Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 254, sondan 5983. ayet; 2. sure ve Bakara Suresinin 247. ayetidir. Bakara Suresi 247. ayetinin kelime sayisi 43, harf sayısı 165 ve toplam ebced değeri ise 6068 olarak hesaplanmıştır. Bakara Suresinin toplam ebced değeri 1820072 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır. Bu sure الم hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette ا (25) ل (30) م (16) bulunuyor.
Arapça Metin
وقال لهم نبيهم ان الله قد بعث لكم طالوت ملكا قالوا انى يكون له الملك علينا ونحن احق بالملك منه ولم يؤت سعة من المال قال ان الله اصطفيه عليكم وزاده بسطة في العلم والجسم والله يؤتي ملكه من يشاء والله واسع عليم
Peygamberleri onlara, “Allah, size Tâlût’u hükümdar olarak gönderdi” dedi. Onlar, “O bizim üzerimize nasıl hükümdar olabilir? Biz hükümdarlığa ondan daha lâyığız. Ona zenginlik de verilmemiştir” dediler. Peygamberleri şöyle dedi: “Şüphesiz Allah, onu sizin üzerinize (hükümdar) seçti, onun bilgisini ve gücünü artırdı.” Allah, mülkünü dilediğine verir. Allah, lütfu geniş olandır, hakkıyla bilendir.
Peygamberleri onlara Tâlût’un (Saul) Allah tarafından hükümdar olarak tayin edildiğini bildirince buna iki sebeple itiraz ettiler: a) Tâlût uzun boylu, yiğit bir halk çocuğu idi, İsrâiloğulları’nın ileri gelenlerinden, hükümdar çıkması beklenen ailelerinden değildi. Onların anlayışına göre böyle aileler dururken bir halk çocuğu hükümdar olamazdı; bu makama o değil topluluğun ileri gelenleri lâyık idiler. b) Tâlût zengin değildi; onlara göre hükümdar olacak şahıs aynı zamanda zengin olmalıydı.
Allah Teâlâ bu itiraza peygamberleri aracılığı ile verdiği cevapla yöneticilerde bulunması gereken nitelikler konusunda evrensel mesajlar iletmiş oluyordu. Buna göre: 1. Mülk ve iktidar asaleten Allah’a aittir, kulların bunlara sahip olmaları mecazidir. O halde yönetici, bir kısım çevrelerin değil, öncelikle Allah’ın yönetmeye lâyık gördüğü kimselerde aradığı vasıflara sahip olmalıdır. Âyette Tâlût’u Allah’ın seçmiş olması onun bu açıdan liyakatini göstermekte ve dikkatleri bu yöne çekmektedir. 2. Tâlût bilgili ve güçlüdür; yönetici olacak şahısların zengin değil, bilgili ve güçlü olmaları gerekir. “İlimde ve cisimde başkalarından üstün olmak” mânevî ve maddî nitelikler bakımından namzetler arasında en üstünü olmak demektir.
Eski Ahid’in I. Samuel kitabında (8-11) anlatılanları tarihî bilgilerle tamamlayan araştırmacılara göre Hz. Mûsâ’dan sonra onun yerini alan Yûşa’ b. Nûn, çeşitli şehirlerde yaşayan İsrâiloğulları’nın her bir boyuna (sıbt) bir hâkim tayin etmişti, bunların arasında peygamber olanlar da vardı. Samuel peygamber zamanına kadar devam eden bu döneme “hâkimler dönemi” denilmektedir. O döneme kadar İsrâiloğulları Amâlike, Midyanîler, Ârâmîler ve Filistinliler’le savaşıp durdular. Kimi zaman onlar kimi zaman bunlar galip geliyorlardı. Aynı zamanda hâkim olan Samuel peygamberin yaşlandığı günlerde Gazze yakınlarında Filistîler’le yaptıkları bir savaşta büyük bir mağlûbiyete uğradılar ve çok önem verdikleri kutsal sandığı da (tabut) düşmana kaptırdılar. İleri gelenler peygamberlerinin yaşlanmış, hâkim tayin ettiği iki oğlunun da beceriksiz ve adaletsiz olduğunu, başlarına gelenlerin sebepleri arasında saydıkları için kendisine gelerek, düşmanlarında olduğu gibi kendilerine de bir hükümdar tayin etmesini istediler. Bunun üzerine Peygamber Samuel, Allah Teâlâ’nın bildirmesiyle Tâlût’u bulmuş ve takdis ederek İsrâiloğulları’na hükümdar tayin etmiş ve böylece hâkimler dönemi sona ermiş, krallar dönemi başlamıştır (m.ö. 1095). Tâlût uzun boyundan dolayı bu lakapla anılır. Asıl adı ise Saul b. Kays’tır (Neccâr, Kısasu’l-enbiyâ, s. 303 vd.; İbn Âşûr, II, 487-489).
