Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 180, sondan 6057. ayet; 2. sure ve bu surenin 173. ayetidir. Bu ayetin kelime sayisi 25, harf sayısı 93 ve toplam ebced değeri ise 9388 olarak hesaplanmıştır. Bu sure الم hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette ا (16) ل (14) م (10) bulunuyor.
انما حرم عليكم الميتة والدم ولحم الخنزير وما اهل به لغير الله فمن اضطر غير باغ ولا عاد فلا اثم عليه ان الله غفور رحيم
انماحرمعليكمالميتةوالدمولحمالخنزيرومااهلبهلغيراللهفمناضطرغيرباغولاعادفلااثمعليهاناللهغفوررحيم
İnnemâ harrame ‘aleykumu-lmeytete ve-ddeme velahme-lḣinzîri vemâ uhille bihi liġayri(A)llâh(i)(s) femeni-dturra ġayra bâġin velâ ‘âdin felâ iśme ‘aleyh(i)(c) inna(A)llâhe ġafûrun rahîm(un)
Allah, size ancak leş, kan, domuz eti ve Allah’tan başkası adına kesileni haram kıldı. Ama kim mecbur olur da, istismar etmeksizin ve zaruret ölçüsünü aşmaksızın yemek zorunda kalırsa, ona günah yoktur. Şüphesiz, Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.[46]
İslâm’da zaruretlerin mahzurları ortadan kaldırdığına en güzel delil bu âyette ifadesini bulur. Bir haramı helâl saymamak ve haddi aşmamak kaydiyle bazen zaruret miktarınca, yasak bir iş işlenebilir. Yenmesi haram olan şeyler ile ilgili olarak ayrıca bakınız: Nahl sûresi, âyet, 115.
Câhiliye Arapları bazı hayvanları ve ziraî ürünleri üç kısma ayırırlardı: Bunlardan tanrıları için adadıklarından sahipleri yiyemez; ancak put bakıcıları, kutsal mekânların hizmetçileri veya buraları ziyarete gelenler gibi mal sahiplerinin uygun gördüğü kimseler yiyebilirdi. Bahîre, sâibe, vesîle ve hâm isimleriyle andıkları bir kısım hayvanlara binmeyi yasaklar (bk. Mâide
5:103), bir kısmını keserken de Allah’ın adını özellikle anmazlar, bir rivayete göre bunları putlarının adını anarak keserlerdi (Râzî, XIII, 207). Ayrıca bahîre ve sâibe diye adlandırdıkları adak hayvanlarının sağ olarak doğan yavrularını sadece erkekler yiyebilir, ölü doğan veya doğum esnasında ölen yavruyu ise hem erkekler hem de kadınlar yiyebilirdi.
En‘âm sûresinin 138. âyetinde, dolaylı olarak bu tür uygulamalar şirk dininin kalıntıları sayılmaktadır. Burada ise temiz rızıklardan yararlanmaya izin veren 172. âyetin ardından, Araplar’ın eski helâl-haram telakkileri zımnen ilga edilmekte; yiyecek olarak başlıca nelerin yasaklandığı bildirilmektedir. 168. âyette temiz rızıklardan yenilmesi istenmişti. Temiz rızık içine giren maddelerin sayısı çok fazla olduğundan, âyette bunları sayıp dökmek yerine sınırlı sayıdaki haramları sıralama yolu tercih edilmiştir. Buna göre:
1. Kendiliğinden ölmüş ya da usulüne uygun kesilmeden öldürülmüş hayvanın eti haramdır. Hayvanın etinin yenilebilmesi için kesim esnasında canlı olması, bu kesim sonucunda ölmüş olması gerekir. Fakihlerin çoğunluğu bu canlılığın, kesim sırasında hayvanın hareket etmesi ve/veya kanının akmasıyla belli olacağını belirtirler. Bayılmış veya bayıltılmış hayvan ölü olmadığından, onun kesilmesi de şer‘î kesilme sayılır; bu durumda hayvan, kesme sonucu ölmüş olur. Ayrıca hayvanı kesen kimsenin, Allah adına kestiğini bilecek düzeyde aklî melekeye sahip, müslüman veya Ehl-i kitap’tan olması (Mâide
5:5) gerekir. Anılan şartları taşıyan kadın veya çocuğun kestiği de bu kapsamdadır.
