Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 126, sondan 6111. ayet; 2. sure ve bu surenin 119. ayetidir. Bu ayetin kelime sayisi 10, harf sayısı 46 ve toplam ebced değeri ise 2876 olarak hesaplanmıştır. Bu sure الم hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette ا (11) ل (5) م (1) bulunuyor.
انا ارسلناك بالحق بشيرا ونذيرا ولا تسـل عن اصحاب الجحيم
اناارسلناكبالحقبشيراونذيراولاتسـلعناصحابالجحيم
İnnâ erselnâke bilhakki beşîran veneżîrâ(an)(s) velâ tus-elu ‘an ashâbi-lcehîm(i)
Şüphesiz biz seni hak ile; müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik. Sen cehennemlik olanlardan sorumlu tutulacak değilsin.
Resûlullah’ı teselli amacı taşıyan âyette onun, insanları doğru inanç ve güzel yaşayışa çağırarak onlara cenneti müjdelemek, inkârcılık ve kötü davranışlar konusunda uyararak, aksine davrananların âhirette uğrayacakları kötü âkıbeti haber vermek üzere gönderildiği, bu görevi yerine getirirken kendisinin hak ile yani Kur’an-ı Kerîm’in içerdiği sağlam bilgiler, doğru itikad esasları ve kesin delillerle desteklendiği; bunun ötesinde onun inkârcıları cehennemin yakıcı ateşinden kurtarmak gibi bir sorumluluğunun bulunmadığı bildirilmektedir (hak kelimesinin anlamı konusunda genişbilgi için bk. Yûnus
10:35; İsrâ
17:81).
Şüphesiz ki biz seni bir amaç ile müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik. Sen cehennem halkından sorumlu tutulmayacaksın.
Doğrusu biz seni müjdeleyici ve uyarıcı olarak hak ile gönderdik. Sen cehennemliklerden sorumlu değilsin.
Doğrusu, Biz, seni, Hakk ile müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik. Cehennem ehlinden sorumlu tutulacak değilsin.
(Ey Resulüm!) Şüphesiz Biz Seni bir müjdeci ve bir uyarıcı (inzar ve irşad edici) olarak, Hakk (Kur'an) ile gönderdik. Sen cehennem ehlinin (sapkınlık ve suçlarından) sorumlu değilsin.
Şüphe yok ki biz, seni dosdoğru bir müjdeci ve korkutucu olarak gönderdik, zaten sen, o cehennemliklerden sorumlu da değilsin.
Ey Muhammed! Doğrusu biz seni Kur'ân'la dosdoğru bir müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik. Sen cehennemliklerden sorumlu değilsin.
Biz seni gerekçeli, hikmete dayalı, hak bir kitap olan Kur'ân ile Kur'ân'daki hakça düzeni toplumda gerçekleştirmen için rahmetimizi, merhametimizi, ihsanımızı, sevgimizi müjdeleyici, sorumluluk, hesap ve cezayı hatırlatan uyarıcı olarak özgürce sorumluluklarını yerine getirmek üzere gönderdik. Kâfir olarak ölüp kaynayan, köpüren Cehennem azabına maruz kalanlardan sen sorumlu değilsin; cehennemliklerle ilgili herhangi bir talepte bulunma.
bk. Kur’ân-ı Kerim,
3:20;
50:45;
88:22. Son cümledeki mânâ, İmam Nâfî ve İmam Yâkub’un kıraatına dayanılarak ilâve edilmiştir.
Seni bir müjdeleyici ve bir korkutucu olarak hakla gönderdik. Sen cehennemliklerden sorumlu değilsin.
119.Abdurrezzak`ın Muhammed bin Ka`b el-Kurazi`den rivayet ettiğine göre, Resulullah (a.s.): "Keşke anne ve babamın ne yaptığını bilseydim" diye buyurdu, bunun üzerine bu ayeti kerime indirildi. Resulullah (a.s.) vefatına kadar bir daha onlardan hiç sözetmedi. Bu hadis mürseldir (yani en son ravisi tabiindendir ve sahabiden olan ravisinin kim olduğu zikredilmeksizin doğrudan Resulullah (a.s.)`tan nakledilmiştir.)İbnu Cureyc`in Davud bin Ebi Asım`a dayanan bir isnadla rivayet ettiğine göre de, Resulullah (a.s.) bir gün: "Annem babam nerdedir?" dedi, bunun üzerine bu ayeti kerime indirildi. Ancak bu rivayet de mürseldir.
Şüphesiz biz seni bir müjdeci ve bir uyarıcı olarak, hak (Kur'an) ile gönderdik. Sen cehennemin halkından sorumlu tutulmayacaksın.
Şüphe yok ki, biz seni rahmetimizin müjdecisi ve azâbımızın habercisi olarak hak Kur'an ile gönderdik; sen o cehennemliklerden sorumlu da değilsin.
Biz seni müjdeleyici ve uyarıcı olarak gerçeklerle gönderdik. Sen artık, Cehenneme ehil olanlardan sorumlu değilsin.
Kimini müjdelemek, kimini de kocundurmak üzere seni hakla gönderdik, cehennemlik olanlardan sana bir şey sorulmaz
(Ey Muhammed!) Biz seni hak üzere müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik. Cehennem halkından sen sorumlu değilsin.
Doğrusu Biz, seni hak ile, müjdeci ve uyarıcı olarak göndermişizdir. Sen, cehennemliklerden sorumlu tutulmayacaksın.
Doğrusu biz seni Hak (Kur'an) ile müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik. Sen cehennemliklerden sorumlu değilsin.
Biz seni, gerçekle, müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik. Cehennem halkından sen sorumlu değilsin.
Şüphe yok ki, Biz seni hak ile rahmetimizin müjdecisi ve azabımızın habercisi olarak gönderdik. Sen, o cehennemliklerden sorumlu değilsin.
