Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 2904, sondan 3333. ayet; 25. sure ve bu surenin 49. ayetidir. Bu ayetin kelime sayisi 10, harf sayısı 46 ve toplam ebced değeri ise 2722 olarak hesaplanmıştır.
لنحيي به بلدة ميتا ونسقيه مما خلقنا انعاما واناسي كثيرا
لنحييبهبلدةميتاونسقيهمماخلقناانعاماواناسيكثيرا
Linuhyiye bihi beldeten meyten venuskiyehu mimmâ ḣalaknâ en’âmen ve enâsiyye keśîrâ(n)
48,49. O, rahmetinin önünde rüzgârları müjdeci olarak gönderendir. Ölü toprağı canlandıralım, yarattıklarımızdan birçok hayvanları ve insanları sulayalım diye gökten tertemiz bir su indirdik.
İnkârcıların, nefsânî tutkularını tanrılaştırırcasına akıl ve iz‘an yolundan saptıklarını bildirerek bu tutumun yanlışlığını vurgulayan âyetlerin ardından bu bölümde de insanın aklına, irfanına ve basiretine hitap eden deliller ortaya konmakta; insanın her an içinde yaşadığı tabiat olaylarındaki yaratıcı kudrete işaret eden ontolojik düzenden, bu düzeni kuran ve sürdüren ilâhî yasalardan bazı örnekler verilmekte; bu suretle insanlar, Kur’an’ın temel hedefi olan Allah’a imana ve hidayet yoluna davet edilmektedir. 50. âyetteki “... kendilerine” diye çevirdiğimiz beynehüm ifadesi lafzî olarak “aralarında” anlamına gelir. Ancak biz, bu ifadenin Türkçe anlatım tarzına en uygun karşılığının tercih ettiğimiz şekilde olduğunu düşünüyoruz. Bu âyet, Kur’an’da bazı bilgilerin, uyarıların, ibretli olayların vb. anlatımların yer yer aynı ifade kalıplarıyla sık sık tekrar edilmesinin sebebini de ortaya koymaktadır.
48,49. Rüzgârları rahmetinin (yağmurun) önünde müjdeci olarak gönderen O’dur. O (su) sayesinde ölü toprağı canlandırmak ve onunla yarattıklarımızdan hayvanlara ve insanlara su vermek için gökten tertemiz suyu biz indirmekteyiz.
Bu ayette “rahmet”le “yağmur” eşitlenmekte ve suyun insan hayatındaki önemine dikkat çekilmektedir. Yağmur nasıl ki kurak ve çöl olan ortamı yeşertip insana huzur veren ve hayatın devamı için imkânlar sunan bir şekle dönüştürüyorsa, vahiy de tıpkı kurak ve donuk olan hayatı adeta anlama ve canlılığa dönüştüren bir durum arz etmektedir.,Benzer mesajlar: A‘râf
7:57; Tâhâ
20:53; Nûr
24:43; Neml
27:63; Rûm
30:48; Fâtır
35:9.
48,49. Rüzgârları rahmet yağmurunun önünde müjdeleyici olarak gönderen O'dur. Ölü toprağı diriltmemiz ve yarattığımız hayvan ve insanlara su vermemiz için gökten tertemiz su indiriyoruz.
Ki o yağmurla ölü bir beldeyi canlandırmak, yaratmış olduğumuz hayvanları ve insanları suya kavuşturmak içindir.
Onunla ölü bir beldeyi (toprağı) canlandırmak ve yarattığımız hayvanlardan ve insanlardan birçoğunu onunla sulamak (ve ihtiyaçlarını sağlamak) için.
Onunla ölü şehri diriltelim, yarattığımız hayvanları ve insanların çoğunu suya kandıralım diye.
ki, onunla ölü toprağı yeşertip canlandıralım ve yine onunla hayvan olsun, insan olsun yaşattığımız nice canlıyı sulayalım.
Ölü toprağa can vermek, yarattığımız nice hayvanların ve insanların su ihtiyacını karşılamak için gökten su indirdik.
Onunla ölü bir beldeyi diriltelim ve yarattığımız hayvanlardan ve insanlardan bir çoğunu onunla sulayalım diye.
Onunla ölü bir beldeyi (toprağı) canlandırmak ve yarattığımız hayvanlardan ve insanlardan birçoğunu onunla sulamak için.
Ki onunla, bitkisiz ölü bir yeri diriltelim ve yarattığımız hayvanlarla bir çok insanlara su verelim.
Ki bir şehrin arazilerini onunla diriltiriz ve o suyu, yarattığımız nice hayvanlara ve insanlara içiririz.
48,49. Rahmetten önce, müjdeleyen yelleri gönderen O'dur; ölmüş olan bir kente can vermek, yaratıklar içinden yılkılarla, birçok insanları da sulamak için, gökten arı su indirdik!
(Yağmuru yağdırmaktaki amacımız) bu su ile ölü (kupkuru) bir yöreyi canlandırmak, yarattığımız çok sayıda hayvanın ve insanın su ihtiyacını karşılamaktır.
48,49. Rüzgarları rahmetinin önünde müjdeci gönderen O'dur. Ölü bir yeri diriltmek ve yarattığımız nice hayvan ve insanları sulamak için gökten tertemiz su indirmişizdir.
