Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 2174, sondan 4063. ayet; 18. sure ve Kehf Suresinin 34. ayetidir. Kehf Suresi 34. ayetinin kelime sayisi 13, harf sayısı 50 ve toplam ebced değeri ise 2816 olarak hesaplanmıştır. Kehf Suresinin toplam ebced değeri 495659 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
Arapça Metin
وكان له ثمر فقال لصاحبه وهو يحاوره انا اكثر منك مالا واعز نفرا
Yüce Allah önceki âyetlerde inanmayanların cehennemdeki durumlarıyla inananların cennetteki durumlarını anlattıktan sonra, burada da bu iki grubun hallerine uygun olarak biri imanın, diğeri küfrün temsilcisi durumundaki iki adamın inanç ve davranış özelliklerini örnek vermiştir. Âyetlerden anlaşıldığına göre küfrün temsilcisi olan şahıs büyük bir servete sahiptir; imanın temsilcisi ise fakir ve zayıftır. Servet sahibi olan şahıs Allah’a iman edip verdiği nimete şükredeceği yerde, servetini fakir arkadaşına karşı böbürlenme ve nankörlük vesilesi yapmıştır. Malının yok olmayacağına ve kıyametin kopmayacağına inanmaktadır; kopsa bile âhirette Allah katında dünyadakinden daha iyi bir durumda olacağını iddia etmektedir. Âhirete inanan arkadaşı ise iman ve sâlih amel konusunda ona öğüt vermiş, kendisini topraktan yaratıp çeşitli safhalardan geçirdikten sonra mükemmel bir insan haline getiren Allah’a ortak koşarak nankörlük etmesinin uygun olmadığını, âhireti inkâr etmenin bir bakıma Allah’ı inkâr etmek olduğunu bildirmiştir. Zenginlik de yoksulluk da birer imtihan aracıdır. Bu âyetlerde imtihanı kazanan ile kaybeden iki örnek canlı bir üslûp içinde, karşılaştırma yöntemiyle verilmektedir. Bu iki kişinin kimlikleri konusunda tefsirlerde farklı görüşler vardır: a) Bunlar Mekke’de Mahzûm kabilesinden iki kardeştir. Biri kâfir olan Esved b. Abdü’l-Eşed, diğeri ise müslüman olan kardeşi Ebû Seleme’dir. Bahçeler ise muhtemelen Tâif’te bulunmaktadır. b) Bunlar İsrâiloğulları’ndan iki kardeştir. Babalarından kalan mirası bölüştüklerinde, mümin olan malını hayır yolunda harcamış, diğeri ise örnekte anlatılan bağları satın almıştır. Sonuç ise anlatıldığı gibi hüsrandır (İbn Âşûr, XV, 316). c) Bu olay inananla inanmayan insanın iç dünyalarını anlatan bir temsildir. Burada inanmanın insan ruhuna verdiği güven ve huzur ile inançsızlığın sebep olduğu güvensizlik ve huzursuzluk anlatılarak Mekkeli zengin müşriklerle yoksul müslümanların ruh halleri tasvir edilmiştir. Yoksul insanlarla beraber oturmaya tenezzül etmeyen zenginlerin tutumlarını kınayan ve Hz. Peygamber’e onların sözlerine uymamasını emreden âyetlerden sonra bu misalin getirilmesi, müşriklerin sonunun o bahçe sahibi zenginin sonuna benzeyeceğine işaret etmektedir.
Mehmet Okuyan
Bu kişinin bolca ürünü vardı. Arkadaşıyla konuşurken ona şöyle demişti: “Ben servetçe senden daha zenginim; nüfus bakımından da senden daha güçlüyüm.”
Bu adamın başka geliri de vardı. Bu yüzden arkadaşı ile konuşurken ona şöyle dedi: “Ben servetçe senden daha zenginim, insan sayısı bakımından da senden daha güçlüyüm.”
