Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 165, sondan 6072. ayet; 2. sure ve Bakara Suresinin 158. ayetidir. Bakara Suresi 158. ayetinin kelime sayisi 24, harf sayısı 89 ve toplam ebced değeri ise 5372 olarak hesaplanmıştır. Bakara Suresinin toplam ebced değeri 1820072 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır. Bu sure الم hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette ا (17) ل (10) م (7) bulunuyor.
Arapça Metin
ان الصفا والمروة من شعائر الله فمن حج البيت او اعتمر فلا جناح عليه ان يطوف بهما ومن تطوع خيرا فان الله شاكر عليم
Şüphesiz Safa ile Merve, Allah’ın (dininin) nişanelerindendir. Onun için her kim hac ve umre niyetiyle Kâbe’yi ziyaret eder ve onları da tavaf ederse, bunda bir günah yoktur.[42] Her kim de gönlünden koparak bir hayır işlerse, şüphesiz Allah onu bilir, karşılığını verir.
Safa ile Merve, Kâbe’nin doğu tarafında bulunan iki tepenin adıdır. Bu iki tepe arasında usulünce gidip gelme demek olan “sa’y”, Hz.İbrahim, eşi Hacer ve oğlu İsmail’e dayanan bir geleneğin ihyası olup, haccın ve umrenin vaciblerindendir. Cahiliye döneminde Safa ve Merve tepelerinde putlar bulunuyor ve müşrikler de bu tepeler arasında sa’y ediyorlardı. İslâm gelince mü’minler, bu eski müşrik uygulaması sebebiyle, Safa ve Merve arasında sa’y etmekten endişe etmişlerdi. Bu âyet onların endişesini gidermektedir.
Safâ ve Merve Kâbe yakınındaki iki küçük tepenin adıdır. Hz. İbrâhim, eşi Sâre’nin kıskançlığı sebebiyle diğer eşi Hâcer’le henüz bebek yaştaki oğlu İsmâil’i ıssız bir araziden ibaret olan Mekke’ye bırakıp Ken‘an diyarına dönmek zorunda kalmıştı. Bu arada Hâcer su bulmak ümidiyle iki tepe arasında koşup duruyor, kendisini ve çocuğunu susuzluktan ve ölmekten kurtarması için Allah’a yakarıyordu. Nihayet Allah, sonraları Zemzem Kuyusu diye anılan yerden su çıkararak annenin dileğini kabul buyurdu. İşte görünürde hiçbir ümit ışığının bulunmamasına rağmen, büyük bir sabır ve metanetle Allah’a güvenini devam ettirip bir sabır ve tevekkül sınavını başarıyla veren Hâcer’in anısını yaşatmak üzere bu iki tepe arasında yedi defa gidip gelmek haccın uygulamaları arasında yer aldı ve bu uygulamaya “sa‘y” denildi (bk. Bakara 2:196-197 vd.). Esasen hac ve umre ile ilgili bir konuyu içeren ve yıllar sonra inmiş olan bu âyetin, sabrın öneminden, sabır ve sebatla Allah’a sığınıp güvenenleri öven âyetlerin devamında yer alması son derece anlamlıdır. Burada bir bakıma şöyle denmek istenmiştir: Hâcer, su bulmanın imkânsız gibi göründüğü bu ıssız çöl ortamında bile Allah’tan ümidini kesmemiş; yerinde oturup kendisinin ve çocuğunun ölümünü beklemeye razı olmamış; aksine inanıp güvendiği Allah için hiçbir şeyin imkânsız olmadığını düşünerek sabırla su aramaya devam etmiş, sonunda da aradığını Allah ona lutfetmiştir. Allah insanları her zaman bu şekilde sınamalardan geçirebilir; Hâcer’in gösterdiği inanç, ümit, sabır, tevekkül ve kararlılığı gösterenler de bir şekilde Allah’ın keremine nâil olurlar. Nitekim biraz önce geçen 143. âyette de “Allah imanınızı asla zayi edecek değildir. Çünkü Allah insanlara karşı çok şefkatli, çok merhametlidir” buyurulmuştu.
Câhiliye döneminde Safâ tepesinde İsâf, Merve tepesinde Nâile isimli iki put bulunuyordu. Putperest Araplar da bu iki tepe arasında gidip gelirler (sa‘y) ve adı geçen putların yanında kurban keserlerdi. İşte bu putperest geleneğinden dolayı müslümanlar bu iki tepe arasında sa‘y etmekten çekinince, bunda bir günah ve sakınca bulunmadığını bildiren âyet nâzil oldu. Âyetteki tavaf kelimesi, bu “iki tepe arasında gidip gelme” anlamında olup hac ve umre ibadetiyle ilgili terminolojide bu fiilden, sözlükte “koşma” anlamına gelen sa‘y diye söz edilir.
