Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 2612, sondan 3625. ayet; 22. sure ve bu surenin 17. ayetidir. Bu ayetin kelime sayisi 22, harf sayısı 101 ve toplam ebced değeri ise 5386 olarak hesaplanmıştır.
ان الذين امنوا والذين هادوا والصابـين والنصارى والمجوس والذين اشركوا ان الله يفصل بينهم يوم القيمة ان الله على كل شيء شهيد
انالذينامنواوالذينهادواوالصابـينوالنصارىوالمجوسوالذيناشركوااناللهيفصلبينهميومالقيمةاناللهعلىكلشيءشهيد
İnne-lleżîne âmenû velleżîne hâdû ve-ssâbi-îne ve-nnasârâ velmecûse velleżîne eşrakû inna(A)llâhe yefsilu beynehum yevme-lkiyâme(ti)(c) inna(A)llâhe ‘alâ kulli şey-in şehîd(un)
Şüphesiz, iman edenler, Yahudiler, Sâbiîler, Hıristiyanlar, Mecûsiler ve Allah’a ortak koşanlar var ya; Allah, kıyamet günü onların aralarında mutlaka hüküm verecektir. Çünkü Allah, her şeye şahittir.
Farklı inanç grupları arasındaki gerçek hükmün kıyamet günü Allah tarafından verileceği hatırlatılmaktadır. Bir dinin inanç esasları ve öğretilerinin, rasyonel olmayan, akla ve bilime aykırı olan taraflarını ortak akılla bilmek ve belirlemek mümkündür. Ancak, din konusu bilim konularından farklı olduğu ve her dinde iman belirleyici bir role sahip bulunduğu için dünya hayatında, bir dinin hak olduğunu bilimsel kesinlikle ispat eden ve ortak aklın kabule mecbur olacağı bir ölçüt, bir kanıt, bir ispat aracı bulunamayacak, nihaî ve kesin hüküm âhirette Allah tarafından açıklanacaktır.
Kur’an’ın sadece bu âyetinde anılan Mecûsîlik, İslâmî kaynaklarda Zerdüştîliğe verilen addır. Arapça’da çoğul anlam taşıyan mecûs kelimesinin tekili mecûsîdir. Bu kelimenin eski İran dilindeki aslı maguştur. Yunancası magos olan kelime Ârâmîce yoluyla Arapça’ya geçmiştir. Mecûsîlik ile Zerdüştîlik arasındaki ilişki hakkında farklı görüşler bulunmakla beraber, Zerdüşt’ün getirdiği doktrin ile Mecûsîlik özde birbirinden farklıdır. Milâttan önce VI. yüzyılda yaşayan Zerdüşt tek tanrılı bir inanç telkin ettiği için onun bir peygamber olduğu kanaatini taşıyanlar da vardır. Eski İran’a tevhid inancını getiren Zerdüşt, İslâmî kaynaklarda Hürmüz olarak anılan Ahura Mazda’ya ibadeti telkin etmiştir. Ahura Mazda “hakîm, her şeyi bilen rab” anlamına gelir. Zerdüşt’ün doktrininde, evrendeki maddî ve mânevî düzeni yaratan, doğa yasalarını koyan Ahura Mazda’dır. Bu sebeple bu din Mazdaizm diye de anılır. Kötülüklerin kaynağı ise Ehrimen’dir (Ehriman). İyi güçlerle kötü güçler arasında devamlı bir mücadele vardır; evrenin yaratılış amacı, yalanın ve kötülüğün hakikat tarafından yenilmesidir. Bir tarafta sağduyu, iyilik ve aydınlıktan oluşan nizam, diğer tarafta suç, kötülük ve karanlığı içinde barındıran anarşi ve fesad bulunur. İnsanın bunlar arasındaki seçimi öteki dünyada sonuç verecektir. Zira ölümden sonra diriliş ve yargılama vardır. Zerdüştîler’in kutsal kitabı, milâttan sonra V. yüzyıl civarında yazıya geçirilmiş bulunan