Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 2418, sondan 3819. ayet; 20. sure ve bu surenin 70. ayetidir. Bu ayetin kelime sayisi 8, harf sayısı 36 ve toplam ebced değeri ise 1410 olarak hesaplanmıştır. Bu sure طه hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette ط (0) ه (1) bulunuyor.
فالقي السحرة سجدا قالوا امنا برب هرون وموسى
فالقيالسحرةسجداقالواامنابربهرونوموسى
Feulkiye-sseharatu succeden kâlû âmennâ birabbi hârûne vemûsâ
(Mûsâ’nın değneği, sihirbazların ipleriyle değneklerini yutunca) sihirbazlar hemen secdeye kapandılar ve, “Hârûn ve Mûsâ’nın Rabbine inandık” dediler.
İsrâiloğulları’nın Mısır’daki varlığının ve Hz. Mûsâ tarafından eski yurtlarına götürülmeleri için ortaya konan çabanın Firavun yönetimi nezdinde oluşturduğu siyasî kaygılar, psikolojik bir harp ortamı doğurmuştu. Böyle bir ortamda, o günün şartları içinde geniş kitleleri derinden etkilemekte olan ve dinî bir hüviyet de taşıyan sihir olgusunu ön plana çıkaran bir mücadele metodu, Hz. Mûsâ’nın peygamberliğini ve liderliğini kabul ettirmesini kolaylaştırabilecekti. Çünkü Firavun ve çevresindeki ileri gelenler de sihri tevhid çağrısına karşı kullanabilecekleri en etkili silâh olarak görüyorlar ve sihirbazlara bir taraftan baskı, bir taraftan da teşvik uygulayarak bu mücadeleden mutlak zaferle çıkacaklarını sanıyorlardı. İlâhî irade böyle bir atmosferde Hz. Mûsâ’yı sihirbazların bütün hünerlerini boşa çıkaracak mûcizelerle donatıp Firavun ve çevresindekilere bir imtihan fırsatı daha vermek şeklinde tecelli etmişti. Bu âyetlerde ve Kur’an’ın başka yerlerinde açıklandığı üzere, bizzat bu silâhı kullanan sihirbazlar dahi apaçık hakikati gördükleri için imana geldikleri halde Firavun ve adamları inkârcılıktaki inatlarını sürdürdüler, Firavun bununla da yetinmeyip iman eden sihirbazları çok ağır ceza ve işkencelerle tehdit etme yoluna girdi. Fakat birkaç saat öncesine kadar Firavun’un gözüne girip ödül almak için yarışan bu insanlar imanın lezzetini tattıktan sonra âhiret mutluluğunun–hayatın bağışlanması tarzında bile olsa– dünyadaki hiçbir ödülle değişilemeyeceğini idrak edip bunu açıkça ifade etme cesaretini gösterdiler (bu olayla ilgili bilgilerin Kitâb-ı Mukaddes’tekilerle karşılaştırılması için bk. A‘râf
7:103-126). Tefsirlerde 56. âyette Firavun’a gösterildiği ifade edilen kanıtların neler olduğu açıklanırken genellikle tevhide (Allah’ın birliğine) ilişkindeliller ve Hz. Mûsâ’nın peygamberliğini ortaya koyan mûcizeler üzerinde durulur. Ayrıca, bunlardan “bütün kanıtlarımızı” şeklinde söz edilmiş olmakla beraber Arap dilindeki kullanımlar dikkate alınarak bu ifadenin, “pek çok âyetimizi / kanıtımızı, bunca âyetimizi / kanıtımızı” şeklinde anlaşılmasının uygun olacağı belirtilir (bk. Râzî, XXII, 70-71). 58. âyetin “uygun bir yer” şeklinde tercüme ettiğimiz kısmı, “iki tarafa eşit uzaklıkta bir yer, seyircilerin görüşünü engellemeyecek düz bir alan, iki tarafın da rızâ göstereceği bir yer, şu anda bulunduğumuz mekân” gibi mânalarla açıklanmıştır (bk. Râzî, XXII, 71-72). 59. âyette “şenlik günü” diye çevrilen yevmü’z-zîne tamlaması hakkında değişik açıklamalar yapılmıştır; bunların ortak noktası, Hz. Mûsâ’nın o toplumda şenlik veya kutlama amacı taşıyan ve halkı bir araya getiren belirli bir güne atıfta bulunmuş olduğudur. Bu ifadenin Firavun’a ait olduğu yorumu da yapılmıştır (Zemahşerî, II, 438; Râzî, XXII, 72-73). 63. âyetin “tuttuğunuz örnek yolu” şeklinde tercüme ettiğimiz kısmına “sahip olduğunuz onurlu ve seçkin konumu” şeklinde mâna vermek de mümkündür (bk. Taberî, XVI, 182-183; İbn Atıyye, IV, 51). 67-68. âyetlerden, sihirbazların halkın gözünü bağlayan bir büyü ortaya koyması karşısında Hz. Mûsâ’nın dahi bir an için etkilenip insanların buna kapılmalarından endişe duyduğu (İbn Atıyye, IV, 51-52), fakat Allah’ın gerçeği bildirmesiyle mâneviyatının yükseltildiği anlaşılmaktadır. Bununla birlikte 69. âyet onun üstün gelmesinin sihir yarışını kazanma anlamında alınmaması için sihirbazların ortaya koydukları çabanın dinen asla tasvip edilmediğine de dikkat çekilmiştir (sihir konusunda bilgi için bk. Bakara
2:102).