Mehmet Okuyan
Şüphesiz ki Safa ile Merve Allah’ın sembollerindendir. Kim Ev’i (Kâbe’yi) hacceder veya umre yaparsa, o ikisini (Safa ve Merve’yi) tavaf etmesinde kendisine herhangi bir vebal yoktur. Kim gönüllü olarak bir iyilik yaparsa, şüphesiz ki Allah şükre çok karşılık verendir, bilendir.
[Safa] ile [Merve], Mekke’de Kâbe’nin yakınında bulunan ve haccın uygulamalarından birisini oluşturan [sa‘y] denen “dört gidiş ve üç dönüş”ten oluşan hareketlerin yapıldığı iki tepeciğin adıdır
Literatürde Safa ile Merve arası gidiş-gelişler için her ne kadar [sa‘y] ifadesi kullanılıyor olsa da bu cümlede [yettavvefe] (tavaf etmek) fiili kullanılmaktadır. Anlaşılıyor ki Safa ile Merve arası gidiş-gelişler tavafı çağrıştırmaktadır.
Bayraktar Bayraklı
Şüphesiz, Safâ ile Merve Allah'ın nişanlarındandır. Her kim Beytullah'ı hac veya umre niyetiyle ziyaret ederse, onları tavaf etmesinde kendisine bir günah yoktur. Her kim gönüllü olarak bir iyilik yaparsa, şüphesiz ki, Allah onu kabul eder ve hakkıyla bilir.
Kuşkusuz Safâ ile Merve Allah'ın belirlediği nişanelerdir.¹ Kim hacc ya da umre amacıyla Beyt'i ziyaret ederse, ikisini de tavaf etmesinde bir sakınca yoktur. Ve yine kim gönülden bir iyilik yaparsa; kuşkusuz, Allah Karşılık Veren'dir, Her Şeyi Bilen'dir.
Şüphesiz, 'Safa' ile 'Merve' Allah'ın (şiarından, ibadet nişanından) işaretlerindendir. Böylece kim Evi (Kâbe'yi) hacceder veya umre yaparsa, artık bu ikisini tavaf etmesinde kendisi için bir sakınca yoktur (mü’minlere izin ve emir verilmiştir) . Artık kim de gönülden (ve nafile cinsinden, fazla) bir hayır yaparsa (karşılığını görecektir) . Şüphesiz Allah, şükrün karşılığını Verendir, Bilendir.
Şüphe yok ki Safa ve Merve, Allah alametlerindendir. Artık kim hac veya umre etmek için Ka'be'yi tavaf edip Safa ve Merve arasında koşarsa suçsuzdur. Kim gönlünden koparak hayır işlerse şüphe yok ki Allah, ona mükafatta bulunur ve her şeyi de bilir.
Safâ, düz taş anlamına gelir. Toz toprak gibi başka bir madde ile karışmamış taşa da derler. Merve de yumuşak bir hale gelmiş katı taşa denir. Hac, lügatte, tekrarlamak niyetiyle bir şeyi kastetmektir. Şeriatta, malla ve bedenle yapılan bir ibadettir. Yol eminse ergenlik çağına gelen Müslüman, hasta değilse, ailesinin geçimi yerindeyse ve kendisi zenginse ömründe bir kere Mekke'de muayyen töreni yapmak zorundadır. Safâ ve Merve, Mekke civarında iki tepedir. Câhiliyye devrinde Safâ'da Üsâf, Merve'de Nâile denen iki put vardı. Müslümanlıktan önceki Hac töreninde Müşrikler Safâ ile Merve arasında sa'y yaparlarken, yani yedi kere gidip gelirlerken bu iki puta ellerini, yüzlerini sürerlerdi. Hac törenini, ekonomik bir zaruret olarak teşri eden ve sa'y geleneğini de bırakan Müslümanlık, Safâ ile Merve'den bu putları kaldırmıştır.
Abdullah Parlıyan
O halde unutmayın, Allah'ın insanlığa sunduğu sembollerden biri de Safâ ile Merve'dir. Bu sebeple hac veya umre maksadıyla Kâbe'ye gelenlerin, bu ikisi arasında gidip gelmelerinde bir mahzur yoktur. Zira kişi gönlünden koparak iyiliği artırırsa bilsin ki Allah, şükre bol karşılık verendir ve herşeyi bilendir.
Safâ ile Merve, Allah'ın emirlerini çağrıştıran, hac menâsiki ile ilgili sembol yerlerdendir. Kim hac ibadetini ifa etme, hayır ve bereket elde etme ümidiyle Beytullah'ı ziyaret eder veya umre yaparsa, bunları sa'y etmesinde kendisine bir günah yoktur. Kim de gönlünden koparak nafile niyetiyle umre yaparsa, Allah şükrün karşılığını verir ve her şeyi bilir.
