Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 3251, sondan 2986. ayet; 27. sure ve Neml Suresinin 92. ayetidir. Neml Suresi 92. ayetinin kelime sayisi 15, harf sayısı 63 ve toplam ebced değeri ise 4744 olarak hesaplanmıştır. Neml Suresinin toplam ebced değeri 334427 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır. Bu sure طس hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette ط (0) س (1) bulunuyor.
Arapça Metin
وان اتلوا القران فمن اهتدى فانما يهتدي لنفسه ومن ضل فقل انـما انا من المنذرين
91,92. De ki: “Bana ancak, bu beldenin (Mekke’nin); onu mukaddes kılan ve her şey kendisine ait olan Rabbine kulluk yapmam emredildi. Yine bana, müslümanlardan olmam ve Kur’an’ı okumam emredildi.” Artık kim doğru yola girerse yalnız kendisi için girer. Kim de doğru yoldan saparsa, de ki: “Ben ancak uyarıcılardanım.”
Allah’ın birliği, vahiy, peygamberlik ve öldükten sonra dirilme gibi ana konuların ele alındığı Neml sûresinin bu âyetlerinde dinin özü ve amacı, Hz. Peygamber’in şahsında insanlara anlatılmakta, Mekke şehrini harem bölgesi (dokunulmazlık alanı) kılan bir tek Allah’a kulluk etmeleri, O’na teslim olduklarını açıklamaları ve Kur’an okumaları emredilmektedir. Allah Teâlâ, o dönemde can güvenliğinin bulunmadığı Arap yarımadasında, inşa edildiği günden itibaren Kâbe’yi müminlerin kıblesi yapmış, Mekke’de kan dökme, zulmetme, avlanma ve bitkileri koparma gibi eylemler konusunda yasaklar koymuş; bu şehri emniyetli, saygın ve dokunulmaz (harem) bir şehir haline getirmiştir. Arap yarımadasının her tarafında insanlar kan akıtırlarken Mekkeliler gerek buranın saygınlığından, gerekse güvenli bir belde oluşundan geniş olarak faydalanmışlardır. 92. âyet şu yalın gerçeği de hatırlatmaktadır: İnsanlara maddî nimetler bahşeden, kitap ve peygamber göndererek doğru yolu bulmalarına yardım eden Allah’ın, insanların doğru veya eğri yolu tutmalarında bir menfaati yoktur; bunun faydası ve zararı kullara aittir.
Mehmet Okuyan
Kur’an’ı [tilavet]le (okuyup aktarmakla) da (emrolundum). Kim doğru yola gelirse yalnızca kendisi için gelmiş olur; kim de saparsa ona de ki: “Ben sadece uyarıcılardanım.”
91,92. De ki: “Ben, yalnızca her şeyin sahibi olan bu kutlu kılınmış şehrin Rabbine kulluk etmekle emrolundum. Müslümanlardan olmak ve Kur'ân okumakla emrolundum.” Kim doğru yolu bulmuşsa, yalnız kendisi için bulmuş olur; kim sapıtırsa, ona de ki: “Ben, sadece uyaranlardan biriyim.”
“Ve Kur'an'ı okumakla (anlamak ve uygulamakla) da (emrolundum) .” Artık her kim hidayete gelirse, kendi nefsi için hidayete gelmiştir; kim de sapacak olursa, de ki: “Ben sadece uyarıcılardan biriyim.”
Ve ben, Kur'ân'ı insanlara okuyup ulaştırmakla da emrolundum. Artık bundan sonra, kim doğru yolu tutarsa, o yolu kendi iyiliği için tutmuş olur. Kim de yoldan saparsa, böylelerine de ki: “Ben yalnızca bir uyarıcıyım!”
“- İnsanlara Kur'ân'ı okuyarak, tebliğ etmem, onları davet ve irşad etmem emrolundu.” Artık kim hür iradesiyle hak yolu tercih eder, İslâm'da sebat ederse, kendi iyiliği, kurtuluşu için hak yola girmiş, İslâmî hayatı yaşamış olur. Kimler de başlarına buyruk hareket ederek hak yoldan uzaklaşır, dalâleti, bozuk düzeni, helâki tercih ederlerse, onlara:
“- Ben sadece sorumluluk, hesap ve cezayı hatırlatan uyarıcılardanım” diye bildir.
'Ve Kur'an'ı okumakla da (emrolundum). Artık kim hidayete gelirse, kendi nefsi için hidayete gelmiştir; kim sapacak olursa, de ki: 'Ben yalnızca uyarıcılardanım.'
Kur'an okumamla da emr edildim. (Bu hususta bana) kim uyarsa, ancak kendi menfaatı için uyup iman eder. Kim de ayrılır küfrederse, de ki: “- Ben ancak cehennem azabından korkutanlardanım (vazifem yalnız tebliğ etmektir).”