Avesta’dır. “Hikmet, bilgi” anlamına gelen Avesta’nın dili Pehlevîce (Eski Farsça) olup ifade ve içerik bakımından anlaşılması oldukça zor bir kitaptır. Bu sebeple ona “ilim” anlamına gelen ve “Zend” adı verilen şerhler yazılmıştır. Zamanla bunların birleşmesiyle Zend-Avesta meydana gelmiştir. Bu dindeki anlayışa göre aydınlığın efendisi Ahura Mazda ile karanlığın efendisi ve şer kuvvetlerin başı şeytan Angra Mainyu (Ehrimen) arasındaki mücadeleyi Ahura Mazda kazanacak ve onun mutlak hâkimiyeti güneş gibi aydınlık olacaktır. Bu sebeple Mazdaistler (Mecûsîler) ideal temizlik ve aydınlığın sembolü olarak ateş yakarlar ve onlara “ateş yakan” anlamına “Asravan” denirdi. Onların bu geleneği müslümanların dikkatini çekmiş ve onları “ateşperest” olarak nitelendirmişlerdir. Zerdüşt’ten sonra insanlar, onun karşı çıktığı çeşitli ilâhlara tapınmaya başlamışlar, böylece çok tanrılı inançlar yaygınlık kazanmıştır. Zerdüştîlik batıya doğru yayılırken, Tahran yakınındaki Ragha merkez olmuştu. Burada Zerdüştîlik, Mecûsî (Maci) denilen bir rahip sınıfınca yönetiliyordu. Bu dönemde Zerdüşt’ün doktrininden oldukça uzaklaşılmış, kabile dinlerine ait Yazata’lar tanrı kabul edilmiş, Zerdüşt’ün yasakladığı birçok fiil işlenmeye başlamıştı. Sâsânîler devrinde (226-650), mücadele halindeki İran dinleri içinde, Zerdüştîliği yaşatan Mecûsî rahipler (mobat) üstünlük kazanınca, bu inanç Sâsânî İmparatorluğu’nun devlet dini oldu. Bu imparatorluk müslümanlar tarafından ortadan kaldırıldıktan sonra da, Mecûsî geleneğinin mobatları (din adamları) varlıklarını korudular. Mecûsîliği günümüzde yaşatmaya çalışan gruplardan İran’daki dağınık ve küçük azınlığa “Gabriler”, Hindistan’daki daha derli toplu gruba ise “Parsîler” adı verilir. Mecûsîler’in günümüzdeki sayısı 300.000 civarında tahmin edilmektedir (bilgi için bk. Kürşat Demirci, “Mecûsîlik”, İFAV Ans., III, 155-156; Günay Tümer – Abdurrahman Küçük, Dinler Tarihi, s. 107-114; Ekrem Sarıkçıoğlu, Başlangıçtan Günümüze Dinler Tarihi, s. 103-111; İbn Âşûr, XVII, 223-224).
Tefsirlerde âyetteki mecûs kelimesi, genellikle “ateşe tapanlar” şeklinde açıklanmıştır; fakat bunu güneşe ve aya tapanlar, hıristiyanlardan ayrılan yahut Yahudiliğin ve Hıristiyanlığın bazı kısımlarını birleştirip alan dinî bir grup gibi mânalarla açıklayanlar da olmuştur (Şevkânî, III, 499). Klasik kaynaklarda Yemen, Bahreyn ve Arap yarımadasının kuzeydoğu bölgelerinde bazı Arap kabilelerinin Mecûsî olduklarına dair rivayetler bulunmaktadır (bk. Derveze, VII, 83; Yahudilik, Hıristiyanlık, Sâbiîlik ve bu dinlere mensup olanların İslâmî açıdan değerlendirilmesi hakkında bk. Bakara
2:62).
Şüphesiz ki iman edenler, yahudi olanlar, sabiiler, hristiyanlar, mecusiler ve müşrik olanlara gelince, şüphesiz ki Allah bunlar arasında kıyamet gününde (ayrı ayrı) hükmünü verecektir. Şüphesiz ki Allah her şeye şahit olandır.