Safa ile Merve, Allah'ın işaretlerindendir. Kim Ka'be'yi hacceder veya umre yaparsa bu ikisini tavaf etmesinde kendisi için sakınca yoktur. Kim gönülden iyilik yaparsa bilsin ki, Allah, iyiliklerin karşılığını veren ve her şeyi bilendir. [31]
158.Buhari ve Müslim`in rivayet ettiklerine göre Urve (r.a.) şöyle söylemiştir: "Ben Hz. Aişe (r.a.)`ye: "Yüce Allah: "Safa ile Merve, Allah`ın işaretlerindendir. Kim Ka`be`yi hacceder veya umre amacıyla buraya giderse bu ikisini tavaf etmesinde (ikisi arasında belli bir şekilde dolaşmasında) kendisi için sakınca yoktur" diye buyuruyor. Bundan: "Tavaf etmemesinde de bir sakınca yoktur" anlamı çıkar" dedim. Bunun üzerine Hz. Aişe (r.a.) şöyle söyledi: "Ey kızkardeşimin oğlu! Ne kadar fena bir söz söyledin. Eğer senin yorumladığın gibi olsaydı kişinin buraları tavaf etmesinde bir sakınca olmazdı. Ama bu ayeti kerimenin indiriliş sebebi şudur: Ensar Müslüman olmadan önce Menat putu için haykırışta bulunuyorlardı. Bunun için haykırışta bulunan bir kimse ise Safa ile Merve arasında tavaf etmekte sakınca görüyordu. (Müslüman olduktan sonra) Resulullah (a.s.)`a: "Ey Resulullah (a.s.)! Biz câhiliye döneminde Safa ile Merve arasında tavaf etmekte sakınca görüyorduk" dediler. Yüce Allah da bu ayeti kerimeyi indirdi."Buhari`nin Asım bin Süleyman`dan rivayet ettiğine göre, Asım Enes bin Malik (r.a.)`e Safa ve Merve hakkında soru sormuş o da şöyle söylemiştir: "Biz bunların (yani bunların arasında sa`y yapmanın) cahiliye işlerinden olduğunu sanıyorduk. Bunun üzerine Yüce Allah bu âyeti kerimeyi indirdi.Hakim`in Abdullah bin Abbas (r.a.)`tan rivayet ettiğine göre de cahiliye döneminde şeytanlar Safa ile Merve arasında tavaf yaparlardı. Onların bu arada putları vardı. İslâm gelince Müslümanlar: "Ey Resulullah (a.s.)! Biz Safa ile Merve arasında tavaf yapmayız çünkü bu cahiliye döneminde yaptığımız bir işti" dediler. Bunun üzerine bu ayeti kerime indirildi.31.Safa ve Merve, Mekke`de Mescidi Haram`ın yakınında Zemzem suyunun arkasına kalan bölgede bulunan iki tepedir. Hac veya umre esnasında bu iki tepe arasında gidip gelmek vacib görülmüştür ki buna sa`y denilmektedir. Bu iki tepenin Allah`ın işaretlerinden addedilmesi, geçmişteki tevhid mücadelesi ile ilgili bir anlam taşıması ve ibadet yerlerinden olması dolayısıyladır.
Ali Bulaç
Şüphesiz, 'Safa' ile 'Merve' Allah'ın işaretlerindendir. Böylece kim Evi (Ka'be'yi) hacceder veya umre yaparsa, artık bu ikisini tavaf etmesinde kendisi için bir sakınca yoktur. Kim de gönülden bir hayır yaparsa (karşılığını alır). Şüphesiz Allah, şükrün karşılığını verendir, bilendir.
Gerçekten, Safa ile Merve Allah'ın (emrettiği haccın) alâmetlerindendir. Bunun için, hac veya umre kasdiyle kim Kâbe'yi ziyaret ederse, yine Safa ile Merve'yi tavaf etmesinde bir günah yoktur. Her kim de (gönülden koparak vâcibden ziyade) bir hayır işlerse muhakkak Allah Şakirdir= mükâfatını verir. Alîmdir= her şeyi bilir.