48, 49. Rüzgârları rahmetinin önünde müjdeci olarak gönderen O'dur. Biz, ölü toprağa can vermek, yarattığımız nice hayvanlara ve nice insanlara su vermek için gökten tertemiz su indirdik.
Ki onunla ölü bir ülkeyi diriltelim ve yarattığımız nice çiftlik hayvanlarını ve insanları onunla sulayalım.
Ki biz (o suyla) ölü toprağa can verelim, yarattığımız nice hayvanlara ve insanlara su sağlayalım, diye.
Diriltelim diye bununla ölü bir beldeyi ve sulayalım diye mahlûkatımızdan nice hayvan sürülerini ve bir çok insan kümelerini
Onunla ölü bir toprağa can verelim, yaratdığımız hayvanları ve bir çok insanları onunla sıvaralım diye.
Tâ ki onunla ölü bir yeri diriltelim ve yarattığımız birçok hayvanlara ve insanlara onunla su verelim.
Ölü bir beldeye o yağmurla hayat veririz, yarattığımız hayvanları ve insanları o su ile sularız.
48, 49. Rahmeti eseri olan yağmurun önünde rüzgârı müjdeci gönderen O/dur. «— Kuru bir memlekete [⁴] yeniden can verelim ve yarattıklarımızdan davarları, çölde bulunan birçok insanları suvaralım» diye gökten tertemiz su indirdik.
[4] Veya ma'mure olmayan bir memlekete.
Onunla ölü bir beldeyi (toprağı) canlandırmak ve yarattığımız hayvanlardan ve insanlardan birçoğunu onunla sulamak için (gökten tertemiz su indirmiş bulunmaktayız).
Ki, onun sayesinde ölü toprağı yeşertip yeniden canlandıralım ve yarattığımız nice hayvanların ve insanların kana kana su içmelerini sağlayalım.
Öyle ki bununla, ölmüş bir beldeyi canlandıralım; çokça insan ve hayvan olarak yarattığımız şeyleri sulayalım!
Biz (o rahmeti), ölü toprağı diriltmek, yarattığımız nice hayvanları ve insanları sulamak için (indirdik.)
ki onunla ölü toprağı yeşertip canlandıralım ve yine onunla, hayvan olsun, insan olsun, yarattığımız nice canlıyı suya kavuşturalım.
Böylece onunla ölü toprağa can veririz ve onunla yarattığımız nice hayvanın ve insanın su ihtiyacını karşılarız. 22/5- 6, 36/33, 43/11
ki, onunla ölü toprağı canlandıralım; yine onunla yaratmış olduğumuz bir nice hayvanı ve insanı sulayalım diye…
Tâ ki onunla ölü bir beldeyi ihya edelim ve yaratmış olduklarımızdan bir nice hayvanları ve birçok insanları sulayalım.
48, 49. Rüzgârları rahmetinin önünden müjdeci olarak gönderen de O'dur. Ölü diyarlara hayat vermek ve yarattığımız nice hayvanlara ve insanlara su vermek için gökten tertemiz suyu da Biz indirmekteyiz. [22, 5; 42, 28; 30, 50]
Ki onunla ölü bir ülkeyi diriltelim ve onunla yarattığımız hayvanlardan ve insanlardan birçoğunu sulayalım.
Bunu, ölü bir bölgeyi canlandıralım, yarattığımız en’amın (koyun, keçi, sığır ve deveyi) ve birçok insanın su ihtiyacını karşılayalım diye yaparız.
Onunla ölü bir şehri diriltelim ve onunla yarattığımız bir çok hayvanı ve insanı sulayalım.
Tâ ki ölmüş bir beldeyi onunla canlandıralım, yarattığımız nice hayvanlara ve insanlara ondan içirelim.
Ki onunla ölü bir beldeyi diriltelim ve onunla, yarattıklarımızdan bir takım hayvanları ve birçok insanları suvaralım.
tā dirildevüz anuñ-ile ölmiş iki daħı śuvaravuz anuñ-ile andan kim yarat(t)uķ yılķılar daħı ādemįler çoķ.
Anuñla diriltmeg‐içün ölmiş yirleri, daḫı içürmeg‐içün biz yaratduḳumuz ḥayvānlara ve çoḳ ādemīlere daḫı.
Onunla ölü bir yerə can verək, yaratdığımız heyvanları və bir çox (bütün) insanları sirab edək!
That We may give life thereby to a dead land, and We give many beasts and men that We have created to drink thereof.
That with it We may give life to a dead land, and slake the thirst of things We have created,-(3106) cattle and men in great numbers.*
3106 The whole cycle of water-sea, clouds, rain or hail or snow, rivers, and sea again-is a remarkable illustration of the processes of nature making Allah's providence visible to us. The salts of the sea sanitate and purify all the filth that pours into it. Water action, in the form of rain, frost, glaciers, rivers, lakes, etc., is responsible for the building up and configuration of the crust of the earth, and is the chief agent in physical geography. A parched desert quickly comes to life under the action of water. All drinking water, whether derived from rivers, canals, lakes, reservoirs, springs, wells, or waterworks of any kind, are ultimately traceable to rain. The connection of life with water is intimate. The physical basis of life itself, protoplasm, is, in great part, water: see
25:54 below.