2. Eti yenen hayvan bile olsa, canlı veya ölü hayvanın vücudundan akıp ayrılmış olan kan haramdır. En‘âm sûresinin 145. âyetindeki “akıtılmışkan” ifadesinden anlaşıldığına göre kan mutlak olarak haram olmayıp, sadece hayvanın bedeninden akıp ayrılan haramdır. Bedende et içinde kalan kan ise et hükmündedir.
3. Domuz eti haramdır. Bir rivayete göre İslâm’dan önce Araplar evcil domuzu yemezler, fakat yaban domuzunu yerlerdi. Yahudilik’te domuz eti haram, Hıristiyanlık’ta ise helâldir. İslâm’da ise domuzun eti kesin olarak haram kılınmıştır. Domuzun iç yağının haram olmadığını ileri süren bir görüş varsa da itibar görmemiştir. Domuzun tabaklanmış derisini kullanmanın ve kılından yararlanmanın haram olup olmadığı konusunda farklı görüşler vardır (genişbilgi için bk. Asaf Ataseven-Mehmet Şener, “Domuz”, DİA, IX, 507-509).
İbn Âşûr haklı olarak konumuz olan âyetten hareketle su domuzunun haram sayılamayacağını, zira aslında yunusgillerden bir balık olan bu hayvana Arapça’da su domuzu denilmesinin sadece bir isim meselesi olduğunu ifade eder ve fıkıhçılarla müfessirlerin bu hayvanı domuz türü olarak düşünmelerini yadırgar (II, 119).
4. Allah’tan başkasının adına kesilmiş hayvanın eti haramdır. Âyetin bu kısmıyla her şeyden önce, putlar adına kesilen, onlara kurban edilen hayvanlar kastedilmekte; dolaylı olarak Allah’tan başka varlıklara ve güçlere kutsallık tanınması reddedilmektedir. Bu sebeple –her ne kadar İmam Mâlik ister kasten olsun ister unutkanlık veya bilgisizlik neticesinde olsun, Allah’ın adı anılmadan kesilen hayvanın etini yemek haramdır, demişse de– Hanefîler’e göre sadece kasıtlı olarak Allah’ı anmadan kesilen hayvanın eti haramdır. İmam Şâfiî ise âyetin asıl maksadının Allah’tan başkası adına kesilen hayvanın etini haram kılmak olduğunu düşünerek, böyle bir niyet bulunmadığı sürece, bilerek de olsa bilmeden de olsa müslümanın Allah’ın ismini zikretmeden kestiği hayvanın etinin yenilebileceğine hükmetmiştir.
Eti yenen ve yenmeyen hayvanlar konusunda ve genel olarak yiyeceklerle ilgili helâller ve haramlar hakkında ayrıntılı bilgi edinmek için fıkıh ve ilmihal kitaplarıyla İslâmî konularda hazırlanmış ansiklopedik eserlerin ilgili maddelerinde ayrıntılı bilgiler bulmak mümkündür. Nelerin haram olduğu hususunda kaynaklarda yer alan görüş ve tercihlerde, Kur’an-ı Kerîm ve hadislerde ortaya konan ilkelerin ve amaçların yanında, fakihlerin kendi bilgi ve deneyimlerinin, ayrıca her bölgenin yiyeceklerle ilgili örf ve âdetlerinin, telakkilerinin, beğenilerinin de etkisi olmuştur. Bu sebeple fakihler arasında yiyeceklerin hükmüyle ilgili görüş farkları bulunduğu görülmektedir.
İslâm dininde bazı yiyeceklerin haram kılınması çeşitli hikmet ve amaçlarla açıklanabilir. Ancak bu açıklamaların her zaman kesinlik ifade ettiği söylenemez. Gerçek hikmet ve sebepleri bilen Allah olup, helâl veya haramın temel gerekçesi O’nun izin vermiş veya yasaklamış olması, amacı da insanın Allah’ın iradesine boyun eğme sınavından geçirilmesidir. Bununla birlikte haramların bazı amaçları ve hikmetleri bulunduğunu düşünerek bunları araştırmakta hiçbir sakınca bulunmadığı gibi, bunları mâkul bir zeminde kavrama imkânı verdiği için yararlı da olabilmektedir. İslâmî kaynaklarda diğer dinî hükümler gibi haramların hikmetleri ve amaçları da çoğunlukla “makasıdü’ş-şerîa” ve “hikmetü’t-teşrî‘” başlığı altında önemli bir konu olarak incelenmiştir (genişbilgi için bk. Mehmet Şener, “Hayvan [Fıkıh]”, DİA, XVII, 92-98; İbrahim Kâfi Dönmez, “Eti Yenen ve Yenmeyen Hayvanlar”, İFAV Ans., I, 502-509).