Safa ve Merve, Allah’ı hatırlatan şeairlerdendir. Kim Kâbe’ye hacc niyet ederse veya umre yaparsa, Safa ve Merve’yi tavaf etmesinde bir günah yoktur. (Müşriklerin böyle tavaf etmesi, onları Allah’ın şeairi olmaktan çıkarmaz.) Kim hayır ve iyilik yaparsa, (bilsin ki) Allah, karşılık verendir ve çok iyi bilendir.()
Bahaeddin Sağlam Bakara Suresi 158. Ayet Açıklaması
(*) Bu ayetin bir önceki ayetlerle irtibat yönü şudur. Hacc ve Umre’nin, cihat ve diğer ibadetler gibi sabır istediğini, Kâbe ve Mekke’nin eski bir ibadet merkezi olduğunu, kıble olmaya layık olduğunu bildirmek içindir. Ehl-i kitap, kitaplarında Kâbe’nin bu durumuyla ilgili bilgileri bildikleri halde gizliyorlardı.
Besim Atalay
Safa ile Merve Allahtan belge, kim ki Kâbeye giderse, ya da umre yaparsa, bunlara tavafta bir günah yoktur, içinden gelerek kim bir iyilik eylerse, Allah onu bilir, karşılık verir
Şüphesiz, Safa ile Merve Allah'ın belirlediği sembollerdendir. Kim hac veya umre niyetiyle Kâbe'yi ziyaret ederse oraları tavaf etmesinde bir sakınca yoktur. Her kim (yapmakla yükümlü olmadığı halde) gönüllü olarak bir iyilik ve hayır yaparsa bilsin ki Allah, şükrün karşılığını verir ve o her şeyi bilir.
Cemal Külünkoğlu Bakara Suresi 158. Ayet Açıklaması
“Safa-Merve”; Mekke’de Kâbe’nin hemen yakınında bulunan, Hz. İbrahim’in Allah’ın buyruğu ile Hâcer ve İsmail’i terk ettiği tepelerin adıdır. Bugünkü zemzem kuyusunun bulunduğu noktada, susuzluktan bunalmış olan ve çocuğunun hayatından endişeye kapılan Hz. Hâcer; telaş ve heyecan içerisinde su bulmak maksadıyla iki tepe arasında koşup duruyor ve yardım için Allah’a yalvarıyordu. Sonunda Hz. Hâcer, Allah’a güveni ve sabrı sayesinde hem kendisini hem de çocuğunu susuzluktan kurtaran bir su kaynağının (zemzem kuyusu diye bilinen suyun) keşfiyle mükâfatlandırıldı. Bu sebeple; Safâ ile Merve arasındaki gidiş ve geliş, insanın Allah’a büyük bir huşû ve acziyet itirafı içerisinde yönelmesi anlamını taşımaktadır. Hâcer validemizin bu ağır ve zor imtihanının ve Allah’a güveninin anısıyla Safâ ve Merve, İslam öncesi zamanlarda bile imanın ve sıkıntılara göğüs germenin sembolleri olarak görülmüştür.Ayette esas üzerinde durulması gerekense; “Her kim (yapmakla yükümlü olmadığı halde) gönüllü olarak bir iyilik ve hayır yaparsa Allah şükrün karşılığını verir.” cümlesidir. Burada bahse konu olan; iyi olmaktır, iyilik yapmaktır, yardım etmektir, paylaşmaktır ve yapılanı en iyi şekliyle yapmaktır. Yani hayırlı ve erdemli olabilmek için tabir caizse “katma değer” üretmektir, paylaşmasını ve infak etmesini bilmektir. Nitekim Bakara 2:177’de; “Gerçek erdemli kişi sevdiği maldan yakınlara, yetimlere, yoksullara, yolda kalmışlara, yardım isteyenlere ve özgürlüğünü kaybetmiş olanlara verendir.” buyrulmaktadır.
Diyanet İşleri (Eski)
Şüphesiz Safa ile Merve Allah'ın nişanelerindendir. Kim Kabe'yi hacceder veya umre yaparsa, bu ikisini de tavaf etmesinde bir beis yoktur. Kim gönülden iyilik yaparsa, karşılığını görür. Doğrusu Allah şükrün karşılığını verendir ve bilendir.
Şüphe yok ki, Safa ile Merve Allah'ın koyduğu nişanlardandır. Her kim Beytullah'ı ziyaret eder veya umre yaparsa onları tavaf etmesinde kendisine bir günah yoktur. Her kim gönüllü olarak bir iyilik yaparsa şüphesiz Allah kabul eder ve (yapılanı) hakkıyla bilir.
Safa ile Merve, Kâbe’nin doğu tarafında iki tepenin adıdır. Hâcer validemiz Hz. İsmail için su ararken bu iki tepe arasında yedi defa koşmuştur. Bugün hac ve umre için Beytullah’ı ziyaret ve tavaf edenler, aynı zamanda Safa ile Merve arasında sa’yederler. Âyette, iki tepe arasında sa’yetmekte (gelip gitmekte) günah yoktur, denilmiştir. Çünkü cahiliye devrinde her iki tepede de birer put vardı. Her ne kadar İslâm bu putları kaldırmışsa da bazı kimselerin içinde bir şüphe kaldı. İşte 158. âyetle bu şüphe tamamen giderilmiş oldu.