Sâbiilik hakkında bkz. Bakara
2:62; Mâide
5:69
[Mecûs], M.Ö. son bin yılın ortalarında yaşayan ve öğretilerin Zend-Avesta adlı kitapta toplanan İran’lı din kurucusu Zerdüşt’ün izleyicileri için kullanılmaktadır. Bu din bugün İran’ın Gabr’leri, daha belirgin bir şekilde Hindistan ve Pakistan Parsîleri tarafından devam ettirilmektedir. Bunların dini düalist bir felsefe ortaya koysa da temelde evrenin yaratıcısı olarak Kâdir-i Mutlak bir Tanrı’nın varlığı inancına dayanmaktadır (Esed, [Kur’an Mesajı], s. 671’de 19. not). Öğretileri [Zend-Avesta’]da toplanan Zerdüşt’ün kurucusu olduğu din. Biri iyilik tanrısı (Ahuramazda) diğeri kötülük tanrısı (Ehrimen) olan çift tanrıcılığa açık bir inançtır. Temel zaafı tanrısal bir cevher atfettiği kötülüğü meşrulaştırmasıdır (İslamoğlu, [Hayat Kitabı Kur’an], s. 643’te 3. not)
Burada sayılanlar elbette tarihte ve günümüzde mevcut dini öğretilerin veya çeşitli inanışların tamamı değildir. O dönem itibariyle bilinenlerden hareketle Yüce Allah bütün inanç iddialarını kıyamet günü yargılayacağını ve aralarında hüküm vereceğini bildirmektedir.
Gerçek şu ki, inananlar, Yahûdî inancını benimseyenler ve Sâbiîler, Hıristiyanlar ve Mecûsîler, bir de Allah'a şirk koşanlar arasında, Allah kıyamet günü hükmünü verecektir. Allah her şeye şâhittir.
Allah; İnananlar, Yahûdiler, Sâbiîler, Hıristiyanlar, Mecûsîler ve Müşrik olanların Kıyamet Günü aralarını ayıracaktır.¹ Allah, her şeye tanıktır.
1- Herkes hak ettiği karşılığı alacaktır. Haklı, haksız ortaya çıkacaktır.
Muhakkaktır ki; iman edenler, Yahudiler, yıldıza tapanlar (Sabiiler), Hristiyan kesimler, ateşe tapanlar (Mecusiler) ve müşrikler (bunların hepsiyle ilgili) ; şüphesiz Allah, kıyamet günü aralarını ayırıp (hükmünü ve hak ettiklerini verecektir) . Doğrusu Allah, her şeyin (ve herkesin) üzerinde hakkıyla şahittir.
Şüphe yok ki inananlar ve Yahudi olanlar, Sabiiler, Nasraniler ve Mecusilerle bir de şirk koşan kişiler; şüphe yok ki Allah, kıyamet gününde onların aralarını ayırır; şüphe yok ki Allah, her şeye tanıktır.
Zertüşt dinine mensup bulunanlara "Mecusi" denegelmiştir. Hz. Peygamberin, bu din mensuplarına yapılacak muâmeleyi talim ederken, onlarla Kitap Ehli muâmelesinde bulunun dediği rivâyet edilmiştir, Şeyh Şihabeddin Sühreverdî-i Maktul (ölm. 1191), "Hikmet-ül-İşrak" ında Zertüşt'ün, peygamber olduğunu söyler, bu kitabı şerheden Kutbeddin Şirâzı de aynı inancı taşır (Mevlânâ Ebül-Kelâm Azâd - Prof. Said Nefisi: Zülkarneyn yâ Kuruş-i Kebir, s. 81-83. 2. sûrenin 62. âyetine ait izaha da bakınız).
Gerçek şu ki inananlar, Yahudiler, Sabiîler, Hıristiyanlar, Mecusiler ve bir de Allah'tan başka varlıklara tanrısal nitelik yakıştıranlar arasındaki hükmü kıyamet günü Allah verecek, haklıyı haksızı ortaya çıkaracaktır. Çünkü Allah herşeye şahittir.
