Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 3218, sondan 3019. ayet; 27. sure ve Neml Suresinin 59. ayetidir. Neml Suresi 59. ayetinin kelime sayisi 12, harf sayısı 49 ve toplam ebced değeri ise 3092 olarak hesaplanmıştır. Neml Suresinin toplam ebced değeri 334427 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır. Bu sure طس hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette ط (1) س (1) bulunuyor.
Arapça Metin
قل الحمد لله وسلام على عباده الذين اصطفى الله خير اما يشركون
Sûrenin başından buraya kadar anlatılan kıssalarda peygamberlerin ve getirdikleri mesajın önemi vurgulandıktan sonra bu âyetlerde de Allah’ın varlığı, birliği ve sonsuz kudretini gösteren kozmik deliller sıralanmakta, müşriklerin âhiret hakkındaki inanç ve tutumları tenkit edilmektedir. 59. âyette Allah, Hz. Peygamber’e bu âyetleri okumaya başlarken kendisine lutfettiği peygamberlik ve diğer nimetlerinden dolayı Allah’a hamdetmesini ve davetini tebliğ etmesi için seçtiği peygamberlere salâtü selâm getirmesini emretmektedir. Şevkânî, âyette geçen “Allah’ın seçkin kıldığı kullar” ifadesini genel anlamda yorumlar ve hem peygamberlerin hem de onlara iman eden müminlerin bu zümreye girdiğini söyler (IV, 141). Yazılı veya sözlü herhangi bir hitabede bulunurken sözün başında Allah’a hamdetme, bu buyruğa dayalı olarak Hz. Peygamber’e ve ailesine salâtü selâm getirme geleneği zamanımıza kadar devam etmiştir.
61. âyette iki deniz arasına konulduğu bildirilen engelden maksat, tuzluluk oranı farklı denizleri birbirinden ayıran sınırdır. Özgül ağırlığı farklı olan yani birinin suyu diğerine nisbetle daha tuzlu olan iki su kütlesi yan yana durdukları halde aralarında görünmeyen bir perde varmış gibi birbirine karışmamakta ve birleşimlerindeki farklılık değişmemektedir (krş. Furkan 25:53; Rahmân 55:19-20; bu âyette geçen diğer konular hakkında bilgi için bk. Nahl 16:14-16).
Önceki âyetlerde Allah’ın kudretini göstermek için dış âlemden deliller getirilmişti; 62. âyette ise Allah’ın insanlar üzerindeki iki türlü tasarrufundan bahsedilerek kudretinin sonsuzluğuna delil getirilmektedir. Bunlar: a) Allah’ın, ihtiyaçtan dolayı kendisine dua edenin duasını kabul edip imdadına yetişmesi, sıkıntılarını gidermesi; b) İnsanları yeryüzünün yöneticileri yapması veya nesilleri birbirinin ardından getirerek yeryüzünün sahipleri kılmasıdır.
Mehmet Okuyan
De ki: “[Hamd] (övgü) Allah’a, selam da seçkin kıldığı kullarına olsun!” Allah mı hayırlıdır; yoksa ortak koşma(ya çalıştıkları) mı?
De ki: “Bütün eksiksiz övgüler gerçekte, Allah'a yaraşır. Selam olsun, O'nun Rasûl olarak seçtiği kullara!” Zaten Allah, ilahlaştırılan herşeyden daha üstün ve daha hayırlı değil mi?
Rasulüm,
“Hamdolsun Allah'a! Selâm olsun şeriatına bağlanan, kendisine boyun eğen, seçkin kıldığı kullarına! Allah mı daha hayırlı, yoksa ilâhlığında, otoritesinde, mülkünde, tasarruflarında Allah'a koştukları ortaklar mı?” de.
Ey Rasûlüm de ki: Hamd olsun Allah'a, selâm olsun O'nun seçtiği peygamber kullarına... Allah mı hayırlı, yoksa (Mekke müşriklerinin ibadet edip Allah'a) ortak koştukları putlar mı?
