Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 2514, sondan 3723. ayet; 21. sure ve bu surenin 31. ayetidir. Bu ayetin kelime sayisi 13, harf sayısı 57 ve toplam ebced değeri ise 3198 olarak hesaplanmıştır.
وجعلنا في الارض رواسي ان تميد بهم وجعلنا فيها فجاجا سبلا لعلهم يهتدون
وجعلنافيالارضرواسيانتميدبهموجعلنافيهافجاجاسبلالعلهميهتدون
Vece’alnâ fî-l-ardi ravâsiye en temîde bihim vece’alnâ fîhâ ficâcen subulen le’allehum yehtedûn(e)
Onları sarsmasın diye yere de sabit dağlar yerleştirdik ve (varacakları yere) yol bulabilsinler diye ondan geçitler, yollar meydana getirdik.
Yeryüzüne onları sarsmasın diye sağlam dağlar yerleştirdik; kolayca yollarını bulabilsinler diye orada vadiler, yollar açtık.
Onları sarsmasıyla ilgili yerin içinde ağır baskılar yarattık. Yol bulsunlar diye orada geniş yollar yarattık.
İnsanları sarsmaması için yerin üstüne sabit dağlar yerleştirdik. Dağlar arasında geçitler ve yollar açtık ki yollarını bulabilsinler.
Ve Biz, onları sarsmasın diye yeryüzüne ağır baskılar yerleştirdik. Orada yol bulmaları için geçitler yaptık.
Yeryüzünde onları sarsmasın (süratle dönen Dünya’nın dengesi bozulmasın) diye, sabit dağlar yarattık ve doğru gidebilsinler diye (karada, denizde ve havada) geniş yollar açtık.
İnsanlarla beraber çalkalanmasın diye yeryüzünde metin dağlar yarattık ve yollarını bulsunlar, maksatlarına ersinler diye de orada geniş yollar açtık.
Dünya hareketiyle, okyanuslar dalgalarıyla insanları sarsmasın diye, yeryüzünde sapasağlam dağlar yerleştirdik. Doğru hareket etsinler, şaşırmadan varacakları yere varsınlar diye, o yeryüzünde yollar ve geçitler meydana getirdik.
Yeryüzüne, insanlar sarsılmasın diye ağır baskılı, oturaklı, derin temellere dayalı dağlar yerleştirdik. İstedikleri yerlere gide-bilsinler diye orada dağlar arasında geniş açık geçitler, yollar açtık.
Yeryüzü onları sarsmasın diye üzerinde sabit dağlar yarattık ve doğru gidebilsinler diye orada geniş yollar açtık.
Yeryüzünde, onları sarsmasın diye, sabit dağlar yarattık ve doğru gidebilsinler diye geniş yollar açtık.
Yeryüzünde, insanları çalkalamamak için sabit dağlar yarattık; dağlar arasında pek çok yollar yaptık ki, doğru gidebilsinler.
Yer onları sarsmasın diye demirlenmiş gemiler gibi dağlar yarattık. Ve onlar arasında çok geniş yollar açtık. Ki doğruca, gitmek istedikleri yere varsınlar.
«Onlarla deprenmesin» diyerek yeryüzünde ulu dağlar yarattık, geniş yollar da açtık, olur ki onlar doğru yolu tutarlar
Onları sarsmasın diye yeryüzüne dağları yerleştirdik. Yolu bulmaları için onda geniş vadiler açtık.
Yeryüzüne, insanlar sarsılmasın diye sabit dağlar yerleştirdik; rahat gidebilsinler diye aralarında geniş yollar varettik.
Onları sarsmasın diye yeryüzünde bir takım dağlar diktik. Orada geniş geniş yollar açtık; ta ki maksatlarına ulaşsınlar.
Onları sarsmasın diye yeryüzüne dağları yerleştirdik. Yolu bulmaları için onda geniş geçitler açtık.
Yeryüzünde, insanlar sarsılmasın diye sabit dağlar yarattık, rahat gidebilsinler diye dağların aralarında geniş yollar var ettik.
Arzda da onları çalkalar diye baskılar oturttuk, hem onda bol bol açıklıklar yaptık ki doğru gidebilsinler
Yer (yüzün) de, onları (insanları) çalkalar diye, sabit sabit dağlar yaratdık. Aralarında da bol bol yollar açdık. Tâki (maksadlarına) ersinler.
Onları sarsar diye yeryüzünde (buna mâni' olacak) sâbit dağlar yaptık ve orada genişce yollar açtık. Tâ ki doğru gidebilsinler!
Yeryüzünde dağları insanlara referans olsun diye var ettik ve yeryüzünde (arz’da) yollar meydana getirdik ki, gidecekleri yollarını belirlesinler.
Yerin insanlarla sarsılmaması için yeryüzünde sabit dağlar yaptık, yeryüzünde geniş yollar vücude getirdik ki gidecekleri yeri bulabilsinler.
