Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 2108, sondan 4129. ayet; 17. sure ve bu surenin 79. ayetidir. Bu ayetin kelime sayisi 12, harf sayısı 46 ve toplam ebced değeri ise 2178 olarak hesaplanmıştır.
ومن اليل فـتهجد به نافلة لك عسى ان يبعثك ربك مقاما محمودا
ومناليلفـتهجدبهنافلةلكعسىانيبعثكربكمقامامحمودا
Vemine-lleyli fetehecced bihi nâfileten leke ‘asâ en yeb’aśeke rabbuke makâmen mahmûdâ(n)
Gecenin bir kısmında da uyanarak sana mahsus fazla bir ibadet olmak üzere teheccüd namazı kıl ki, Rabbin seni Makam-ı Mahmud’a ulaştırsın.
“Kalkıp namaz kıl” diye çevirdiğimiz tehecced fiilinin masdarı olan teheccüd kelimesi, yerine göre hem “uyumak” hem de “uyanmak” anlamına gelmektedir. Kelime, sözlüklerde bu âyetteki kullanımından hareketle “geceleyin uykudan kalkıp namaz kılmak” şeklinde açıklanmaktadır (Râgıb el-İsfahânî, el-Müfredât, “hcd” md.). Fıkıh kitaplarında yatsı, vitir ve teravih namazları dışında geceyi ihya etmek, ibadet etmek için kılınan nâfile namazlara teheccüd namazı denmektedir. Âyetin ilgili kısmındaki üslûptan hareketle bu namazın Hz. Peygamber’e farz olduğu ileri sürüldüğü gibi, bunun gerek Hz. Peygamber’e gerekse diğer müslümanlara nâfile olduğu kanaatini taşıyanlar da vardır. Bu son görüşü savunanlara göre âyette, “sana mahsus bir nâfile...” denilerek Hz. Peygamber’in bu namazdan daha çok sevap kazanacağına işaret edilmişse de, aynı ibadete farklı sevap verilmesi ancak o ibadeti yapan kişinin ihlâs, huşû gibi mânevî durumuyla ilgili olabilir. Teheccüd namazının sekiz, dört veya iki rek‘at kılınabileceği yönünde görüşler vardır (bilgi için bk. Beşir Gözübenli, “Nafile Namazlar”, İFAV Ans., III, 408-409). Bize göre teheccüd namazının ya farz olması veya derecesini yükseltmesi gibi Hz. Peygamber’e mahsus yönü bulunmakla birlikte, bunun bereketinden yararlansınlar diye ümmetine de tavsiye edilmiştir. Ayrıca teheccüd namazı nâfileler grubuna girdiği için kesin bir rek‘at sayısı ileri sürerek bundan daha az veya daha fazla kılınamayacağını iddia etmek doğru değildir.
Müfessirler “övülmüş bir makam” diye çevrilen makamen mahmûden ifadesini, Hz. Peygamber’in kıyametteki şefaat makamı, yine kıyamette kendisine “hamd bayrağı” verilmesi gibi değişik şekillerde yorumlamışlardır. Bunun belirli bir makam olmayıp çeşitli mazhariyetleri içerdiği de belirtilir. Her ne kadar Şevkânî (III, 284) gibi bazı müfessirler âyette özel bir makamın kastedildiğini ileri sürmüşlerse de bize göre Zemahşerî’nin de benimsediği (II, 372) son görüş daha mâkuldür. Ancak bu “övülen makam”ın dünyevî bir makam olduğunu düşünmek de mümkündür. Gerçekten Allah, resulünü daha dünyada üstün bir makama yüceltmiş; her şeyden önce onu “hâtemü’l-enbiyâ” (peygamberlerin sonuncusu) ve âlemlere rahmet yapmış; kendisine, zorlukları aşarak hiçbir peygambere nasip olmayan başarılar elde etme, Câhiliye denilen bir devirden kısa sürede dünyaya yayılan bir uygarlık dönemine geçişin yolunu açma onurunu ve mutluluğunu yaşatmıştır.
