Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 238, sondan 5999. ayet; 2. sure ve Bakara Suresinin 231. ayetidir. Bakara Suresi 231. ayetinin kelime sayisi 45, harf sayısı 204 ve toplam ebced değeri ise 16932 olarak hesaplanmıştır. Bakara Suresinin toplam ebced değeri 1820072 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır. Bu sure الم hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette ا (32) ل (26) م (16) bulunuyor.
Arapça Metin
واذا طلقتم النساء فبلغن اجلهن فامسكوهن بمعروف او سرحوهن بمعروف ولا تمسكوهن ضرارا لتعتدوا ومن يفعل ذلك فقد ظلم نفسه ولا تتخذوا ايات الله هزوا واذكروا نعمت الله عليكم وما انزل عليكم من الكتاب والحكمة يعظـكم به واتقوا الله واعلموا ان الله بكل شيء عليم
Kadınları boşadığınız ve onlar da bekleme sürelerini bitirdikleri zaman, ya onları iyilikle tutun yahut iyilikle bırakın. Haklarına tecavüz edip zarar vermek için onları tutmayın. Bunu kim yaparsa kendine zulmetmiş olur. Sakın Allah’ın âyetlerini eğlenceye almayın. Allah’ın üzerinizdeki nimetini, size öğüt vermek için indirdiği Kitab’ı ve hikmeti hatırlayın. Allah’a karşı gelmekten sakının ve bilin ki Allah her şeyi hakkıyla bilendir.
İddetini tamamlamış bulunan boşanmış kadınlarla ilgili olarak ya iyilikle evlilik hayatına dönmek ya da yine iyilikle, gönül hoşluğu ile birbirini incitmeden ayrılmak tavsiye edilmektedir.
Kocaların, boşama haklarını kötüye kullanarak sevmedikleri veya kendilerini sevmeyen, iyi geçimi ve mutluluğu paylaşamadıkları eşlerini, sırf onlara zarar vermek, intikam almak, başkalarına yar etmemek... için nikâh altında tutmaları bu âyette yasaklanmış; bunu yapanların yalnızca eşlerine değil kendilerine de zulmetmiş olacakları bildirilmiştir. Evet kendilerine zulmetmiş olmaktadırlar; çünkü eşler “kendilerinden” olan din ve insan kardeşleridir. Geçimsizlik ve nefret içinde yürütülen bir evlilik taraflar ve yakınları için dünya cehennemidir. Çarpışan iki testiden biri kırılırsa diğeri de içinden çatlar. İnsanlara zarar verenler bu dünyada olmazsa ebedî âlemde bunun hesabını vereceklerdir. Ayrıca evlilik birliğinden zarar gören, zarar görmesine rağmen kocası tarafından boşanmayan kadınların hakemlere ve hâkime başvurarak boşanma hakları vardır (Nisâ 4:35). Bu durumda kocalar, toplum içinde itibar kaybına uğrayacaklardır.
Nişanlıların, serbestçe görüşebilmek için resmî evlenme akdinden önce dinî nikâh yapmaları bazı problemlere sebep olmakta; kızın evlenmekten vazgeçmesi, erkeğin ise buna karşı çıkması veya kıza zarar vermeye yönelmesi durumunda –erkeğe ait bulunan– boşama hakkının kötüye kullanılması yoluyla kızlar zarar görmekte, evli de bekâr da olmadıkları bir hayata mahkûm edilmektedirler. Bu durumda sırf kıza zarar vermek için onları boşamayan erkeklerin Allah’tan korkmaları ve tefsir ettiğimiz âyet üzerinde düşünmeleri gerekir. Kızlar ise hakemlere başvurarak çözüm elde etme yolunun bulunduğunu bilmelidirler. Resmî geçerliliği olmayan bir evlenme akdi, İslâm’ın da nikâha bağladığı hak ve ödevlerin gerçekleşmesi ve uygulanması bakımından sakıncalıdır. Hakların zayi ve tarafların mağdur olacağını bile bile resmî nikâh yapmadan “imam nikâhı” ile evlenmek câiz olmaz; haksızlıklara kapı aralayan davranışların günah olduğu unutulmamalıdır.