Mehmet Okuyan
Peygamberleri onlara “Elbette Allah, Talut’u size hükümdar olarak gönderdi (görevlendirdi)” deyince, onlar “Biz hükümdarlığa daha layık olduğumuz hâlde, kendisine servet ve zenginlik yönünden geniş imkânlar verilmemişken, nasıl o bize hükümdar olur?” demişlerdi. (O peygamber) şöyle demişti: “Allah onu sizin üzerinize seçti, ilimde ve bedende ona üstünlük verdi. Allah, hükümdarlığı dilediğine (layık olana) verir. Allah, (imkânları) geniş olandır, bilendir.”
[Talut], hükümdar olarak belirlenen, uzun, kuvvetli bir şahıs olarak tanımlanabilir.
Bayraktar Bayraklı
Onların peygamberi, toplumunun önde gelenlerine, “Bakın” dedi; “Allah, Tâlût'u size hükümdar olarak tayin etti!” Onlar, “Biz hükümdarlığa ondan daha lâyık iken ve ona fazla bir servet de verilmemişken nasıl bizim üzerimize hüküm sahibi olabilir?” dediler. Peygamber, “Bakın” dedi; “Allah onu sizden daha üstün kılmış, ona derin bilgi ve mükemmel bir beden bahşetmiştir. Allah hükümranlığı istediğine verir; zira Allah, her şeyi kuşatan ve her şeyi bilendir.”
Nebileri onlara: “Allah size Tâlût'u komutan olarak tayin etti.” dedi. Onlar: “Biz komutanlığa ondan daha layık olduğumuz ve o fazla bir servete de sahip değilken, bize nasıl komutan olabilir?” dediler. O da: “Allah, onu üzerinize seçti, ona geniş bir bilgi ve üstün bir güç verdi.” dedi. Zira Allah, gücü dilediğine verir. Allah, Her Şeyi Kuşatan ve Her Şeyi Bilen'dir.
Peygamberleri (sözünde sadık kalanlara) dedi ki: “Allah (C.C) Talut'u size Melik (cihad emiri ve yönetici) olarak tayin etti. (Haydi artık ona biat ve itaat edin.) ” Bunun üzerine bazıları: “O bizim üzerimize nasıl komutan olabilir? Bizler liderliğe ondan daha layıkız. Halbuki ona geniş servet ve mal da verilmemiştir" diyerek (itiraz ettiler... Cihad sorumluluğundan kaçmak için komutanda kusurlar aramaya ve nefsaniyet ve enaniyet yüzünden ortalığı bulandırmaya başladılar... O beş bin kişinin de üç bin kadarı böylece ayrıldı ve ayıklandı. Geride sadece iki bin kişi kadar kaldı.Ve Peygamberleri onlara) şunları söyledi: “(Neden nefsinize uyup bu komutana itaatten kaçıyorsunuz?) Halbuki Allah (C.C) onu sizin üzerinize seçti (ve başınıza gelmesini takdir etti), onun ilmini ve kuvvetini arttırdı. (Bir cihad emirine gereken sıfatlar da bunlardır.) Allah mülkünü dilediğine verir. Allah'ın (lütfu) geniştir ve her şeyi hakkıyla Bilendir... (Bu komutana itaatsizliğiniz, aslında Allah'ın takdirine ve taksimine itirazınız ve itimatsızlığınız yüzündendir.) ”
Peygamberleri, Allah size padişah olarak Talut'u gönderdi dedi. Nasıl olur da dediler, bize buyruk yürütür o? Bizim ondan ziyade padişahlığa hakkımız var, malca da bizden üstün değil. Peygamberleri, şüphe yok ki dedi, onu Allah seçmiş sizden üstün etmiş, ona bilgi ve vücut bakımından üstünlük vermiştir. Allah, mülkünü dilediğine verir. Allah'ın rahmeti boldur, her şeyi bilir.