Edip Yüksel
Safa ve Merve (tepeleri) ALLAH'ın işaretlerindendir. Hacc veya ziyaret (umre) için Ev'e varan birisi o ikisi arasında gidip gelebilir. Kim gönülden bir iyilik yaparsa, ALLAH teşekküre karşılık verendir, bilendir.
Gerçekten Safâ ile Merve Allah'ın alâmetlerindendir. Onun için her kim hac veya umre niyetiyle Kâ'be'yi ziyaret ederse, bunları tavaf etmesinde ona bir günah yoktur. Her kim de gönlünden koparak bir hayır işlerse, şüphesiz Allah iyiliğin karşılığını verir, o her şeyi bilir.
Hakikat, Safa ile Merve Allahın şeâirlerindendir onun için her kim hac veya ömre niyyetiyle Beyti ziyaret ederse tavafı bunlarla yapmasında ona bir günah yoktur Her kim de gönlünden koparak bir hayır işlerse şüphesiz Allah ecrile meşhur kılar âlimdir
Şübhe yok ki «Safaa» ile «Merve» Allahın şeâirindendir. İşte kim o «Beyt» i (Kâ'beyi) hacc veya Umre (kasdı) ile ziyaret ederse bunları güzelce tavaf etmesinde üzerine bir beis yokdur. Kim gönlünden koparak (vâcib olmayan amellerden) bir hayır işlerse (mükâfatını görür). Çünkü Allah taatlerin ecrini veren, (her şey'i de) hakkıyle bilendir.
Muhakkak ki Safâ ile Merve, Allah'ın (hac ve umre ibâdeti için ta'yîn ettiği)şeâirinden (alâmetlerinden)dir. Bu yüzden Kâ'be'yi hacceden veya umre yapan kimsenin, artık o ikisini tavâf etmesinde (ikisi arasında sa'y ederek, yürümesinde) üzerine bir günah yoktur. Kim de gönlünden koparak (fazladan) bir hayır işlerse, o takdirde şübhesiz ki Allah, Şâkir (bütün iyiliklerinize fazlasıyla mükâfât veren)dir, Alîm (yaptığınız herşeyi bilen)dir.
Safa ile Merve, Allah’ın işaretlerindendir. Hac ve umre için Beyt’e gelen kimse, Safa ile Merve arasını tavaf etmesinde (iki tepe arasına gidip gelmesinde) mahzur yoktur. Kim (tavafın) fazlasını yaparsa, Allah’ın şükrün karşılığını veren ve her şeyi bilen olduğunu unutmasın.
Safa ile Merve [⁵] Allah/ın nişanlarındandır [⁶]. Beytullahı hac veya umre [⁷] edecek kimsenin onları tavaf etmesinde bir beis yoktur. Her kim hayır işlerse mükâfatını görür; çünkü Allah şâkirdir [⁸], hakkiyle âlimdir [⁹].
İsmail Hakkı İzmirli Bakara Suresi 158. Ayet Açıklaması
[5] Safa ile Merve Mekke'de birer tepenin ismidir. Kablel'islâm Safa'da «Esaf», Merve'de «Naile» namlarında birer put vardı. Bu iki tepe tavaf olunurdu. Mekke-i Mükerrem'e feth olunduktan sonra putlar kırılmakla Müslümanîar bu iki tepe arasında sâyetmede tereddüt etmişlerdi. Bunun üzerine bu Nazm-ı Kerim nâzil oldu.[6] İbadât ve menasik-î hac için Cenab ı Hak tarafından ikame olunan alâmetler, nişanlar, işaretlerdir. Yoksa cahiliye nişanlarından değildir.[7] Hac, (ihram, vukuf, tavaf) fiillerinden umre de (ihram, tavaf sây, halk veya taksir) fiillerinden ibarettir. Hac vakt-i mahsusa tâbidir. Umre'nin vakti yoktur. Hac ile umre fiillerine menasik denir. İhram niyyet ve telbiyeden ibarettir; telbiye «Lebbeyke, Allahümme lebbeyke, ilâh...» demektir. Vukûf, arefe günü Arafat dağında durmaktır ki farz olan vakfe budur, tavaf; Beyt-i Mükerrem etrafında yedi defa dolaşmaktır. Sây, Safa ile Merve arasında yedi kere gidip gelmektir. Halk saçı traş etmek, taksir kırkmaktır,[8] Yâni Cenabıhak hayırlı işlere sevap verir, ona mükâfat ihsan eder.[9] Onların ta'atını bilir.