Şevkânî, “makamen mahmûden” deyimini açıklarken Hz. Peygamber’i tanıyan herkesin onu övgüyle andıklarını belirtir. Gerçekten en yaman düşmanları olan Mekke putperestleri bile onu peygamber olmadan önceki döneminde “el-emîn” (güvenilir, dürüst kişi) diye anarlardı. Peygamber olduğu dönemlerde de ona bazı asılsız isnatlarda bulunsalar da dürüstlük ve saygınlığına gölge düşürecek iddialar ileri sürmeye cesaret edememişlerdir. Tarih boyunca bütün müslümanlar onu övgü ve saygıyla andıkları gibi, hayatını ve kişiliğini yeterince inceleme imkânı bulan pek çok yabancı ilim ve fikir adamı da ondan takdir ve hayranlıkla söz etmiştir. Meselâ müsteşrik W. Montgomery Watt şöyle der: “O, faaliyetinin dinî temelleri ve cesaret, gözü peklik, tarafsızlık, sertliğe kadar varan fakat gönül yüceliğinin yumuşattığı kararlılık gibi özellikleri sayesindedir ki insanların saygı ve güvenini kazanmıştı... Muhammed’in çağdaşları onda hiçbir ahlâkî kusur görememişlerdir... Mekke’de de Medine’de de Muhammed’in çağdaşları onu erdemli ve doğru bir insan olarak tanımışlardı. Tarih de onun şahsında ahlâkî ve sosyal değerlerin bir reformcusunu görmektedir... Muhammed’in dikkate değer bir uyumluluk taşıyan üstün vasıfları olmasaydı bir Arap istilâsı söz konusu bile olamazdı... Eğer onun peygamberlik, devlet adamlığı ve yöneticilik yeteneği, bütün bu yeteneklerin üstünde de Allah’a güveni ve kendisini Allah’ın göndermiş olduğuna sarsılmaz imanı olmasaydı insanlık tarihinin önemli bir bölümü hiçbir zaman yazılmamış olacaktı” (Muhammad Prophet and Statesman, s. 231-237).
Sana özel olmak üzere gece uykuya ara ver! (Böylece) Rabbin seni, mutlaka övgüye değer bir makama ulaştıracaktır.
Bu ve Ahzâb
33:50. gibi ayetler Hz. Muhammed’e inen her vahyin Kur’an’da yer aldığının delilidir. Zira sadece ona özel olarak inen bir hükmün Kur’an’da bulunuyor olması bunun göstergesidir.,Müminlerin geceleri değerlendirmesiyle ilgili bkz. Âl-i İmrân
3:17, 113; Tâhâ
20:130; Furkân
25:64; Secde
32:16; Zümer
39:9; Kâf
50:39; Zâriyât
51:16-18; Tûr
52:49; Müzzemmil
73:2-4, 20; İnsân
76:26
Burada geçen [makâm-ı mahmûd] tamlaması mahşerle ilgili değil de bağlam gereği ileride hicret edilecek yer olan ve Hz. Muhammed’in huzurla yaşayacağı Medine olmalıdır.
Gecenin bir kısmından uyanarak, sana mahsus bir artı değer/nâfile olmak üzere, namaz kıl! Böylece Rabbinin seni, övülmüş bir makama ulaştırması umulur.
Sana özgü nafile¹ olarak gecenin bir kısmında onunla uyan². Umulur ki Rabb'in seni makâmı mahmûda³ ulaştırır.
1-İlave, fazladan. 2- “Teheccüd namazı kılmak” olarak çevirisi yapılan “Fetehecced” sözcüğü uykudan uyanmak demektir. Teheccüd sözcüğünün kökü olan (hcd) sözcüğü, zıt anlamlı bir sözcük olup hem uyumak hem uyanmak anlamına gelmektedir. Ayette namaz konu edilmemektedir. 3- Övgüye değer bir makama.
(Ey Nebim!) Gecenin bir kısmında uyanarak, Sana mahsus (faziletli bir) nafile olmak üzere namaz kıl. (Böylece) Umulur ki Rabbin Seni övgüye değer bir makama (Makam-ı Mahmud’a) ulaştırır.
Gecenin bir kısmında uyanıp namaz kıl, bu namaz, sana mahsustur ve farz namazlardan fazla bir namazdır. Umulur ki Rabbin, seni Makamı Mahmud'a sahip kılar.
