Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 2743, sondan 3494. ayet; 23. sure ve bu surenin 70. ayetidir. Bu ayetin kelime sayisi 10, harf sayısı 42 ve toplam ebced değeri ise 1753 olarak hesaplanmıştır.
ام يقولون به جنة بل جاءهم بالحق واكثرهم للحق كارهون
اميقولونبهجنةبلجاءهمبالحقواكثرهمللحقكارهون
Em yekûlûne bihi cinne(tun)(c) bel câehum bilhakki veekśeruhum lilhakki kârihûn(e)
Yoksa “O cinnet getirmiş” mi diyorlar? Hayır o, onlara hakkı getirdi. Hâlbuki onların pek çoğu haktan hoşlanmamaktadırlar.
Burada Kur’ân-ı Kerîm’e ve Hz. Peygamber’e inanmayı gerekli kılan üç nokta üzerinde durulmaktadır: a) Kur’an, iyi niyetli insanların kabul edebileceği bir mâkullük taşır; insanların aklına, sağduyusuna, vicdanına hitap eder; dolayısıyla art niyetli ve ön yargılı olmayan her normal insan, Kur’an üzerinde sağlıklı ve yeterli ölçüde düşündüğünde, incelediğinde onun ortaya koyduğu iman esaslarını ve hayat programını rahatlıkla kabul edebilir. Bu sebeple âyette putperestler Kur’an üzerinde düşünmemekle suçlanmışlardır. b) Kur’an, insanlığın o güne kadar hiç bilmediği, duymadığı şeyler söylemiyor; aksine o, önceki peygamberlere bildirilen evrensel gerçeklerden söz edip geçmiş peygamberlere dair bilgiler veriyordu; Araplar’ın atası olan Hz. İsmâil de bu peygamberlerdendi; ayrıca Kur’an’ın geldiği dönemde bile Araplar arasında hâlâ Hanîfler diye anılan inançlı ve erdemli bir topluluk bulunuyordu; dolayısıyla Hz. Muhammed’in bildirdiği dinin, başta tevhid akîdesi olmak üzere temel ilkeleri Araplar için büsbütün bilinmeyen konular değildi. c) Mekke toplumu, kırk yıldır aralarında yaşayan Hz. Muhammed’i yakından tanıyor, hem zihinsel hem de ahlâkî yönden kendisini takdir ediyor, güvenilir bir kişi (el-emîn) olarak niteliyorlardı. Bu durumda peygamberlik geldikten sonra ona “yalancı, cin çarpmış” gibi isnatlarda bulunmaları, altında çıkarcı duygu ve maksatlar yatan birer iftiradan başka bir şey olamazdı. Sonuç olarak Resûlullah onlara gerçek olanı, yani her akıl sahibi ve fıtratı bozulmamış insanın doğruluğunu kolayca kavrayacağı bilgiler, hikmetler getirmiştir; iyilikleri emretmiş, kötülükleri yasaklamıştır. Şu halde putperestlerin onun peygamberliğini tanımamalarının asıl sebebi, “gerçeği sevmemeleri” yani doğruları kabul edip getirdiği hükümlere uymaya yanaşmamalarıdır. Ayrıca onlar, Hz. Peygamber’e inananları kendilerinden aşağı görüyor; gerçeğin onların yanında olduğunu kabul etmeyi kendilerine yediremiyor; bu sebeple onlara haset ediyor, kin besliyorlardı (Taberî, XVIII, 42). Ne yazık ki bu zaaf, sadece o dönem Mekke’sinin cahil ve kaba putperestlerine özgü olmayıp insanlığın, tarihin çeşitli dönemlerinde, hatta günümüzde de örneklerine rastlanan ciddi bir sorunudur.
Yoksa onda bir cinlenmişlik olduğunu mu söylüyorlar? Hayır; o, kendilerine gerçeği getirmiştir. Onların çoğu ise gerçek(ler)den hoşlanmamaktadır.
Yoksa onda bir delilik olduğunu mu söylüyorlar? Hayır; o, kendilerine hakkı getirmiştir. Onların çoğu ise gerçeklerden hoşlanmamaktadır.
Yoksa onda bir delilik olduğunu mu söylüyorlar? Hayır, onlara, Hakk ile geldi. Ne var ki onların çoğu haktan hoşlanmıyorlar.
Yahut “Onda bir delilik var” iddiasında mı bulunuyorlar? Hayır, Peygamber onlara Hakk ile gelmiştir ve onların çoğu Hakkı kerih (çirkin ve rahatsız edici) görmektedir.
