Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 2608, sondan 3629. ayet; 22. sure ve Hacc Suresinin 13. ayetidir. Hacc Suresi 13. ayetinin kelime sayisi 10, harf sayısı 42 ve toplam ebced değeri ise 2752 olarak hesaplanmıştır. Hacc Suresinin toplam ebced değeri 364750 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
Arapça Metin
يدعوا لمن ضره اقرب من نفعه لبئس المولى ولبئس العشير
İlk âyette, Allah’a kulluğu dünya hayatındaki rahatlık şartına bağlayan insanların tipik davranışları tasvir edilmekte, imanlarına pamuk ipliğiyle bağlı olan bu tür kimselerin işleri rast gittikçe Allah’a kulluk etmekten memnun oldukları, bir imtihan sıkıntısına mâruz kaldıklarında ise hemen bu statüden sıyrılmak istedikleri; bir başka ifadeyle, Allah’ın istediği gibi kul olmaya çalışmak yerine, kulluk ettikleri Tanrı’nın kendi istedikleri gibi olmasını bekledikleri anlatılmaktadır. Aynı âyette belirtildiği üzere böyle kimseler hem dünyalarını hem âhiretlerini yitirmişlerdir ve apaçık ziyan içindedirler. Zira inançsızlığını açıkça ortaya koyan kimseler, tutarlı bir hayat çizgisi izleyebilme ve hiç değilse dünya yaşantılarını gerçek isteklerine göre sürdürebilme hususunda Allah’a şartlı kulluk edenlere göre daha yüksek şansa sahiptirler. Âyetin “Allah’a şartlı olarak kulluk eder” şeklinde tercüme edilen kısmına, “Allah’a tereddütler içinde, tam inanmadan, sınırda, kıyıdan kıyıya kulluk eder” mânaları da verilmiştir. Başına bir sıkıntı geldiğinde şirke dönen ve Allah’tan başka mâbudlar arayan kimselerden söz edilirken, 12. âyette bunların “ne zarar ne de yarar sağlayabilen” varlıklara yalvardıkları ifade edildiği halde 13. âyette “zararı yararından daha yakın” varlıklara yalvardıklarının belirtilmesi tefsircileri değişik yorumlara yöneltmiştir. Bu iki âyet arasındaki bağla ilgili dil bilgisine dayalı birçok izahın yanı sıra (bk. Taberî, XVII, 124-125; Şevkânî, III, 496-497), 13. âyette kastedilen varlıklar hakkında başlıca iki yorum yapılmıştır. Birinci yoruma göre, Allah’a kulluk etmekten cayanlar daha sonra kendilerinden korktukları ve yardımına sığındıkları liderlere yönelmektedir ve bu liderlerin onlara yarardan çok zarar verdiklerine işaret edilmektedir. İkinci yorumun sahipleri burada da putlardan söz edildiği kanaatindedirler ve iki âyet arasında çelişki bulunmadığını şöyle açıklarlar: Putların kendileri yarar sağlamadıkları gibi zarar da veremezler, ama onlara kulluk edilmesi zarara yol açar, onlara tapanlar âhiret mutluluğunu yitirirler; âyette de bu kastedilmiştir (Râzî, XXIII, 14). 11. âyetin, refah düzeyinin artacağı ümidine bağlı olarak müslüman olan bazı bedevî Araplar’ın veya bir yahudinin İslâmiyet’i kabul ettikten sonra işlerinin ters gitmesi karşısında dinden çıkması üzerine indiği yönünde rivayetler bulunmaktadır (Taberî, XVII, 124-125; Râzî, XXIII, 12-14). Bununla beraber âyetteki tasvirin, hemen her devirde ve her yerde karşılaşılan bir insan tipine dikkat çekmeyi hedeflediği kuşkusuzdur: Evrenin yaratıcısı ve mutlak hâkimi olan Allah’a iman bilincine erişememiş, bazı çevresel etkiler altında veya dünyevî beklentiler uğruna Allah’a kulluk etmeyi “deneyen” fakat O’nu kişisel arzularına uygun bir mâbud olarak göremediği için bütün benliğiyle şirke yönelen, böylece hem dünya hem âhiret mutluluğunu kaybeden insanlar! Devamındaki iki âyette belirtildiği gibi bu kimseler yine de “kulluk etme ve yakarma” ihtiyacından kendilerini alıkoyamamakta, ama bu defa ya hiçbir yararı veya zararı dokunmayacak ya da zararının dokunması çok muhtemel varlıklara yönelmektedirler.
