Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 2578, sondan 3659. ayet; 21. sure ve Enbiyâ Suresinin 95. ayetidir. Enbiyâ Suresi 95. ayetinin kelime sayisi 7, harf sayısı 32 ve toplam ebced değeri ise 1259 olarak hesaplanmıştır. Enbiyâ Suresinin toplam ebced değeri 351301 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
İnanıp güzel ve yararlı işler yapanların çabalarının boşa çıkmayacağı, bunların kendi hesaplarına kaydedildiği veciz bir üslûpla özetlendikten sonra kötülükleri yüzünden helâk edilenlerin ise artık geri dönmelerinin imkânsız olduğu, onlar için yanlışlarını telâfi etme fırsatının artık ellerinden gittiği bildirilerek, Kur’an’a muhatap olan herkese karşı, son derece önemli bir uyarıda bulunulmaktadır. Müfessirler 95. âyeti üç türlü yorumlamışlardır: a) İnkârlarında ısrar etmelerinden dolayı Allah’ın yok ettiği bir ülke halkının bir daha asla dünyaya dönmesi mümkün değildir. Bu sebeple onların dünyaya dönüp iyi işler yaparak âhirette mutlu olmak istemeleri boşunadır (bk. es-Secde 32:12; Fâtır 35:37; İbn Kesîr, V, 366). Bu ve benzeri âyetler reenkarnasyon iddiasının temelden yoksun olduğunu göstermektedir (bilgi için bk. Bakara 2:28). b) İnkârdaısrar edenler kıyamete kadar yaşasalar dahi tövbe edip imana gelmezler. Bu durum inkârda ısrarları sebebiyle kalplerinin katılaştığını, bu sebeple artık iman etmeyeceklerini ifade eder (İbn Kesîr, V, 366; Şevkânî, III, 479-480). c) Allah’ın yok ettiği bir ülke halkının Allah’a dönmemesi mümkün değildir; her toplum mutlaka Allah’a dönecek ve yaptığının karşılığını görecektir (Şevkânî, III, 479; Ateş, V, 523). Yaygın yoruma göre Ye’cûc ve Me’cûc’ün önünün açılması ve bunların her taraftan akın edip dünyada fesat çıkarmaları kıyamet alâmetlerindendir. Buna göre âyet Ye’cûc ve Me’cûc’ün soyunun veya onların karakterine sahip toplulukların kıyamete kadar devam edeceğini ifade eder. Bunlar zaman zaman fitne çıkarmakta ve dünyayı kana bulamaktadırlar. Son defasında bütün engelleri, dağları ve tepeleri aşıp insanlığa saldıracaklardır. Ancak olayı mecazi anlamda yorumlayanlar da vardır; bunlara göre: a) 96. âyet, temsilî bir anlatım olup “bir bütün olarak, son saatin (kıyamet) gelip çatmasından önce insanlığı kuşatacak olan toplumsal ve kültürel karışıklığı veya felâketin karşı durulmaz mahiyetini dile getirmektedir” (Esed, II, 663). b) Ye’cûc ve Me’cûc daha önce Kehf sûresinde (83-101) anlatılmış olan Zülkarneyn kıssasında geçmektedir. O kıssada geçen Zülkarneyn, onun yaptırdığı set, iki dağ ile Ye’cûc ve Me’cûc hakkında temsilî bir yorum da yapılmıştır (bk. Kehf 18:99).
Mehmet Okuyan
Helak ettiğimiz bir şehir için artık (yenilenmek) imkânsızdır; şüphesiz ki onlar geri dönemeyeceklerdir.
Günahları sebebiyle helâk ettiğimiz bir memleket halkının dünyaya tekrar dön-memeleri, tevbeye fırsatlarının olmaması kesin, diriltilmemeleri, huzurumuzda hesaba çekilmemeleri imkânsızdır.
(Yaptıkları yüzünden) helak et(meye hükmet)tiğimiz bir toplum için (kurtuluş) imkânsızdır. Hiç şüphesiz onlar, (iman etmek ve doğruyu yaşamak için hayata) bir daha geri dönmeyeceklerdir.
Mustafa İslamoğlu Enbiyâ Suresi 95. Ayet Açıklaması
[2769] Yani: “dönüşü olmayan bir yola..” Harâmun (ya da hırmun), aksi düşünülemez olan”, “tersini beklemek imkânsız olan” (mümteni’) mânasındadır (Zemahşerî). Bu ibâre, Ebu Müslim’in yorumladığı gibi âhirete ilişkin anlaşılacak olursa, bu durumda anlam “helâk ettiğimiz bir toplum (sorumsuzca bir hayatın hesabını vermeye) mecbur ve mahkûmdur” olur (Krş: Âyet 35). Bu durumda bir sonraki âyette sözü edilen Ye’cûc ve Me’cûc da, dünyaya değil âhirete ait bir tür olmuş olur (Râzî).
Ömer Nasuhi Bilmen
Ve kendisini helâk ettiğimiz bir belde (ahalisi) için memnudur ki, onlar dönmeyecekler olsunlar.
Yok edilmeye müstehak olan bir ülke halkının yaşaması, veya dünyaya dönmesi veya yok olma noktasına geldikten sonra pişmanlık duyarak tövbe edip dönüş yapması mümkün değildir, mânaları da verilmiştir. Allah’ın bir topluma, geçici bazı sapıklıklarından dolayı değil, kötülüklerde ısrar ve inad etmesi sebebiyle gazab ettiğini ifade eder.
Süleyman Ateş
Helak ettiğimiz bir ülkeye artık (yaşamak) haramdır: Onlar bir daha geri dönemezler.
Bu âyete çeşitli mânâlar verilir: İlk mânâ: "Helâk ettiğimiz bir ülke halkına artık dönüş mümkün değildir; bir daha dünyâ hayâtına dönmezler". Diğer bir mânâya göre "Helâk ettiğimiz bir ülke halkının dönmemeleri, hesap vermek üzere huzurumuza gelmemeleri, cezâ görmemeleri mümkün değildir" demektir.
Süleymaniye Vakfı
Etkisizleştirdiğimiz bir kentin halkı mahrum kalır, eski hallerine dönemezler.
(17) Tevbe etmeyecekleri ve hallerini düzeltmeyecekleri artık iyice belli olduktan ve kesinleştikten sonra helâklerine hükmedildiği için, “Keşke biraz daha süre tanınsaydı, belki inkâr ve isyandan vazgeçerlerdi” şeklindeki düşüncelerin geçerliliği yoktur. Bu âyete, “Helâk ettiğimiz beldelerin bir daha dünyaya geri dönmesine imkân yoktur” yahut “Helâk ettiğimiz beldelerin hesap vermek için huzurumuza gelmemeleri mümkün değildir” şeklinde anlamlar da verilmiştir.
Yaşar Nuri Öztürk
Helâk ettiğimiz bir kente/medeniyete yaşamak haram edilmiştir. Onlar bir daha geri dönemezler.