Şüphesiz ki (Allah) size leşi, kanı, domuz etini ve Allah’tan başkası adına kesilen (hayvan)ı haram kılmıştır. (Ancak) azgınlık yapmayacak ve sınırı aşmayacak şekilde kim (bunlardan yemek) zorunda kalırsa, (bilsin ki) ona herhangi bir vebal yoktur. Şüphesiz ki Allah çok bağışlayandır, çok merhametlidir.
Allah size yalnız leşi, kanı, domuz etini ve Allah'tan başkası için kesilmiş olanı yasaklamıştır. Fakat kim bunlardan yemek zorunda kalırsa, aşırıya kaçmamak ve sınırı aşmamak şartıyla ona günah yoktur. Şüphesiz ki Allah, çok bağışlayandır; çok merhamet edendir.
O; size, sadece ölü hayvan etini, kanı, domuz etini ve Allah'tan başkası adına kesilenleri haram kıldı. Mecbur kalan bir kimsenin, haddi aşmamak ve istismar etmemek koşuluyla, bunları yemesinde bir günah yoktur. Kuşkusuz, Allah'ın Rahmeti Bol ve Kesintisiz'dir.
O, size ölüyü (hayvan leşini), kanı, domuz etini ve Allah'tan başkası adına kesilmiş olan (hayvan) ı kesin olarak haram kıldı. Fakat kim muztar (zaruret ve mecburiyet durumunda) muhtaç kalırsa, taşkınlık yapmamak ve haddi aşmamak şartıyla (bunlardan yerse) ona bir günah yoktur. Gerçekten Allah, Bağışlayandır, Esirgeyendir.
Söz budur ancak. O, size ölü hayvan etini, kanı, domuz etini, Allah'tan başkası için kesilen hayvanı haram etmiştir. Fakat zorda kalan, başkasının hakkına el uzatmamak ve zaruret miktarını da aşmamak üzere yerse günah etmiş olmaz. Çünkü Allah, suçları örten rahimdir.
Ölü eti, Mûsâ dininde de haramdır (Lâvililer, 7, 24), kan (26 , 27) ve domuz da öyle (11, 7).
Allah size leşi, kanı, domuz etini ve Allah'tan başkası için kesilen şeyi yasakladı. Ama açlıktan dolayı darda kalana, başkasının hakkına el uzatmadan ve sınırı aşmadan, bunlardan yemesinde bir günah yoktur. Allah, çok bağışlayan ve çok acıyandır.
Allah size, ölmüş hayvanı-leşi, kanı, domuz etini ve Allah'tan başkası adına kesilen hayvanı haram kıldı. Kim bunları yemeye mecbur kalırsa, helâl saymadan, zarurî ihtiyaç sınırını aşmadan bir miktar yemesinde günah yoktur. Allah çok bağışlayıcı, engin merhamet sahibidir.
(Allah) size, leşi, kanı, domuz etini ve Allah'dan başkası adına kesileni haram kılmıştır. Kim mecbur kalır da, taşkınlık etmeden ve aşırıya gitmeden yerse onun için günah yoktur. Allah bağışlayıcıdır, rahmet edicidir.
O, size ölüyü (leşi)kanı, domuz etini ve Allah'tan başkası adına kesilmiş olan (hayvan)ı kesin olarak haram kıldı. Fakat kim kaçınılmaz olarak muhtaç kalırsa, taşkınlık yapmamak ve haddi aşmamak şartıyla (ölmeyecek oranda yiyebilir), ona bir günah yoktur. Gerçekten Allah, bağışlayandır, esirgeyendir.
Allah size, (eti yenen hayvanlardan) boğazlanmaksızın ölmüş olanı, akan kanı, domuz etini ve Allah'dan başkası için (putlar ve şahıslar adına) kesilenleri, kesin olarak haram kıldı. Fakat helâk olacak derecede darlığa düşen kimse, helâl benimsemiyerek ve hududu aşmıyarak (zarurî ihtiyacını giderecek kadar) bu haram şeylerden yiyebilir, ona bir günah yoktur. Şüphesiz ki, Allah Gafûr'dur = çok bağışlayıcıdır, Rahîm'dir= çok merhamet edicidir.
