Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 2704, sondan 3533. ayet; 23. sure ve Mü'minûn Suresinin 31. ayetidir. Mü'minûn Suresi 31. ayetinin kelime sayisi 6, harf sayısı 24 ve toplam ebced değeri ise 2366 olarak hesaplanmıştır. Mü'minûn Suresinin toplam ebced değeri 343363 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
Eski müfessirlerin bir kısmı, bu âyetlerde ismi verilmeden kendisinden söz edilen neslin Semûd kavmi ve onlara gönderilen peygamberin Sâlih aleyhisselâm olduğu kanaatindedirler (meselâ bk. Taberî, XVIII, 19); çoğunluk tarafından ise bu neslin Âd kavmi, peygamberin de Hûd aleyhisselâm olduğu söylenmiştir (bk. Zemahşerî, III, 47; Râzî, XXIII, 97). Bununla birlikte burada sözü edilen peygamberin davet ettiği tevhid ilkesi, esasen Kur’an’da adı geçen peygamberlerin gerçekleştirmeye çalıştıkları ortak davadır. Hz. Muhammed de dahil olmak üzere bütün peygamberlere karşı mücadele verenler, bu kıssadakiler gibi genellikle eşraftan hali vakti yerinde, çıkarlarına uygun düştüğü için mevcut sistem ve telakkiden memnun olan kesimlerdi. Kur’an’da değişik vesilelerle anlatıldığına göre bunlar umumiyetle hak peygamberin getirdiği sistemi kendi toplumsal ve ekonomik statüleri için tehlikeli görmüşler; özellikle herkes gibi bu mütegallibe zümresinin de yapıp ettiklerinden dolayı sorumlu tutulacaklarını bildiren, böylece toplumda mutlak bir hak ve adalet bilincinin uyanmasını hedefleyen âhiret inancıyla ilgili tebliğleri reddetmişlerdir. Bunlar, âhiret inancının toplum tarafından benimsenmesini kendi konumları için tehlikeli ve rahatsız edici bulmuşlar; bunu yaparken de ilgili peygamberin Allah’tan haberler getirecek olağan üstü özellikler taşımadığını, herkes gibi onun da sıradan biri olduğunu ileri sürerek onu gözden düşürmeye çalışmışlardır. Aslında bu iddialar, peygamberin görünürdeki insanî özelliklerini abartılı ifadelerle öne çıkararak insanların dikkatlerini peygamberin tebliğlerindeki dinî ve ahlâkî ilkelerde bulunan gerçekliğe çevirmelerini önlemeyi amaçlayan kurnazca bir plandan, bir saptırmadan başka bir şey değildi. Sonuç olarak söz konusu âyetlerde pek çok peygamberin yaşadığı ortak bir tecrübenin dile getirildiği görülmektedir. Bu durumda Muhammed Esed’in, bu âyetlerde belli bir peygamber ve kavimden söz edilmediği, burada anlatılanların, “Allah’ın bütün peygamberlerine ve onların her birinin peygamber olarak yaşadıkları tecrübelerde tekrarlanan benzer çizgilere ilişkin genel bir atıf durumunda” olduğu şeklindeki görüşüne (II, 694) katılmak mümkündür.
Bu âyetlerde sözü edilen inkârcı zümrenin, peygamberin kişiliğine ve âhiret hayatına ilişkin iddiaları Kur’an’da muhtelif vesilelerle cevaplandırılıp reddedildiği için burada bir defa daha tekrarlanmasına gerek görülmemiş, sadece uğrayacakları acı âkıbete dikkat çekilmekle yetinilmiştir.
Mehmet Okuyan
Sonra onların ardından bir başka nesil meydana getirmiştik.
Bunlar, Hz. Hud’un kavmi olan Âd kavmi olabilir. Çünkü Hz. Hud ve kavminden söz edilen A‘râf 7:69, Hûd 11:50-60 ve Şu‘arâ 26:123-140’da Hz. Hud’un kavmi Hz. Nuh’un kavminden hemen sonradır.
Bayraktar Bayraklı
Sonra bunların ardından başka bir nesil meydana getirdik.[354]
Cemal Külünkoğlu Mü'minûn Suresi 31. Ayet Açıklaması
Yemen ile Umman arasında yaşayan Âd kavmi kendi bölgelerinde gerek siyasi gerek ekonomik açıdan büyük bir güçtü! Öyle ki; yeryüzünde kendilerinden daha güçlü hiçbir kavmin bulunmadığını iddia ediyorlardı. Heykellere (putlara) tapan Âd kavmi, zorbalıkta ve zulümde de ileri gitmişti. Kendi içlerinden Hz. Hûd’a peygamberlik görevi verildiğinde, aralarında büyük bir mücadele başlamıştı. Hz. Hûd, putlara tapmanın Allah’a karşı büyük bir saygısızlık olduğunu, zulmün ve zorbalığın insan doğasıyla örtüşmediğini ve gittikleri yolun doğru olmadığını söylüyordu. Bu tebliğ karşısında Âd kavminin ileri gelenleri, ulusal çıkarlarını bahane ederek, ona karşı amansız bir kampanya başlatmışlardı.
Mustafa İslamoğlu Mü'minûn Suresi 31. Ayet Açıklaması
[2915] Yani: ‘Âd kavmini.. Birbirinin medeniyet ve tecrübe mirasçısı olan ve helâk sürecinin birlikte değerlendirilmesi şart olan ‘Âd ve Semud için nüzul sürecinde ilk geçtiği 7:73’e bkz.
Ömer Nasuhi Bilmen
Sonra onların arkalarından başka bir nesil icad ettik.