Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 3115, sondan 3122. ayet; 26. sure ve bu surenin 183. ayetidir. Bu ayetin kelime sayisi 9, harf sayısı 42 ve toplam ebced değeri ise 3986 olarak hesaplanmıştır. Bu sure طسم hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette ط (0) س (3) م (2) bulunuyor.
ولا تبخسوا الناس اشياءهم ولا تعثوا في الارض مفسدين
ولاتبخسواالناساشياءهمولاتعثوافيالارضمفسدين
Velâ tebḣasû-nnâse eşyâehum velâ ta’śev fî-l-ardi mufsidîn(e)
“İnsanların mallarını ve haklarını eksiltmeyin. Yeryüzünde bozgunculuk yaparak karışıklık çıkarmayın.”
Eyke, “sık ağaçlı yer” anlamına gelir. Bazı müfessirlere göre Eyke ile Medyen aynı yerin adı, halkları da aynı halktır; bazılarına göre ise bunlar iki ayrı yerin adıdır, halkları da aynı ırkın iki koludur. Medyen halkı şehirde, Eyke halkı ise Medyen çevresinde bir vadide yaşıyorlardı (İbn Kesîr, VI, 168; İbn Âşûr, XIV, 71; Eyke hakkında bilgi için bk. Hicr
15:78-79; İbn Âşûr, XIX, 182-184). Medyen, Hicaz bölgesi ile Suriye ticaret yolu üzerinde, Akabe körfezine yakın bir yerleşim merkezidir. Şehir adını Hz. İbrâhim’in oğlu Medyen’den almıştır (bilgi için bk. A‘râf
7:85-87). Şuayb aleyhisselâm Hz. İbrâhim’in dördüncü kuşaktan torunu olup Medyen ve Eyke halkına gönderilmiş bir peygamberdir. O da diğer peygamberler gibi inkârcı ve putperest halkına önce Allah’tan başka tanrı olmadığını, her şeyi ve herkesi O’nun yarattığını anlattı, halkını yalnızca O’na kulluk etmeye çağırdı. Medyen halkı putperestliğinin yanında toplumsal ahlâk, özellikle ticaret ahlâkı bakımından çok bozulmuştu. Bolluk ve bereket içinde yaşamalarına rağmen ahlâk kurallarını çiğneyerek alışverişlerinde karşı tarafı zarara sokacak hileli işler yapıyorlardı. Hz. Şuayb, ölçüyü tartıyı eksik tutmamaları, adaleti gözetmeleri ve düzgün ölçüp tartmaları, çıkarları uğruna insanların mallarının değerini düşürmemeleri ve yeryüzünde fesat çıkararak ülke düzenini bozmamaları hususunda onlara uyarılarda bulundu; böylece hak dinin tevhid ve adalet ilkelerini toplumda yerleştirmeye çalıştı.
İnsanlara eşyalarını eksik vermeyin! Yeryüzünde bozguncular olarak karışıklık çıkarmayın!
“İnsanların eşyalarını eksiltmeyiniz! Yeryüzünde kesinlikle bozgunculuk yapmayınız!”
“İnsanların mallarını değerinden düşürmeyin. Bozgunculuk yaparak yeryüzünde karışıklık çıkarmayın.”
"İnsanların eşyasını değerden düşürüp-eksiltmeyin (emeği ve üretimi sömürmeyin, ihtikârcılığa ve faiz sahtekârlığına yönelmeyin) ve yeryüzünde bozguncular olarak karışıklık çıkarmayın."
İnsanların haklarından hiçbir şeyi eksiltmeyin ve yeryüzünde bozguncu olmayın.
İnsanların hakettikleri şeylerden, yoksun bırakmayın ve yeryüzünde bozgunculuk yaparak, karışıklık çıkarmayın.
“İnsanların mallarını eksik teslim etmeyin, değerlerini düşürmeyin, bedellerini eksik ödemeyin, mallarını kötülemeyin, haksız rekabet yapmayın, aldatarak, hile yaparak, fırsat kollayarak, gasp ederek insanların haklarını zayi etmeyin, zayiine sebep olmayın. Yeryüzünde, ülkede kurulu nizamı bozmaya soyunarak, bozgunculara katılarak bozgunculuğu, kargaşayı, nankörlüğü, küfrü devam ettirmeyin.”
İnsanların haklarını kısmayın. Yeryüzünde bozgunculuk yaparak karışıklık çıkarmayın.
'İnsanların eşyasını değerden düşürüp-eksiltmeyin ve yeryüzünde bozguncular olarak karışıklık çıkarmayın.'
İnsanların mal ve haklarını düşürmeyin ve yeryüzünü yağmacılıkla, ihtilâlcilikle fesada vermeyin.
İnsanlara eşyalarını eksik olarak vermeyin. Ve yeryüzünde bozguncular olarak koşturmayın.
