Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 2705, sondan 3532. ayet; 23. sure ve Mü'minûn Suresinin 32. ayetidir. Mü'minûn Suresi 32. ayetinin kelime sayisi 14, harf sayısı 55 ve toplam ebced değeri ise 3730 olarak hesaplanmıştır. Mü'minûn Suresinin toplam ebced değeri 343363 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
Arapça Metin
فارسلنا فيهم رسولا منهم ان اعبدوا الله ما لكم من اله غيره افلا تتقون
Onlara, kendilerinden, “Allah’a kulluk edin, sizin O’ndan başka hiçbir ilâhınız yoktur, hâlâ O’na karşı gelmekten sakınmaz mısınız?” diye öğüt veren bir peygamber gönderdik.
Eski müfessirlerin bir kısmı, bu âyetlerde ismi verilmeden kendisinden söz edilen neslin Semûd kavmi ve onlara gönderilen peygamberin Sâlih aleyhisselâm olduğu kanaatindedirler (meselâ bk. Taberî, XVIII, 19); çoğunluk tarafından ise bu neslin Âd kavmi, peygamberin de Hûd aleyhisselâm olduğu söylenmiştir (bk. Zemahşerî, III, 47; Râzî, XXIII, 97). Bununla birlikte burada sözü edilen peygamberin davet ettiği tevhid ilkesi, esasen Kur’an’da adı geçen peygamberlerin gerçekleştirmeye çalıştıkları ortak davadır. Hz. Muhammed de dahil olmak üzere bütün peygamberlere karşı mücadele verenler, bu kıssadakiler gibi genellikle eşraftan hali vakti yerinde, çıkarlarına uygun düştüğü için mevcut sistem ve telakkiden memnun olan kesimlerdi. Bunlar umumiyetle hak peygamberin getirdiği sistemi kendi toplumsal ve ekonomik statüleri için tehlikeli görmüşler; özellikle herkes gibi bu mütegallibe zümresinin de yapıp ettiklerinden dolayı sorumlu tutulacaklarını bildiren, böylece toplumda mutlak bir hak ve adalet bilincinin uyanmasını hedefleyen âhiret inancıyla ilgili tebliğleri reddetmişlerdir. Bunlar, âhiret inancının toplum tarafından benimsenmesini kendi konumları için tehlikeli ve rahatsız edici bulmuşlar; bunu yaparken de ilgili peygamberin Allah’tan haberler getirecek olağan üstü özellikler taşımadığını, herkes gibi onun da sıradan biri olduğunu ileri sürerek onu gözden düşürmeye çalışmışlardır. Aslında bu iddialar, peygamberin görünürdeki insanî özelliklerini abartılı ifadelerle öne çıkararak insanların dikkatlerini peygamberin tebliğlerindeki dinî ve ahlâkî ilkelerde bulunan gerçekliğe çevirmelerini önlemeyi amaçlayan kurnazca bir plandan, bir saptırmadan başka bir şey değildi. Sonuç olarak söz konusu âyetlerde pek çok peygamberin yaşadığı ortak bir tecrübenin dile getirildiği görülmektedir. Bu durumda Muhammed Esed’in, bu âyetlerde belli bir peygamber ve kavimden söz edilmediği, burada anlatılanların, “Allah’ın bütün peygamberlerine ve onların her birinin peygamber olarak yaşadıkları tecrübelerde tekrarlanan benzer çizgilere ilişkin genel bir atıf durumunda” olduğu şeklindeki görüşüne (II, 694) katılmak mümkündür. Bu âyetlerde sözü edilen inkârcı zümrenin, peygamberin kişiliğine ve âhiret hayatına ilişkin iddiaları Kur’an’da muhtelif vesilelerle cevaplandırılıp reddedildiği için burada bir defa daha tekrarlanmasına gerek görülmemiş, sadece uğrayacakları acı âkıbete dikkat çekilmekle yetinilmiştir.
Mehmet Okuyan
Onlardan kendilerine “Allah’a kulluk edin! Sizin için O’ndan başka ilah yoktur. (Hâlâ) [takvâ]lı (duyarlı) davranmayacak mısınız?” (diye mesajı ulaştıran) bir Elçi (Hud’u) göndermiştik.
Onlara da kendi içlerinden: "Yalnız Allah'a ibadet edin. O'nun dışında sizin başka ilahınız yoktur, yine de sakınmayacak mısınız?" (desin) diye elçi(ler) gönderdik.
Onlara kendi aralarından elçi gönderdik. O da onlara: “Allah'a ibadet edin, çünkü sizin O'ndan başka gerçek ilahınız yok” dedi. Buna rağmen hâlâ akıllanıp da küfür ve şirkten sakınmayacak mısınız?
Onların da aralarında:
“Allah'ı ilâh tanıyın, candan müslümanlar olarak Allah'a bağlanın, saygıyla Allah'a kulluk ve ibadet edin. Sizin Allah'tan başka tanrınız yoktur. Hâlâ günahlardan arınıp, azaptan korunmayacak, Allah'a sığınıp, emirlerine yapışmayacak, kulluk ve sorumluluk şuuruyla, haklarınıza ve özgürlüklerinize sahip çıkarak şahsiyetli davranmayacak, dinî ve sosyal görevlerinizin bilincinde olmayacak mısınız?” diyen, özgürce sorumluluklarını yerine getirmek üzere, içlerinden Rasuller görevlendirdik.