Samoil'in, İsrailoğullarına tâyin ettiği padişah, Saul'dur. Kur’ân, Saul'u, Tâlut diye anıyor. Tâlut'a, çok uzun boylu olduğu için bu adın verildiği söylenmiştir (Mecma'ül-Beyan, I, 149). Ahd-i Atıyk'te de kavmin ortasında dururken omuzundan yukarısı, herkesin başını aştığı anlatılır (Müluk-i evvel, 10, 23). Zâten âyette de buna işaret vardır.
Abdullah Parlıyan
Ve onların peygamberi onlara dedi: “Allah Tâlût'u size hükümdar olarak tayin etti.” Onlar: “Biz hükümdarlığa ondan daha çok layık iken ve ona fazla bir servet verilmemişken nasıl bizim üzerimize hükümdar olabilir?” dediler. Peygamberleri dedi ki: “Allah onu sizden daha üstün kılmış ve ona derin bilgi ve mükemmel bir beden vermiştir” Allah hükümranlığı istediğine verir. Allah'ın mülkü ve kudreti çok geniştir. Ve O herşeyi bilendir.
Peygamberleri onlara:
“Allah size Tâlût'u özgürce sorumluluklarını yerine getirmek üzere tek başına güçlü, otoriteli kral, ordu komutanı olarak görevlendirdi" dedi. Bunun üzerine onlar:
“Biz krallığa, komutanlığa daha layık olduğumuz halde, kendisine zenginlik ve servet de verilmemişken o bize nasıl kral, komutan olur?" dediler. Peygamber:
“Allah size onu komutan seçti. Ona geniş kitlelere faydası dokunan ilim ve beden kudreti verdi. Allah mülkünü, saltanatını, devletini, sünnetine, düzeninin yasalarına uygun olarak, iradesinin tecellisine tâbi, akıllı ve sorumlu kimselere verir. Allah'ın rahmeti geniştir, o her şeyi bilir" dedi.
Peygamberleri onlara: "Allah sizin için hükümdar olarak Talut'u gönderdi" dedi. Onlar: "Biz hükümdarlığa ondan daha layık olduğumuz ve ona bir mal genişliği de verilmediği halde nasıl bizim üzerimize hükümdar olabilir?" dediler. Peygamberleri: "Doğrusu Allah onu sizin üzerinize seçti ve onun bilgisini ve bedensel gücünü artırdı. Allah mülkünü dilediğine verir. Allah lütfu geniş olan ve her şeyi bilendir" dedi.
Onlara peygamberleri dedi ki: 'Allah size Talut'u (melik olarak) gönderdi.' Onlar: 'Biz hükümdarlığa, ona göre daha çok hak sahibiyken ve ona bir mal (servet) bolluğu verilmemişken, nasıl bizi (yönetmek üzere) hükümdarlık (mülk) onun olabilir?' dediler. O (şöyle) demişti: 'Doğrusu Allah size onu seçti ve onun bilgi ve bedenî gücünü arttırdı. Allah, kime dilerse mülkünü verir; Allah (rahmeti ve gücü) geniş olandır, bilendir.'