Yoksa onda delilik var mı derler? Hayır, o, gerçek olan Kur'an'la gelmiştir onlara, fakat çoğu gerçeği istemez.
Yoksa O'nda bir delilik mi var diyorlar? Hayır, aksine O kendilerine gerçeği getirmiştir. Halbuki onlar haktan hoşlanmamaktadırlar.
Yoksa onda cinlere mahkûm olmuşluk, delilik belirtisi olduğunu mu söylüyorlar? Doğrusunu söylemek gerekirse, peygamber kendilerine gerekçeli, hikmete dayalı, toplumda hakça düzeni gerçekleştirecek hak kitap Kur'ân ile geldi. Onların çoğu ise, bu hak kitabın gelmesini, sorumluluğu hoş karşılamıyorlar.
Yoksa: "Onda bir delilik var" mı diyorlar? Hayır o kendilerine hakkı getirdi, ancak onların çoğu haktan hoşlanmıyorlar.
Yahut: 'Onda bir delilik var' mı diyorlar? Hayır, o, onlara hak ile gelmiş bulunmaktadır ve onların çoğu hakkı çirkin karşılıyorlar.
Yoksa, peygamberde bir cinnet var mı diyorlar? Hayır o peygamber, onlara hakkı (Kur'an'ı ve İslâm dinini) getirdi. Fakat onların çoğu hakkı sevmiyorlar, (inkâr ediyorlar).
Yoksa (onun için;) “Onda delilik var!” mı diyorlar? Hayır! O peygamber onlara hak ve doğruluk ile gelmiştir. Fakat onların çoğu hakka karşı isteksizdirler.
Yoksa ona «Deli midir?» diyorlar, oysa onlara hakla gelmiştir, birçokları hakkı hoş görmüyorlar
Yoksa “onda delilik var” mı diyorlar? Hayır! O, onlara hakkı getirdi. (Ne var ki) onların pek çoğu Hak'tan hoşlanmamaktadır.
Ya da: "Onda delilik var" diyorlar öyle mi? Hayır; onlara gerçeği getirmiştir, ama çoğu ondan hoşlanmamaktadır.
Yoksa onda bir cinnet olduğunu mu söylüyorlar? Hayır; o, kendilerine hakkı getirmiştir. Onların çoğu ise haktan hoşlanmamaktadırlar.
66-70. âyetler gösteriyor ki inkârcıların Kur’an’a sırt çevirmeleri ve Hz. Muhammed’in peygamberliğini kabul etmemeleri hiçbir haklı sebebe dayanmamaktadır. Zira onlar Kur’an üzerinde yeterince düşünmüşlerdi; ya da en azından, yeterince düşünmek fırsatını bulmuşlardı. Ayrıca, Hz. Muhammed (s.a.)in tebliği, meselâ ataları Hz. İsmail’in tebliğinin bir devamı idi; yani onlar, Hak Dini büsbütün tanımaz değillerdi. Resûlullah’ın dürüst ve güvenilir bir insan olduğunu pek âlâ bilirlerdi; akıllı ve zekî olduğundan da şüpheleri yoktu. Bununla beraber yine de inanmıyorlardı, çünkü haktan, yani doğruluktan, gerçekten ve dürüstlükten hoşlanmıyorlardı. Kendileri hakka uyacakları yerde, hakkı kendi arzu ve isteklerine uydurmaya kalkışıyorlardı.
Yoksa, onun deli olduğuna mı karar verdiler? Halbuki onlara gerçeği getirmişti. Ne var ki onların çoğu gerçekten hoşlanmaz.
Yoksa onda bir delilik olduğunu mu söylüyorlar? Aksine o, kendilerine hakkı getirmiştir. Halbuki onlar haktan hoşlanmamaktadırlar.
Yoksa onda bir Cinnet var, mı diyorlar? Hayır, o onlara hakk ile geldi fakat ekserisi hakkı hoşlanmıyorlar
Yoksa «Onda bir delilik var» mı diyorlar? Bil'akis o (peygamber) onlara hakkı (Kur'ânı) getirmişdir. (Fakat) onların çoğu hakkı çirkin görenlerdir.
Yoksa onda bir delilik olduğunu mu söylüyorlar? Hayır! (O peygamber) onlara hakkı getirmiştir; fakat onların çoğu, haktan hoşlanmayan kimselerdir.
Yoksa o elçiye deli mi diyorlar? Hâlbuki elçi onlara gerçekleri getirmişti, ama onların çoğu doğruları hoş karşılamıyorlar.