Allah'a ve Rasulü Muhammed'e iman edenler, hakka ve tevhide yönelik inançları olanlar, sözde iman edenler, yahudiliğin takipçileri, Sâbiîler, inançlarını terkedenler, hıristiyanlar, mecûsîler (ateşe tapanlar), ilâhlığında, otoritesinde, mülkünde, tasarruflarında Allah'a ortak koşanlar, işte bunlar arasında, Allah Kıyamet günü ayrı ayrı hesaplarını görüp hükmünü icra edecektir. Çünkü Allah şeriatının, kanunlarının üzerlerinde cari olduğu açık-gizli her şeye, her an şâhittir.
Şüphesiz iman edenlerin, yahudilerin, sabiilerin, hıristiyanların, mecusilerin ve ortak koşanların arasında kıyamet günü Allah hükmünü verecektir. Doğrusu Allah her şeye şahittir.
Gerçekten iman edenler, Yahudiler, yıldıza tapanlar (Sabii) Hristiyanlar, ateşe tapanlar (Mecusi) ve şirk koşanlar; şüphesiz Allah, kıyamet günü aralarını ayıracaktır. Doğrusu Allah, her şeyin üzerinde şahid olandır.
O iman edenler, o yahudiler, o yıldızlara tapanlar, o hristiyanlar, o ateşe tapanlar, o Allah'a ortak koşanlar (var ya), muhakkak ki Allah, kıyamet günü, aralarında hükmünü verecek, hak ve bâtılı ayıracaktır. Çünkü Allah, her şeye şahid bulunuyor.
Şüphesiz Müminler, Yahudiler, Sabiiler, Hıristiyanlar, Mecusiler ve Allah’a eş koşanlar: İşte kıyamet günü Allah, onların ihtilaf ettikleri konuları açıklığa kavuşturacaktır. Muhakkak Allah, her şeye şahittir.
İnanlı bulunanlarla, Yahudilerin, yıldıza tapanların, İsalıların, ateşe tapanların, eş koşanların Allah kıyamet günü ayırt eder araların, Allah her şeye tanık
İman edenler, Yahudiler, Sabiîler, Hıristiyanlar, Mecusîler ve şirke sapanlar arasında Allah, kıyamet günü ayrım yapacaktır. Şüphesiz Allah, her şeye şahittir!
Bkz.
2:62,
5:69“Sabiiler”le ilgili farklı yorumlar yapılmaktadır. Bu konuda Bakara suresi 62. ayetin dipnotuna bakabilirsiniz. “Mecûsiler” ise, Güneş’e ve Ay’a tapanlar, Ateşe tapanlar olarak açıklanmıştır.
Doğrusu, inananlar ve yahudiler, sabiiler, hıristiyanlar, mecusiler, ortak koşanlar arasında, kıyamet günü Allah kesin hüküm verecektir. Doğrusu Allah herşeye şahiddir.
Mümin olanlar, yahudi olanlar, sâbiîler, hıristiyanlar, mecûsîler ve müşrik olanlara gelince, muhakkak ki Allah, bunlar arasında kıyamet gününde (ayrı ayrı) hükmünü verir. Çünkü Allah her şeyi hakkıyla bilendir.
İnananlar, yahudiler, din değiştirenler, hıristiyanlar, zerdüştiler ve ortak koşanlar... ALLAH diriliş günü aralarında hüküm verecektir. ALLAH her şeye tanıktır.
Şüphesiz o iman edenler, yahudi olanlar, sabiîler (yıldıza tapanlar), hıristiyanlar, ateşe tapanlar ve (Allah'a) eş koşanlar (yok mu?) Allah, kıyamet günü bunların arasını şüphesiz ayıracaktır. Çünkü Allah her şeyi hakkıyla görüp bilendir.
Onlar ki iyman ettiler ve onlar ki Yehûdî oldular ve o sabiîler ve o Nesârâ ve o Mecûs ve o şirk edenler her halde Allah her şey'e şâhiddir
O îman edenler, o Yahudiler, o Sâbiîler, o Nasraanîler, o Mecûsîler, o (Allaha) eş koşanlar (yok mu?) Allah kıyamet günü (bütün) bunların aralarını mutlakaa ayıracakdır. Çünkü Allah her şey'i hakkıyle görüb bilendir.