İsrailoğullarının peygamberi kendilerine şöyle dedi: “- Allah size Talût'u padişah gönderdi.” Onlar ise: “- Biz padişahlığa ondan daha münasip iken ve ona maldan da bir bolluk verilmemişken padişahlık nasıl onun olur?” dediler. Onlara şu cevabı verdi: “- Allah onu üstünüze beğenip seçmiş ve ona bilgi ile vücud kuvveti bakımından bir üstünlük vermiştir.” Allah mülkünü dilediğine verir, Allah'ın rahmet ve ihsanı geniştir; her şeyi kemâliyle bilicidir.
Peygamberleri onlara. “Allah, Talut’u size hükümdar olarak gönderdi” dedi. Onlar: “Nerden bize hükümdar olabilir?” Biz iktidara daha layıkız, o zengin de değildir” dediler. Peygamberleri: “Allah onu sizin içinizden seçkin kıldı. Ona fazla ilim ve kuvvet verdi” dedi. Hiç şüphesiz Allah, iktidarı istediğine verir. Allah, imkânları bol olan ve sonsuz ilim sahibidir.
Peygamberleri dedi ki onlara: «Allah size, Tâlût'u hâkan kıldı», dediler ki: «O bizlere nice baş olur? Bizler hakanlığa ondan daha haklıyız, malca da o bizden geniş değildir», peygamber de dedi ki: «Allah size onu seçti, hem bilgide, hem vücutta onu size üstün kıldı, Allah verir ülkesini istediği kimseye» Allah geniştir, Allah bilici
Nebileri onlara: “Allah, size Tâlût'u hükümdar olarak gönderdi.” dedi. Onlar da: “Biz hükümdarlığa ondan daha layık iken ve ona mal (servet) yönünden geniş imkân verilmemişken, o bizim üzerimize nasıl hükümdar olabilir?” dediler. Nebileri onlara: “Allah onu hükümdar olarak seçerek başınıza getirdi, ona bilgi ve vücut gücü bakımından üstünlük bağışladı.” dedi. Allah otoriteyi dilediğine verir. Allah, rahmeti ve ihsanı bol olandır, (her şeyi) hakkıyla bilendir.
Cemal Külünkoğlu Bakara Suresi 247. Ayet Açıklaması
Tâlût kelimesi, Kur’an’da sadece iki yerde (Bakara 2:247 ve 249) geçmektedir. Birkaç yerde de ona işaret eden zamirler bulunmaktadır. Mısır’la Filistin arasında yaşayan Amalikalılar, kralları Câlut kumandasında bir ordu ile İsrailoğullarına saldırarak onları yurtlarından çıkarmıştı. İsrailoğulları da peygamberlerinden, kendilerine bir kumandan tayin etmesini istemişti. O da nesli Hz. Yakup’un oğlu Bünyamin’e dayanan Tâlût isminde birini başlarına kumandan olarak tayin etmişti. Bunun üzerine, bir sonraki ayette de görüldüğü üzere onlar, “Biz hükümdarlığa ondan daha layık iken ve ona mal (servet) yönünden geniş imkân verilmemişken, o bizim üzerimize nasıl hükümdar olabilir?” diye yakınmışlardı.
Diyanet İşleri (Eski)
Peygamberleri onlara "Allah size şüphesiz, Talut'u hükümdar olarak gönderdi" dedi. "Biz hükümdarlığa ondan layık iken ve ona malca da bir bolluk verilmemişken bize hükümdar olmağa o nasıl layık olabilir?" dediler, "Doğrusu Allah size onu seçti, bilgice ve vücutça gücünü artırdı" dedi. Allah mülkü dilediğine verir. Allah her şeyi kaplar ve bilir.
Peygamberleri onlara: Bilin ki Allah, Tâlût'u size hükümdar olarak gönderdi, dedi. Bunun üzerine: Biz, hükümdarlığa daha lâyık olduğumuz halde, kendisine servet ve zenginlik yönünden geniş imkânlar verilmemişken o bize nasıl hükümdar olur? dediler. «Allah sizin üzerinize onu seçti, ilimde ve bedende ona üstünlük verdi. Allah mülkünü dilediğine verir. Allah her şeyi ihata eden ve her şeyi bilendir» dedi.
