Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan
2521, sondan
3716. ayet;
21. sure ve bu surenin
38. ayetidir. Bu ayetin kelime sayisi
7, harf sayısı
30 ve toplam ebced değeri ise
2291 olarak hesaplanmıştır. Bu ayetle aynı/benzer
5 ayet daha bulunmaktadır. Bunlar;
10:48, 27:71, 34:29, 36:48, 67:25 ayetleridir.
ويقولون متى هذا الوعد ان كنتم صادقين
ويقولونمتىهذاالوعدانكنتمصادقين
Veyekûlûne metâ hâżâ-lva’du in kuntum sâdikîn(e)
Bir de “Eğer doğru söyleyenler iseniz, bu tehdit ne zaman gerçekleşecek?” diyorlar.
Hz. Peygamber putların tanrı olamayacağını, dolayısıyla kimseye fayda veya zarar veremeyeceğini söylediği ve puta tapanları kınadığı için müşrikler onunla karşılaştıklarında “İlâhlarınızı diline dolayan bu mu?” diyerek onu küçümseyip kendisiyle alay ederlerdi; hatta Allah’ın birlik vasfı ve rahmân ismiyle anılmasına, O’nun gönderdiği kitabın zikredilmesine tahammül edemezlerdi. Bu âyetlerde onların bu küstahça tutumu kınayıcı bir üslûpla dile getirilmekte; daha sonra âhiret inancı ve sorgulamasıyla ilgili aynı alaycı ve inkârcı yaklaşımları özetlenerek beklemedikleri o günün, hak ettikleri o cezanın mutlaka gerçekleşeceğine dikkat çekilmektedir. Müfessirlerin bu 39. âyetle ilgili yorumlarını iki şekilde özetlemek mümkündür: a) Âyet müşriklerin Bedir Savaşı’nda karşılaşacakları ceza ve hezimete işaret etmekte ve onları uyarmaktadır. Çünkü o gün melekler ateşten kamçılarla onların yüzlerine ve sırtlarına vuracaklardır. Buna göre inkâr edenlerin, yüzlerinden ve sırtlarından ateşi savamamasından maksat, meleklerin kendilerine vurmalarını önleyememeleri veya meleklerin onlara vurmaktan geri durmamalarıdır. b) Âhirette inkârcıları önlerinden ve arkalarından ateş kuşattığında kendilerini onun şiddetinden koruma imkânı bulamayacaklardır (İbn Âşûr, XVII, 70).
“Doğruysanız o vaat (Son Saat) ne zamanmış!” derler.
İnkâr edenler, “Doğru söylüyorsanız bizi tehdit ettiğiniz azap ne zaman?” derler.
“Eğer doğru söyleyenlerdenseniz bu uyarı ne zaman gerçekleşecek?” diyorlar.
"Eğer doğruyu söylüyor iseniz, bu vaid (edilen günün ortaya çıkması ve azabı) ne zamandır?" diyorlar (kendi akıllarınca dalga geçiyorlar).
Doğru söylüyorsanız derler, ne zaman yerine gelecek vaadiniz?
Onlar sa: “Sözünüzde gerçekçi iseniz, bu tehdit ne zaman gerçekleşecek?” derler.
“Söylediklerinde doğru isen, ne zaman gerçekleşecek bu tehdit, bu nihaî yargı?” diyorlar.
Diyorlar ki: "Eğer doğru sözlüler iseniz, şu vaad (kıyamet ve azap) ne zamandır?"
'Eğer doğruyu söylüyor iseniz, bu vaid (edilen günün sorgu ve azabı) ne zamandır?' derler.
Bir de (Mekke Kâfirleri): “- Doğru söyleyenler iseniz, bu va'd ne zaman?” diyorlar.
“Eğer doğru iseniz, bu vaadettiğiniz kıyamet ne zaman olacaktır?” diyorlar.
Onlar derler ki: «Gerçekseniz iş bu vait ne zaman?»