(Büyücüler) secdeye kapanmış, “Harun’un ve Musa’nın Rabbine iman ettik!” demişlerdi.
Benzer mesajlar: A‘râf
7:121-122; Şu‘arâ
26:47-48.
Sonunda büyücüler, “Biz Hârûn ve Mûsâ'nın Rabbine inandık” deyip secdeye kapandılar.
Bunun üzerine sihirbazlar, secde edenler¹ olarak atıldılar.² Biz: “Harun'un ve Mûsâ'nın Rabb'ine iman ettik.” dediler.
1- Gerçeği içtenlikle kabul edenler, gerçeğe teslim olanlar. 2- Yere kapananlar oldular.
(Artık gerçek anlaşılmış, böylece onların bütün yaptığı numara ve hileler boşa çıkmıştı. İşte orada sihirbazlar -ve dolayısıyla Firavun- yenilgiye uğramışlardı ve küçülüp mağlup şekilde çekilmek zorunda kalmışlardı.) Bunun üzerine (gerçeği öğrenen) sihirbazlar hep birden secdeye kapanmışlar; “Biz Harun’un ve Musa’nın Rabbine iman ettik” diyerek (herkesi şaşkınlığa uğratmışlardı).
Sonunda büyücüler secde ederek yere kapandılar ve inandık dediler, Harun'la Musa'nın Rabbine.
Ve sonunda büyücüler, secde ederek yere kapandılar ve “Biz artık Musa'nın ve Harun'un Rabbine inandık!” diye haykırdılar.
Mûsâ'nın asâsının ejderha olup, diğerlerini yutması üzerine, sihirbazlar hep birlikte secdeye kapandılar.
“Hârûn'un ve Mûsâ'nın Rabbine iman ettik” dediler.
Bunun üzerine büyücüler secdeye kapandılar. "Harun ve Musa'nın Rabbine iman ettik" dediler.
Bunun üzerine büyücüler, secdeye kapandılar: 'Harun'un ve Musa'nın Rabbine iman ettik' dediler.
Sonunda bütün sihirbazlar secdeye kapandılar; “- Hârun ile Mûsa'nın Rabbine iman ettik.” dediler.
Bunun üzerine sihirbazlar secde ederek yere kapandılar. “Harun ve Musa’nın Rabbine inandık” dediler.
«Musa ile, Harun'un Tanrısına inandık» diye hemen büyücüler secdeye kapandılar
(Yere atılan Musa'nın değneği, sihirbazların ipleriyle değneklerini silip süpürünce) sihirbazlar hemen secdeye kapandılar ve: “Harun'un ve Musa'nın Rabbine iman ettik” dediler.
Sonunda sihirbazlar: "Biz Musa ve Harun'un Rabbine inandık" deyip secdeye kapandılar.
Bunun üzerine sihirbazlar secdeye kapandılar; «Harun'un ve Musa'nın Rabbine iman ettik» dediler.
Büyücüler, "Harun'un ve Musa'nın Rabbine inandık," diyerek secdeye kapandılar.
Sonunda bütün sihirbazlar secdeye kapandılar, "Musa ile Harun'un Rabbine iman ettik" dediler.
Binnetice bütün sihirbazlar secdeye kapandılar, Harun ile Musânın rabbına iyman ettik dediler
Neticede sihirbazlar secdeye kapandı, «Harun ile Musânın Rabbine îman etdik» dediler.