Onlara da kendi içlerinden: 'Allah'a ibadet edin. O'nun dışında sizin başka ilahınız yoktur, yine de sakınmayacak mısınız?' (desin) diye içlerinden bir elçi gönderdik.
Onlara da içlerinden bir peygamber (Hûd'u) gönderdik ki, şöyle desin: “- Allah'a ibadet edin; sizin ondan başka hiç bir İlâh'ınız yoktur. Artık Allah'ın azabından korkmaz mısınız?”
Onlara “Yalnızca Allah’a kulluk edin! O’ndan başka mabudunuz yoktur. Artık kendinizi (küfür ve müşriklikten) korumayacak mısınız?” diyen ve kendilerinden olan bir elçi gönderdik.
Onlara da: “Allah'a kulluk ediniz, O'ndan başka bir ilahınız yoktur, O'na karşı gelmekten sakınmayacak mısınız?” diyen kendilerinden bir Resul (olan Hûd'u) gönderdik.
Onlar arasından kendilerine: «Allah'a kulluk edin. Sizin O'ndan başka bir tanrınız yoktur. Hâla Allah'tan korkmaz mısınız?» (mesajını ileten) bir peygamber gönderdik.
Bunun üzerine, onlar arasından kendilerine, "Allah'a kulluk edin; çünkü sizin O'ndan başka bir tanrınız yoktur. Hâlâ Allah'tan korkmaz mısınız? (mesajını ileten) bir resul gönderdik.
Onlara da aralarında kendilerinden bir peygamber gönderdik. «Allaha kulluk edin. Sizin Ondan başka hiçbir Tanrınız yokdur. (Haalâ azâb-ı ilâhîden) sakınmayacak mısınız?» (dedi).
Onlara da içlerinden: “Allah'a kulluk edin; sizin için O'ndan başka hiçbir ilâh yoktur. Hiç sakınmaz mısınız?” diye (kendilerine nasîhat etmesi için) bir peygamber gönderdik.
O yerleşim yerlerine de “Allah’dan başka hiçbir ilah yok, yalnızca O’na kulluk edin. Sakınıp korunmayacak mısınız?” diyen kendi aralarından elçiler gönderdik.
Onlara da kendi içlerinden, “Allah'a ibadet edin. O'nun dışında sizin başka ilahınız yoktur; yine de sakınmayacak mısınız?” (desin) diye bir peygamber gönderdik.
Ve onlara da, kendi içlerinden bir elçi gönderdik: “Allah’a gönülden boyun eğin ve yalnızca O’na kulluk edin! Zira sizin, O’ndan başka otoritesine kayıtsız şartsız boyun eğeceğiniz bir efendiniz, bir ilâhınız yoktur! Şu hâlde, dürüst ve erdemlice bir hayat yaşayarak kötülükten, günahtan sakınmayacak mısınız?”
Onlara da kendi içlerinden: “(sadece) Allah’a kulluk edin. Sizin için Ondan başka bir ilâh yoktur. Hâlâ sakınmayacak mısınız?” (desin diye) Peygamber gönderdik.
Onlara kendi içlerinden elçi gönderdik; [bu elçi de onlara aynı şeyi söyledi:] “[yalnızca] Allah'a kulluk edin; çünkü sizin O'ndan başka tanrınız yok. Buna rağmen, yine de O'na karşı sorumluluk duymayacak mısınız?” 17
Onlara kendi içlerinden: – Yalnız Allah’a kulluk edin, sizin O’ndan başka bir ilahınız yoktur, Allah’tan hiç korkmuyor musunuz? Diyen bir elçi gönderdik. 7/65, 10/74, 14/9
Ve onların içinden de, kendilerine “Yalnız Allah’a kulluk edin! Sizin O’ndan başka bir ilâhınız bulunmamaktadır: hâlâ sorumluluk bilinciyle hareket etmeyecek misiniz?” diyen bir elçi gönderdik.
Onların içinde de onlardan bir peygamber gönderdik. Dedi ki: «Siz Allah'a ibadet edin, sizin için O'ndan başka bir ilâh yoktur. Artık ittika etmiyecek misiniz?»
Onların içinden “Yalnız bir Allah'a ibadet ediniz, zira sizin O'ndan başka tanrınız yoktur. Gerçek bu iken hâlâ şirkten sakınmaz mısınız? ” diyen bir peygamber gönderdik.
Onlara da kendi içlerinden: "Allah'a kulluk edin, sizin O'ndan başka Tanrınız yoktur, (Allah'ın azabından) korunmaz mısınız?" diyen bir elçi gönderdik.
Onlara da içlerinden şu yolda tebliğde bulunan bir resul gönderdik: Allah'a kulluk/ibadet edin. O'ndan başka tanrınız yok sizin. Hâlâ ürpermiyor musunuz?