Kadri Çelik
Şüphesiz Safa ile Merve Allah'ın şiarlarındandır (sembollerindendir). Kim Kâbe'yi hacceder veya umre yaparsa, bu ikisini de tavaf etmesinde bir sakınca yoktur. Kim gönülden isteyerek iyilik yaparsa, şüphesiz Allah da iyilikleri takdir edendir ve her şeyi bilendir.
Kuşkusuz, Safâ ile Merve, Allah’ın emirlerine itâati simgeleyen kutsal alâmetlerindendir. O hâlde, Hac veya Umre için Kâbe’yi ziyaret edenlerin, bunlar arasında sa’y etmesinin hiçbir sakıncası yoktur. Bilakis bu, —farz olmamakla beraber— haccın önemli unsurlarındandır. Müşriklerin yanlış uygulamaları, sizi yanıltarak bu ibâdetten alıkoymasın. Zira her kim, yapmakla yükümlü olmadığı hâlde, fazladan bir iyilik yaparsa, bunun mükâfâtını elbette görecektir. Çünkü Allah, bütün iyiliklerin karşılığını verendir, her şeyi en ince ayrıntısıyla bilendir.Allah’tan gelen hakîkati gizleyen sözde din âlimlerine gelince:
Safâ ve Merve, Allah’ın işaretlerindendir.
Kim Beyt’i (Ka’be’yi) hacc eder veya umre yaparsa, bu ikisini tavaf etmesinde ona günah yoktur.
Kim içten gelerek hayır işlerse, gerçekten Allah, alîm şâkirdir.
Şüphesiz “Safa”1 ve “Merve”,2 Allah’ın şiârlarındandır. Buna göre kim, Hacc için Kâbe’yi ziyaret eder veya Umre yaparsa,3 bu ikisini tavaf etmesinde kendisi için bir sakınca yoktur. Kim de kendi gönlünden koparak hayırlı bir iş yaparsa4 bilsin ki Allah, şükredenlerin mükâfatını veren ve her şeyi bilendir.
1 Safa: Kaygan taş, sert kaya demektir. Kâ-be’nin güney-doğusundaki küçük bir tepedir. Cahiliye döneminde Safa üzerinde “İsâf”, Merve üzerinde de “Naile” adıyla birer put vardı ve cahiliye müşrikleri bunların arasında tavaf eder ve bunları mesh ederlerdi. İslâm gelip putları kırdıktan sonra Müslümanlar, Safa ile Merve arasında tavaftan çekindiler. Bunun üzerine bu âyet nazil oldu ki korkmayın bunda bir günah yoktur, bilakis bunlar şeair-i ilâhiyye’dendir diye bu tavafa teşvik buyuruldu. Vücub ifade ettiği de hadîslerle beyan edildi ve tavafa Safa’dan başlamak vacib oldu. Hz. İbrahim, Allah’ın emriyle hacc yaparken, Safa-Merve tepeleri arasında tavaf etmiştir. Efendimiz de, Müslümanlara “Hacc’ı” öğretirken bu iki tepe arasında sa’y etmiş ve yanındakilere emretmiştir.2 Merve: Mekke'de Kâbe’nin kuzey-doğu tarafında bulunan tepe. Parça taşlardan oluştuğu için Arapça “küçük ve yumuşakça taş, çakıl taşı” anlamında “Merve” adı verilmiştir. Bu ayette, bu tepenin, Safa tepesi ile birlikte Allahu Teâlâ'nın şeâirinden olduğu zikredilmektedir. Safa ile Merve arasında sa'y yapmak, hacc'ın menâsikindendir. Sahabe, Rasulullah (s.a.v) ile birlikte hac ibadetini ifa etmeye başladıklarında sa'y konusunda şüpheye düşüp: “Biz nasıl olur da burada sa'y yaparız. Biz putlara saygı göstermenin ve Allah'tan başka şeylere tapınmanın şirk olduğunu öğrendik. Bizim cahiliyye çağımızda burada yaptığımız, bu iki tepede bulunan putlara tapınmaktan başka bir şey değildi. İslâm geldiğinde, Allah'tan başkasına tapınmak yasaklanmıştır” dediler. Bunun üzerine Allahu Teâlâ, putlardan temizlenmiş olan bu yerde sa'y etmek hakkında bu ayet-i kerîme'yi nâzil etmiştir. 3 Umre: Hac gibi belirli bir zamana bağlı olmaksızın ibadet maksadıyla yapılan Kâbe ziyaretidir. Umre, Hanefî ve Malikî mezheplerine göre “sünnet-i müekkede”, Şâfiî ve Hanbelî mezheplerine göre “farzdır.” Hac sadece hac mevsiminde yapıldığı halde, umre her zaman yapılabilir. Ancak kurban bayramının arife günü ile bu bayramın dört gününde yapılması mekruhtur. Ramazanda yapılması ise daha çok sevaptır. Umre esas itibariyle, Kâbe'yi tavaf ve Safa ile Merve tepeleri arasında yedi defa sa'y yapmaktan ibarettir. Hacda olduğu gibi; Arafat'ta vakfe