Makâm-ı Muhmud, cumhura göre şefaattir. Buhârî, Kitâbu Tefsir-il-Kur’ân babından şefaat hadisini Ebu-Hureyre'den tahric eder. Bu hadise göre halk, Adem, Nûh, İbrahim, Mûsa ve İsa peygamberlere baş vuracak, fakat hiçbiri şefaate kalkışamayacak, nihayet Hz. Muhammed (s.a.a)'e gelecekler, o, arşın altına gelip secde edecek, ümmetini bağışlatacaktır. İbn-i Ömer de, kıyamette her ümmete, kendi peygamberini şefaat edeceğini, nihayet şefaat nöbetinin Hz. Muhammed (s.a.a)'e geleceğini söylemiş ve Makam-ı Mahmud'un, şefaat makamı olduğunu bildirmiştir (al-Tecrid, 2, 103-104). Buhari'nin son hadisinden bir evvelki hadis de Enes'ten rivayet edilmiştir. Bu hadise göre Peygamber, kıyamet günü, ümmetine şefaat edecek ve bu şefaat yüzünden Tanrı, kalbinde hardal tanesinden daha da az iman bulunanı cennete sokacak, bir diğer rivayete göre "Tanrıdan başka yoktur tapacak" diyeni bile cehennemden çıkaracaktır (Aynı kitap, 2, 166). Makam-ı Mahmud'un, Liva-ül-Hamd denen bayrağın, Hz. Muhammed (s.a.a)'e verilmesi olduğunu söyliyenler de vardır. Bütün peygamberlerle melekler bu bayrağın altında toplanacaktır.
Gecenin bir kısmında da uyanıp teheccüd namazı kıl, bu sadece sana mahsustur ve farz namazlardan fazlaca kılınan bir namazdır. Umulur ki, Rabbin belki ahirette seni, övgüye değer bir konuma yükseltir.
Gecenin bir kısmında, son üçte birinde uyanarak, farz namazına ilâveten, sadece sana mahsus bir ibadet olmak üzere uzun uzun Kur'an okuyarak teheccüt namazı kıl. Rabbinin seni Makam-ı Mahmud'a, bütün insanlık tarafından övgüye, şükrana layık görüleceğin bir liderliğe, şefaat makamına; övülecek faaliyetler göstereceğin iktidar makamı Medine'ye göndermesi ümit edilir.
bk. Kur’ân-ı Kerim,
3:113.
Gecenin bir kısmında da uyanıp sana mahsus olarak fazladan namaz kıl. Umulur ki Rabbin seni övülmüş bir makama eriştirir.
Gecenin bir kısmında kalk, sana aid nafile olarak onunla (Kur'an'la) namaz kıl. Umulur ki Rabbin seni övülmüş bir makama ulaştırır.
(Ey Rasûlüm), sana mahsus fazla bir namaz olarak, gece uykudan kalk da, Kur'ân ile teheccüd (gece namazı) kıl. Rabbinin, seni bir Makam-ı Mahmud'a (ahiretteki Şefaat Makamına) göndermesi yakındır.
Gecenin bir kısmında, kendine bir ganimet olarak, Kur’an ve namaz için uykuyu bırak! Yakında Rabbin seni Makam-ı Mahmud’a (en üstün makama) gönderecektir.
Gecenin bir nicesin uyanık geçiresin, bu erdemdir seninçin, Tanrı seni erdire, bir öğülmüş makama
Geceleyin yalnız sana mahsus bir armağan olarak (uykuna ara vererek) namaz ikame et. Umulur ki Rabbin seni övgüye değer bir makama yükseltir.
Bkz.
73:20,
76:26 “Teheccüd” sözlükte, “uykuyu terk etmek, uyuduktan sonra uyanıp kalkmak” anlamında bir kelimedir. Gece uykusu bölünerek, gece yarısından sonra kalkıp kılınan namazlara “Teheccüd namazı” denir.“Teheccüd namazı” Hz. Peygamber için vacip, bizim için nafile bir ibadettir.“Makâm-ı Mahmud, övülmüş makam” dan kasıt, Hz. Muhammed’e Allah tarafından vatan olarak tahsis edilen Yesrib (Medine’) dir. Zira “makam” sözcüğü Kur’an’da genelde “konaklama, yaşama ve ikamet yeri” olarak geçmektedir. “…Orası ne kötü bir konaklama yeridir.” (Furkan
25:66), “Orası ne güzel bir yerleşme ve ikamet yeridir.” (Furkan
25:76) “Kuşkusuz takva sahipleri güvenli bir yerde olacaklardır” (Duhan
44:51) “O münafıklardan bir grup da demişti ki: "Ey Yesrib (Medine) halkı! Artık burası sizin için durulacak makam (yer) değil, haydi (hemen ayrılıp evlerinize) dönün! ...” (Ahzab
33:13) Bu ayetlerden de anlıyoruz ki; Hz. Peygambere vaad edilen yer Medine’dir ve Allah’ın vaadi daha sonraki zamanda gerçekleşmiş ve Medine Hz. Peygamberin övülmeyi hak eden vatanı olmuştur. Nitekim bu düşünceyi bir sonraki ayet de teyit etmektedir.
