 ve
14:4, ilgili notlar.
Ve eğer Allah Teâlâ dilese idi elbette sizleri bir tek ümmet kılardı. Fakat o dilediğini dalâlette bırakır ve dilediğini hidâyete erdirir ve sizler yapar olduğunuz şeylerden elbette sorulacaksınız.
Allah dileseydi sizin hepinizi bir tek ümmet yapardı. Lâkin O, dilediğini şaşırtır, dilediğini doğru yola iletir. Şu kesin ki sizler bütün yaptıklarınızdan sorguya çekileceksiniz. [10, 99; 11, 118-119]
Allah dileseydi, hepinizi, bir tek ümmet yapardı, fakat (O), dilediğini şaşırtır, dilediğini doğru yola iletir. Ve siz, mutlaka yaptığınız şeylerden sorulacaksınız.
Tercihi Allah yapsaydı sizi bir tek toplum (ümmet) yapardı. Ama (tercihi size bıraktığı için) sapıklığı tercih edeni sapık sayar, hidayeti tercih edeni de yoluna kabul eder. Yaptıklarınızdan elbette sorumlu tutulacaksınız.
Eğer Allah dileseydi, sizi elbette tek bir ümmet yapardı. Fakat o dilediğini sapıklıkta bırakır, dilediğine de doğru yolu gösterir. Yaptıklarınızdan elbette hesaba çekileceksiniz.
Eğer Allah dileseydi sizi tek bir ümmet yapardı. Lâkin O dilediğini saptırır, dilediğini de doğru yola iletir. Siz de yaptıklarınızdan sorgulanacaksınız.
Allah dileseydi, elbette ki sizi bir tek ümmet yapardı. Ama O, dilediğini saptırıyor, dilediğini de iyiye ve güzele kılavuzluyor. Yapıp ettiklerinizden mutlaka sorgu-suale çekileceksiniz.
daħı eger dilese-idi Tañrı, ķıla-dı sizi bir bölük, velīkin azdurur anı kim diler, daħı ŧoġru yol gösterür aña kim diler. daħı śornılasız andan kim olduñuz işlersiz.
Eger Tañrı Ta‘ālā dilese‐y‐di sizi bir ümmet ḳılurdı. Lākin azdurur kimidilese ve doġrı yol gösterür kime dilese. Ṣorulsañuz gerek işledü[gü]ñüzişlerden.
Əgər Allah istəsəydi, sizi (eynilə dində olan) tək bir ümmət edərdi. (Allah) dilədiyini zəlalətə salar, dilədiyini isə doğru yola yönəldər. Sözsüz ki, etdiyiniz əməllərə görə sorğu-sual olunacaqsınız!
Had Allah willed He could have made you (all) one nation, but He sendeth whom He will astray and guideth whom He will, and ye will indeed be asked of what ye used to do.
If Allah so willed, He could make you all one people: But He leaves straying(2133) whom He pleases, and He guides whom He pleases: but ye shall certainly be called to account for all your actions.*
2133 Cf.
14:4 and n. 1875. Allah's Will and Plan, in allowing limited free will to man, is, not to force man's will, but to give all guidance, and leave alone those who reject that guidance, in case they should repent and come back into Grace. But in all cases, insofar as we are given the choice, we shall be called to account for all our actions. "Leaving to stray" does not mean that we can do what we please. Our personal responsibility remains.