Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 3061, sondan 3176. ayet; 26. sure ve bu surenin 129. ayetidir. Bu ayetin kelime sayisi 4, harf sayısı 24 ve toplam ebced değeri ise 3693 olarak hesaplanmıştır. Bu sure طسم hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette ط (0) س (0) م (2) bulunuyor.
وتتخذون مصانـع لعلكم تخلدون
Vetetteḣiżûne mesâni’a le’allekum taḣludûn(e)
“İçlerinde ebedî yaşama ümidiyle sağlam yapılar mı ediniyorsunuz?”
“Yüksek yer” diye çevirdiğimiz rî‘ kelimesi “yol” mânasına da geldiği için 128. âyeti “Siz boş şeylerle uğraşarak her yol üstüne bir anıt mı dikersiniz?” şeklinde tercüme etmek mümkündür. Hz. Hûd, kavminin âhiret hayatını unutup tamamen dünya hayatı ve zevklerine yöneldiklerini, Allah’a ortak koşarak O’na ibadeti terkettiklerini görünce böyle bir uyarıda bulundu. Çünkü güçlü ve zengin olan kavmi daha önce din ve ahlâk kurallarına uygun olarak doğru yolda yürürken bilâhare güçlerine ve servetlerine güvenerek Allah’ı, peygamberi ve Allah’ın gönderdiği dini tanımaz duruma gelmişlerdi. Kur’an’ın verdiği bilgiye göre bunlar (Yemen’de İrem adında) bir şehir kurmuş, müreffeh bir şekilde yaşıyorlardı. Muhteşem sarayları, kaleleri, bağları, bahçeleri vardı (krş. Fecr
89:6-8). Tefsirlerde bildirildiğine göre bunlar, çöllerde yolcuların yollarını yitirmemeleri için yol kenarlarına, özellikle tepelere güvercin kaleleri, kuleler, âbideler ve alâmetler dikmişlerdi; su biriken yerlerde ise sarnıçlar yapılmıştı; kışın yağmur suları bu sarnıçlarda biriktirilir, yazın ihtiyaç anında kullanılırdı. Özellikle çölde susuz kalan yolcular bu sarnıçlardan yararlanırlardı. İşlek yollardan gelip geçenlerle oyalanıp eğlenmek için hâkim noktalara binalar yaptıkları da zikredilmiştir (İbn Âşûr, XIX, 165-168). Kısacası Âd kavmi güçlü ve müreffeh bir toplum haline gelmişti; yeryüzünde kendilerinden daha güçlü kimsenin bulunmadığı kanaatinde idiler (bk. Fussılet
41:15). 130. âyet onların gerçekten güçlü olduklarına işaret etmektedir.
Sürekli kalacağınızı umarak sağlam yapılar yapıyorsunuz.
“Ebedî kalacağınız ümidiyle saraylar mı edineceksiniz?”
“Hiç ölmeyeceğinizi sanarak sağlam yapılar ediniyorsunuz.”
"Ölümsüz kılınmak umuduyla sanat yapıları mı ediniyorsunuz?"
Sağlam yapılar, kaleler yaparsınız da ebedi kalacağını mı umarsınız?
Dünyada ebedi kalacağınızı umarak, sağlam köşkler ve kaleler mi ediniyorsunuz?
“Koca koca köşkler, şatolar, saraylar, âbideler, fabrikalar dikerek, ebedî yaşayacağınızı mı umuyorsunuz?”
Sonsuza kadar yaşayacağınız umuduyla sağlam yapılar mı ediniyorsunuz? [2]
2.Ayeti kerimenin metninde geçen "mesani`" kelimesinin anlamı hakkında tefsirlerde değişik açıklamalar bulunmaktadır. Bazı müfessirlere göre bununla kastedilen yeraltındaki su mahzenleri veya havuzlardır. Bazılarına göre ise sağlam köşkler ve binalardır. Bir başka açıklamaya göre de sanat incelikleriyle inşa edilmiş gösterişli konaklardır.
'Ölümsüz kılınmak umuduyla sanat yapıları mı ediniyorsunuz?'
Dünyada ebedî kalacakmışsınız gibi, bir takım saraylar ve havuzlar da ediniyorsunuz?
“Ve (dünyada ebedî) kalacakmışsınız gibi kaleler ediniyorsunuz.”
Sonsuz kalacak gibi, birtakım yapılar yapmaktasınız
“İçlerinde ebedî yaşama ümidiyle sağlam yapılar mı edineceksiniz?”
124,125,126,127,128,129,130,131,132,133,134,135. Kardeşleri Hud, onlara: "Allah'a karşı gelmekten sakınmaz mısınız? Doğrusu ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim; Allah'tan sakının ve bana itaat edin. Buna karşı sizden bir ücret istemiyorum; benim ecrim ancak Alemlerin Rabbine aittir. Siz her yüksek yere koca bir bina kurup, boş şeyle mi uğraşırsınız? Temelli kalacağınızı umarak sağlam yapılar mı edinirsiniz? Yakaladığınızı zorbaca mı yakalarsınız? Artık Allah'tan sakının ve bana itaat edin. Bildiğiniz şeyleri size verenden sakının; davarları, oğulları, bahçeleri ve akarsuları size O vermiştir. Doğrusu hakkınızda büyük günün azabından korkuyorum" dedi.
Temelli kalacağınızı umarak sağlam yapılar mı ediniyorsunuz?
Bu yapılar hakkında, muazzam köşkler, müstahkem kaleler, su mahzenleri gibi tefsirler yapılmıştır.