İsrailoğullarının ileri gelenlerine göre iktidar, servet ve sermaye sahiplerinin olmalıdır. Halbuki bu fikir, toplum menfaatine ve adalete aykırıdır. Doğru olan iktidara zenginlerin değil, ehil olan kimselerin gelmesidir. Kişinin ehliyetini, onun manevi gücü, bilgisi ve görgüsü ile beden kuvveti ve cesareti temsil eder.
Edip Yüksel
Peygamberleri onlara, "ALLAH size kral olarak Talut'u atadı," dedi. Onlar, "Biz yönetime ondan daha layık olduğumuz halde nasıl olur da üzerimize buyruk sahibi olabilir? Üstelik zengin biri de değil," dediler. O da, "ALLAH onu üzerinize seçti. Onun bilgi ve beden gücünü arttırdı," dedi. ALLAH mülkünü dilediğine verir. ALLAH Cömerttir, Bilendir.
Liderde bulunması gereken niteliklerin arasında bilgi ve vücut sağlığının önemli olduğu anlaşılıyor.
Elmalılı Hamdi Yazır
Peygamberleri onlara: "Allah, size hükümdar olmak üzere Talût'u gönderdi." demişti. Onlar: "Ona bizim üzerimize hükümdar olmak nereden geldi? Oysa hükümdarlığa biz ondan daha lâyıkız, ona maldan bir genişlik, bir bolluk da verilmemiştir." dediler. Peygamberleri de "Onu sizin başınıza Allah seçmiş ve ona bilgi ve vücut bakımından bir güç, bir genişlik vermiştir." dedi. Hem Allah, mülkünü dilediğine verir. Allah'ın rahmeti geniştir, o her şeyi bilir.
Peygamberleri onlara işte, demişti: Allah size melik olmak üzere Talutu gönderdi, A! dediler, ona bizim üzerimize melik olmak nereden? melikliğe biz ondan daha lâyık iken; malce bir genişliğe de nail edilmiş değil, onu, dedi: sizin üzerinize Allah intihab etmiş ve ilimde, cisimde ona ziyade bir vüs'at vermiş, hem Allah mülkünü dilediğine verir, Allah vasi'dir alîmdir
Onlara peygamberleri: «Hakıykat, Allah size bir pâdişâh olarak Taalût'u göndermişdir» dedi. Dediler ki: «Biz hükümdarlığa ondan daha lâyık iken ve ona maldan da bir bolluk verilmemişken nasıl olur da bizim başımızda padişahlık onun olabilir?» (Peygamber) dedi: «Şübhesiz Allah onu sizin üstünüze beğenib seçmişdir. Ona bilgice, vücudca (kuvvetçe) de bir üstünlük vermişdir. Allah mülkünü kime dilerse ona verir. Allah (in rahmeti, ilmi her şey'e yaygın ve lutf-ü keremi) boldur. Gerçek bilicidir.
Bunun üzerine peygamberleri onlara şöyle dedi: “Şübhesiz ki Allah, size hükümdar olarak doğrusu Tâlût'u göndermiştir.” Dediler ki: “Biz hükümdarlığa ondan daha lâyık olduğumuz hâlde ve mal cihetiyle (kendisine) bir genişlik verilmemişken, üzerimize onun hükümdar olması nasıl olur?”(2) (Peygamberleri ise) şöyle dedi: “Muhakkak ki Allah, onu üzerinize seçti ve ilim ve cisimde bir genişlik (ve kuvvet) cihetiyle onu (sizden) fazla kıldı. Çünki Allah, mülkünü dilediği kimseye verir.” Ve Allah, Vâsi' (lütfu geniş olan)dır, Alîm(hakkıyla bilen)dir.
