Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 2860, sondan 3377. ayet; 25. sure ve Furkan Suresinin 5. ayetidir. Furkan Suresi 5. ayetinin kelime sayisi 9, harf sayısı 47 ve toplam ebced değeri ise 2437 olarak hesaplanmıştır. Furkan Suresinin toplam ebced değeri 292301 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
Arapça Metin
وقالوا اساطير الاولين اكتتبها فهي تملى عليه بكرة واصيلا
Mekkeli putperestler, aslında Kur’ân-ı Kerîm’in hükümlerini kendi bâtıl inançları, zulme dayanan mevcut düzenleri için zararlı gördüklerinden, onun etkisini değişik yollardan önlemeye çalışıyorlardı. Bu yollardan biri de Resûlullah’ın “birilerinden”, yani o dönemde Mekke’de bulunan birkaç Ehl-i kitap mensubundan da yardım alarak Kur’an’ı kendisinin uydurduğu iddiasıydı. Gerçi Resûlullah’ın genellikle köle sınıfından olan birkaç hıristiyanla görüştüğü söylenmektedir. Bunun da sebebi, onların inançlarının putperestlerinkine göre doğruya daha yakın oluşuydu. Ancak Kur’ân-ı Kerîm gibi mükemmel bir kitabı böyle rastgele kişilerden aldığı bilgilerle oluşturması saçma bir iddia olmaktan öte gidemezdi (bu hususta ayrıntılı bilgi ve eleştiriler için bk. Ateş, VI, 244-246; ayrıca bk. Nahl 16:103). 6. âyette putperestlerin iddiaları reddedilirken “Onu, göklerin ve yerin sırlarını bilen Allah indirdi” buyurulması şu gerçeğe işaret etmektedir: Kur’an, Allah’ın yardımı olmadan hiçbir insanın, kendi beşerî yetenekleriyle ulaşamayacağı zenginlikte sırlar, gayb âlemine ilişkin bilgiler, kurallar ve gerçekler içermektedir; dolayısıyla Kur’an’ın insan değil Allah’ın sözü olduğunu kanıtlayan delil yine Kur’an’ın kendisidir, onun içeriğidir.
Mehmet Okuyan
(Müşrikler) “Bu (ayetler, başkasına) yazdırıp sabah akşam kendisine okunmakta olan öncekilerin masallarıdır!” dediler.
Ve yine derler ki: “Bu (Kur’an’ı) bir başkasına yazdırmış olup (ezberlemesi için) kendisine sabah akşam okunup tekrarlanan, geçmişlerin uydurduğu masalların (benzeri şeylerdir) ”.
Bu âyette, bazı kâfirlerin, Kur’an âyetlerinin önceki kavimlerin masallarından ibaret olduğu, Hz. Peygamber’in bunları başkalarına yazdırdığı ve ezberlemesi için kendisine sabah-akşam okunduğu yolundaki ifadelerinden sözedilmektedir. Tefsirlerde genellikle tercih edilen bu mana esas alındığında, âyetin dikkat çekici bir hususa işaret ettiği görülür, ki bu, Hz. Peygamberin ümmî olduğunun yani okuyup yazma bilmediğinin münkirlerce de bilinmekte ve kabul edilmekte oluşudur.
Edip Yüksel
Dediler, "Yazıp durduğu şey evvelkilerin masallarıdır; gece gündüz kendisine dikte edilmektedir."
“Bu (Kur’an) önceki toplumların kaleme alıp yazdığı, sonra sabah akşam ona (elçiye) başkaları tarafından yazdırılan masallardan başka bir şey değil” dediler.
İsmail Hakkı İzmirli Furkan Suresi 5. Ayet Açıklaması
[1] Yani kendisine Kur'an öğretiliyor. Vaktiyle namaz yalnız sabah ve akşam vakitlerinde farz olmakla bu iki vakitte Müslümanlar huzur-u risalette toplanırlar, nâzil olan âyetleri yazarlardı. Yahut sabah ve akşam âyetler ona vahiyolunur.
Kadri Çelik
Ve dediler ki: “(Bu,) Geçmişlerin uydurduğu masallardır, bir başkasına yazdırmış olup kendisine sabah akşam dikte ettirilmektedir.”
Ve insafsızca iftiraya devam ederek, “Bu Kur’an, önceki milletlerin efsânelerinden, masallarından başka bir şey değildir; Muhammed, —kendisi okuma yazma bilmediği için— onu başkalarına yazdırmış; bu hikâyeler, gece gündüz ona okunup duruyor. Bu yüzden hepsini ezberden okuyabiliyor!” diyorlar.
– Yine onlar: “Bu Kuran, ezberlemesi için sabah akşam kendisine okunan öncekilerin efsanelerinden başka bir şey değildir” dediler. 16/24, 23/83, 27/68, 83/13
Ayrıca: “Onun söyledikleri, kendisi için yazdırtmış olduğu ve sabah akşam kendisine dikte ettirilen önceki nesillerin efsanelerinden başka bir şey değildir” dediler.
Müşrikler Hz. Peygamber (a.s.)’dan 40 yaşından sonra her yönü ile mükemmel bir eser görüp onu Allah’ın kelamı kabul etmeyince kaynak aramaya mecbur kaldılar. Az çok yazı çiziştiren bir iki azatlı köleden başkasını bulamadılar: Addas, Yesar ve Cebr. Halbuki bunlar gibi yüzlercesi bir araya gelse bile Kur’ân’a benzeyen bir eser ortaya koyamazlardı. Diğer taraftan, eski efendilerine rağmen onların Hz. Peygamberin safına katılmaları düşünülemezdi. Onun yanında yer almaları, canlarından daha değerli gördükleri bir hakikat bulduklarını gösterir. Hem öğretmiş olsalar, çıraklarına bağlanıp teslim olabilirler miydi? İşte daha bunun gibi gerekçeler sebebiyledir ki Kur’ân onların bu iddialarını “kesin bir yalan söyleyip zulmediyorlar.” diyerek kestirip atmıştır.
Süleyman Ateş
Dediler: "Evvelkilerin masalları, onları yazmış, sabah akşam onlar kendisine yazdırılıyor."