Allah, ancak leşi, kanı, domuz etini ve Allah dışındaki diğer şeylere kesilen kurbanları haram kılmıştır. Kim mecbur kalırsa, istemeyerek ve haddi aşmayarak yerse, ona günah yoktur. Hiç şüphesiz Allah, Gafur ve Rahimdir.
Allah ölü hayvanı, her çeşit kanı, domuz etini, Allahtan başkasıyçin boğazlanmış olanı, size haram kılmıştır, azgınlık etmeksizin, taşkınlık etmeksizin, sıkışıp yiyene bir günah yoktur, Allah bağışlayıcı, Allah yariıgayıcı
Allah size sadece leşi, kanı, domuz etini ve Allah'tan başkası adına kesilen hayvanı yasaklamıştır. Ama kim mecbur kalır da bir arzu ve iştah duymamak, başkasının payına el uzatmamak ve zaruret miktarını aşmamak üzere bunlardan yerse ona hiçbir günah yoktur. Hiç şüphesiz Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.
Şüphesiz size ölü hayvan etini, kanı, domuz etini, Allah'tan başkası için kesilen hayvanı haram kılmıştır; fakat, darda kalana, başkasının payına el uzatmamak ve zaruret miktarını aşmamak üzere günah sayılmaz. Çünkü Allah bağışlayandır, merhamet edendir.
Allah size ancak ölüyü (leşi), kanı, domuz etini ve Allah'tan başkası adına kesileni haram kıldı. Her kim bunlardan yemeye mecbur kalırsa, başkasının hakkına saldırmadan ve haddi aşmadan bir miktar yemesinde günah yoktur. Şüphe yok ki Allah çokça bağışlayan çokça esirgeyendir
İslâm’da zorluk yoktur. Zaruretler mahzurları ortadan kaldırır. Bir kimse elinde olmayan sebeplerle haram olan bir şeyi yemek ya da bir işi işlemek zorunda kalırsa, haddi aşmamak ve o şeyi devamlı helâl saymamak şartıyla zaruret miktarınca yiyebilir. Bu durumda dinen günah işlemiş sayılmaz.
O, size sadece leş, kan, domuz eti ve ALLAH'tan başkası adına kesileni haram kılmıştır. Her kim (bunları yemeye) mecbur kalırsa, (suistimal yolunu) aramamak ve sınırı aşmamak koşuluyla günah işlemiş olmaz. ALLAH Bağışlayandır, Rahimdir.
172-173 Kuran boyunca hayvanlarla ilgili dört madde haram kılınmıştır (
6:145;
16:115). Bunların dışındaki haramlar, Hadis ve Sünnet denilen uydurmaları Kuran'a eş koşarak mezheplere bölünenlerce oluşturulmuştur. Tanrı'nın haram etmediğini haram etmek Tanrı'ya eş koşmaktır (
6:121,147).
O, size yalnız şunları haram kıldı: Ölü hayvan, kan, domuz eti, bir de Allah'tan başkası adına kesilen hayvanlar. Sonra kim bunlardan yemeye mecbur kalırsa, başkasının hakkına tecavüz etmemek ve zaruret ölçüsünü geçmemek şartıyla ona da bir günah yükletilmez. Çünkü Allah çok bağışlayıcıdır, çok merhametlidir.
o size yalnız şunları haram kıldı: meyte, kan, hınzır eti, bir de Allahın gayrisinin namına kesilen; sonra kim bunlardan yemeğe muztar kalırsa diğerin hakkına tecavüz etmemek ve zaruret mıkdarını geçmemek şartile ona da günah yükletilmez, çünkü Allah gafur, rahîmdir
O, size ölüyü (murdar hayvanı), kanı, domuz etini, bir de Allahdan başkası için kesileni kat'iyyen haram kıldı. Fakat kim bunlardan yemiye muztar kalırsa (kimseye) saldırmamak ve haddi (ölmeyecek mikdarı) geçmemek şartıyle onun üzerine günah yokdur. Şübhesiz ki Allah çok yarğılayıcıdır, hakkıyle esirgeyicidir.