Bir de: “Eğer doğru sözlü kimselerseniz, bu tehdit ne zaman gerçekleşecek?” diyorlar.
"Doğru sözlü iseniz bildirin bu tehdit ne zamandır?" derler.
«Eğer, diyorlar, doğru iseniz, ne zaman (gerçekleşecek) bu tehdit?»
"Doğru sözlü iseniz O verilen söz ne zaman gerçekleşecek," diye meydan okuyorlar.
"Doğru sözlü iseniz (bildirin) bu vaad ne zamandır?" derler.
Bir de bu va'd ne zaman? Doğru iseniz, diyorlar
«Eğer doğrucular iseniz, derler, bu tehdîd (in tahakkuku) ne zaman»?
“Eğer (iddiânızda) doğru kimseler iseniz, bu va'd (edilen azab) ne zaman?” diyorlar.
Denildiği halde, onlar yine de inananlara “Allah’ın bizim için vaat ettikleri ne zaman olacak, eğer doğru söylüyorsanız (başımıza getirin)” derler.
Onlar «— Sözünüzde gerçekseniz bu vaadin [²] ne zaman olacağını bize bildirin» derler.
“Eğer doğruyu söylüyor iseniz, bu vaat ne zamandır?” derler.
Yine de kalkmış, alaycı bir ifâdeyle, “Eğer dedikleriniz doğru ise, peki bu savurduğunuz tehditler ne zaman gerçekleşecek?” diye soruyorlar.
-“Doğru söyleyen / sadık idiyseniz, bu Vaad ne zaman?” diyorlar.
(Kâfirler bir de): “Eğer doğru söylüyorsanız (şu tehdit edip durduğunuz) azap ne zaman gerçekleşecek.”1 diyorlar.
1 Kâfirlerin bu sözleri azaba gerçekten inandıklarından değil, bilakis azabı inkârlarından dolayıdır. Aynı âyet için Bk. (Yûnus: 48, Neml: 71, Sebe’: 29, Yasin: 48, Mülk: 25)
Ama [mesajlarımı ciddiye almayanlar:] “Eğer doğru sözlü kimselerseniz, [cevap verin, ey inananlar], [Allah'ın nihaî yargısı konusunda ileri sürdüğünüz] söz ne zaman gerçekleşecek?” 51 diye sorup duruyorlar.
Bir de kalkmış “Eğer iddianızda doğruysanız şu vaat edilen tehdit ne zamandır” diye soruyorlar. 16/61, 18/58, 29/53- 54, 35/37- 45, 42/14
Buna rağmen onlar diyorlar ki: “Eğer sözünüze sadıksanız (cevap verin bakalım): bu tehdit ne zaman gerçekleşecek?”
Ve derler ki, «Bu vaad ne zaman, eğer siz sâdıklar iseniz?»
Ama yine de onlar: “Gerçeği söylüyorsanız, gösterin artık bu azabı, bu vâdin gerçekleşmesini daha ne kadar bekleyeceğiz! ” diye söyleniyorlar.
Doğru söyleyenler iseniz bu (bizi) tehdid(ettiğiniz azab) ne zaman? diyorlar.
“Şu sözü verilen gün ne zamanmış?” derler. Doğruysanız, söyleyin.
-Doğru söylüyorsanız bu vaat ne zamandır? derler.
Bir de “Eğer doğru iseniz bu vaad ettiğiniz şey ne zaman?” diyorlar.
Diyorlar ki: "Eğer doğru sözlüler iseniz bu vaat ne zaman?"
daħı eydürler “ķaçandur bu va'de eger olduñuz ise ŧoġru söyleyiciler?”
Eydürler: Ne vaḳt olur ḳıyāmet güni, eger siz girçek iseñüz? dirler.
Onlar (kafirlər): “Əgər siz doğru danışırsınızsa, bu və’din (əzabın, yaxud qiyamətin) nə vaxt olacağını bildirin!” – deyirlər.
And they say: When will this promise (be fulfilled), if ye are truthful?
They say: "When will this promise come to pass, if ye are telling the truth?"