İnsanlar sarsılmasın diye yeryüzüne sabit dağlar yerleştirdik ve aralarında geniş yollar (vadiler) var ettik. Umulur ki (ibret alarak) hidayete ererler.
Ve yine görmüyorlar mı ki yerküre, herhangi bir nedenle dengesi bozularak insanları sarsmasın diye oraya sapasağlam dağlar yerleştirdik vekolayca yollarını bulabilmeleri için orada vadiler, geçitler ve geniş yollar meydana getirdik.
Onları sarsmasın diye Yeryüzü’nde baskılar / dağlar oturttuk.
Doğru yol bulmaları için orada yol geçitleri yaptık.
Biz, yeryüzü insanları sarsmasın diye dağları yarattık ve (istedikleri yere) gidebilmeleri için o dağların arasından (insanlara) geçitler ve yollar açtık.1
1 Felek: dönen şey demektir. Terim olarak ise, yıldızların yörüngesi, yani döndükleri mahal diye tarif edilmiştir.
Ve [görmüyorlar mı ki,] onları sarsmasın diye arz üzerine sapasağlam dağlar yerleştirdik; 40 ve kolayca yollarını bulabilsinler diye orada vadiler açtık;
Ve sarsılırlar diye yeryüzüne ağırlıklar koyduk, kolayca yollarını bulabilsinler diye orada vadiler ve geçitler meydana getirdik. 16/15, 31/10, 78/7
Ve yeryüzünde kendilerini sarsar diye sağlam ve sarsılmaz dağlar var ettik;[2713] ve onların aralarında, yollarını bulabilsinler diye vadiler açtık.[2714]
[2713] Dağların kazık olması, adına “izostasi” denilen çivi etkisi meydana getirerek kıtaları dengelemektedir.
[2714] Dağlar ve vadiler, zirveler ve çukurlar, yaratılmışlar dünyasının çift kutuplu yapısına bir göndermedir (Bkz:
16:15, not 23).
Ve yeryüzünde onları çalkalar diye sabit dağları yarattık ve onlara geniş yollar açtık, tâ ki maksatlarına erebilsinler.
Yerin insanları sarsmaması için oraya dağlar yerleştirdik. Maksatlarına ermeleri için orada geniş yollar, geçitler yaptık.
Yer, onları sarsar diye, onun üstünde yüksek dağlar yarattık. Ve istedikleri yere gidebilmeleri için orada geniş yollar açtık.
Onları çok sarsmasın diye yerin içinde sabitleyen (oturaklı) dağlar oluşturduk. Hedefledikleri yere ulaşsınlar diye de derin vadiler, yollar oluşturduk.
Sarsılmasınlar diye yeryüzünde sabit dağlar, yollarını bulabilsinler diye orada geniş yollar yaptık.
Sizi sarsmasın diye yere sağlam dağlar diktik;(5) gidecekleri yere ulaşsınlar diye onda geniş yollar açtık.
(5)
16:15’in açıklamasına bakınız.
Yerküreye, onları çalkalamasın diye bir takım dağlar diktik. Ve orada geniş geniş yollar açtık ki, doğru gidebilsinler.
daħı eyledük yirde ŧaġlar kim depretmeye anları daħı eyledük ol ŧaġlar dapa yirde iki ŧaġ arasındaġı yollar [171a] ola kim anlar ŧoġru yol dutalar.
Daḫı yirde ulu ṭaġlar yaratduḳ, ḥattā ki egilüp sizi bıraḳmaya. Daḫı andagiñ yollar yaratduḳ. Ola kim anlar maḳṣūdlarına yol bulalar.
Yer onları silkələməsin (atıb-tutmasın) deyə, orada möhkəm (durmuş) dağlar yaratdıq; onlar (istədikləri yerə) rahat gedib çata bilsinlər deyə, orada geniş yollar əmələ gətirdik.
And We have placed in the earth firm hills lest it quake with them, and We have placed therein ravines as roads that haply they may find their way.
And We have set on the earth mountains standing firm,(2692) lest it should shake with them, and We have made therein broad highways (between mountains) for them to pass through: that they may receive Guidance.(2693)*
2692 Cf.
16:15 and n. 2038. Lest it should shake with them: here "them" refers back to "they" at the end of the preceding verse, meaning "Unbelievers". It might be mankind in general, but the pointed address to those who do not realise and understand Allah's mercies is appropriate, to drive home to them the fact that it is Allah's well-ordered providence that protects them normally from cataclysms like earthquakes, but that they could for their iniquities be destroyed in an instant, as the 'Ad and the Thamud were destroyed before them. As pointed out in n. 2691 above, if the surface of the earth were levelled up, it would all be under water, and therefore the firm mountains are a further source of security for life which has evolved in terrestrial forms. Though the mountains may seem impassable barriers, yet Allah's providence has provided broad passes between them to afford highways for human communications (see also
27:61). 2693 In both the literal and the figurative sense. Literally, these natural mountain highways direct men in the way they should go. Figuratively, these wonderful instances of Allah's providence should turn men's thoughts to the true guidance of Allah in life and spiritual progress.