Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 2496, sondan 3741. ayet; 21. sure ve bu surenin 13. ayetidir. Bu ayetin kelime sayisi 10, harf sayısı 48 ve toplam ebced değeri ise 4016 olarak hesaplanmıştır.
لا تركضوا وارجعوا الى ما اترفتم فيه ومساكنكم لعلكم تسـلون
لاتركضواوارجعواالىمااترفتمفيهومساكنكملعلكمتسـلون
Lâ terkudû verci’û ilâ mâ utriftum fîhi vemesâkinikum le’allekum tus-elûn(e)
Onlara, “Kaçmayın, o içinde şımartıldığınız bolluğa ve yurtlarınıza dönün. Çünkü sorulacaksınız” denildi.
Allah Teâlâ, sahip oldukları maddî imkânlara aldanarak şımaran, azgınlaşan ve günahlara boğulan toplumların başlarına gelen felâketleri hatırlatarak Hz. Peygamber’i yalancılık ve sihirbazlıkla itham eden müşrikleri uyarmaya devam etmektedir. Bu âyetlerin muhatabı Mekke müşrikleri olmakla birlikte, yaşayışlarıyla topyekün yok olmayı hak eden her millet için bir tehdit ve uyarı anlamı taşımaktadır. Yüce Allah, geçmişteki insanların haksızlık ve azgınlıkları sebebiyle helâk edildiklerini, böylece tarih sahnesinden silinip gittiklerini anlatmak suretiyle yeni nesillerin bundan ders almalarını istemektedir. Öncekiler sahip oldukları imkânları kullanarak başlarına gelen felâketlerden kaçıp kurtulmak istedikleri halde nasıl kurtulamamışlar; haksızlıklarını itiraf etmekten, kendilerini kınamaktan başka çare bulamamışlarsa sonrakilerin de haksızlık ve azgınlık göstermeleri halinde aynı sonuçla karşılaşacaklarına işaret edilmektedir.
(Onlara şöyle demiştik:) “Kaçmayın! İçinde bulunduğunuz refaha ve yurtlarınıza dönün! Çünkü size sorular sorulacak!”
“Kaçmayınız! İçinde bulunduğunuz refaha ve evlerinize dönünüz! Çünkü size sorular sorulacak.”
Boşuna kaçmayın, refaha kavuşturulduğunuz şeylere ve evlerinize geri dönün; çünkü hesaba çekileceksiniz.
"Uzaklaşıp-kaçmayın, (tepinip durmayın!) içinde şımarıp azdığınız refaha ve yurtlarınıza dönün; çünkü sorguya çekileceksiniz" (diye uyarılmışlardı).
Kaçmayın, dönün sahip olduğunuz mallara, nimetlere ve evlere; çünkü sorguya çekileceksiniz.
Boşuna kaçmayın, bol bol verilip içinde şımardığınız nimetlere ve yurtlanıza dönün. Çünkü siz yaptıklarınızdan sorguya çekileceksiniz. Böylece kaybettiklerini anlarlar da
“Yılgın vaziyette, vasıtalarınıza binip topuklayarak kaçmayın. Size verilen nimetlere, refaha, yurtlarınıza dönün. Bunlar hesaba çekilmenize vesile olacak.”
"Kaçmayın, size sağlanan refaha ve yurtlarınıza dönün. Olur ki sorguya çekilirsiniz."
'Uzaklaşıp-kaçmayın, içinde şımarıp azdığınız refaha ve yurtlarınıza dönün; çünkü sorguya çekileceksiniz.'
(Melekler onlara şöyle dedi): “- Kaçmayın, içinde bulunduğunuz nimete ve evlerinize dönün; çünkü sorguya çekileceksiniz.”
(Biz:) “Kaçmayın, içinde bulunduğunuz refaha ve evlerinize dönün. Çünkü sorguya çekileceksiniz” (dedik.)
Savuşmayın, dönün geçindiğiniz yere, dönünüz evinize, olur ki sorulursuz
(Onlara:) “Kaçmayın, o içinde şımartıldığınız bolluğa ve yurtlarınıza dönün. Çünkü siz sorguya çekileceksiniz” (denildi).
"Koşup kaçmayın; size nimet verilen yere, yurdlarınıza dönün, elbette sorguya çekileceksiniz" dedik.
«Kaçmayın! İçinde bulunduğunuz refaha ve yurtlarınıza dönün! Çünkü size sorular sorulacak!»
Kaçmayın, lüks ve savurganlık için yaşadığınız yere, evlerinize dönünüz. Çünkü sorguya çekileceksiniz.
"Koşup kaçmayın; size nimet verilen yere, yurtlarınıza dönün ki, sorguya çekileceksiniz" dedik.
yok, dedik: tepinmeyin, dönün o içinde şimartıldığınız şeylere ve meskenlerinize, ki sorguya çekileceksiniz
(Onlara:) «Kaçmayın, içinde bulunduğunuz refaha, yurdlarınıza dönün, çünkü sorguya çekileceksiniz» (denildi).
“Kaçmayın, içinde şımartıldığınız şeye (ni'metlere) ve evlerinize dönün ki(başınıza gelenlerden) suâl olunasınız!”