Hiç kimsenin bir şeyinden kesmeyin, yeryüzünde kötülükle, fesat çıkarmayınız
İnsanların mallarına düşük değer biçmeyin! Yeryüzünde kargaşa çıkarıp düzeni bozmayın!”
177,178,179,180,181,182,183,184. Şuayb onlara: "Allah'a karşı gelmekten sakınmaz mısınız? Doğrusu ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim. Artık Allah'tan sakının ve bana itaat edin. Ben buna karşı sizden bir ücret istemiyorum, benim ecrim ancak Alemlerin Rabbine aittir. Ölçüyü tam yapın, eksiltenlerden olmayın. Doğru terazi ile tartın. İnsanların hakkını azaltmayın. Yeryüzünde bozgunculuk yaparak karışıklık çıkarmayın. Sizi ve daha önceki nesilleri yaratandan korkun" dedi.
İnsanların hakkı olan şeyleri kısmayın. Yeryüzünde bozgunculuk yaparak karışıklık çıkarmayın.
"Halkın hakkını kısmayın ve yeryüzünde kötülük işleyerek karışıklık çıkarmayın."
"Halkın eşyalarını değerinden düşürmeyin. Yeryüzünde bozgunculuk yaparak karışıklık çıkarmayın."
Halkın eşyalarını değerinden düşürmeyin ve yer yüzünü ihtilâlcılıkla fesada vermeyin
«İnsanların hakkından bir şey'i kısmayın. Yer (yüzün) de fesadcılar olarak bozgunculuk etmeyin».
“İnsanlara eşyâlarını eksik vermeyin ve yeryüzünde fesad çıkaran kimseler olarak bozgunculuk yapmayın!”
“İnsanların tartı ve ölçü ile aldıklarını eksiltmeyin ve yeryüzünde bozgunculuk yapanlardan olup da kargaşa çıkarmayın.”
«— İnsanların hukukundan hiçbir şey eksiltmeyin [⁴], yeryüzünde fesat çıkararak fesatla uğraşmayın».
[4] Malı artık ölçüp eksik satmayın.
“İnsanların eşyasını değerden düşürüp eksiltmeyin ve yeryüzünde bozguncular olarak karışıklık çıkarmayın.”
“İnsanları hak ettikleri şeylerden yoksun bırakmayın; batıl davranışlarınızla, yeryüzünde bozgunculuk çıkarmayın!”
“İnsanlar’a eşyalarını (değer bakımından) azaltmayın! Bozgunculuk yaparak Yeryüzü’nde karışıklık çıkarmayın!”.
“Ve İnsanların mallarına haksızlık etmeyin1 ve yeryüzünde bozguncular olarak fesat çıkartmayın.”
1 Âyetin bu bölümü: “…mallarından dolayı insanları hafife almayın…” şeklinde de tercüme edilebilir.
insanları hak ettikleri şeylerden yoksun bırakmayın; 75 ve yeryüzünde bozgunculuk yaparak karışıklık çıkarmayın;
İnsanların mal ve eşyalarını eksik değer biçerek değerinden düşürmeyin. Böylece memlekette dirlik ve düzeni bozmayın. 2/188
İnsanları hakları olan şeylerden mahrum bırakmayın ve kötülüğü yaygınlaştırarak yeryüzünde ahlâkî çürümeye meydan vermeyin![3258]
[3258] Ta’seve verdiğimiz bu anlam için bkz:
2:60, not 106.
«Ve nâsa eşyalarını noksan yapmayın ve yerde müfsitler olarak fesat çıkarmayın.»
182, 183. Doğru terazi ile tartın, halkın hakkından bir şey kısmayın. Ülkede bozgunculuk yaparak nizamı bozmayın!
İnsanların haklarını kısmayın. Yeryüzünde bozgunculuk yaparak karışıklık çıkarmayın.
İnsanların malını, sinsice eksiltmeyin; bozgunculuk yaparak ortalığı karıştırmayın.
İnsanların eşyalarını değerinden düşürmeyin. Yeryüzünde bozgunculuk yaparak, karışıklık çıkarmayın.
“Halkın malını çalıp çırpmayın. Fesat çıkarıp da memleketi birbirine katmayın.
"Halkın eşyasını, değerlerini düşürerek almayın. Yeryüzünde, bozguncular olarak fesat çıkarmayın!"
“daħı eksmeñ ādemįlere nesenelerini daħı fesād eylemeñ yirde fesād eyleyicilerken.”
Daḫı ḫalḳuñ nesneleri[n] eksiltmeñüz, daḫı yir yüzinde fesād eylemeñüz.
İnsanların haqqını azaltmayın! (Camaatın malını əskiltməyin. Kimin haqqı nədirsə, onu da verin!) Yer üzündə fitnə-fəsad törətməyin!
Wring not mankind in their goods, and do not evil, making mischief, in the earth.
"And withhold not things justly due to men, nor do evil in the land, working mischief.