Kur’an âyetlerini doğru anlayıp onu kullarına lutfeden Allah’ın irade ve maksadına uygun bir şekilde uygulamak yerine hilelere ve hüllelere başvuranlar, naslara uyacak yerde nasları kendi hevâ ve heveslerine uydurmaya kalkışanlar “Allah’ın âyetleriyle alay etmiş” olmaktadırlar.
Burada Allah Teâlâ’nın “kullarına öğüt vermek ve doğru yolu göstermek üzere indirdiği kitap”tan maksat Kur’an, “hikmet” ise –müfessirlerin de genellikle benimsedikleri gibi– büyük bir ihtimalle sünnettir. Çünkü Resûlullah’ın ümmete örnek olan ve Kur’an’ı açıklamaya yönelik bulunan sünneti de ya vahiy yoluyla bildirilmiştir ya da Allah tarafından onaylanmıştır (hikmetin anlamları konusunda bk. Bakara 2:269).
Mehmet Okuyan
Kadınları boşadığınız ve onlar da (üç aylık bekleme) süresinin sonuna geldiklerinde onları iyilikle tutun veya iyilikle bırakın! Haksızlık ederek ve (kendilerine) zarar vermek için onları (zorla) tutmayın! Kim bunu yaparsa elbette (öncelikle) kendine kötülük etmiş olur. Allah’ın ayetlerini eğlence edinmeyin! Allah’ın sizin üzerinizdeki nimetini (size verdiği hidayeti), size öğüt vermek üzere indirdiği Kitabı ve [hikmet]i (doğru hüküm verme yeteneğini) hatırlayın! Allah’a karşı [takvâ]lı (duyarlı) olun! Bilin ki şüphesiz Allah her şeyi bilendir.
Böylece kadınları boşadığınızda ve onlar bekleme sürelerini bitirdiklerinde, artık onları ya iyilikle tutunuz veya iyilikle bırakınız. Ama istekleri dışında, eziyet etmek için alıkoymayınız. Kim böyle yaparsa kendine zulmetmiş olur. Allah'ın âyetlerini alaya almayınız. Allah'ın size olan nimetini ve size öğüt vermek için indirdiği kitap ve hikmeti hatırlayınız. Allah'tan sakınınız ve Allah'ın her şeyi hakkıyla bildiğini biliniz.
Boşadığınız kadınlar, iddetlerini¹ tamamlayınca, onları ya meşru bir şekilde tutun ya da meşru bir şekilde bırakın. Haklarını çiğneyip, zarar verecek şekilde onları tutmayın. Kim böyle davranırsa, kendisine zulmetmiş olur. Allah'ın ayetlerini hafife almayın. Allah'ın üzerinizdeki nimetini; size öğüt vermek için indirdiği Kitap'ı ve Hikmet'i² aklınızdan çıkarmayın. Allah'a karşı gelmekten sakının. Ve bilin ki Allah, Her Şeyi Gerçeğiyle Bilen'dir.
1- Boşanmadan sonra beklenecek üç “adet dönemi” süresi. 2- Bu terkipteki kitap sözcüğü, Kur'an'ın Allah tarafından ileri sürülen, kanıtlayıcı, yol gösterici, aydınlatıcı bilgi olmasını ifade etmektedir. Hikmet sözcüğü Kur'an'dan başka bir şey değildir; Kur'an'ın niteliklerinden biridir. Tıpkı Kur'an ve Zikir, Kur'an ve Furkan terkipleri gibi. Bu sözcük, Kur'an'ın önemli bir özelliğini, yönünü vurgulayan bir nitelemedir. Hikmet, Kur'an'ın baskı, zulüm ve fesadı engellemek için konulmuş kanun, kural ve ilkeleri demektir.
Ahmet Akgül
Kadınları boşadığınız zaman; onlar da (iddet bekleme) sürelerinin (sonuna) yaklaşmışlarsa, (mahkeme huzurunda ve resmiyet yoluyla) ya güzellikle tutun, ya da güzellikle bırakın. Fakat haklarını ihlal edip zarar vermek için onları (yanınızda zorla) tutmayın (mahkemeyi uzatmayın). Kim böyle yaparsa artık o, kendi nefsine zulmetmiş olur. Allah'ın ayetlerini (ve nikâhla ilgili prensipleri) oyun ve istismar (konusu) edinmeyin ve Allah'ın size verdiği nimeti ve size öğüt olarak indirdiği Kitabı ve hikmeti hatırlayın (ona göre davranın) . Allah'tan korkup (kadınlarınıza haksızlık yapmaktan) sakının ve bilin ki, Allah her şeyi Bilendir.
