Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 2056, sondan 4181. ayet; 17. sure ve İsrâ Suresinin 27. ayetidir. İsrâ Suresi 27. ayetinin kelime sayisi 9, harf sayısı 48 ve toplam ebced değeri ise 3253 olarak hesaplanmıştır. İsrâ Suresinin toplam ebced değeri 473063 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
Arapça Metin
ان المبذرين كانوا اخوان الشياطين وكان الشيطان لربه كفورا
Üçüncü ödev akrabaya ve muhtaçlara iyilik etmek, hayır yapmaktır. Bu hususta önceliği olanlar akrabalar olduğu için 26. âyette onlar başa alınmıştır. Bu âyetteki “... hakkını ver” ifadesi, hem nafaka borcunu ve zekât ibadetini hem de bunun ötesinde nâfile cinsinden hayırları kapsamaktadır. Burada yoksulların da zikredilmesi, yardımın özellikle malî olanının söz konusu edildiğini gösterir. “Savurganlar şeytanların dostlarıdır” ifadesi, “Kötü iş yapmak bakımından onlarla şeytanlar arasında bir benzerlik gerçekleşir” şeklinde açıklanmıştır (Râzî, XX, 193). Râzî’ye göre âyet metninde şeytanın niteliği olarak geçen “kefûr”dan maksat, şeytanın varlığını isyana adaması, yer yüzünde bozgunculuk yapıp insanları yoldan saptırmasıdır. Bunun gibi Allah’ın kendisine mal ve mevki nasip ettiği kimse bunu Allah rızâsına aykırı yollarda kullanırsa o da şeytanın niteliği olan kefûr sıfatıyla nitelendirilir (XX, 194).
Mehmet Okuyan
Şüphesiz ki saçıp savuranlar şeytanların kardeşleridir. Şeytan ise Rabbine karşı çok nankördür.
Çünkü saçıp-savuranlar, şeytanların (imkân ve fırsatlarını boşa harcayanların) kardeşleri oluvermişlerdir; şeytan ise Rabbine karşı nankörlüğe yönelmiştir.
Mallarını gayr-i meşru yerlerde harcayarak saçıp savuranlar şeytanların, şeytan tıynetli ahlâksız azgınların, şeytanî güçlerin kardeşleridir. Şeytan da, her zaman, Rabbine karşı çok nankördür, azgın, inkârı alışkanlık haline getirmiş biridir.
(Servetlerini, zamanlarını, imkân ve yeteneklerini) boş yere saçıp savuranlar şeytanların kardeşleridir. Unutmayın ki Şeytan Rabbine karşı nankörlük etmiştir (böle yapmakla siz de Rabbinize karşı nankörlük etmiş olursunuz).
Çünkü servetlerini, zamanlarını, güç, imkân ve yeteneklerini böyle boş yere saçıp savuranlar, şeytanın kardeşi olmuşlardır. Doğrusu şeytan, Rabb’ine karşı çok nankördür.
[2255] Buradaki kânû fiili, “varoluş” (keynunet/kognitif) anlamıyla değil, “sonradan oluş” (sayruret/konstrüktif) anlamıyla çevrilmiştir. İsrâf ve savurganlığın, günah sektörünü doğuran en büyük âmil olduğu gerçeği vurgulanmaktadır.
Ömer Nasuhi Bilmen
Şüphe yok ki, saçıp savuranlar, şeytanların kardaşlarıdır. Şeytan ise Rabbine çok küfran-ı nîmette bulunmuş oldu.
26, 27. Yakınlarına, yoksula, yolda kalmışa hakkını ver, sakın saçıp savurma! Çünkü savurganlar şeytanların kardeşleri olmuşlardır. Şeytan ise Rabbine karşı pek nankördür. [25, 67]
26,27. -Akrabaya, düşküne ve yolda kalmışa hakkını ver. Fakat, saçıp savurma! Çünkü saçıp savuranlar, şeytanların kardeşleridir. Şeytan ise Rabbine karşı pek nankördür.