(2)İsrâiloğulları neslinde, biri peygamberlik, diğeri hükümdarlık olmak üzere iki kol vardı. (Kader-i İlâhî’nin taksîmi ve hikmetiyle) Lâvî neslinden gelenler, nübüvvet; Yehûdâ’dan gelenler ise, hükümdarlık kolunu teşkîl ediyorlardı. Kendi üzerlerine bu iki kolun hâricinde olan başka bir koldan gelen Tâlût’un, hükümdar ta‘yîn edildiğini görünce şaşırdılar. (Celâleyn Şerhi, c. 1, 303)
İlyas Yorulmaz
Nebîleri onlara “Kesin olarak Allah size, melik (komutan) olarak Talut’u seçti.” dedi. Onlar da “O, nasıl olurda bizim üzerimize melik (bize emir verme yetkisine) olabilir. Hâlbuki o’na fazla mal verilmemiş olduğu için, biz emir verme yetkisine (Melik olmaya) ondan daha layığız.” dediler. Nebîleri onlara “ Elbette ki Allah onu sizin üzerinize seçti ve o’na sizden daha çok, ilim ve fiziki yönden üstünlük vermiştir. Çünkü Allah mülkü dilediği kimseye verir. Allah her şeyi kuşatan ve bilendir” dedi.
Peygamberleri onlara «Allah size Talut-u padişah gönderdi» dedi. Onlar ise «biz padişahlığa ondan daha lâyık iken, ona malca da bolluk verilmemiş iken nasıl bize padişah olur?» dediler [⁴]. Peygamberleri de dedi ki «Allah onu sizin üzerinize güzide kıldı. Bilgide, iri yarı olmada ona vüs/at verdi [⁵] Allah mülkü dilediğine verir. Allah vâsidir, hakkiyle âlimdir [⁶].
İsmail Hakkı İzmirli Bakara Suresi 247. Ayet Açıklaması
[4] Yâni hanedan-ı saltanattan değildir. Çünkü saltanat Yahuda sıptında, nübüvvet ise Lâvi sıptında idi. Talut Bünyamin sıptından olmakla nübüvvet veya saltanat hanedanından değil idi. Bundan başka züğürt idi. Çoban veya sucu veya debbağ idi.[5] Talut Beni İsrail'in en âlimi, en güzeli, en güçlü ve kuvvetlisi idi. Siyasete ait ilimde, cesamet-i bedende onlardan ziyade idi.[6] Bir züğürdü zengin eder. Ehlini de bilir, saltanatı dilediğine verir.
Kadri Çelik
Peygamberleri onlara, “Allah size şüphesiz Talut'u hükümdar olarak gönderdi” dedi. “Biz hükümdarlığa ondan layık iken ve ona malca da bir bolluk verilmemişken, bize hükümdar olmaya o nasıl layık olabilir?” dediler. “Doğrusu Allah size onu seçti, bilgice ve vücutça gücünü artırdı Allah, mülkünü (hükümdarlığı) dilediğine verir. Doğrusu Allah her şeyi kuşatandır her şeyi bilendir” dedi.
Peygamberleri, onlara: “Allah size komutan olarak Talut’u seçti” deyince, onlar:“Biz bu göreve ondan daha lâyık olduğumuz hâlde, o nasıl bizim başımıza komutan olabilir? Üstelik onun malı mülkü de yok!” diye itiraz ettiler. Peygamber:“Doğrusu, onu size komutan olarak ben değil, bizzat Allah seçti ve hem bilgi ve hikmet, hem de bilek gücünde onu hepinizden üstün kıldı. Doğrusu Allah, yeryüzünde egemenlik gücünü kullarından dilediğine verir. Allah’ın lütuf ve merhameti pek geniştir ve O, her şeyi bilendir.” dedi.
Onlara nebiyy’leri:
-“Gerçekten Allah, size melik olarak Tâlût’u seçip gönderdi” dedi.
-“Biz Mülk’e / Yönetim’e ondan daha çok hak sahibi iken, ona Mal’dan genişlik verilmemiş iken, üzerimizde Mülk / Yönetim Yetkisi nasıl onun olabilir?" dediler.
Dedi ki: -“Allah, size onu süzerek seçti;
Ona İlim’de ve Cisim’de üstünlük verdi.
Dileyeceği kimseye mülkünü Allah veriyor.