yapmak, Müzdelife'ye gitmek ve Mina'da cemeratı taşlamak umrede yoktur. Tavafın dört şavtı umrenin rüknüdür. Vakit dışında, hac için şart olan her şey, umre için de şarttır. Tavafın geri kalan üç şavtı, Safa ile Merve arasındaki sa'y ve bunun bitiminde tıraş olmak ya da saçları kısaltmak umrenin vacipleridir. Hac için ihrama giren kişinin, ihramda iken yapması yasak olan şeyler, umre için ihrama giren kişi için de yasaktır. İhramda iken bu yasaklardan birisini yapan kimseye, hac için ihramda iken gerekli olan cezalar uygulanır. Ayetin zahirine göre umre yapmak vacib veya farz da olabilir. 4 Âyetin (وَمَنْ تَطَوَّعَ خَيْرًا) bölümü, “Kim de bu hayırlı işi (umreyi) kendi gönlünden koparak (nafile olarak) yaparsa, bilsin ki Allah, şükredenlerin mükâfatını veren ve her şeyi bilendir.” şeklinde de tercüme edilebilir ve buna göre de nafile umre’nin câiz olduğu anlaşılır. Umreye gidildiğinde birden fazla umre yapmakta bir sakınca yoktur ve bu sevaptır.
Muhammed Esed
[O halde,] unutmayın, Safâ ve Merve, Allah tarafından konulmuş sembollerdendir; 126 böylece, hac veya umre için Mâbede gelen birinin bu ikisi arasında gidip gelmesinde bir mahzur yoktur: 127 Zira, eğer kişi, yapması gerekenden daha çok iyilik yaparsa bilsin ki Allah, şükre bol karşılık verendir, her şeyi bilendir. 128
Safa ve Merve, Allah’ın sembollerindendir. Artık kim Kâbe’yi hacceder yahut umre yaparsa her ikisini tavaf etmesinde bir sakınca yoktur. Zira eğer kişi, yapması gerekenden daha çok iyilik yaparsa bilsin ki Allah, şükre bol karşılık verendir ve her şeyi bilendir. 2/196, 22/25...39
“Hiç kuşkusuz Safa ile Merve Allah’ın sembollerindendir.[310] Kim hac ya da umre amacıyla Kâbe’yi ziyaret ederse,[311] o ikisi arasında sa’y etmesinde herhangi bir mahzur yoktur.[312] Eğer biri kalkar da emredilenin ötesinde hayır işlerse, iyi bilsin ki Allah yaptığının karşılığını bol bol verendir, (insan için iyi olanı) tarifsiz bir biçimde bilendir.[313]
Mustafa İslamoğlu Bakara Suresi 158. Ayet Açıklaması
[310] “Allah’ın sembolleri”: Burada “sembol” anlamı verdiğimiz şe‘âir (t. şa‘îra), aslen kurbanlık hayvanların boyunlarına demirle vurulan işarete denilir. Din de, dil gibi “sembolik” değil ama bir semboller sistemidir. Semboller birer atıftırlar. Her sembolün mutlaka sembolize ettiği bir hakikat vardır. Sembol zarf, sembolün sembolize ettiği gerçek ise mazruf, yani mektuptur. Zarf önemini içinde taşıdığı mazruftan alır. Mektubu olmayan bir zarf, ruhu olmayan bir ceset gibidir. Semboller de öyle. Sembollerin sembolize ettiği hakikatler, cesede nazaran ruh mesabesindedirler. Hac ibadeti de baştan sona sembollerle dolu bir ibadettir. Bu sembollerden biri de sa’y adı verilen Safa ile Merve tepecikleri arasını yedi kez katediştir.
[311] Hacc kelime olarak “müracaat merkezi, herkesin başvurduğu odak, tekrar tekrar kendisine gelinen şey” demektir. “Delil, belge, referans ve kaynak” anlamına gelen huccet de aynı kökten gelir. Haccın belirli zaman ve mekânı, umrenin sadece belirli mekânı vardır.
[312] Sa‘y bu âyet delil gösterilerek İslâm fıkıh ekollerinin çoğunluğunca haccın farzları arasında sayılmıştır. Bazı fakihler âyetteki “o ikisi arasında sa‘y etmesinde bir mahzur yoktur” ibaresinden yola çıkarak sa‘yi haccın farzlarından biri olarak görmemişler, hatta nafile olduğu sonucuna varanlar dahi olmuştur. Ne ki âyetteki “mahzur yoktur” (la cunâha ‘aleykum) ifadesinin, cahiliyye döneminde Safa ile Merve’ye put yerleştirildiği için sa‘yetmek konusunda ihtiyatlı davranan kimi mü’minlerin gönlünden bu yersiz duyguyu silmek maksadını taşıdığı açıktır. Hz. Âişe’nin açıklaması da bu yöndedir (Kurtubî).