Mehmet Okuyan
O, zararı yararından daha yakın (fazla) olan birine yalvarır. O (yalvardığı) ne kötü bir yardımcı ne kötü bir dosttur!
“Zararın yarardan yakın olması” burada sözü edilenlerin cansız putlar olmadığını göstermektedir. Zaten ayette geçen ve bilinçli varlıklar için kullanılan [men] edatı da bu durumu desteklemektedir. Benzer bir sapkınlık ifadesi Ahkâf 46:5’te de geçmekte, dolayısıyla kişilerin imanlarını götüreceği için onlara verilen zarar, görünen yararlardan çok daha yakın ve büyüktür.
Bayraktar Bayraklı
O, zararı faydasından daha yakın olan bir varlığa yalvarır. O, ne kötü bir yardımcı, ne kötü bir dosttur!
1- Yakın olan, yardım eden, koruyan, yol gösteren.
Ahmet Akgül
Veya (tutup) zararı, faydasından daha yakın olana tapınıp yakarıverir. (Halbuki güvendiği ve medet beklediği o kimse) Ne kötü bir yardım edici ve ne kötü bir sahiptir!.. (Ki kendisine bağladığı insanları Allah’ın yolundan ve davasından etmektedir.)
Onlar, zararı faydasından daha yakın olana taparlar ve yalvarırlar. O yalvardıkları, ne kötü bir otorite, kötü bir koruyucu, kötü bir dost, ne kötü bir yoldaştır.
(Ve bazen de) kendisine zararı yararından çok olan kimseye yalvarıp yakarır. Gerçekten de o (yalvarıp yakardığı) ne berbat bir dosttur ne kötü bir efendidir!
Sürekli para ile beslenen ve hizmetle desteklenen insan putları bunlardandır. İnsanlar bunlara hem para verip hizmetlerinde bulunur hem de Allah’a ulaşmak için teveccüh göstermelerini bekler. Ve böylece ayette de ifade edildiği gibi Allah’tan daha da uzaklaştırıldıkları için fayda yerine zarar görürler. Ayet bu azim tehlikeye vurgu yapıyor.
Diyanet İşleri (Eski)
Kendisine zararı faydasından daha yakın olana yalvarır. Yalvardığı şey ne kötü yardımcı ve ne kötü yoldaştır!
Birtakım dünyevî menfaatler elde etmek veya sözde mânevî derecelere, yüce makâmlara erişmek amacıyla, zararı faydasından çok daha büyük olan putlardan, şeytanlardan veya ilâhlık taslayanlardan medet umarak, onları kurtarıcı olarak çağırır, onlara el açıp yalvarırlar fakat o çağırdıkları, gerçekte ne kötü bir dost, ne kötü bir arkadaştır! Peki, gerçek dostunuz, yardımcınız kimdir:
[Ve bazan da] kendisine zararı yararından çok olacak olan kimseye, [bir başka insana] yalvarıp yakarır: gerçekten de, bu ne kötü efendi ve bu ne kötü uyruk! 13
Ardından da zararı yararından daha fazla olan kişiye yalvarıp yakarır. Ne kötü bir mevla, efendidir o ve ne kötü bir topluluktur o! 2/165...167, 33/66...68, 34/31...33, 40/47...50
[*] Bu veli ve yandaşlar, şeytanlık eden insan ve cin (melek) gurubundandır. İnsan olanların dost ve yandaşlarını nasıl kandırdıkları çevremizde kolayca gözlemleyebilir ve bu kitapta sayısız ayette okuyabiliriz. Görünmeyen varlıklar gurubundan olanların (cinlerin) insanların göğsüne fısıldaması (vesvese verdiği), çirkini güzel göstermesi, vaatlerde bulunması, fakirlikle korkutması ve benzerleri ile ilgili pek çok ayet olup bu grup ve insanların birbiri ile davalaştıkları kıyamet günü konuşmaları En'am 6:128'de onların ağzından, görünmeyen varlıklar gurubunun aşırılıkları Cin 72:6'da izah edilmiştir.
Şaban Piriş
Kendisine zararı faydasından daha yakın olana yalvarır. Ne kötü yardımcı ne kötü yoldaş!