(O,) size ancak ölüyü (usûlünce kesilmeden veya avlanmadan ölen hayvanı),(akan) kanı, domuz etini ve kendisi Allah'dan başkası için kesilen (hayvanın etin)i haram kılmıştır. Fakat (başkasının hakkına) tecavüz edici olmadan ve haddi (zarûret mikdârını)aşıcı olmadan kim (bunlardan ölmeyecek kadar yemeye) mecbur kalırsa, artık ona bir günah yoktur.(4) Şübhesiz ki Allah, Gafûr (çok bağışlayan)dır, Rahîm (çok merhamet eden)dir.
(4)“*اِنَّ الضَّرُورَاتِ تُب۪يحُ الْمَحْظُورَاتِ kāidesi, yani: Zarûret, haramı helâl derecesine getirir. İşte şu kāide ise küllî (umûmî) değil. Zarûret eğer haram yoluyla olmamış ise, haramı helâl etmeye sebebiyet verir. Yoksa sû’-i ihtiyârı ile (irâdesini kötüye kullanmasıyla), gayr-ı meşrû‘ (helâl olmayan) sebebler ile zarûret olmuş ise, haramı helâl edemez, ruhsatlı ahkâmlara (müsâadeli hükümlere) medâr olamaz, özür teşkîl edemez. Meselâ, bir adam sû’-i ihtiyârıyla, haram bir tarzda kendini sarhoş etse, tasarrufâtı (yaptığı işleri), ulemâ-i Şeriatça (fıkıh âlimlerince) aleyhinde cârîdir (geçerlidir), ma‘zur (özürlü) sayılmaz.” (Sözler, 27. Söz, 155)
Ancak (Rabbiniz) size, ölü hayvan etini, kanı, domuz etini ve Allah’dan başkaları adına kesilen hayvanların etlerini yemeyi haram etmiştir. Darda kalanın, aşırı gitmeden ve haddi aşmadan yemesinde mahzur yoktur. Allah bağışlayan ve merhametli olandır.
Allah size yalnız murdar ölü etini [⁵] kanı, domuz etini, kendisinden başkası için boğazlanan şeyi haram kıldı. Iztırar halini, ruhsat miktarını geçmeksizin bunalıp nâçar kalan kimseye günah yoktur. Çünkü Allah Gafurdur [⁶] Rahîmdir.
[5] Boğazlanmadan evvel ölen, yahut boğazlanıp ta boğazlanması şer'an boğazlanma addolunmayan hayvan etidir.[6] Yarlıgayan mânasına gelen gafur ile gaffar arasında fark vardır. Gafur keyfiyet itibariyle, gaffar kemiyet itibariyle çoktur.
Allah size sadece ölü hayvan etini, kanı, domuz etini, Allah'tan başkası için kesileni haram kılmıştır; elbette haksızlık etmeksizin ve haddi aşmaksızın zorda kalana, (bunlar da) günah sayılmaz. Çünkü Allah bağışlayandır, merhamet edendir.
O size ancak boğazlanmadan ölmüş olan leşi, akan, akıtılmış kanı, domuzun eti yağı, kemiği vb. herşeyini ve Allah’tan başkası adına kesilenleri haram kılmıştır.Aynı şekilde, Allah’ın adı kasten terk edilerek yâhut besmele çekilse bile, putların önünde kesilenleri yemek de haramdır.Fakat her kim yiyecek başka bir şey bulamama veya başkasının zorlaması gibi sebeplerle bunlardan yemeye mecbur kalırsa, başkalarını tehlikeye düşürecek biçimde onların hakkına saldırmamak ve yemek zorunda kaldığı ölçüyü aşmamak şartıyla, ona bir günah yoktur. Çünkü Allah çok bağışlayıcıdır, pek merhametlidir.Asıl haram yiyenler kimlerdir, bilir misiniz?
Doğrusu size, “Ölmüş hayvan etini, Kan’ı, Domuz etini, Allah’tan başkası adına kesilmiş şeyleri” haram kıldı.
Sınırı aşmamak, zaruret miktarını geçmemek üzere, kim mecbur çaresiz (zarurette) kaldıysa, ona günah yoktur.
Allah, rahîm gafûrdur.