Kadınları boşadınız da boşandıktan sonraki müddetlerini geçirdiler mi artık onları ya iyilikle tutun, yahut hoşlukla salıverin. Haklarında aşırı muamelede bulunmak için zararlarına olarak onları zorla tutmayın. Bunu kim yaparsa ancak kendisine zarar eder. Allah'ın ayetlerini şaka sanmayın. Size verilen Allah nimetlerini, öğüt vermek için indirdiği kitabı ve ondaki hikmeti anın. Sakının Allah'tan ve bilin ki o, her şeyi bilir.
Kadınları boşadığınız zaman, bekleme sürelerini bitirince, ya onları iyilikle tutun yani evlenin ya da iyilikle bırakın. Fakat onları, haksızlık ederek ve zor kullanarak tutmayın. Böyle bir davranışta bulunan, kendine yazık etmiş olur. Allah'ın ayetlerini oyun ve eğlence aracı yapmayın. Allah'ın size olan nimetini ve size öğüt vermek için indirdiği kitabı ve hikmeti düşünün; yolunuzu Allah ve kitabıyla bulun. Allah herşeyin aslını bilir.
Kadınları boşadığınız zaman, iddetlerini, bekleme müddetlerini bitirdiklerinde, artık onları ya iyilikle hakkaniyetle, İslâmî kurallarla örtüşen örfe uygun bir şekilde sahiplenin, nikâhınızda tutun. Yahut iyilikle, İslâmî kurallarla örtüşen örfe uygun bir şekilde bırakın. Fakat haklarına tecavüz etmek için, zarar vermek kastıyla onları nikâhınızda tutmayın. Kim bunları yaparsa, kendisine zulmetmiş, kendisine haksızlık etmiş olur.
Allah'ın âyetlerini, boşanma ile ilgili hükümlerini alay konusu haline getirmeyin. Allah'ın sizin üzerinizdeki nimetlerini, size tevdi ettiği şeriatı, gönlünüzü almak, size öğüt vermek, sorumluluğunuzu hatırlatmak üzere indirdiği kitabı, Kur'ân'ı, hikmeti, sağlıklı ve ahlâklı yaşama kurallarını, peygamberinizin sünnetini hatırlayın. Allah'a sığının, emirlerine yapışın, günahlardan arınıp, azaptan korunun. Allah'ın bütün amellerinizi, her şeyi bilebileceğini, sizi mükâfatlandırıp cezalandıracağını siz de bilin.
Kadınlarınızı boşadığınızda bekleme sürelerini tamamlarlarsa artık onları ya iyilikle tutun veya iyilikle bırakın. Haklarına tecavüz etmek için kendilerine zarar vermek üzere yanınızda tutmayın. [49] Kim bunu yaparsa kendi nefsine haksızlık etmiş olur. Allah'ın ayetlerini eğlence konusu yapmayın. Allah'ın üzerinizdeki nimetini ve onlarla size öğüt vermek için üzerinize Kitab ve hikmet indirdiğini hatırlayın. Allah'a karşı gelmekten de sakının ve bilin ki Allah her şeyi bilmektedir.
49.Yani onların mehirlerinden vazgeçmek veya fidye vermek suretiyle yukarıda anlatılan hil`at uygulamasına başvurmalarını sağlamak amacıyla kendilerine eziyet etmek üzere nikahınız altında tutmayın.
Ali Bulaç
Kadınları boşadığınızda, bekleme sürelerini tamamlamışlarsa, onları ya güzellikle tutun ya da güzellikle bırakın. Fakat haklarını ihlal edip zarar vermek için onları (yanınızda) tutmayın. Kim böyle yaparsa artık o, kendi nefsine zulmetmiş olur. Allah'ın ayetlerini oyun (konusu) edinmeyin ve Allah'ın size verdiği nimeti ve size öğüt olarak indirdiği Kitab'ı ve hikmeti anın. Allah'tan korkup-sakının ve bilin ki, Allah her şeyi bilendir.