Geceleyin uyanıp, yalnız sana mahsus olarak fazladan namaz kıl. Belki de Rabbin seni övülecek makama yükseltir.
Gecenin bir kısmında uyanarak, sana mahsus bir nafile olmak üzere namaz kıl. (Böylece) Rabbinin, seni, övgüye değer bir makama göndereceği umulur.
Fazladan bir kredi olarak geceleyin meditasyonda bulun ki Rabbin seni onurlu bir makama yükseltsin
Gecenin bir kısmında da sadece sana mahsus bir nafile olmak üzere uykudan kalk, Kur'ân ile teheccüd namazı kıl, Rabbinin seni bir makamı mahmuda (şefaat makamına) göndermesi kesindir.
Geceden de sana mahsus fazla bir namaz olarak uykudan kalk, Kur'an ile teheccüd kıl, yakındır ki rabbın seni bir makamı mahmuda ba'sede
Gecenin bir kısmında da uyanıb, sırf sana mahsus fazla (bir ibâdet) olmak üzere onunla (Kur'an ile) gece namazı kıl. Ümîd edebilirsin, Rabbin seni bir makaam-ı mahmuda gönderecekdir.
(Habîbim, yâ Muhammed!) Hem gecenin bir kısmında (uyanıp) da sana mahsus bir fazla (farz namaz) olmak üzere, onunla (Kur'ân'la) teheccüd (namazı) kıl! Tâ ki Rabbin, seni Makam-ı Mahmûd'a (övülen bir makama)(2) ulaştırsın.
(2)“Makām-ı Mahmûd bir evcdir (zirvedir). Pek büyük ve binler Makām-ı Mahmûd gibi mühim hakīkatleri ihtivâ eden (içine alan) bir hakīkat-i a‘zamın (en büyük bir hakīkatin) bir dalıdır ve hilkat-i kâinâtın (kâinâtın yaratılışının) en büyük netîcesinin (Peygamber Efendimiz (asm)’ın) bir meyvesidir. (...) Hem Hazret-i Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâm’a Makām-ı Mahmûd verilmesi, umum ümmetine edeceği şefâat-i kübrâsına (en büyük şefâatine) işârettir.” (Şuâ‘lar, 6. Şuâ‘, 92-93)
Gecenin bir bölümünde sana mahsus olmak üzere kalkarak, Sana ait olmak üzere fazladan namaz kıl. Rabbinin seni, övülecek bir makama göndermesi umulur.
Gecenin bir kısmında da uyanıp gece namazı kıl, bu senin için artık bir ibadettir [⁵]. Ümitvar ol ki Rabbin seni makam-ı Mahmud/a [⁶] getirecektir.
[5] Sana mahsus bir fazilettir. Vücubu sana mahsustur. Farz üzerine zait bir fazilettir.[6] Kıyamette şefaat-i kübra makamına.
Gecenin bir kısmında uyanarak, sana mahsus bir nafile (veya fazilet) olmak üzere namaz kıl. (Böylece) Rabbinin, seni övülmüş makama (şefaat makamına) ulaştırması umulur.
Ve ey Muhammed gecenin bir vaktinde kalkıp, müminlerin önderi olman hasebiyle, sana özgü ve yalnızca sana farz bir ibâdet olarak taheccüd namazı kıl; umulur ki Rabb’in seni, hem dünyada hem de âhirette, tüm yaratılmışların gıptayla bakacağı yüce bir makâma, Makâm-ı Mahmud’a erdirecektir.
Bir de senin için nafile / ek olmak üzere Gece’nin bir kısmında teheccüd namazı kıl!
Rabbinin, seni övülmüş bir makama seçip göndereceği umulur.