(O iki şahıstan) Birinin başka ürün (veren yer) leri de vardı (ve şımarıp böbürlenmeye başlamıştı. Bir gün) onunla konuşurken arkadaşına: "Ben, mal bakımından senden daha zenginim, insan sayısı bakımından da daha güçlüyüm" deyip (böbürlenmişti).
Bu bahçelerin sahibinin daha başka gelirleri de vardı. Konuşurken arkadaşına dedi ki: “Ben malca da senden üstünüm, çoluk çocuk, hizmetçi, işçi bakımından da senden daha güçlü ve ilerdeyim.”
Bu adamın gelir getiren, mahsul veren başka malları da vardı. Arkadaşıyla konuşurken, ona:
“Benim senden daha çok servetim var. Adamlarımla da, senden daha güçlüyüm.” dedi.
(İkisinden) Birinin başka ürün (veren yer)leri de vardı. Böylelikle onunla konuşurken arkadaşına dedi ki: “Ben, mal bakımından senden daha zenginim, insan sayısı bakımından da daha güçlüyüm.”
Bu adamın başkaca geliri de var. Bundan dolayı (Bu kâfir dönerek mümin) arkadaşına şöyle dedi: “- Ben, malca senden daha zenginim, toplulukça da senden daha kuvvetliyim.”
O bahçeler sahibinin bol malı vardı. Arkadaşına gösteriş yaparak ona dedi ki: “Ben servetçe, senden daha zenginim. Ve insan sayısınca da, senden daha güçlü ve şerefliyim.”
(Bu adamın ayrıca) başka geliri de vardı. Bundan dolayı bu adam arkadaşıyla tartışırken ederken (kibirli bir eda ile): “Ben senden daha zenginim ve çoluk çocuğum, kalabalık kabilem, güçlü kuvvetli adamlarımla nüfus olarak da daha güçlüyüm!” dedi. (Ve böyle konuşarak bahçelerine vardılar.)
Bu söylem günümüz zenginlerinin söylemlerine ne kadar da benziyor. Servete ve şöhrete sahip olanların refah seviyesi düşük olanlara karşı kasıla kasıla zenginliklerini göstermeleri, evlerinden, arabalarından, adamlarından, sosyal ilişkilerinden bahsetmeleri, yazlıklarını, kışlıklarını, yatırımlarını dillendirmeleri, geldikleri durum sanki kendi başarılarıymış gibi hayat hikâyelerini, ballandıra ballandıra anlatmalarını, çalışmalarından övgüyle ve iftiharla söz etmeleri ve kendilerini devamlı üstün görmeleri bu ayetteki benzetmeyle birebir örtüşüyor. Bir bakalım böylelerinin âkibetleri ile ilgili Allah ne buyuruyor?
Diyanet İşleri (Eski)
Onun gelirleri de vardı. Bu yüzden, arkadaşiyle konuşurken: "Ben malca senden zengin, nüfusça da senden daha itibarlıyım" dedi.
Bu adamın başka geliri de vardı. Bu yüzden arkadaşıyla konuşurken ona şöyle dedi: «Ben, servetçe senden daha zenginim; insan sayısı bakımından da senden daha güçlüyüm.»
Bu iki kişinin kimliği konusunda mevcut görüşler şunlardır:
(1) Mahzum kabilesinden Mekkeli iki kardeştirler.
(2) Maksat Allah Resûlü ile Mekkeli müşriklerdir.
(3) Allah’a inanan ve inanmayan herkes için geçerli bir misaldir.
(4) Lu’ayne b. Hısn ve ashabı ile Selman, Suheyb ve ashabı arasında bir benzetmedir.
(5) Babalarından kalan büyük çapta bir mirası birisi inancının gereği gibi, diğeri de inançsızlığın gereği gibi harcayan iki İsrailli kardeştirler... Hepsinde ortak olan nokta: İman etmeksizin, serveti tek gaye edinerek mal yığma tutkusunun insanı zulme ve hüsrana sürükleyeceği gerçeğidir.)