İmân edenler, yahudi olanlar, sâbiîler (yıldızlara ve meleklere tapanlar), hristiyanlar, mecûsîler (ateşe tapanlar) ve (Allah'a) şirk koşanlar var ya, şübhesiz ki Allah, kıyâmet günü bunların arasını (hükmederek) ayıracaktır. Muhakkak ki Allah, herşeye hakkıyla şâhiddir.
İman edenlerin, Yahudi olanların, Sabilerin, Hıristiyanların, ateşe tapanların ve Allah’a ortak koşanların, Allah kıyamet gününde hepsinin aralarını mutlaka ayıracaktır. Elbetteki Allah (onların yaptıkları) her şeyi görüp şahit olandır.
Mü/minler, Yahudiler, Sâbiîler, Nasraniler, Mecusiler, müşrikler yok mu, Allah kıyamet günü onların aralarını ayırır [¹]. Çünkü Allah her şeye tamamiyle şahittir [²].
[1] Aralarında hak ile bâtılı ayırarak hükmeder. Dört ümmet mecus ve müşrikin ile beraber zikrolununca bu yol da hüküm olunur.[2] Onların neye müstahak olduklarını tamamiyle bilir.
Gerçekten iman edenler, Yahudiler, Sabiiler, Mecusiler ve şirk koşanlar; şüphesiz Allah, kıyamet günü (hüküm vererek) aralarını ayıracaktır. Doğrusu Allah, her şeyin üzerinde şahit olandır.
Gerçek şu ki; Allah’a ve gönderdiği bütün Peygamberlere iman edenler, Allah’ın seçkin ve imtiyazlı kulları olduklarını öne süren Yahudiler, yıldızlara tapan Sâbiiler, Son Elçiyi inkâr eden ve İsa’nın Allah’ın oğlu olduğunu öne süren Hıristiyanlar, Zerdüşt’ün izleyicileri olduklarını iddia ettikleri hâlde ateşe tapan Mecusiler ve Allah’ın birliğini, eşsiz-ortaksız olduğunu açıkça reddederek Peygamberlik ve âhiret gerçeğini tümüyle inkâr eden müşrikler var ya; elbette Allah, sonsuz ilmi, merhameti, hikmet ve adâletiyle, Diriliş Gününde aralarında en âdil biçimde hükmünü verecektir. Çünkü Allah, her an her şeye şâhitlik etmektedir. O hâlde, Rabb’inizin emirlerine boyun eğerek dünyada ve âhirette kurtuluşa ulaşın:
İman edenlere, yahudîleşenlere, Sabiîler’e, Nasrâniyler’e, Mecûsîler’e ve şirk koşanlara gelince; Allah, onların arasını Kıyamet günü ayırır.
Allah, her şeye şahiddir.
Îman edenler, (Mûsa’nın dinini terk edip de)1 Yahûdî olanlar, Sâbiîler,2 Hıristiyanlar, Mecusîler3 ve müşriklere gelince; kıyamet günü Allah kesinlikle onların aralarını ayıracaktır.4 Doğrusu Allah, her şeyi görüp durmaktadır.