Gecenin bir kısmında da (uyanıp) sadece sana mahsus, fazladan (bir ibâdet olmak üzere) teheccüd namazı1 kıl. (Böylece) Rabbinin seni, övgüye değer bir makama göndereceğini umabilirsin.2
1 Teheccüd namazı: Gece yarısından sonra kılınan nafile bir namazdır. Peygamberimiz için farz, bizim için nafiledir. Teheccüd sözlükte, “uyumak ve uyanmak” manasında olup, zıt anlamlı kelimelerdendir. Genellikle yatsı namazından sonra, daha uyumadan kılınan namaza gece namazı (salat’ül-leyl), gece uykusu bölünerek kalkıp kılınan namazlara ise “teheccüd namazı” denir. Efendimiz teheccüd namazını kılmağa devam eder, bu namaz için kalktığında da dua ederdi. (Dua için Bk. Tecrid-i Sarih Tercemesi, IV, 12) Teheccüd namazı menduptur. İki ilâ on iki rekât arasında kılınabilir. En azı iki rekât, en çoğu on iki, ortası ise sekiz rekâttır. Her iki rekâtta selam verilmesi daha faziletlidir. Peygamber (s.a.v): "Farz namazdan sonra en faziletli namaz gece namazıdır. Geceyi iki kısma bölersen son kısmı namaz için en faziletli vakittir. Eğer geceyi üçe bölersen ortası en faziletli vakittir" buyurmuştur. (Müslim) Efendimiz (s.a.v): "Kim geceleyin uyanır ve karısını da uyandırarak beraberce iki rekât namaz kılarlarsa, Allah'ı çok zikreden erkek ve kadınlardan yazılırlar" buyurmuştur. (Ebû Davûd, Vitr: 13) Hz. Âişe: Gece namazını terk etme. Çünkü Rasulullah onu terk etmezdi. Hasta ve yorgun olduğu zaman oturarak kılardı (Ebû Davûd) dedi.2 73-79. Âyetlerin Medeni’liği rivâyet olunmaktadır.
Ve gecenin bir vaktinde kalkıp, kendi isteğinle yaptığın ilave bir eylem olarak namaz kıl: 97 ki böylece Rabbin seni belki [ahirette] övgüye değer bir konuma yükseltir.
Ve geceleyin uykuna ara vererek, senin için nafile olan namazı kıl/okumayı yap! Umulur ki Rabbin, seni baş tacı olacağın bir konuma/Medine’ye ulaştırır. 25/64, 32/16, 39/9, 73/2...6-20
Ve gecenin bir vaktinde uykuna ara vererek,[2315] sana özgü bir armağan olarak[2316] namaz kıl; umulur ki Rabbin seni övgüye değer bir makama yüceltir![2317]
[2315] “Durdurdu, ara verdi, kesti” anlamındaki hecede kökünden gelen teheccud, “uykuya ara vererek gece namaza durmak” şeklinde açılabilir.
[2316] Nâfileten, “gönüllü olarak, boynuna borç olmadığı hâlde armağan olarak” (Mekâyîs). Aynı “armağan” anlamında kullanıldığı bir başka yer için bkz:
21:72.
[2317] Allah Rasûlü’ne müjdelenen Makâm-ı Mahmûd nedir? Kur’an ışığında okunursa, bunun klasik yorumlarda olduğu gibi Allah Rasûlü’ne verilen şefaat yetkisiyle hiç bir alakası yoktur. Kur’an bilgisisteminden kopuş sonrasında, komşu dinlerden peygamber yarıştırmak maksadıyla tedarik edilen bu yorumların Kur’ani hiç bir dayanağı da yoktur. Makâm-ı Mahmud’dan kasıt “övülmüş” anlamına gelen Hz. Muhammed’in şiddetle ihtiyaç duyduğu hicret yurdu olan (bkz: 76. âyet) “övülmüş vatan”dır. Çok geçmeden âyetteki bu vaat gerçekleşmiş ve Makâm-ı Mahmûd’un Yesrib (Medine) olduğu ortaya çıkmıştır. Kur’an’da Medine’nin, “mukâm/makâm” olarak anılması da bunu teyit eder (
33:13). (Bu konuda emek mahsulü müstakil bir makale için bkz: Murat Sülün, Makâm-ı Mahmûd Âyetine Farklı Bir Yaklaşım, AÜİFD,
50:2 (2009) s. 13-38)
Ve geceleyin kalk, sana mahsus bir nafile olmak üzere gece namaz kıl. Ümitvar ol ki, Rabbin seni bir makamı Mahmud'a gönderecektir.
Sana mahsus olmak üzere gecenin bir kısmında kalkıp Kur'ân oku, teheccüd namazı kıl. Böylece Rabbinin seni makam-ı mahmûda eriştireceğini umabilirsin. [3, 113]
Bu âyette beş vakit namaz mücmel olarak yer alır. Vakitleri ayrıntılı olarak Hz. Peygamber (a.s.) bildirmiştir. Böylece miraç gecesi bildirilen beş vakit namaz, miraç ile en çok ilgili İsra sûresinde Peygamberimize öğretilmiş, o da “Benim nasıl namaz kıldığımı görüyorsanız siz de öyle kılın!” buyurmuştur. Aksi halde namazı Allah’ın istediği tarzda eda etmenin mümkün olmadığına böylece dikkat çekmiştir. Gece uykudan uyanmak suretiyle kılınan teheccüd namazı Hz. Peygambere farz, ümmete sünnettir. Makam-i mahmud: Allah’a yakınlık ve âhiretteki en büyük şefaat makamıdır.
