Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 3118, sondan 3119. ayet; 26. sure ve bu surenin 186. ayetidir. Bu ayetin kelime sayisi 9, harf sayısı 35 ve toplam ebced değeri ise 3664 olarak hesaplanmıştır. Bu sure طسم hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette ط (0) س (0) م (3) bulunuyor.
وما انت الا بشر مثلنا وان نظنك لمن الكاذبين
وماانتالابشرمثلناواننظنكلمنالكاذبين
Vemâ ente illâ beşerun miślunâ ve-in nezunnuke lemine-lkâżibîn(e)
“Sen sadece bizim gibi bir insansın. Biz senin yalancılardan olduğunu sanıyoruz.”
Şuayb’ın insanları gerçeğe, doğruluk ve dürüstlüğe çağırmasına karşılık onlar peygamberi büyülenmiş biri olarak tanıtıp onun aklî melekelerini yitirdiğini, şuurunun bozulmuş olduğunu, bu sebeple Allah tarafından peygamber olarak gönderilmesinin mümkün olmadığını söyleyerek onu halkın gözünde küçük düşürmeye çalıştılar. Ayrıca beşerden peygamber olamayacağı kanaatini taşıdıkları için onun peygamberlik davasında bulunmasını yalancılık olarak değerlendirdiler. Şayet iddiasında samimi ise Allah tarafından gönderilmiş elçi olduğunu ispatlayacak bir delil getirmesini, meselâ üzerlerine gökten azap yağdırmasını istediler. Ancak Hz. Şuayb onların neye ve hangi azaba lâyık olduklarını Allah Teâlâ’nın daha iyi bildiğini ifade etti.
Sen de ancak bizim gibi bir insansın. Biz seni şüphesiz ki yalancılardan sanıyoruz.
“Sen de sırf bizim gibi bir insansın. Senin kesinlikle yalancılardan olduğunu sanıyoruz.”
“Sen de bizim gibi bir beşerden başka bir şey değilsin. Kesinlikle yalancı olduğunu düşünüyoruz.”
"Sen sadece, benzerimiz olan bir beşerden başkası değilsin ve biz senin gerçekte yalancılardan olduğunu zannetmekteyiz."
Ve bizim gibi insandan başka bir şey de değilsin sen ve biz seni mutlaka yalancılardan sanmadayız.
Ve bizim gibi bir insandan başka birşey de değilsin. Biz seni mutlaka yalancılardan sanıyoruz.
“Sen de, sadece bizim gibi bir insansın. Biz senin yalancılardan olduğunu düşünüyoruz.”
Sen bizim gibi bir beşerden başkası da değilsin. Biz senin mutlaka yalancılardan (olduğunu) sanıyoruz.
'Sen, yalnızca benzerimiz olan bir beşerden başkası değilsin ve senin gerçekte yalancılardan olduğunu sanıyoruz.'
Sen ancak bizim gibi bir insansın. Doğrusu biz, seni muhakkak yalancılardan sanıyoruz.
Ve sen bizim gibi bir insan olmaktan başka bir şey değilsin. Biz kesinlikle senin yalancılardan olduğunu sanıyoruz.
Ancak, sen bizim gibi bir insansın, sanırız ki yalancısın!
“Sen sadece bizim gibi bir insansın. Biz senin yalancılardan olduğunu düşünüyoruz.”
185,186,187. "Sen ancak büyülenmişin birisin. Bizim gibi bir insandan başka bir şey değilsin. Doğrusu seni yalancılardan sanıyoruz. Eğer doğru sözlü isen göğün bir parçasını üstümüze düşür" dediler.
Sen de, ancak bizim gibi bir beşersin. Bil ki, biz seni ancak yalancılardan biri sayıyoruz.
"Sen sadece bizim gibi bir insansın ve biz senin yalan söylediğine inanıyoruz."
"Sen de bizim gibi bir beşerden başka nesin? Bil ki, biz seni ancak yalancılardan biri sayıyoruz."
Sen bizim gibi bir beşerden başka nesin, doğrusu biz seni her halde yalancılardan sanıyoruz
«Sen bizim gibi bir beşerden başkası değilsin. Biz senin muhakkak yalancılardan olduğunu zannediyoruz».
“Sen de ancak bizim gibi bir insansın; ve (biz) seni gerçekten yalancılardan sanıyoruz.”
Sen ancak bizim gibi bir insansın. Biz senin kesinlikle yalancılardan birisi olduğunu zannediyoruz.”
Sen bizim gibi beşerden başka bir şey değilsin, biz, gerçek seni yalancı takımından sanıyoruz.
“Sen yalnızca benzerimiz olan bir beşerden başkası değilsin ve biz senin gerçekte yalancılardan olduğunu sanmaktayız.”
“Üstelik sen de bizim gibi ölümlü bir insandan başka bir şey değilsin! Senin bizden ne üstünlüğün var ki, bize Peygamberlik taslıyorsun!Bize öyle geliyor ki, sen göz göre göre bize yalan söylüyorsun!”
“Sen bizim gibi bir beşerden başkası değilsin. Kaldı ki seni Yalancılar’dan sanıyoruz.
(Ve devamla): “Sen ancak bizim gibi bir insansın. Şunu iyi bil ki biz, senin kesinlikle yalancılardan biri olduğunu zannediyoruz.”
olup olacağın, bizim gibi ölümlü bir insansın; doğrusunu istersen, biz senin düpedüz bir yalancı olduğunu düşünüyoruz! 77
Nihayetinde sen de bizim gibi bir beşersin. Biz kesinlikle inanıyoruz ki sen yalancısın. 17/94- 95
Sen de sadece bizim gibi beşer türüne mensup birisin; doğrusu bize göre sen kesinlikle yalancının tekisin.
«Ve sen bizim gibi bir insandan başka değilsin. Ve seni muhakkak yalancılardan zannediyoruz.»
Bize hiç bir üstünlüğün yok, sen de bizim gibi bir insansın. Doğrusu, biz seni yalancılardan sanıyoruz.
Sen de bizim gibi bir insansın, biz seni mutlaka yalancılardan sanıyoruz.
Oysa bizim gibi bir insandan başka bir şey değilsin. Bize göre sen, sadece bir yalancısın.
Sen, sadece bizim gibi bir insansın. Gerçekten senin yalancı olduğunu sanıyoruz.
“Sen de bizim gibi bir beşersin. Biz senin yalancı olduğunu düşünüyoruz.
"Sen bizim gibi bir insandan başka şey değilsin. Biz senin yalancılardan olduğunu düşünüyoruz."
“daħı degülsin sen illā ādemį bizcileyin. daħı bayıķ gümānsuz dutaruz seni yalancılardan.”
Daḫı sen degülsin, illā bizüm gibi ādem oġlı. Daḫı biz seni yalancılardanṣanuruz, didiler.
Sən də bizim kimi adi bir insansan! Bizə elə gəlir ki, sən yalançının birisən!
Thou art but a mortal like us, and lo! we deem thee of the liars.
"Thou art no more than a mortal like us, and indeed we think thou art a liar!(3217)*
3217 They deny that he is a prophet or that they are doing wrong, or that any former generations behaved differently. They think they are the true exponents of human nature, and that such as he-idealists-are mere madmen.