Yoksa, göklerle, yeri yaratan mı? Gökten yağmur indirerek, onunla —ağaçlarını bitiremiyeceğiniz— güzel bahçeler yetiştiren mi daha da yeğdir? Allah ile birlikte başka Tanrı var mıdır? Onlar sapık bir ulustur
(Ey Resul!) De ki: “Allah'a hamd olsun ve seçip beğendiği kullarına da selam olsun. Allah mı daha iyidir, yoksa onların Allah'a ortak koştukları şeyler mi?”
“Allah mı daha iyidir, yoksa onların Allah’a ortak koştukları şeyler mi?” Bu ifadeyle, sadece ilahlaştırılan canlı-cansız varlıklara, değil, aynı zamanda, âdet ve geleneklerin dinî bir kutsallık kazandırdığı toplumsal ve ahlakî değerlere de işaret edilmektedir.
Diyanet İşleri (Eski)
De ki: "Hamd Allah'a mahsustur, seçtiği kullarına selam olsun. Allah mı daha iyidir, yoksa O'na koştukları ortaklar mı?"
Allah’ın seçkin kullarından maksadın, peygamberler veya Hz. Peygamber’in ashâbı ya da ilâhî rızaya mazhar olan gelmiş-gelecek bütün müminler olabileceği ifade edilmektedir.
Edip Yüksel
De ki, "Övgü ALLAH'a özgüdür. Selam (barış) da seçtiği kullarına olsun. ALLAH mı, yoksa onların ortak koştukları mı daha iyidir?"
O hâlde, ey Müslüman! Rabb’inin yüceliğini ilan ederek de ki: “Zâlimlere hak ettikleri cezayı veren Allah’a hamd olsun ve O’nun seçip kurtardığı sâlih kullarına selâm olsun! Şimdi söyleyin bakalım; sonsuz kudret ve merhamet sahibi olan Allah mı daha hayırlı, yoksa müşriklerin Allah’a ortak koştukları o sahte ilâhlar mı?
(Ey Muhammed!): “Hamd olsun Allah’a ve selâm olsun seçkin kıldığı kullarına. Hayırlı (olan) Allah mı, yoksa (müşriklerin Ona) ortak koştukları mı?”1 de.
1 Bu soru inkaridir. Yani tabiî ki, “Allah en hayırlı olandır” demektir.
Muhammed Esed
DE Kİ: “Bütün övgüler (gerçekte) Allah'a yaraşır. Selâm olsun, O'nun [rasûl olarak] seçtiği kullara!” Zaten Allah, insanların tanrısal nitelikler yakıştırdıkları her şeyden daha üstün, daha hayırlı değil mi? 54
De ki: “Bütün hamd yalnız Allah’a, selam da O’nun seçip beğendiği kullarına olsun!”[3335] (ŞİMDİ söylesinler): Allah mı daha hayırlı, yoksa ortak koştukları varlıklar mı?
[3335] Buraya kadar anlatılanlar, Allah Rasûlü’nün ve diğer inananların kişiliğini inşâ amacı taşır. Bunun göstergesi, Allah’a hamdi ve kıssası anlatılan rasullere selamı emreden bu âyettir. Buradaki selam ile Ahzab 56’da mü’minlere Rasulullah için emredilen selam arasında derin bir bağlantı var gibidir.
Ömer Nasuhi Bilmen
De ki: «Hamd Allah'adır, selâm da seçip ihtiyar buyurmuş olduğu kullarınadır.» Allah mı hayırlıdır, yoksa O'na ortak koşar oldukları mı?
Burada Lût (a.s.)’ın ikinci hitabesi başlıyor. Önce müminlere ilahî görgü kurallarından biri öğretilmek üzere, önemli konuşmalarına Allah’a hamd ve seçkin kullarına selâm vererek başlamaları öğretiliyor. Hz. Peygamber (a.s.) bu ayetin son cümlesini okuduktan sonra cevap olmak üzere: “Hayır, Allah hayırlıdır, bakidir, yücedir ve uludur” derdi.
Süleyman Ateş
De ki: "Hamd olsun Allah'a, selam O'nun seçtiği kullarına. Allah mı hayırlı yoksa ortak koştukları şeyler mi?"