Ayrıca sana özgü olarak gecenin bir kısmında da Kur'an oku(yup namaz kıl)mak üzere uyan! Rabbinin seni güzel bir makama ulaştırması umulur.
Sana ek görev olarak gecenin bir kısmında (uykudan) namaza kalk. Belki Rabbin seni pek güzel bir makama, Makam-ı Mahmud’a yükseltir.
Geceleyin uykudan uyanınca da senin için nafile olan namazı kıl! Umulur ki Rabbin seni övgüye layık bir mevkiye yükseltir
Gecenin bir vaktinde de, sana özgü bir fazlalık olmak üzere, teheccüd namazı kıl. Umulur ki, böylece Rabbin seni Makam-ı Mahmud'a eriştirir.(11)
(11) Makam-ı Mahmud: Övülmüş Makam. Peygamberimiz bunu “şefaat makamı” olarak açıklamıştır. (Buhârî, Tefsir
17:11; Tirmizî, Tefsir
17:7.) Şefaat, birisinin günahlarının bağışlanması için Allah katında aracılık etmektir.
2:48,
2:255,
10:3,
19:87,
20:109 gibi âyetler (1) kâfirler için hiçbir şefaatin fayda vermeyeceğini, (2) mü’minler için ise ancak Allah’ın izniyle şefaatin mümkün olacağını bildirmektedir. Peygamberimizin de şefaat ile ilgili pek çok hadisi vardır ki, bunlardan da özetle şu sonuçlar çıkmaktadır: Kıyamet günü ilk olarak şefaat edecek kimse, Peygamberimizdir. Allah’a ortak koşmadan ölen herkes onun şefaatine hak kazanacaktır. Başta peygamberler ve melekler olmak üzere, daha başka makbul kullar da, kendilerine verilen izin çerçevesinde şefaatte bulunacaklardır. Kur’ân’ın ve onun bazı sûrelerinin kendisini okuyana şefaat edeceğine dair hadisler de vardır. Şunu da unutmamak gerekir ki, dünyada ve âhiretteki herbir rahmet tecellîsi gibi, makbul kulların şefaati de, nihayet Allah’ın sınırsız rahmetinin bir tecellîsinden ibarettir. O, böylece, hem şefaat edene, hem de şefaat edilene bir büyük nimet bağışlamış olmaktadır.
Sana özgü bir davranış olarak, gecenin bir kısmında, o Kur'an'la meşgul olmak üzere uyanık ol/uykudan uyan. Böylece Rabbinin seni övgüye layık bir konuma ulaştırması umulur.
daħı gicenüñ bir nicesini uyanuķ ol anda ya'nį namāz kıl artuķ-iken senüñ içün ŧurura seni dirildüp çalabuñ bir maķamda ögülmiş.
Gice‐y‐ile daḫı nāfile namāzın ḳıl, illā kim seni Tañrı Ta‘ālā yitüşdüreMaḳām‐ı Maḥmūda.
(Ya Rəsulum!) Gecənin bir vaxtı durub ancaq sənə xas olan əlavə (təhəccüd) namazı qıl. Ola bilsin ki, Rəbbin səni (qiyamət günü hamı tərəfindən) bəyənilib tə’riflənən bir məqama (axirətdə ən böyük şəfaət məqamına) göndərsin!
And some part of the night awake for it, a largess for thee. It may be that thy Lord will raise thee to a praised estate.
And pray in the small watches of the morning: (it would be)(2277) an additional prayer (or spiritual profit) for thee: soon will thy Lord raise thee to a Station of Praise and Glory!(2278)*
2277 This was held to be addressed specially to the Holy Prophet who usually prayed more than the five canonical prayers. The Tahajjud' was a prayer after midnight in the small watches of the morning. 2278 To the Prophet was to be assigned in the Hereafter the highest Post of Honour and Glory- the Maqam Mahmud implying his excellence above all other Prophets. The immediate reference may be to the hope that the Makkan persecution will soon be over and the glorious work in Madinah will begin. (R).