Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 3032, sondan 3205. ayet; 26. sure ve bu surenin 100. ayetidir. Bu ayetin kelime sayisi 4, harf sayısı 14 ve toplam ebced değeri ise 803 olarak hesaplanmıştır. Bu sure طسم hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette ط (0) س (0) م (2) bulunuyor.
“İşte bu yüzden bizim şefaatçilerimiz yok.”
Dünyada bâtıl tanrılara tapanlar âhirette o tanrıların kendileri için hiçbir işe yaramadığını görünce dünyada yaptıklarına pişmanlık duyarak kendilerinin yanlış yola saptıklarını itiraf ederler; uydurma tanrıları âlemlerin rabbi olan Allah’a denk tuttukları için hem kendilerini hem de sapmalarına sebep olan önderleri kınarlar, fakat pişmanlık fayda vermez. Zira orada onları kurtaracak dost veya şefaatçi olmadığı gibi dünyaya geri dönüp kurtuluşa erdirecek iman ve amel etme talepleri de kabul edilmez (şefaat ve şefaatçiler hakkında bilgi için bk. Bakara
2:48, 255). Râzî’ye göre putperestlerin âhirette tanrılarını görmeleri ve onlara hitap etmeleri mümkün değildir. Onların ancak suretlerini görecekler ve dünyada yaptıklarına pişman olarak putlara tapmakla büyük hata ettiklerini itiraf edeceklerdir (XXIV, 152). 105-122. Bu âyet kümesi incelendiğinde Hz. Nûh’un davetinin esaslarıyla Hz. Mûsâ ve Hz. İbrâhim’in davetini anlatan âyetlerdeki ilkelerin öz ve içerik olarak aynı olduğu görülmekte; kezâ bu peygamberin tebliğde bulunduğu toplulukların inançları ve hak din karşısındaki tavırları arasında da büyük bir benzerlik olduğu anlaşılmaktadır. Sonuç itibariyle her üç peygambere dair âyetler grubunda da aynı mesajlar verilmiştir (Hz. Nûh’un kıssası hakkında ayrıntılı bilgi için bk. Hûd
11:25-49).
Bizim için şefaatçiler de yok.
96,97,98,99,100,101,102. Cehennemde putlarıyla çekişerek şöyle derler: “Vallahi, biz apaçık bir sapıklıkta idik; çünkü biz sizi âlemlerin Rabbine eşit tutmuştuk; biz apaçık bir sapıklık içindeymişiz. Şimdi ne şefaatçimiz ne de bir dostumuz vardır. Keşke geriye dönüşümüz olsa da inananlardan olsak.”
“Artık şefaat¹ edecek kimsemiz de yok.”
“Şimdi artık bizim için ne bir şefaatçi vardır,”
Artık ne şefaatçilerden bir şefaatçi var bize.
Ama şimdi, ne bir arka çıkanımız var,
“Bak, bizim şefaat edenlerimiz yok.”
Artık bizim şefaatçilerimiz yok.
'Artık bizim için ne bir şefaatçi var,'
Artık bizim için ne şefaatçılar var,
100, 101. “Artık bizim için, ne bir şefaatçi ne de sıcak (samimi) bir dost bulunur.”
100-101. “İşte bu yüzden artık bizim için ne şefaatçiler var ne de yakın bir dost.”
96,97,98,99,100,101,102. Orada putlarıyla çekişerek: "Vallahi biz apaçık bir sapıklıkta idik; çünkü biz sizi Alemlerin Rabbine eşit tutmuştuk; bizi saptıranlar ancak suçlulardır; şimdi şefaatçimiz, yakın bir dostumuz yoktur; keşke geriye bir dönüşümüz olsa da inananlardan olsak" derler.
100, 101. Şimdi artık bizim ne şefaatçilerimiz var, ne de yakın bir dostumuz.
"Şimdi bizim ne şefaatçımız var."
"Bak bizim için ne şefaatçiler var,"
Bak şimdi bizim için ne şefaatciler var
Artık bizim için ne şefaatçiler (den bir kimse),
100,101. “Şimdi artık bizim, ne şefâatçilerimiz, ne de yakın bir dostumuz vardır!”
“Artık şu an bize yardım (şefaat) edebilecek kimse yok.”
100, 102. «— Bugün bize şefa/at edecek kimsemiz yok, candan bir dostumuz yok. Ne olurdu! Bir kere daha dünyaya dönseydik de mü/minlerden olsaydık!»
“Artık bizim için ne bir şefaatçi var…”
Ama şimdi, ne bizi Allah’ın gazâbından kurtaracak şefaatçilerimiz var,
“Şimdi bizim için ne bir şefaatçi vardır,”
100,101. “Şimdi bizim ne bir arka çıkanımız var. Ne de bir candan dostumuz”.
Ama şimdi ne bir arka çıkanımız var,
Şimdi, artık ne bir şefaatçimiz var. 6/94, 7/53
gel gör ki, şimdi bize arka çıkan ne bir kimse var
«Artık bize ne şefaat edicilerden var.»
96, 97, 98, 99, 100, 101, 102. Orada putlarıyla çekişirken şöyle derler “Vallahi de, tallahi de biz besbelli bir sapıklık içinde imişiz! ”“Çünkü biz sizi Rabbülâlemin ile bir tutuyorduk. Ama bizi saptıranlar da, o mücrimler oldu. “Şimdi artık ne şefaatçimiz var bizim, ne candan bir dostumuz! ” “Ah! Ne olurdu, imkân olsa da dünyaya bir dönsek ve müminlerden olsaydık! ” [36, 56; 40, 47; 7, 53; 38, 64]
Siyaktan iyice anlaşıldığı üzere âyet, kâfirler lehindeki şefaati reddetmektedir. Yoksa müminler hakkındaki şefaati inkâr edenlerin bu âyeti ileri sürmeleri geçersizdir.
Şimdi artık bizim ne şefa'atçilerimiz var,
Artık bizi ne kayıracak biri var,
Şimdi, bir şefaatçimiz de yok..
“Şimdi ne bir şefaatçimiz var bizim,
"Artık ne şefaatçilerimiz var,
100-101. “pes yoķdur bizüm hįç şafa'at eyleyiciler ne daħı dost ħıśım.”
Pes bize hīç şefā‘at eyleyiciler yoḳdur.
İndi artıq nə şəfaət edən kimsələrimiz,
Now we have no intercessors
"´Now, then, we have none to intercede (for us),