Siz kadınları (Ric'î Talâkla) boşadığınız zaman, iddetlerini bitirmeye yakın, onları ya iyilikle tutun (ric'at edin) veya iyilikle boşayın. Yoksa haklarına tecavüz için zararlarına olarak tutmayın. Bunu kim yaparsa, nefsine zulmetmiş olur. Sakın Allah'ın ayetlerini şaka yerine tutmayın. Allah'ın üzerinizdeki nimetini ve size öğüt vermek için indirdiği Kur'ân'ı ve ondaki hikmeti düşünün. Allah'dan korkun ve bilin ki, Allah her şeyi kemâliyle bilicidir.
Kadınları boşayıp, bekleme sürelerini bitirdiklerinde, onları ya iyilikle tutun veya iyilikle salıverin. Haklarını yemek için, onlara zarar ve sıkıntı vererek onları tutmayın. Kim böyle bir şey yaparsa, hiç şüphesiz o kendine zulmetmiştir. Allah’ın ayetlerini hafife almayın. Allah’ın size olan nimetlerini, Allah’ın size indirdiği, onunla size öğüt verdiği kitap ve hikmeti (yasa ve bilgiyi) hatırlayın. Allah’tan sakının ve bilin ki; Allah her şeyi çok iyi bilendir.
Kadınları boşarsanız, saya günü yettiğinde, ya iyilikle tutunuz, ya iyilikle bırakın, ezip ziyan etmekçin, tutmayasız onları, bunu yapan kendisine yapmış olur ziyanı, Allahın âyetleriyle alay etmeyin, Allahın sizlere olan nimetiyle, sizi onunla öğütleyen, hikmetten, kitaptan ne göndermişse, onu anınız; Allahtan sakınınız, biliniz ki Allah her şeyi bilir
Kadınları boşadığınız zaman, iddet müddetleri (olan üç aylık) bekleme sürelerini bitirmeye yaklaşırlarken ya onları iyilikle yanınızda tutun yahut güzellikle bırakın. (Mallarından dolayı) haklarına tecavüz etmek kastıyla zarar vererek onları alıkoymayın. Çünkü böyle bir davranışta bulunan, (yalnızca) kendisine yazık etmiş olur. Sakın Allah'ın âyetlerini eğlenceye almayın! Allah'ın üzerinizdeki nimetini, size öğüt vermek için indirdiği Kitap'ı ve hikmeti hatırlayın! Allah'a karşı gelmekten sakının ve bilin ki Allah her şeyi hakkıyla bilendir.
Cemal Külünkoğlu Bakara Suresi 231. Ayet Açıklaması
Buradaki “iddet müddetleri (olan üç aylık) bekleme sürelerini bitirmek” ten maksat; bir önceki ayette anlatılan bekleme sürelerinin sonuna yaklaşmaktır. Bu sürenin bitimine doğru, erkek meşru sınırlar içinde kalarak ya iyi niyetle kadına dönecek ya da iddet müddetinin dolmasını bekleyerek kadının kendisinden kesinlikle umut kesmesini sağlayacaktır. Onu aşağılamayacak, dışlamayacak, ötekileştirmeyecek. Onu ailenin en önemli fertlerinden birisi gibi korumaya devam edecek. Kadına hak ettiği değeri takdir eden İslam dini, hangi sebeple olursa olsun, onun haksızlığa uğramasına müsaade etmez. Nitekim o günün Arap toplumunda yaygın olan “zarar verme amaçlı alıkoyma uygulaması” gibi uygulamalar, okuduğumuz ayetlerde tekrar tekrar yasaklanmaktadır.
Diyanet İşleri (Eski)
Kadınları boşadığınızda, müddetleri sona ererken, onları güzellikle tutun, ya da güzellikle bırakın, haklarına tecavüz etmek için onlara zararlı olacak şekilde tutmayın; böyle yapan şüphesiz kendisine yazık etmiş olur. Allah'ın ayetlerini de alaya almayın; Allah'ın üzerinize olan nimetini, öğüt vermek üzere size indirdiği Kitap ve hikmeti anın, Allah'tan sakının, Allah'ın her şeyi bildiğini bilin.
Kadınları boşadığınız ve onlar da bekleme müddetlerini bitirdikleri vakit ya onları iyilikle tutun yahut iyilikle bırakın. Fakat haksızlık ederek ve zarar vermek için onları nikâh altında tutmayın. Kim bunu yaparsa muhakkak kendine kötülük etmiş olur. Allah'ın âyetlerini eğlenceye almayın. Allah'ın sizin üzerinizdeki nimetini, (size verdiği hidayeti), size öğüt vermek üzere indirdiği Kitab'ı ve hikmeti hatırlayın. Allah'tan korkun. Bilesiniz ki Allah, her şeyi bilir.