"Ebedi kalırsınız diye sağlam yapılar mı edinirsiniz?"
"Temelli kalacağınızı umarak sağlam yapılar mı edinirsiniz?"
Bir takım masnuat da ediniyorsunuz ki sanki muhalled kalacaksınız
«Ebedî kalacağınızı umarak yer altında su mahzenleri edinir misiniz»?
Ve “(Dünyada) ebedî kalırsınız ümîdi ile sağlam yapılar mı ediniyorsunuz?”(1)
(1)“Senin iktidârın kısa, bekān az, hayâtın mahduddur (sınırlıdır). Ömrün günleri ma‘dûd (sayılı), herşeyin fânîdir. Öyle ise şu kısa fânî ömrünü, fânî şeylere sarf etme ki fânî olmasın. Bâkī (ölümsüz)şeylere sarf et ki, bâkī kalsın. Evet, yaşadığın ömürden dünyada göreceğin istifâde ancak yüz sene olur. Bu yüz sene ömrünü yüz tâne hurma çekirdeği farz edelim. Bu çekirdekler iskā edilip (su verilip)muhâfaza edilirse, اِلٰي ماَشاَءَ اللّٰهُ (Allah-ü Teâlâ’nın dilediği vakte kadar) meyve verecek yüz tâne ağaç olur. Aksi takdirde ateşe atıp yakmaktan başka bir istifâde te’mîn etmez. Kezâlik (bunun gibi), senin o yüz senelik ömrün dahi şeriat suyuyla sulanır ve âhirete sarf edilirse, âlem-i bekāda (âhirette) ilelebed(sonsuza dek) meyvelerinden istifâde edeceksin.” (Mesnevî-i Nûriye, Zerre, 162)
“Ölümsüzleştirsin diye, yapılar yapıyorsunuz.”
128, 129. «— Siz her yüksek tepede bir alâmet bina edip gelip geçenle eğleniyorsunuz; öyle mi? [³] Dünyada daim kalacaksınız diye sarnıçlar mı yapıyorsunuz? [⁴]»;
[3] Veya yüksek tepelerde köşklerle iftihar edersiniz veya bana gelip gidenlerle eğlenirsiniz veya yolcular için alâmet korsunuz, Öyle mi?[4] Veya sağlam köşkler, burçlar mı yapıyorsunuz? Yani hem mütekebbirsiniz, hem tul-ü emel, gaflet sahibisiniz.
“Ebedi kalacakmışsınız gibi bir takım muhteşem yapıtlar mı ediniyorsunuz?”
“Ve sanki hiç ölmeyecekmiş gibi, ömrünüzün sonuna kadar lüks villalar, gösterişli köşkler ve saraylar mı edineceksiniz?”
“Sürekli kalmanız için sanat yapım yerleri ediniyorsunuz”.
“(Dünyada) ebedî kalacağınızı umarak bir takım sanayiler1 mi kuruyorsunuz.”
1 (مَصَانِعُ) kelimesi; sanat evleri ve fabrikalar anlamına gelir. Demek ki o zaman da sanayinin bir ifratı varmış ve toplumun yararı, ahlâkı gözetilmeyerek sırf maddî menfaatler için insanlara sanayi ile zulüm yapılıyormuş. Buradan zararlı olan sanayinin uygun olmadığı anlaşılabilir.
Ve sonsuza kadar yaşayacağınız kuruntusuyla, sapasağlam malikaneler mi edineceksiniz? 57
Yoksa siz görkemli ve sağlam binalar yaparak sonsuza kadar yaşamayı mı umuyorsunuz? 7/65...72
Görkemli binalar kondurarak sürekli yaşayacağınızı mı umuyorsunuz?
«Ve birtakım sağlam köşkler de ediniyorsunuz. Sankı daimî kalacaksınız?»
128, 129, 130. Siz her yol üzerinde, gelip geçenleri şaşırtmak için bir alamet yapıp saçma sapan şeylerle mi uğraşırsınız? O muazzam yapıları dünyada ebedî kalmak gayesiyle mi inşa ediyorsunuz? Başkalarının hukukuna karşı hiç sınır tanımadan hep böyle zorbalık mı yapacaksınız? [89, 6-7; 53, 50; 41, 15; 46, 25; 69, 7]
Hz. Hud o binaların sadece plan, sayı ve ihtişamlarına değil, aynı zamanda bu israflı yapıların o milletin ahlâk, kültür ve medeniyeti üzerindeki yakın etkilerine de itiraz etmiş oluyordu.
Belki ebedi yaşarsınız diye köşkler (ve müstahkem kaleler) ediniyorsunuz?
Belki ölümsüzleşirsiniz diye yapıların sağlam olmasını da ilke edinmişsiniz.
Ebedi kalacağınızı umarak sağlam yapılar mı yapıyorsunuz?
“İçinde temelli kalacakmış gibi sağlam ve süslü köşkler mi ediniyorsunuz?
"Sanayi üreten yerler edinerek sonsuzlaşmak ümidine mi düşüyorsunuz?"
“daħı dutar mısız ķal'alar sanasız ebed ķalasız?”
Daḫı ḳal‘alar idinürsiz, ṣanursız ki dünyāda diri ḳalasız.
Sanki (dünyada) əbədi qalacaqsınız deyə (yeraltı) su hövzələri (qalalar, yaxud qəsrlər) tikirsiniz!
And seek ye out strongholds, that haply ye may last for ever?
"And do ye get for yourselves fine buildings in the hope of living therein (for ever)?