“Kaçmayın, sizin (diğer insanlardan) farklı olduğunuzu zannettiğiniz şeylere ve oturduğunuz mekânlara dönün. Elbette ki yaptıklarınızdan sorulacaksınız” denildi.
Onlara kaçmayın, hoş geçirdiğiniz nimetlere, sâkin olduğunuz evlere dönün ki size sual sorulacak denildi.
“Uzaklaşıp kaçmayın, içinde şımarıp azdığınız refaha ve yurtlarınıza dönün; belki yine (fakir birice yardım) istenirsiniz de onları kovarsınız, ha!”
“Yoo, kaçmayın; şımarıp azgınlaştığınız o servet ve saltanata ve hiç ölmeyecekmiş gibi dayayıp döşediğiniz lüks evlerinize, villalarınıza, saraylarınıza dönün bakalım; çünkü yaptıklarınızdan sorguya çekileceksiniz!”
-“Kaçmayın! İçinde refahlanıp şımartıldığınız şeylere ve konutlarınıza dönün!
Umulur ki sorguya çekilirsiniz”.
(Melekler1 de onlara): “Boşuna kaçmaya yeltenmeyin, içerisinde azdığınız refaha ve yurtlarınıza dönün. Çünkü siz, mutlaka hesaba çekileceksiniz.” (dediler.)
[Ama sanki kendilerine:] “Kaçmaya kalkışmayın; bolluk ve keyif içinde sizi şımartan şeylere, 15 evlerinize yurtlarınıza dönün, ki belki [yapıp-ettiklerinizden ötürü] sorguya çekileceksiniz!” 16 [denmiş gibi, kaybettiklerini anlarlar].
Durun kaçmayın, küstahça şımartıldığınız o konforlu yaşantınıza ve konaklarınıza geri dönün, belki aranır sorulursunuz. 10/13...17, 11/120, 14/44- 45, 91/14- 15
Durun, kaçmayın! Haydi, sizi küstahça şımartan konforlu yaşantınıza ve konaklarınıza geri dönün! Ne yani, herhalde hesaba çekilecektiniz![2687]
[2687] Le‘alle edatının “gerekçe” anlamına dayanarak şu mâna da verilebilir: “Hesaba çekilmeniz için yeterli neden mevcuttur” (Bkz: İtkân II, 233; krş:
20:130, not 119). Zımnen: Hayatı sorumsuzca yaşayanlar, hesap sorulmasından nefret ederler.
«Kaçmayınız ve içinde mütenaim olduğunuz yere ve meskenlerinize geri dönünüz. Umulur ki siz, sual olunacaksınız.»
“Yok, ” dedik, “tepinmeyin, dönün o içinde şımardığınız refah ve konfora! Dönün o konaklarınıza ki sorguya çekileceksiniz. ”
(Boşuna) Kaçmayın, (bol bol verilip) içinde şımartıldığınız(ni'metler)e ve yurtlarınıza dönün, çünkü sorguya çekileceksiniz!
Bu konuşmalar, başlarına azâp inen kavmin psikolojik durumunu ve Allah'ın, onlar hakkındaki gazabını semboljze eden ve durumu canlandıran mecâzî anlatımlardır. Gerçekten arada böyle bir konuşmanın geçmiş olması gerekmez.
“Kaçmayın! Şımartıldığınız şeylere ve evlerinize dönün; belki size bir şey sorulur.”
[*] "Eski makamlarınızda soru sorulan, bilgi ve görgüsüne danışılan biri idiniz. Bu da sizi şımartmıştı." anlamına gelmektedir.
-Kaçmayın, içinde bulunduğunuz refaha ve evlerinize dönün. Belki size bir şey sorulur.
Kaçmasanıza! Dönün içinde yüzdüğünüz nimetlere ve konaklarınıza; çünkü sorgulanacaksınız.
Kaçmayın, içinde servet şımarıklığına düştüğünüz yere, meskenlerinize dönün ki, hesaba çekilebilesiniz.
eyidildi “yügrüşmeñ bunları yañśuya duta daħı dönüñ andın yaña kim gönedüñüz anuñ içinde daħı ŧuraķlaruñuzdın yaña ola kim dilenilesiz.”
Anlara eyidildi ki ḳaçmañuz, daḫı dönüñüz ol ḫoş geçdügüñüz ni‘metlere,evlerüñüze daḫı. Ola kim ṣorulasız ‘amelüñüzden.
(Mələklər istehza ilə onlara belə dedilər: ) “Qaçmayın, kef çəkdiyiniz yerə, məskənlərinizə qayıdın”. Yəqin ki, (hara getmişdiniz; mal-dövlətiniz, cəh-cəlalınız necə oldu, deyə) sorğu-sual ediləcəksiniz!
(But it was said unto them): Flee not, but return to that (existence) which emasculated you and to your dwellings, that ye may be questioned.
Flee not, but return to the good things of this life which were given you, and to your homes in order that ye may be called to account.(2674)*
2674 See last note. 'You thought your homes so comfortable: why don't you go back to them? You will be called to account. Perhaps there may be rewards to be given you, who knows?' This irony is itself the beginning of the Punishment, but the ungodly now see how wrong they had been. But their sighs and regrets now avail them nothing. It is too late. They are lost, and nothing can save them.