Kadınları boşadığınız zaman, bekleme sürelerini (üç aybaşını) bitirdiler mi onları ya iyilikle yanınızda tutun veya iyilikle bırakın. İntikam almak için onlara zarar verecek şekilde tutmayın. Bunu yapan kendisine zulmetmiş olur. ALLAH'ın ayetlerini hafife almayın. ALLAH'ın size verdiği nimetlerini ve size öğüt vermek için size indirdiği kitabı ve hikmeti düşünün. ALLAH'ı dinleyin ve bilin ki ALLAH her şeyi Bilir
Kadınları boşadığınız zaman iddetlerini bitirdiklerinde, artık kendilerini ya iyilikle tutun veya güzellikle salın. Yoksa haklarına tecavüz için zararlarına olarak onları tutmayın. Her kim bunu yaparsa nefsine zulmetmiş olur. Sakın Allah'ın âyetlerini alay konusu edinmeyin, Allah'ın üzerinizdeki nimetini, size kendisiyle öğüt vermek üzere indirdiği kitap ve hikmeti hatırlayıp, düşünün. Hem Allah'tan korkun ve bilin ki Allah her şeyi bilir.
Hem kadınları boşadınız da ıddetlerini bitirdiler mi, artık kendilerini ya iyilikle tutun veya iyilikle salın, yoksa haklarına tecavüz için zararlarına olarak tutmayın, bunu kim yaparsa nefsine zulmetmiş olur, Sakın Allahın âyetlerini şaka yerine tutmayın, Allahın üzerinizdeki ni'metini ve size va'zlar vererek indirdiği kitab ve hikmeti unutmayın düşünün, hem Allahdan korkun ve bilin ki Allah her şeyi bilir
Hem kadınları boşadınız da ıddetlerini bitirdiler mi, artık onları ya (kendilerine ric'atle) iyilikle tutun, ya iyilikle bırakın. (Fakat) onları, sırf zulmedebilmeniz için, zararlarına olarak, tutmayın. Kim böyle yaparsa muhakkak kendine yazık etmiş olur. Allahın âyetlerini (muhalefetle) oyuncak yerine koymayın. Allahın üzerinizdeki ni'metini ve size öğüd vermek için indirdiği kitâbı (Kur'ânı) ve (ondaki) hikmeti düşünün. Allahdan korkun ve bilin ki Allah her şey'i hakkıyle bilendir.
Ve kadınları (ric'î, dönüşü mümkün bir boşama ile) boşadığınızda, bekleme müddetlerinin de sonuna geldiklerinde, artık onları (ya) iyilikle tutun veya kendilerini iyilikle salıverin; yoksa(sırf) zulmetmeniz için zarar vermek üzere onları tutmayın!(1) Artık kim böyle yaparsa, o takdirde şübhesiz kendine zulmetmiş olur. Ve Allah'ın âyetlerini alaya almayın! Hem Allah'ın üzerinizdeki ni' me ti ni ve kendisiyle nasîhat etmek üzere size indirdiği Kitâb'ı ve hikmeti (kitabdaki hükümleri) hatırlayın! Artık Allah'dan sakının ve bilin ki, şübhesiz Allah, herşeyi hakkıyla bilendir.
(1)İbn-i Abbâs (ra)’ın beyânına göre, bir adam âilesini boşar, sonra iddeti (üç hayız süresi) tamam olmadan evvel ona döner, sonra yine boşardı. Böylece ona zarar verip, müşkilât çıkarırdı. İşte bunun üzerine bu âyet-i kerîme nâzil oldu. (İbn-i Kesîr, c. 1, 210)
İlyas Yorulmaz
Kadınlarınızı boşadığınız zaman ve bekleme süreleri dolduğunda, ya onları iyilikle tutun veya iyilikle onları bırakın. Haddinizi aşarak boşadığınız kadınlara zarar vermek için zorla tutmayın. Kim böyle davranırsa, kendi nefsine zulmetmiştir. Ayetlerimi eğlence haline getirmeyin, üzerinizdeki Allah’ın nimetlerini ve kitaptan size indirdiği hükümleri ve kitapla size tavsiye ettiklerini hatırlayın, Allah’dan korunun. Bilin ki, muhakkak Allah her şeyi bilir.