Yoksa onda delilik mi vardır. diyorlar [¹⁰] ? Hayır, peygamberler onlara hak söz getirdi. Halbuki onların pek çoğu hak sözden hoşlanmıyorlar.
[10] Halbuki onu nâs'ın en akıllısı bilirlerdi.
Yahut “Onda bir delilik var” mı demektedirler? Hayır, o, onlara hak ile gelmiş bulunmaktadır ve onların çoğu zaten haktan hoşlanmazlar.
Yoksa onlar, Kur’an gibi eşsiz bir kitabı okuyan bu Peygamberin cinlenmiş bir deli olduğunu mu iddia ediyorlar? Yok yok, aslında kendileri de gâyet iyi biliyor ki, Muhammed onlara gerçeğin ta kendisini getirmiştir fakat ne var ki, gerçek onların çoğunun işine gelmez! Peki, onların işine gelmiyor diye, gerçeği onlara mı uyduracağız? Asla!
“Onda bir cinnet / delilik var” diyorlar.
Aksine, onlara Hakk’ı getirdi.
Onların çoğu Hakk’tan hoşlanmamaktadır.
Yahut onda bir delilik olduğunu mu söylüyorlar? Hayır! (Aslında) o, kendilerine gerçekleri1 getirmiştir. Fakat onların çoğu, gerçeklerden hoşlanmıyor.
1 Yani gerçeklerle dolu olan Kur’an’ı...
Yahut “Onda delilik var!” mı diyorlar? Oysa, o onlara gerçeğin tâ kendisini getirdi ama gerçek onlardan çoğunun işine gelmez! 40
Yoksa “O cinlerden esinlenen biri mi” diyorlar? Hayır! Aslında o, onlara hakkı getirdi. Fakat onların çoğu bu haktan/Kuran’dan hoşlanmıyorlar. 15/1...9, 68/1...15, 43/78
Ya yoksa, onu cinnet geçirmekle mi suçluyorlar? Yoo, aksine o onlara gerçeği getirdi; ama onların çoğu katıksız[2941] gerçeği sevmiyor.
[2941] el-Hak kelimesindeki belirlilik takısının anlama katkısı. Zımnen: Gerçeğin saf olanını değil bâtıl karışmış olanını seviyorlar. Yani, gerçeği kirletmeyi seviyorlar.
Yoksa, «O'nda cinnet vardır,» mı diyorlar? Hayır onlara hak ile gelmiştir. Halbuki, onların ekserisi hakkı kerih görenlerdir.
Ne o, yoksa “Onda bir delilik var! ” mı diyorlar? Oysa o onlara gerçeğin ta kendisini getirdi, ama gerçek onların çoğunun işine gelmiyor.
Müşrikler, Hz. Peygamber (a.s.)’ın akılca pek üstün, fikir ve tefekkürünün gayet sağlam olduğunu pek iyi bilirlerdi.
Yoksa "Onda bir delilik var" mı diyorlar? Hayır, o kendilerine hakkı getirdi, fakat çokları haktan hoşlanmıyorlar.
Yoksa onda delilik olduğunu mu söylüyorlar? Hayır, o onlara gerçeği getirdi, ama pek çoğu gerçeklerden hoşlanmıyorlar.
Yoksa: “Onda bir delilik var” mı diyorlar? -Hayır! O, onlara hakkı getirdi. Ama onların çoğu haktan hoşlanmıyorlar.
Veya onda delilik mi var diyorlar? Halbuki peygamber onlara hakkın tâ kendisini getirmiştir; lâkin onların çoğu haktan hoşlanmıyor.
Yoksa, "Onda bir cinnet mi var" diyorlar! Hayır, o kendilerine hakkı getirdi ama onların çoğu haktan tiksinen kişilerdir.
yā eydürler mi anuñ delüligi var? belki geldi anlara ḥaķķ-ıla daħı eyregi anlaruñ ḥaķķı ħoş görmeyicilerdür.
Yā eydürler mi ki anuñ delülügi vardur? Bel ki geldi üzerlerine ḥaḳḳ‐ıla. Daḫıanlaruñ çoġı ḥaḳḳı sevmezler.
Yaxud: “Onda divanəlik var?” – dedilər. Xeyr, Peyğəmbər onlara haqqla (Qur’anla) gəldi. Lakin onların əksəriyyəti haqqı xoşlamır.
Or say they: There is a madness in him? Nay, but he bringeth them the Truth; and most of them are haters of the Truth.
Or do they say, "He is possessed"? Nay, he has brought them the Truth, but most of them hate the Truth.