O (Allah) size leşi,1 kanı,2 domuz etini3 ve Allah’tan başkası adına kesilmiş4 olan (hayvanların etini yemeyi) kesinlikle haram kıldı. Fakat kim de mecbur kalırsa onun, saldırmamak ve sınırı aşmamak şartıyla5 (yemesinde) bir günâh yoktur. Zîrâ Allah çok bağışlayandır, pek esirgeyendir.6
1 Meyte: Yani kesilerek yenilmesi adet olduğu halde kesilmeden, kendi kendine veya kesme yerine geçmeyecek diğer bir sebeple ölen her hangi bir ölü hayvan demektir ve bu hayvanların etini yemek haramdır. Hattâ balık, kesilmeden yenilmesi adet olduğu halde, ölüp su üstüne çıkmış ise onun da yenilmesi haramdır. Bk. (Maide: 3)2 Yani akar veya birikmiş her türlü kan…3 Domuz eti, gerek ölü, gerekse kesilmiş olsun yenilmesi kesinlikle haramdır. Hatta domuzun her şeyi tamamen pis ve pislik hükmünde olduğu için kullanılması da haramdır. Bazı sözde hikmetçilerin dedikleri gibi domuz eti; domuz etinde bulunan sıhhate zararlı şeylerden değil, Allah haram kıldığı için haramdır.4 İhlâl: Esasen sesi yükseltmek demektir. Müşrikler putlarına kurban kestikleri zaman, “Lât namına, Uzza namına” diyerek onların isimlerini yüksek sesle yâd ederler ve böyle sesi yükseltme ile yapılan kurban kesmeye “ihlâl” derlerdi. Binaenaleyh gerek gizli, gerek açık Allah’tan başkası adına kesilen kurbanların, hayvanların yenilmesi haramdır. Meselâ; herhangi bir yerde Allah için kurban kesmek câiz ve etinin yenilmesi helâl ise de falan türbe, falan zat… namına kesilen kurbanın etinin yenilmesi, haramdır.5 Yani ölmeyecek kadar yemek, haram değildir. Ancak bu sınır aşılırsa haram olur. Her ne kadar “zaruretler haramları mubah kılar”sa da zaruretin miktarını aşmak da haramdır.6 Aynı konunun teferruatı için Bk. (Mâide: 3, En’am: 118-119, 121, 145, Nahl: 115)
O, size yalnız leşi, kanı, domuz etini ve üzerinde Allah'ın adından başka bir adın anıldığı şeyi 139 yasakladı. Ama kim onlara mecbur kalırsa -bir arzu ve iştah duymamak ve zaruri ihtiyacının üstüne çıkmamak şartıyla- günaha girmiş olmaz: çünkü, unutmayın, Allah çok bağışlayıcıdır, rahmet kaynağıdır.
Allah, size sadece leşi, kanı, domuz etini, bir de Allah’tan başkası adına kesileni haram kıldı. Ama kim de buna, mecbur kalırsa, taşkınlık etmemek, aşırı gitmemek şartıyla bunlardan yemesinde bir günah yoktur. Şüphesiz Allah, eşsiz bir bağışlayıcı ve sonsuz merhamet sahibidir. 5/3, 6/145, 16/115
O, size yalnızca[330] leşi,[331] kanı,[332] domuz etini[333] ve üzerine Allah’tan başkasının adı anılarak kesilen hayvanı haram kıldı.[334] Kim bunlara mecbur kalırsa -iştahla atılmadan ve haddi aşmadan- ona bir günah yoktur: Allah tarifsiz bağışlayıcıdır, eşsiz merhamet kaynağıdır.
[330] İnnemâ edatı, açıktır ki burada “yalnız bunlar haram kılındı” anlamını verir ve parantezi kapatır. Taberî, Kurtubî ve Şevkânî de böyle yorumlamışlardır. Edat inne ma şeklinde ayrıldığı zaman, mâ ilgi zamiri anlamı alır. Bu takdirde sınırlama ifade etmeyeceği açıktır. Lâkin bu görüş âyetin bağlamına aykırıdır (Krş:
6:145).
[331] Boğazlanmadan herhangi bir sebeple ölen hayvan leş (meyte) hükmündedir. Hangi durumlarda ölen hayvanların etinin yenmeyeceği Mâide 3’te bu dört unsur sayıldıktan sonra açıklanır. En’âm 145, Mâide 3, Nahl 115 ve bu âyet aynı yasağı farklı bağlamlara ilişkin olarak zikreder. Avlanarak öldürülen hayvanlar “leş” hükmünde değildirler. Buna deniz hayvanlarının avı da dahildir. Bu konu Mâide 96’da açıklanmıştır.