Allah bilen vâsi’dir”.
Peygamberleri onlara: “Allah, size hükümdar olarak Tâlût’u1 tayin etti” deyince: “O bize nasıl hükümdar olabilir?2 Hâlbuki biz, hükümdarlığa ondan daha çok layığız. Sonra ona servet ve zenginlik yönünden geniş imkânlar da verilmemiştir.” dediler. Peygamberleri onlara: “Onu size hükümdar olarak Allah tayin etti ve ona bilgi ve beden üstünlüğü verdi. Çünkü Allah geniş (nîmet sahibi) dir, (her şeyi) hakkıyla bilendir.” dedi.
1 Tâlût isminin Arapçada, uzunluk (طُولٌ) kelimesiyle ilgisi düşünülürse; “kudret ve uzunlukta mübalağa” anlamını içerir. Buna göre Tâlût, özel isim olabileceği gibi bir sıfat veya lakap da olabilir. Bu şahsın, ismi ile ilgili olarak Süryani ve İbrani dillerinde bir kısım kelimeler kullanılmışsa da bunlar, alınmaya değerde görülmemiştir.2 Âyetin bu bölümü, “onun, bizim üzerimize hükümdar tayin edilmesi nasıl olur?” diye de tercüme edilebilir.
Muhammed Esed
Ve onların peygamberi, toplumunun önde gelenlerine, 237 “Bakın,” dedi, “Allah Tâlût'u size kral olarak tayin etti.” Onlar: “Biz hükümranlığa ondan daha çok layık iken ve ona fazla bir servet de verilmemişken nasıl bizim üzerimizde hüküm sahibi olabilir?” dediler. [Peygamber] “Bakın,” dedi, “Allah onu sizden daha üstün kılmış ve ona derin bilgi ve mükemmel bir beden bahşetmiştir. Ve Allah, hükümranlığı istediğine verir: 238 zira Allah her şeyi kuşatan, her şeyi bilendir.”
Nebileri onlara dedi ki: “Allah, Talût’u size hükümdar gönderdi.” Onlar da: “O bize nasıl hükümdar olabilir? Biz hükümdarlığa ondan daha layığız üstelik. Ona, malca da bir bolluk verilmemiştir.” dediler. Nebileri de: “Allah, onu size seçti, zira onu bilgi ve fiziki açıdan size üstün kıldı. Allah, mülkünü dilediğine verir. Allah’ın lütfu geniştir. O, her şeyi bilendir.” dedi. 3/125...127, 43/31
Nebileri onlara, “İşte, Allah size Tâlût’u hükümdar tayin etti”[456] deyince şöyle karşı çıktılar: “Biz yönetime ondan daha lâyıkken ve ona büyük bir servet de verilmemişken, nasıl ve nereden o bizim üstümüzde otorite sahibi olacakmış?” Cevap verdi: Çünkü Allah, onu size tercih etti; hem bilgi hem de fizik olarak ona sıradışı bir üstünlük verdi. Kaldı ki Allah otoriteyi isteyene/istediğine bahşediyor: hem Allah sınırsız güç sahibidir, her şeyi bilendir.
Mustafa İslamoğlu Bakara Suresi 247. Ayet Açıklaması
[456] Samuil Peygamber döneminde MÖ 1020 civarında İsrailoğullarına komutan olarak atanan Tâlût, Hz. Dâvud ve Süleyman’la gücünün zirvesine çıkan devletin de kurucusu sayılmaktadır.
Ömer Nasuhi Bilmen
Ve onlara peygamberleri dedi ki: «İşte Allah Teâlâ size hükümdar olmak üzere Tâlut'u gönderdi.» Dediler ki: «Bizim üzerimize onun hükümdar olması nasıl olabilir? Halbuki, biz mülke ondan daha haklıyız. Kendisine malca da bir genişlik verilmiş değildir.» Peygamberleri de dedi ki: «Şüphesiz Allah Teâlâ onu sizin üzerinize intihap etmiştir ve ona ilim ve cisim itibariyle de bir ziyâde vüs'at vermiştir. Ve Hak Teâlâ mülkünü dilediğine verir. Ve Allah-ü Azîmüşşan vâsidir ve alîmdir.»