Kadınları boşadığınızda onlar da iddetlerinin sonuna yaklaşırlarsa [¹] onları ya güzelce tutun veya güzelce bırakın [²], Zarar eriştirmek için onları alıkoymayın ki zülüm [³] etmiş olursunuz [⁴]. Herkim bunu [⁵] isterse muhakkak nefsine zûlmetmiş olur. Âyât-ı ilâhiyeyi eğlence edinmeyin [⁶]. Allah/ın üzerinizdeki nimetini, size inzal ettiği Kitap ve hikmeti yâd edin ki onunla size öğüt veriyor. Allah/tan sakının, Allah/ın herşeyi hakkiyle bildiğini de bilin!
İsmail Hakkı İzmirli Bakara Suresi 231. Ayet Açıklaması
[1] Yahut ricat mümkün olabilecek zamanın sonuna erişirler ise.[2] Def'atle iddet bekletmeyin, geçimsizlikte bulunmayın.[3] İzale-i nikâh için talâk bedeli verdirmeğe mecbur etmek suretiyle zâlim olmayın.[4] Yahut zülüm kastıyla, onlara zarar eriştirmek için onları alıkoymayın.[5] Bu yolda alıkoymayı.[6] Ciddî telâkki edin, âyât-i ilâhiyeden yüz çevirmeyin, tekâlif-i ilâhiyede tembellik etmeyin.
Kadri Çelik
Kadınları boşadığınızda iddetlerini bitirdikleri zaman, onları güzellikle tutun ya da güzellikle bırakın. Haksızlıkta bulunmak için onları zararlı olacak şekilde tutmayın. Böyle yapan şüphesiz kendisine zulmetmiş olur. Allah'ın ayetlerini de alaya almayın. Allah'ın üzerinize olan nimetini, öğüt vermek üzere size indirdiği kitab ve hikmeti anın, Allah'tan sakının ve Allah'ın her şeyi bildiğini bilin.
Hanımlarınızı boşadığınız zaman, onlar bekleme sürelerinin sonuna yaklaştıklarında, ya boşamaktan vazgeçerek onları güzellikle tutun, ya da sürenin sona ermesini bekleyip onları güzellikle serbest bırakın; haklarını çiğnemek ve kendilerine zarar vermek için her bekleme süresinin sonuna doğru onlara dönüp, sonra yeniden boşamak sûretiyle onları alıkoymayın. Kim böyle yaparsa, ancak kendisine kötülük etmiş olur. Sakın bu ve benzeri davranışlarla Allah’ın ayetlerini hafife almayın; Allah’ın size sunduğu nîmetleri, öğüt almanız için size bahşettiği Kitabı ve Kitaptaki hükümleri pratik hayata uygulama anlamına gelen ve Peygamberin örnek yaşantısıyla ortaya konan hikmeti düşünün. Allah’a karşı gelmekten de sakının ve unutmayın ki, Allah her şeyi bilmektedir.
Kadınlar’ı boşadığınız zaman bekleme sürelerine ulaştıklarında örfe uygun olarak onları (nikâhta) tutun veya örfe uygun olarak bırakın!
Haddi aşmak için onları zararına tutmayın!
Kim bunu yaparsa, kendi nefsine zulmetmiştir.
Allah’ın âyetlerini alay konusu edinmeyin!
Allah’ın, sizi uyarmak üzere Kitap’tan ve Hikmet’ten indirdiklerini ve üzerinizdeki nimetini hatırlayın!
Allah’tan sakınıp korunun!
Bilin ki Allah, her şeyi bilmektedir.
(Ey îman edenler!) Kadınları boşayıp da bekleme sürelerini doldurdukları zaman1 onları; ya meşru bir biçimde yanınızda tutun ya da meşru bir biçimde bırakın. Fakat Allah’ın sınırlarını çiğneyerek, sadece zarar vermek için onları (yanınızda) tutmayın.2 Kim, böyle yaparsa ancak kendi kendine zulmetmiş olur. Sakın Allah’ın âyetleriyle alay etmeyin.3 Allah’ın size verdiği nîmeti ve size öğüt vermek için indirdiği Kitap’ı ve hikmeti hatırınızdan çıkartmayın. Allah’a karşı hata etmekten sakının ve iyi bilin ki Allah, her şeyi hakkıyla bilendir.