[313] Burada kastedilen, farz olan haccın dışındaki umreler ve nafile haclardır.
Ömer Nasuhi Bilmen
Şüphe yok ki Safâ ile Merve Allah Teâlâ'nın şeairinden (Merasim-i diniyesinden)' dir. Artık her kim hac veya umre niyetiyle Beytullah'ı ziyaret ederse tavafı bu ikisiyle beraber yapmasında kendisi için hiçbir günah yoktur. Ve her kim bir hayrı tatavvu'an yaparsa şüphe yok ki Allah Teâlâ şâkirdir, alîmdir.
Safa ile Merve Allah'ın belirlediği nişanelerdendir. Kim hac veya umre niyetiyle Kâbe'yi ziyaret ederse oraları tavaf etmesinde bir beis yoktur. Her kim de, farz olmadığı halde gönlünden koparak bir hayır işlerse, mükâfatını görür. Zira Allah şükrün karşılığını verir. O, az amele çok mükâfat veren ve her şeyi bilendir. [4, 40]
Müşrikler de Safa ile Merve arasında sa’y ederlerdi. Müşriklerin bunu yapmaları, bu iki tepeyi Allah’ın şeâiri olmaktan çıkarmaz.
Süleyman Ateş
Safa ile Merve Allah'ın nişanlarındandır. Kim Ev'i hacceder, ya da ömre yaparsa onları tavaf etmesinde kendisine bir günah yoktur. Kim kendiliğinden bir iyilik yaparsa bilsin ki, Allah karşılığını verir, (yaptığını) bilir.
Safâ ile Merve Allah’a kulluğun simgelerindendir. Kim hac veya umre niyetiyle Kâbe’yi tavaf ederse, o ikisini sa’y etmesinde bir günah yoktur. Kim bir iyiliği içinden gelerek yaparsa bilsin ki, her şeyi bilen ve yapılan iyiliğin tam karşılığını veren Allah’tır.
Süleymaniye Vakfı Bakara Suresi 158. Ayet Açıklaması
[*] Cahiliye Arapları Safa ile Merve tepelerine İsaf ve Naile adında iki put koymuştu. Müslümanlar bu yüzden sa'y'i terk ettiler. Bu âyet sa'yin o putlardan dolayı yapılmadığını bildirmektedir. "Haccı ve umreyi Allah için tamamlayın" (Bakara 2:196) emri de say'i terk etmenin, bu iki ibadet için eksiklik olduğunu, mutlaka yapılması gerektiğini bildirmiştir.
Şaban Piriş
Safa ve Merve, Allah'ın alametlerindendir. Bundan dolayı kim Kabe'yi hacceder yahut umre yaparsa her ikisini tavaf etmesinde bir sakınca yoktur. Kim gönlünden koparak bir hayır işlemek isterse... Çünkü Allah, mükafat veren ve her şeyi bilendir.
Safâ ile Merve, Allah'ın nişanlarındandır. Kâbe'yi ziyaret eden yahut umre yapan için, onları tavaf etmekte bir sakınca yoktur.(69) Kim fazladan bir hayır işlerse, Allah onu bilir ve ödüllendirir.
(69) Hz. Hâcer, oğlu İsmail için su ararken telâşla Safâ ve Merve tepeleri arasında gidip gelmişti. Mekke’nin fethinden önceki dönemde bu tepelerde birer put dikili olduğu için, Müslümanlar, bu iki tepe arasında sa’y yapmakta tereddütlü davranıyorlardı. Âyet, esas itibarıyla bu iki tepenin birer İslâm simgesi olduğunu vurgulayarak bu tereddütleri gidermektedir.
Yaşar Nuri Öztürk
Safa ile Merve Allah'ın belliklerindendir. O evi hac veya umre ile ziyaret edenin onları tavaf etmesinde kendisi için bir sakınca yoktur. Kim içinden gelerek bir hayır işlerse Allah Şâkir'dir, teşekkür eder, Alîm'dir, en iyi biçimde bilir.
bayıķ [12b] śafa daħı merve, Tañrı nişānlarındandur. pes her kim ķaśd eyleye ev’e yā ziyāret eyleye; yazıķ yoķdur anuñ üzere kim ŧavāf eyleye ol ikiye. daħı her kim, farįża degül iken işlersin ħayrı, bayıķ Tañrı sıpās dutıcıdur bilicidür.