(Mûsâ'nın asâsı bir ejderha olup, bütün ip ve değnekleri yutunca) sihirbazlar hemen secde eden kimseler olarak, yere kapandılar: “(Biz) Hârûn'un ve Mûsâ'nın Rabbine îmân ettik!” dediler.
Bu olaydan sonra sihirbazlar hemen secdeye kapandılar ve “Biz Musa ve Harun’un Rabbine iman ettik” dediler.
Asa onları yutunca sihirbazlar secdeye kapandılar, «— Harun ve Musa/nın Rabbine inandık» dediler.
Bunun üzerine büyücüler, secdeye kapandılar: “Harun'un ve Musa'nın Rabbine iman ettik” dediler.
Mûsâ asâsını attı, gerçekten de asâ, meydandaki bütün o sahte yılanları, çıyanları yutuverdi. Bunun üzerine, sihrin gücünü ve sınırını çok iyi bildiklerinden, bu olayın sihrin ötesinde bir mûcize olduğunu anlayan sihirbazlar, derhal secdeye kapandı: “Biz, Hârûn ile Mûsâ’nın dâvet ettikleri, tüm varlıkların gerçek sahibi, yöneticisi ve efendisi olan o âlemlerin Rabb’ine iman ediyoruz!” dediler.
Derken, Sihirbazlar secdeye koyuldular:
-“Harun ve Musa’nın rabbine iman ettik” dediler.
Bunun üzerine büyücüler secdeye kapanarak; “Hârûn ve Mûsa’nın Rabbine îman ettik.” dediler.
[Ve sonuç Musa'ya bildirdiğimiz gibi oldu, 50] bunun üzerine büyücüler saygıyla hemen yere kapandılar; 51 ve “Biz artık Musa ile Harun'un Rabbine inanıyoruz!” diye çığrıştılar.
Sonunda sihirbazlar secdeye kapanarak dediler ki: – Biz Musa ile Harun’un Rabbine iman ettik. 26/45...51
Nihayet sihirbazlar secdeye kapanarak dediler ki: “Biz Harun ve Musa’nın Rabbine iman ettik!”[2595]
[2595] Pazarlıksız imanın tarihî örneklerinden biri. Bu imanın farkı bilgiye dayalı olması. Onlar büyüyü mucizeden, yalanı gerçekten, imajı hakikatten ayırabilecek bir bilgiye sahip oldukları için gerçeğe tereddütsüz teslim oldular. Aynı olaya şahit olan Firavun ile bilgin-sihirbazlar arasındaki tepki farkının sebebi buydu.
Nihâyet sahirler, secde eder oldukları halde (yerlere) atıldılar. «Harun ile Mûsa'nın Rabbine imân ettik,» dediler.
Derken bütün büyücüler secdeye kapandılar. “Harun ile Mûsâ'nın Rabbine iman ettik! ” dediler.
Bunun üzerine büyücüler secdeye kapandılar: "Harun'un ve Musa'nın Rabbine inandık!" dediler.
Büyücüler hemen secdeye kapandılar. Dediler ki “Bizler Harun’un ve Musa’nın Rabbine inandık.”
Sonunda sihirbazlar secdeye kapanıp:-Harun ve Musa'nın Rabbine iman ettik, dediler.
Büyücüler secdeye kapandılar. “Harun ile Musa'nın Rabbine inandık” dediler.
Bunun üzerine büyücüler secdelere kapanıp şöyle seslendiler: "Hârun'un ve Mûsa'nın Rabbine inandık!"
pes düşdi cādūlar secde eyleyiciler eyittiler “inanduķ hārūn çalabı’sına daħı mūsā’nuñ.”
Pes cāẕūlar secde idüp yire düşdiler. Eyitdiler: Biz īmān getürdük Hārūn‐ıla Mūsā tañrısına, didiler.
(Musa əsasını yerə atan kimi o bir əjdahaya dönüb sehrbazların iplərini, kəndirlərini və dəyənəklərini yerli-dibli uddu). Nəhayət, sehrbazlar: “Biz Harunun və Musanın Rəbbinə (rəbbül-aləminə) iman gətirdik!” – deyib səcdəyə qapandılar.
Then the wizards were (all) flung down prostrate, crying: We believe in the Lord of Aaron and Moses.
So the magicians were thrown down to prostration: they said, "We believe in the Lord of Aaron and Moses".(2592)*
2592 Cf. this passage with
7:120-126 and
20:65-70 and the notes thereon.