Edip Yüksel
Artık bir ürüne sahipti! Nitekim, sohbet ettiği arkadaşına, "Ben senden daha zenginim ve daha fazla adama sahibim," dedi.
İki bağın sahibinin ayrıca başka geliri vardı. Bundan dolayı bu adam arkadaşıyla münakaşa ederken: "Ben malca senden daha zengin ve insan sayısı bakımından da senden daha güçlü ve üstünüm" dedi.
O (adamın) başkaca geliri de vardı. Derken o, arkadaşına, (böbürlenerek), onunla konuşurken, dedi ki: «Ben malca senden zenginim. Cem'iyyetce de senden kuvvetli (ve şerefli) yim».
Bunun (o bağ sâhibinin başka) geliri de vardı. Bundan dolayı arkadaşıyla konuşurken ona: “Ben malca senden daha zenginim; nüfusça da daha i'tibarlıyım” dedi.
Ve birde tek meyve bahçesi olan biri vardı. İki bahçesi olan, diğer bahçe sahibine karşılıklı laf atarak “Ben mal çokluğu olarak senden daha fazla ve evlat sayısı olarak da daha güçlüyüm” demişti.
Bu iki bağ ortasından bir de ırmak akıtmıştık. Onun başka meyveleri de vardı [⁶]. Arkadaşına muhavere sırasında övünerek «— Ben senden daha zenginim, hadem ve haşem cihetiyle senden daha kuvvetliyim [⁷]» demişti.
İsmail Hakkı İzmirli Kehf Suresi 34. Ayet Açıklaması
[6] Yahut başka serveti de vardı.[7] Ailem, aşiretim, hademem, a'vanım, evlâdım daha çoktur veya daha namdarım.
Kadri Çelik
(İki adamdan) Birinin başka ürünleri de vardı. Böylelikle onunla konuşurken arkadaşına dedi ki: “Ben, mal bakımından senden daha zenginim, insan sayısı bakımından da daha güçlüyüm.”
Üstelik onun, bundan başka daha pek çok gelir kaynakları da vardı. İşte bu adam, yoksul, fakat son derece dürüst olan bir arkadaşıyla konuşurken, kibirli kibirli, “Ben senden daha zenginim ve çoluk çocuğum, kalabalık kabîlem, güçlü kuvvetli adamlarımla nüfûs olarak da daha güçlüyüm!” dedi. Derken, böyle konuşarak bahçelerine vardılar.
Ve o adamın başka geliri de vardı. (İşte bu adam) kendi aralarında konuşurlarken arkadaşına: “Ben malca senden daha zenginim, insan sayısınca da senden daha güçlüyüm.” demişti.
Böylece [bu bahçenin sahibi] bolluk içinde ürün kaldırıyordu. Ama [bir gün] bu adam komşusuyla tartışırken söz arasında ona: “Benim malım mülküm senden çok; nüfusça da senden daha güçlü, daha ilerdeyim!” dedi.
Üstelik onun başka gelir kaynakları da vardı, arkadaşıyla konuşurken “Benim servetim seninkinden çok ve nüfus olarak da senden üstünüm” dedi. 34/35...37, 72/24
Böylece (sahibi bol bol) ürün devşiriyordu. Derken, (bir gün) arkadaşıyla söyleşirken şöyle bir laf etti: “Benim malım seninkinden çok, dahası nüfusça da senden üstünüm.”
Ve onun için başka bir nevi mal da vardı. Sonra o arkadaşına, onunla konuşarak dedi ki: «Ben malca senden daha ziyâdeyim ve cemaatce de senden daha kuvvetliyim.»
O şahsın başka serveti de vardı. Arkadaşıyla konuşurken ona: “Benim, ” dedi, “malım ve servetim senden çok olduğu gibi, maiyyet, çoluk çocuk bakımından da senden daha ilerideyim. ”
Adamın başka bir geliri de vardı. Bu yüzden, arkadaşlarıyla konuştuğu bir sırada ona şöyle demişti: "Ben, malca senden zengin, insan unsuru bakımından da güçlü ve onurluyum."