Şek yok: biz seni hakkile rahmetimizin müjdecisi ve azabımızın habercisi gönderdik; sen o Cehennemliklerden mes'ul de değilsin
(Habîbim) şübhe yok ki biz seni (rahmetimizin) kâmil bir müjdeci (si) ve (azabımızın) gerçek korkutucu (su ve habercisi) olarak o Hak (Kur'ân) ile gönderdik. Sen cehennemin arkadaşlarından (cehennemlik olanların küfürde ayak diremelerinden) mes'ul olacak değilsin.
(Habîbim, yâ Muhammed!) Şübhe yok ki biz seni, hak (dîn) ile, bir müjdeleyici ve(aynı zamanda) bir korkutucu olarak gönderdik; ve (sen) Cehennem ehlinden suâl olunmayacaksın!
Biz seni, Hak (Kur’an) ile müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdik. Ateşe girecek olanlardan sen sorumlu değilsin.
Muhakkak ki, seni biz müjde verici, Allah azabı ile korkutucu olarak doğruluk ile [⁸] gönderdik. Sen Cehennemliklerden sorulmazsın. [⁹]
[8] Abes olarak değil, yahut Kur'an ile, İslâm ile, hidayet ile.[9] Yahut «sorma» demektir.
Doğrusu biz seni müjdeci ve uyarıp korkutucu olarak, hak ile göndermişizdir. Sen, o büyük ateş (Cehennem) ehlinden sorumlu değilsin.
Doğrusu, ey Muhammed, Biz seni, iman edenleri cennet ile müjdeleyen ve inkârcıları cehennem ile uyaran bir Elçi olarak gönderdik. Eğer inkârcılar, tüm uyarılara rağmen imanı reddederlerse üzülme; çünkü sen, kendi isteğiyle cehennemlik olanlardan sorumlu değilsin. Öyleyse, onları ‘kazanma’ uğruna bile olsa, bu inkârcılara yaranmaya çalışma, çünkü:
Biz, seni müjdeleyici ve uyarıcı olarak Gerçek ile gönderdik.
Cehennem arkadaşlarından sorumlu tutulmazsın.
(Ey Muhammed!) Şüphesiz Biz, seni hak (Kur’an) ile müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik. Sen cehennemliklerden kesinlikle sorumlu da değilsin.1
1 Âyetin son bölümü, Peygamberimizin: “Keşke babamın ve annemin şu anda ne yaptıklarını bilseydim.” demesi üzerine indirilmiştir. (Kurtubî, Taberî, Vâhidî)
Doğrusu Biz seni [ey Peygamber,] hakikat ile gönderdik: bir müjdeleyici ve uyarıcı olarak; yakıcı ateşe mahkum olanlardan sen sorumlu değilsin.
Biz seni hak/Kuran ile müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdik. Zira cehennem halkından sen sorumlu değilsin. 39/19, 22/41
Gerçekten biz seni, hakikat ile müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik; ateş ashabından sen sorumlu değilsin.[229]
[229] Kur’an’ın bu kendine has ve başka hiçbir metinde rastlanamayacak olan metaforik üslûbu gereği, bir tek pasaj içerisinde ilk bakışta konuyla hiç alâkası yokmuş gibi duran ve farklı dünyalardan söz eder gibi görünen âyetleri arasında kopmaz bağlar mevcuttur. Yüzeysel bir bakışla görülmeyen bu bağları görmek için, satır aralarını keşfetmek (tedebbür) gerekir. Kur’an’ın icazı asıl bu noktada aranmalıdır.
Şüphe yok ki, Biz seni hak ile mübeşşir ve münzir olarak gönderdik. Sen cehennem ashâbından mes'ul olmazsın.
Biz seni sırf Kur'ân'la müjdelemen ve uyarman için gerçeğin ta kendisi olarak gönderdik. Yoksa sen cehennemliklerden ötürü sorguya çekilecek değilsin. [3, 20; 88, 22; 50, 45]
Doğrusu biz seni, gerçekle, müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik. Cehennem halkından sen sorumlu değilsin.
Biz seni, doğru bilgiyle müjdeleyesin ve onunla uyarasın diye elçi olarak gönderdik. Cehennem halkından sorumlu tutulmayacaksın.
Biz seni hem müjdeci, hem de korkutucu olarak hak ile gönderdik. Cehennem halkından sen sorumlu değilsin.
Biz seni hem müjdeleyici, hem de sakındırıcı olarak, hak ile gönderdik. Yoksa sen Cehennem ehlinden sorumlu değilsin.
İnan olsun ki, biz seni hak üzere bir müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdik. Sen, cehennem ehlinden sorgu suale çekilmeyeceksin/cehennem yâranından sen sorumlu değilsin.
bayıķ biz viribidük seni ḥaķk-ıla müşteleyici, daħı ķorķıdıcı. daħı śorıñılmayasañ ŧamu islerinden.
Taḥḳīḳ biz gönderdük yā Muḥammed, ḥaḳ bile muştılayıcı mü’minlerecenneti, ḳorḳudıcı kāfirleri cehennemden. Daḫı ṣorulmazsın cehen‐nem ehlinden.
(Ya Rəsulum!) Biz səni (mö’minlərə) haqq ilə (Qur’anla) müjdə verməyə və (kafirləri) qorxutmağa gondərdik. Cəhənnəm əhli barəsində isə sən sorğu-suala tutulmayacaqsan.
Lo! We have sent thee (O Muhammad) with the truth, a bringer of glad tidings and a warner. And thou wilt not be asked about the owners of hell fire.
Verily We have sent thee in truth as a bearer of glad tidings and a warner: But of thee no question shall be asked of the Companions of the Blazing Fire.