1 Yani iddetlerini tamamladıkları zaman… Boşama ve iddet ile ilgili Bk. (Talak: 1-6)2 Boşadığınız kadınlarınız iddetlerinin sonuna yaklaştıklarında ya onlarla evliliğinizi sürdürün ya da boşayın. Mihirlerini vermemek için onları hülû’a ve iki veya üç defa iddet beklemeğe mecbur etmeyin.3 Yani nikâhı, boşanmayı, iddeti, mihiri hafife almayın. Bunlar, Allah’ın koyduğu kurallardır. Cahiliyedeki gibi bunları şaka konusu yapmayın. Zîrâ Peygamberimiz: “üç şeyin ciddisi de ciddi, şakası da ciddidir. Bunlar, nikâh, talâk, köle azat etmedir.” buyurmuşlardır. (Kurtubî)
Muhammed Esed
Böylece, kadınlarınızı boşadığınızda ve onlar bekleme sürelerinin sonuna yaklaşmak üzere iken onları ya güzellikle alıkoyun ya da güzel bir şekilde bırakın. Ama, arzuları hilafına, eziyet etmek için alıkoymayın: Çünkü, böyle bir davranışta bulunan, (yalnızca) kendisine haksızlık etmiş olur. Ve Allah'ın [bu] mesajlarını önemsemezlik yapmayın; Allah'ın size lütfettiği nimetleri ve size öğüt için indirdiği vahyi ve hikmeti hatırlayın; Allah'a karşı sorumluluğunuzun bilincinde olun, ve bilin ki Allah her şeyin aslını bilir.
Kadınları boşadığınızda, onların da bekleme süreleri sona erince ya onları güzellikle tutun ya da güzellikle bırakın. Fakat onlara zarar vermek ve haklarını ihlal etmek niyetiyle zorla alıkoymayın. Kim bunu yaparsa şüphesiz kendisine yazık etmiş olur. Allah’ın ayetlerini hafife almayın. Allah’ın üzerinizdeki nimetini, kendisiyle öğüt vermek için size indirdiği kitabı ve hikmeti düşünün. Allah’a karşı sorumlu olun ve bilin ki, kesinlikle Allah her şeyi bilendir. 2/226...242, 4/35, 65/1-6
Bu şekilde kadınları boşadığınızda ve onlar da bekleme sürelerinin sonuna geldiklerinde, ya güzellikle tutun ya da güzellikle bırakın! Onlara zarar vermek için alıkoymayın! Bu durumda haddi aşmış olursunuz. Kim de böyle yaparsa, elbette kendisine kötülük etmiş olur. Allah’ın âyetlerini hafife almayın! Allah’ın size olan nimetlerini, size öğüt vermek için size indirdiği vahyi ve hikmeti hatırlayın ve Allah’a karşı sorumluluğunuzun bilincinde olun! İyi bilin ki Allah her şeyi(n içyüzünü) bilir.
Ve kadınları boşadığınızda, onlar da adetlerinin sonuna yaklaşınca artık onları ya iyilikle tutunuz veya iyilikle salıveriniz. Onları, haklarına tecavüz için zararlarına olarak tutuvermeyiniz. Bunu her kim yaparsa muhakkak nefsine zulüm etmiş olur. Ve Allah Teâlâ'nın âyetlerini eğlence yerine tutmayınız. Ve Allah Teâlâ'nın üzerinize olan nîmetlerini ve sizlere indirip kendisiyle öğüt verdiği kitabı ve hikmeti yâd ediniz. Ve Hak Teâlâ'dan korkunuz. Ve biliniz ki Allah Teâlâ şüphesiz her şeyi bihakkın bilicidir.
Ey kocalar! Eşlerinizi boşar, onlar da iddetlerini bitirirlerse, artık ya onları iyilikle yanınızda tutar, yahut güzellikle salıverirsiniz! Onların hukukuna tecavüz etmek kasdıyla zarar vermek için eşlerinizi alıkoymayın! Kim böyle yaparsa kendine zulmetmiş olur. Sakın Allah'ın âyetlerini şakaya almayın! Allah'ın sizin üzerinizdeki nimetleri ve sizi irşad etmek gayesiyle indirmiş olduğu kitap ve hikmeti hatırlayın, dile getirin, Allah'a karşı gelmekten sakının ve Allah'ın her şeyi hakkıyla bildiğini pek iyi bilin!