[332] Araplar öteden beri akmış kanı pıhtılaştıktan sonra kebap yapıp yerlerdi (Kurtubî). Yenilmesi yasak olan kanın “akan kan” olduğu En’âm 145’te açıklanmıştır. Bu da gösteriyor ki yürek, dalak, ciğer ve et üzerinde bulunan ve usulde “umumi belva” tabir edilen kanlar yasak kapsamında değildir (Bkz: Kurtubî).
[333] Domuz eti yasağının Allah’ın kuldan gerekçesiz bir talebi olduğu, gerekçesinin Allah’a malum olduğu, bir gerekçe üzerine bina edilen bir yasak olmadığı söylenmiştir. Fakat En’âm 145’teki “iğrençlik” (rics), bu yasağın illeti olarak anlaşılabilir. Allah en doğrusunu bilir.
[334] Bu ibarede el takısı yerine geçen ve geçişliliği güçlendirmek amacıyla kullanılan bihi, “Allah’tan başkası” ibaresinin önünde gelirken; Mâide, En’âm ve Nahl sûrelerinde ardından gelmektedir. Tıpkı mefulün failden, hâlin hâl sahibinden, zarfın amilinden önce gelmesinde olduğu gibi, burada fiil makamında olan bu edatın önce gelmesinin amacı da habere dikkat çekmek ve yasağın özelliğini vurgulamaktır. Zımnen: Allah bu yasak üzerinde titizlenmenizi istiyor.
Burada haram kılınan “Allah’tan başkasının adı anılarak kesilen” ifadesini, Mâide 3’teki “putperestçe semboller adına kesilen hayvanlar” ifadesi açıklar. Âyet açık ve net olarak Allah’tan başkası adına kesilen hayvanın etini yemeyi haram kılmıştır. Burada şu soru akla gelebilir: Allah’tan başkası adına kesilmeyen ve fakat üzerine Allah’ın adı da kasıtsız olarak anılmayan hayvanın durumu nedir? Kur’an’da böyle bir yasaktan söz edilmediği için “haramdır” denilemez. “Üzerine Allah’ın adını anın!” emriyle gelen tek âyet Mâide 4’tür ve o da av hayvanlarının avladıklarıyla ilgilidir.
O sizlere ancak meyte (ölü) olanları, akar kanı, hınzır etini ve Allah'tan başkası namına boğazlananı haram kılmıştır. Sonra kim muzdar bir halde kalır da bâğî ve mütecaviz olmamak üzere (bunlardan istifade ederse) kendisine bir günah terettüp etmez. Şüphe yok ki Allah gafûrdur, rahîmdir.
O size leşi, kanı, domuz etini ve Allah'tan başkası adına kesilen hayvanın etini haram kıldı. Kim mecbur kalırsa başkasının hakkına tecavüz etmemek ve zaruret miktarını geçmemek şartıyla bunlardan yemesinde günah yoktur. Allah gafurdur, rahimdir. (günahları çok affeder, merhamet ve ihsanı boldur). [5, 3; 6, 145; 16, 115] {KM, Resullerin işleri 15, 19-20}
Allah size leş, kan, domuz eti ve Allah'tan başkası adına kesileni haram kıldı. Ama kim mecbur kalırsa, (başkasına) saldırmadan ve sınırı aşmadan (bunlardan) yemesinde bir günah yoktur. Muhakkak ki Allah çok bağışlayandır, çok esirgeyendir.
O, size sadece meyteyi (kesilmeden ölmüş hayvanı), akmış kanı,[1] domuz etini ve Allah’tan başkası adına kesilmiş olanı haram kılmıştır.[2] Kim darda kalır da birinin hakkına saldırmadan ve ihtiyaç sınırını da aşmadan bunlardan yerse, doğal yapısından uzaklaşmaz[3]. Çokça bağışlayan ve iyiliği bol olan Allah’tır.
[1] Sadece akmış kan haramdır, damarlarda kalan kan haram değildir (Bkz. En'âm
6:145) [2] Allahtan başkası adına kesilmediği müddetçe, Müslüman olmayanların kestiği veya besmelesiz kesilen hayvanın eti haram değildir. Aksini gösteren ne bir âyet ne de hadis vardır. (Bkz. Maide
5:3) (Bkz. En'âm
6:145) [3] Ayetteki إِثْمَ =ism, kişiyi sevaptan yani iyiliklerden ve doğal yapısından uzaklaştıran davranış anlamındadır. (Müfredât).