1 Hz. Mûsa’nın getirdiği dinin adı, Yahûdîlik olmadığı için tercüme, bu şekilde yapılmıştır. Zira Yahudilik israiloğullarının Hz. Musa’dan sonra uydurdukları batıl bir dindir.2 Sâbiî: Dininden çıkıp başka bir dine giren demektir. Bu mana itibariyle Sâbiî; “İslâm dışındaki bütün dinler” anlamına gelir. Ancak Arap örfüne göre Sâbiî; a- Meleklere tapanlar, b- Yıldızlara tapanlar, c- Aslı hak din olan bozulmuş bir dine inananlar, d- Putlara tapanlar, demektir. Bk. (Bakara: 62, Mâide: 69) 3 Mecûsîlik: Temel akideleri Ateş’e tapmak olan Zerdüştlük, Mithraîlik, Zurvaîlik, Manilik ve Mazdeklik gibi çeşitli fırka ve mezheplerin ortak adıdır. Mecusîler, Ateş’e tapan, nur ile zulmeti iki hayır ve şer kaynağı olarak kabul eden müşrik bir topluluktur. Mecus kelimesi lügatçiler tarafından “yahûd” gibi bir cins isim olarak kabul edilmiştir. “Mecuslar”ın tâbi oldukları dine “Mecusiyye” denilir. Bu dine Mecusîlik denildiği gibi, Zerdüşt’e isnaden “Zerdüştîlik” veya tanrı “Ahura Mazda”ya isnaden de “Mazdekîlik” adı verilmiştir. Zerdüşt’ün tanrı “Ahura Mazda” tarafından kendisine vahyedildiğini (!) iddia ettiği kitabın adı “Zend Avesta”dır. Bunların tapınaklarına “Ateş Gede” (içinde ateş yanan Mecusî tapınağı) denir. Zerdüşt’ün hayat hikâyesi Hz. Musa’nın hayatından aşırma figürlerle doludur. Zerdüştler, Ehrimen’in (kötülük tanrısı) kötülüklerinden kurtulmanın yolunun şu dört ilkesinin uygulanmasıyla mümkün olacağına inanırlar. (1. Ahura Mazda’ya ibadet, 2. Feriştehlere (melekler) saygı; 3. Cin ve şeytanlara lânet; 4. En yakını ile evlilik.) Zerdüştlükte dünyanın Cennetten daha değerli olduğuna inanılır. Çünkü kötülüğün gücüne karşı verilecek savaş ancak dünyada yapılabilir. Hayatın belirleyici aslı, Hürmüz (Ahura Mazda) ile Ehrimen’in güçleri arasındaki mücadeledir. Ahura Mazda’ya inananlar cennete, Ehrimen’e inananlar da cehenneme gitmeye mahkûmdur. Mazdek, M.S. 5. yüz yılda Zerdüşt dininin bazı kısımlarının değiştirilmesi ve yeniden yorumlanması neticesinde bazı görüşler ileri sürdü. Mazdek, ortaçağın ilk dönemlerinin “komünizmini” kurarak kadının toplumun ortak malı olarak herkesin istifadesine sunulmasını zorunlu hale getirdi. Mazdekler, İslâmî döneme sarkarak Bâbekiyye, İbâhiyye ve Karmatiyye gibi isimler altında Mecusîlik akidelerini yaymaya çalıştılar. Hz. Peygamber (s.a.v)’in doğduğu gece meydana gelen büyük mucizelerden birisi de Mecusîliğin ebedi sanılan ateşinin sönmesi ve Kisra’nın sarayının on dört sütununun devrilmesiydi. İslam’ın doğduğu ve yayıldığı sıralarda, Mecusîlik, İran dışında Umman, Bahreyn, Yemen ve Necran bölgelerinde yaygındı. Asr-ı saadette mecusîlere ehl-i kitap uygulaması yapılmıştır. Fetih yılları içinde İran’da yaşayan Mecusî halk, kitleler halinde İslâm’a girmiştir. Batınîlik, Mecusî etkiler altında ortaya çıkan sapkın bir mezheptir. Bu mezhep, Irak’ta ayrıca Karmatî ve Mazdekî adını almıştır. Hicri XIII. yüzyılda Mecusîliğin farklı bir yorumu ile ortaya çıkan Bâbilik ve Bahâilik, İran’daki Mecusîliğin bütün folklorik mirasına sahiptir. Bahâî’ler eski İran hükümdarı Cemşid’in tahta çıkışı olan 21 Mart (Nev Ruz) gününü bayram kabul ederler. Günümüzde gulat-ı Şia (Alevi) topluluklar arasında bu âdet, ateş üzerinden atlamak ve etrafında dans etmek şeklinde varlığını sürdürmekte olup Mecusîlik geleneklerindendir. Sühreverdî’nin tasavvuf adı altında sunduğu felsefesindeki, melekler hiyerarşisi, yüce ışık (Nur’ul-A’zam) felsefesi, Mazdeklerdeki melekler ilmine dayanır. Kaderiyyecilerin ve Muhiddin-i Arabi’nin, Allah’ı hayırların; şeytanı da şerlerin yaratıcısı kabul etmeleri, (Bk. Şeytanın Hileleri) yani (haşa) Allah’ı Hürmüz’e, şeytanı da Ehrimen’e karşılık yaratıcı ilke kabul etmeleri Mecusilikten alınmadır. Mecusiliği bu kadar uzun anlatmamızın sebebi, zamanının toplum mühendislerinin çeşitli tarikat ve mezhepler adı altında İslam’a bu batıl itikatları nasıl yerleştirdiklerinin iyi anlaşılması içindir.4 Mü’minleri cennete, diğerlerini cehenneme koyarak aralarında hükmünü verecektir.