Peygamberleri onlara dedi ki: “Allah size hükümdar olarak Talut'u tayin etti. ” Onlar ise: “Biz hükümdarlığa ondan daha lâyık iken nasıl olur da o bize hükmedebilir ki! Üstelik servetten de nasibi fazla değil! ” dediler. Peygamber şöyle cevap verdi: “Allah onu size üstün kıldı, ona geniş ilim ve sağlam bir vücut verdi. Allah hakimiyeti dilediğine verir. Allah'ın lütfu boldur, her şey gibi kabiliyet ve liyakatlari de bilir. ” [KM, I Samuel 9, 17; 10, 27; 9, 2]
Bu olay, müminlere cihadın zorluklarını anlatmak, dolayısıyla onları bu işi omuzlamaya hazırlamak için anlatılmaktadır. İşaret edilen durum, muhtemelen Samuel Peygamberle ilgilidir. M.Ö. 1000 yıllarında Amalika’lılar İsrailoğullarına saldırıp ülkelerinin bir kısmını işgal etmişlerdi. Halk Samuel’e başvurmuştu. (Bkz. KM, Eski Ahit, I. Samuel, 7,8 ve 12. bölümler)
Süleyman Ateş
Peygamberleri onlara dedi ki: "Allah Talut'u size hükümdar gönderdi." Dediler ki: "O bizim üzerimize nasıl hükümdar olabilir? Biz hükümdarlığa ondan daha layıkız, ona bol mal da verilmemiştir." Dedi: "Allah onu sizin üzerinize (hükümdar) seçti, onun bilgisini ve gücünü artırdı." Allah mülkünü dilediğine verir. Allah(ın lutfu) geniştir, (O, herşeyi) bilendir.
Nebîleri onlara “Size başkomutan olarak Allah, Tâlût’u çıkardı.” dedi. “O bize nasıl komutan olabilir? Başkomutanlık ondan çok bizim hakkımızdır. Onun fazla bir malı da yok!” dediler. Nebî, “Onu, sizin üzerinize Allah seçti. Ona, bilgi ve vücut bakımından üstünlük verdi. Allah yetkiyi, tercih ettiğine verir.” dedi. İmkânları geniş olan ve her şeyi bilen Allah’tır.
Peygamberleri onlara, dedi ki:-Allah, Talût'u size hükümdar gönderdi.-O bizim üzerimize nasıl hükümdar olabilir? Biz hükümdarlığa ondan daha layıkız. Ona, malca da bir bolluk verilmemiştir, dediler. Peygamber de:-Allah, onu sizin üzerinize seçti, onun bilgisini ve gücünü artırdı. Allah, mülkünü dilediğine verir. Allah'ın lütfu geniştir. O, her şeyi bilendir, dedi.
Peygamberleri onlara “Allah size Tâlût'u hükümdar tayin etti” dedi. Onlar ise, “O bize nasıl hükümdar olabilir ki?” dediler. “Biz hükümdarlığa ondan daha lâyıkız; çünkü onun servetten fazla bir nasibi yok.” Peygamber dedi ki: “Allah onu size üstün kıldı, ilmini ve gücünü arttırdı. Allah egemenliği dilediğine verir. Ve Allah'ın lütfu geniş, ilmi sonsuzdur.”
Peygamberleri onlara dedi ki: "Allah, Tâlût'u size kral gönderdi." Şöyle konuştular: "O bizim üzerimizde nasıl saltanat kurabilir? Yönetimde biz ondan daha çok hak sahibiyiz. Ona bir mal genişliği de verilmemiştir." Peygamber dedi ki: "Allah onu seçip size üst olarak gönderdi. Onu bilgi ve beden gücü yönünden üstün kıldı." Allah, mülkünü dilediğine verir. Allah, mülkü genişletendir, her şeyi bilendir.