Allah, size ölüyü, kanı, domuz etini, bir de Allah'tan başkası için kesileni haram kıldı. Bununla beraber, mecbur kalanın, taşkınlık etmemek, aşırı gitmemek şartıyla bunlardan yemesinde bir günah yoktur. Şüphesiz Allah, çok bağışlayıcı ve esirgeyendir.
O, size sadece leşi, kanı, domuz etini ve Allah'tan başkasının adına kesilmiş olan şeyi haram kıldı. Kim bunlardan yemek zorunda kalırsa,(74) başkasının hakkına tecavüz etmeden ve haddi aşmadan(75) yemesinden dolayı ona bir günah olmaz. Allah çok bağışlayıcı, çok merhametlidir.
(74) Hayatî bir tehlike söz konusu olursa.(75) Kendisi gibi zorda kalmış birinin hakkına tecavüz etmeden ve zaruret miktarını aşmadan.
Allah size leşi, kanı, domuz etini, Allah'tan başkası adına kesileni haram kılmıştır. Ama zorda kalanın, sınırı aşmadan, şuna-buna haksızlık ve tecavüze gitmeden yemesinde kendisi için günah yoktur. Allah çok affedici, çok merhametlidir.
[13b] bayıķ ḥarām eylemedi size, illā murdarı daħı ķanı, daħı ŧoñuz etin; daħı anı kim ün getürüldi aña, Tañrı’dan ayruġı. pes her kim geñsüz olına, fesād eyleyici degül- iken, daħı žulm eyleyici degül-iken; yoķdur anuñ üzere yazuķ. bayıķ Tañrı yarlıġayıcıdur, raḥmet ķılıcıdur.
Ḥarām eylemedi Tañrı Ta‘ālā üstüñüze illā murdār olmışları, daḫı ḳanı,daḫı ṭoñuz etini, daḫı anı kim boġazlandı Tañrıdan özge kimse adı‐y‐la. Pesher kimüñ żarūreti olsa açlıḳdan ẓulm eyleyüp ta‘addī eylemese pes yazuḳyoḳdur anuñ üstine. Taḥḳīḳ Tañrı Ta‘ālā yazuḳları baġışlayıcıdur, raḥmet idi‐cidür.
O (Allah) sizə ölmüş heyvanı, (axar) qanı, donuz ətini və Allahdan başqasının adı ilə (bütlərin və s. adı ilə) kəsilənləri (yeməyi) qəti haram etmişdir. Lakin naəlac qaldıqda (başqasının malını) zorla mənimsəmədən və həddi aşmadan (zəruri ehtiyacı ödəyənə qədər) bunlardan yeməyə məcbur olan kimsənin heç bir günahı yoxdur. Allah bağışlayandır, mərhəmətlidir!
He hath forbidden you only carrion, and blood, and swine flesh, and that which hath been immolated to (the name of) any other than Allah. But he who is driven by necessity, neither craving nor transgressing, it is no sin for him. Lo! Allah is Forgiving, Merciful.
He hath only forbidden you dead meat(173), and blood, and the flesh of swine, and that on which any other name hath been invoked besides that of Allah(174). But if one is forced by necessity, without wilful disobedience, nor transgressing due limits,- then is he guiltless. For Allah is Oft-forgiving Most Merciful.*
173 Dead meat: maytah: carrion: animal that dies of itself: the original Arabic has a slighdy wider meaning given to it in Fiqh (Religious Law): anything that dies of itself and is not expressly killed for food with the Takbir duly pronounced on it. But there are exceptions, e.g., fish and locust are lawful, though they have not been made specially halal with the Takbir. But even fish or locusts as carrion would be obviously ruled out 174 For prohibited foods, cf. also
5:4-5;
6:121, 138-146; etc. The teachers of Fiqh (Religious Law) work out the details with great elaboration. My purpose is to present general principles, not technical details. Carrion or dead meat and blood as articles of food would obviously cause disgust to any refined person. So would swine's flesh where the swine lives on offal. Where swine are fed artifically on clean food, the objections remain: (1) that they are filthy animals in other respects, and the flesh of filthy animals taken as food affects the eater; (2) that swine's flesh has more fat than muscle-building material; and (3) that it is more liable to disease than other kinds of meat; e.g., trichinosis, characterized by hair-like worms in the muscular tissue. As to food dedicated to idols or false gods, it is obviously unseemly for the Children of Unity to partake of it.