Koca, eşini boşadıktan sonra, evliliği devam ettirme gayesi ve ümidi yoksa, onu serbest bırakmalıdır ki bir iddetle kurtulsun. Yoksa sırf ona zarar vermek için ilk iddetin sonunda tekrar ona dönüp yine boşamak sûretiyle iki veya üç kere iddet beklemeye mecbur bırakmak haram kılınıyor.
Süleyman Ateş
Kadınları boşadığınız zaman, bekleme sürelerini bitirdiler mi, ya onları iyilikle tutun, ya da iyilikle bırakın; haklarına tecavüz edip zarar vermek için onları (yanınızda) tutmayın. Kim bunu yaparsa kendine yazık etmiş olur. Allah'ın ayetlerini eğlence yerine koymayın; Allah'ın size olan ni'metini ve size öğüt vermek için Kitap ve Hikmet'ten size indirdiklerini düşünün, Allah'tan korkun ve bilin ki, Allah her şeyi bilir.
Kadınları boşadığınızda bekleme sürelerinin sonuna varırlarsa, ya maruf[1] (Kur’ân ölçüleri) ile tutun ya da maruf ile ayırın. Onları, haklarına girip zarara uğratmak için tutmayın.[2] Bunu yapan, kendini kötü duruma sokar. Allah’ın âyetlerini hafife almayın. Allah’ın üzerinizdeki nimetini aklınızdan çıkarmayın. O, indirdiği kitap ve hikmet ile size öğüt vermektedir. Allah’tan çekinerek kendinizi koruyun. Bilin ki her şeyi bilen Allah’tır.
Süleymaniye Vakfı Bakara Suresi 231. Ayet Açıklaması
[1] Maruf, bilinen demektir. Bu bilgi ya Kur'ân'dan ya da ona aykırı olmayan gelenekten elde edilir. Zıttı 'münker'dir. [2] Evliliği sürdürmeye niyetli olmadığınız halde, sırf serbest kalmalarını engellemek için onları tutmayın.
Şaban Piriş
Kadınları boşadığınızda bekleme süreleri sona ererken, ya onları güzellikle tutun; ya da güzellikle bırakın fakat haklarına tecavüz etmek için, onlara zararlı olacak şekilde tutmayın; böyle yapan şüphesiz kendisine zulmetmiş olur. Allah'ın ayetlerini eğlence edinmeyin. Allah'ın üzerinizdeki nimetini ve size öğüt vermek için indirdiği kitabı, hikmeti düşünün. Allah'tan korkun ve bilin ki, Allah, şüphesiz her şeyi bilendir.
Kadınları boşadığınız zaman, iddetlerini bitirdiklerinde, ya onları iyilikle tutun, ya da iyilikle bırakın. Zarar vermek amacıyla onları tutup da(117) haklarına tecavüz etmeyin. Böyle yapan, ancak kendisine yazık etmiş olur. Allah'ın âyetleriyle eğlenmeye kalkmayın. Allah'ın, üzerinizdeki nimetini ve size öğüt vermek için indirdiği kitabı ve hikmeti(118) hatırlayın da Allah'a karşı gelmekten sakının. Şunu da bilin ki, Allah herşeyi hakkıyla bilmektedir.
(117) Her iddet bitiminde tekrar eşine dönüp sonra tekrar boşayarak, böylece üç defa iddet beklemek zorunda bırakmak suretiyle.(118) “Kitap ve hikmet” için, bu sûrenin 151’inci âyetiyle ilgili dipnotuna bakınız.
Yaşar Nuri Öztürk
Kadınları boşadığınızda, bekleme sürelerini tamamladılar mı ya onları örfe uygun olarak tutun yahut da örfe uygun olarak serbest bırakın. Onları, zulmetmeniz için, zararlarına bir biçimde, tutmayın. Bunu yapan, öz benliğine zulmetmiş olur. Allah'ın ayetlerini eğlence aracı yapmayın. Allah'ın üzerinizdeki nimetini ve kendisiyle size öğüt vermek için indirdiği Kitap'ı ve hikmeti hatırlayın. Allah'tan korkun ve bilin ki, Allah her şeyi çok iyi bilmektedir.