Gerçek şu ki, [bu ilahî öğretiye] inananlar, Yahudi inancına bağlı olanlar ve Sâbiîler, 18 Hristiyanlar ve Mecusîler 19 ve bir de, Allah'tan başka varlıklara tanrısal nitelikler yakıştıranlar 20 arasındaki hükmü Kıyamet Günü Allah verecektir: çünkü Allah her şeye tanıktır.
Hiç şüphe yok ki, iman edenler, Yahudiler, Sabiiler, Hıristiyanlar, Mecusiler ve müşrikler arasında hükmü kıyamet günü Allah verecektir. Şüphesiz Allah her şeye şahittir. 2/62, 5/69, 42/10
Şüphesiz (sizden) iman eden kimseler, yahudileşen kimseler, Sabiiler,[2812] Hıristiyanlar, Mecusiler[2813] ve şirk koşan kimseler arasındaki hükmü Kıyamet Günü Allah verecektir: kuşku yok ki Allah her şeye şâhittir.
[2812] Sabiiler için bkz:
2:62, not 114.
[2813] Öğretileri Zend-Avesta’da toplanan Zerdüşt’ün kurucusu olduğu din. Biri iyilik tanrısı (Ahuramazda) diğeri kötülük tanrısı (Ehrimen) olan çift tanrıcılığa açık bir inançtır. Temel zaafı tanrısal bir cevher atfettiği kötülüğü meşrulaştırmasıdır.
Muhakkak o kimseler ki imân ettiler ve o kimseler ki, Yahudi oldular ve Sabi-îler ve Nasrânîler ve Mecûsiler ve şirke düşenler yok mu, muhakkak ki Allah Teâlâ Kıyamet gününde onların aralarını ayıracaktır, şüphe yok ki Allah Teâlâ her şeyi görüp bilendir.
(Kâmil ve makbul şekliyle) iman edenler, Yahudiler, Sâbiîler, Hıristiyanlar, Mecûsiler ve Müşrikler. . . Allah kıyamet günkü büyük duruşmada onlar arasındaki kesin hükmünü verecektir. Çünkü Allah her şeye hakkıyla şahittir. [2, 62; 5, 69]
Bu âyette altı din sayılmış olup yalnız birincisine iman vasfı verilmiştir. Ötekilerinde de şirk bulaşığı olmakla birlikte yalnız altıncı grubun müşrik olarak nitelendirilmesi, sırf şirk inancı olup tevhidin tam karşısında olması sebebiyledir. Hıristiyanlar, Mecûsiler, Sâbiîler Allah’tan başka varlıklara da tanrısal nitelikler yakıştırsalar da bu varlıkları esasta tek Tanrının tecessümü gördüklerinden kendilerinin Tek Tanrıya ibadet ettiklerini düşünmektedirler. Kur’ân, Yahudilerden şirke düşen bir gruptan bahseder. Bu hepsini kapsamasa da, tek tanrıcılığa bağlı olmakla birlikte dini kendi ırklarına tahsis etmeleri, âhiret inancını reddetmeleri gibi sebeplerle Hz. Mûsâ’nın dininden uzaklaşmış olmaları sebebiyle hak din dışında sayılmışlardır. Sâbiîler: merkezleri Harran’da olup Kuzey Irakta yerleşmiş, kendilerinin Hz. Yahya (a.s.)’a mensup olduklarını söyleyen cemaat yahut Şit ve İdris (a.s.)’a mensup olduklarını söyleyip “unsurlar gezegenler, gezegenler de melekler tarafından yönetilir” deyip yıldızlara ibadet eden topluluktur. Mecusîler ise biri hayır, diğeri şer tanrısı olarak iki ilaha inanırlar. Aslında Yezdan tek İlah olup, Ehriman dünyadaki zahiri şerlerin izahı için geliştirilmiş görünüyor.
İnananlar, yahudiler, sabiiler, hırıstiyanlar, mecusiler ve (Allah'a) ortak koşanlar... Allah, kıyamet günü bunlar arasında hüküm verecek(haklıyı haksızı ortaya çıkaracak)tır. Şüphesiz Allah, her şeye şahidtir!
İnanıp güvenenler, Yahudi, Sabiî, Hıristiyan ve Mecusi olanlar bir de müşrikler var ya; Allah (mezardan) kalkış günü onların aralarını ayıracaktır. Allah, her şeye şahittir.
[*] Hesap günü her ümmet kendi kitabından sorumlu tutulacaktır. Casiye
45:28
Şüphesiz Allah, kıyamet günü iman edenler, Yahudiler, Hıristiyanlar, Mecusiler ve müşrikler arasında hüküm verecektir. Şüphesiz Allah her şeye şahittir.
İman edenler, Yahudiler, Sâbiîler,(6) Hıristiyanlar, Mecusîler ve Allah'a ortak koşanlar arasında kıyamet günü Allah hükmünü verecektir. Çünkü Allah herşeye hakkıyla şahittir.
(6)
2:62’nin açıklamasına bakınız.
İman edenler, Yahudiler, Sâbiîler, Hıristiyanlar, Mecusîler ve şirke sapanlar arasında Allah, kıyamet günü ayrım yapacaktır. Allah, her şey üzerine Şehîd'dir, tanıktır.
bayıķ anlar kim įmān getürdiler daħı anlar kim cuḥūd oldılar śābįler ya'nį ılduza ŧapıcılar daħı naśrāniler daħı mecūsiler daħı anlar kim [176b] Tañrı’ya ortaķ eylediler bayıķ Tañrı hükm eyleye ayırtlayu bulanıñ arasında ķıyāmet güni bayıķ Tañrı her nese üzere bilürdür.
Taḥḳīḳ ol kişiler ki īmān getürdiler, Yehūdiler daḫı, yılduza ṭapanlar daḫı, Naṣrānīler daḫı, oda ṭapanlar daḫı, müşrikler daḫı, Tañrı Ta‘ālā ḥükm‐ile ayı‐rur anlar ortasında ḳıyāmet güninde. Taḥḳīḳ Tañrı Ta‘ālā her nesne üstineṭanuḳdur.
Həqiqətən, Allah iman gətirənlər (müsəlmanlar), yəhudilər, sabiilər (ulduzpərəstlər), xaçpərəstlər, atəşpərəstlər və müşriklər arasında qiyamət günü (haqq ilə batili ayırd edərək) hökmünü verəcəkdir. Şübhəsiz ki, Allah hər şeyə şahiddir! (Onların nə etdiklərini və nəyə layiq olduqlarını çox gözəl bilir!)
Lo! those who believe (this Revelation), and those who are Jews, and the Sabaeans and the Christians and the Magians and the idolaters. Lo! Allah will decide between them on the Day of Resurrection. Lo! Allah is Witness over all things.
Those who believe (in the Qur´an), those who follow the Jewish (scriptures), and the Sabians,(2788) Christians, Magians,(2789) and Polytheists,- Allah will judge between them on the Day of Judgment: for Allah is witness of all things.*
2788 For Sabians, see n. 76 to
2:62. They are also referred to in
5:69. In both those passages, the Muslims are mentioned with the Jews, Christians, and Sabians, as receiving Allah's protection and mercy. Here, besides the four religions, there is further mention of Magians and Polytheists: it is not said that they would receive Allah's Mercy, but only that Allah will judge between the various forms of faith. (R). 2789 This is the only place where the Magians (Majus) are mentioned in the Qur'an. Their cult is a very ancient one. They consider Fire as the purest and noblest element, and worship it as a fit emblem of Allah. Their location was the Persian and Median uplands and the Mesopotamian valleys, their religion was reformed by Zardusht (date uncertain, about B.C. 600?). Their scripture is the Zend-Avesta, the bible of the ParsTs. They were "the Wise men of the East" mentioned in the Gospels. (R).