Ve Kur’an okumakla da emrolundum. Artık kim doğru yolu bulursa, o kendi lehine bulmuş demektir. Kim de sapıtırsa, sen de ki: “Ben ancak, uyarıcılardan bir uyarıcıyım.”
91-92. (Ey Muhammed de ki:) “Bana sırf bu şehrin Rabbine kulluk etmem emredildi. O bu şehri dokunulmaz kıldı. Her şey O'nundur. Yine bana, Müslümanlardan olmam ve Kur'an'ı okumam emredildi.” Artık kim doğru yola girerse yalnız kendisi için girer. Kim de doğru yoldan saparsa (yine kendi aleyhine sapar). De ki: “Ben sadece uyarıcılardan biriyim.”
91,92. De ki: "Ben, yalnız her şeyin sahibi olan ve bu kutlu kılınmış şehrin Rabbine kulluk etmekle emrolundum. Müslümanlardan olmakla ve Kuran okumakla emrolundum." Kim doğru yolu bulmuşsa, yalnız kendisi için bulmuş olur, kim sapıtmışsa kendine etmiş olur. De ki: "Ben sadece, uyaranlardan biriyim."
91, 92. (De ki:) Ben ancak, bu şehrin (Mekke'nin) Rabbine -ki O burayı dokunulmaz kılmıştır- kulluk etmekle emrolundum. Her şey de zaten O'na aittir. Bana müslümanlardan olmam ve Kur'an okumam emredildi. Artık kim doğru yola gelirse, yalnız kendisi için gelmiş olur; kim de saparsa ona de ki: Ben sadece uyarıcılardanım.
Ve Kur'an okuyayım, bunun üzerine her kim hidayeti kabul ederse sırf kendi lehine eder, kim de sapa giderse de ki: ben sâde tehlükeyi haber verenlerdenim
«Ve Kur'an okumamla (emr olundum). Kim doğru yolu bulursa o yolu kendi fâidesine bulmuş olur. Kim de saparsa (ona) de ki: «Ben sâdece fena hareketlerin korkunç aakıbetini haber verenlerdenim».
91,92. (Ey Resûlüm! De ki:) “(Ben) ancak, (Allah'ın) haram (ve emîn) kıldığı bu şehrin (Mekke'nin) Rabbine kulluk etmekle emrolundum; herşey ise O'nundur. Ve (ben)Müslümanlardan olmakla, hem (size) Kur'ân okumakla emrolundum.” O hâlde kim hidâyete gelirse, artık ancak kendisi için hidâyete gelmiş olur. Kim de dalâlete düşerse, o takdirde (onlara) de ki: “Ben ancak (Allah'ın azâbını haber vermekle) korkutucu olanlardanım.”
“Ve Kur’an’ı okumakla emrolundum.” Artık kim doğru yolu seçerse, kendisi için seçmiştir. Kimde sapıklık yolunu tercih ederse, deki “Ben yalnızca uyarıcılardanım.”
91, 92. Onlara de ki «— Ben ancak muhterem kıldığı bu memleketin Rabbine ibadet edeyim, her şey O/nundur». diye emrolundum. «— Ben münkat olanlardan olayım, Kur/an okuyayım» diye de emrolundum. Her kim yol bulursa ancak kendisi için yol bulur, her kim sapıtırsa ona «— Ben ancak Allah azabıyle korkutanlardan biriyim» dersin.
“Ve Kur'an'ı okumakla da (emrolundum). Artık kim hidayete ererse, kendi nefsi için hidayete ermiştir; kim de sapacak olursa (kendi aleyhine sapmıştır). Sen de ki: “Ben yalnızca uyarıp korkutuculardanım.”
“Ayrıca, Kur’an’ı okumam ve tüm insanlığa ulaştırmam emredildi! Artık kim doğru yolu tutarsa, bunu ancak kendi iyiliği için yapmış olacaktır ve kim de İslâm’ı terk edip şeytanın yoluna saparsa, onlara da de ki: “Tercih ve eylemlerinizden, yalnızca siz sorumlusunuz. Çünkü ben, ancak bir uyarıcıyım.”
91,92. (Ey Muhammed! Onlara): “Ben ancak güvenli kıldığı bu şehrin (Mekke’nin) ve her şeyin Rabbi (olan Allah’a) kulluk etmekle emrolundum ve ben Müslümanlardan olmakla ve Kur’an’ı okumakla da emrolundum.” de. Artık kim hak yola gelirse ancak kendi lehine hak yola gelir ve kim de sapıtırsa ona: “Ben sadece uyarıcılardan birisiyim” de.
bir de, bu Kur’an'ı [insanlara] okuyup ulaştırmakla.” Bundan sonra artık kim ki, doğru yolu tutarsa, o yolu kendi iyiliği için tutmuş olacaktır; ve kim de yoldan saparsa, [böylelerine] de ki: “Ben yalnızca bir uyarıcıyım!”
Ve de Kuran’ı okuyup duyurmakla. Artık kim Kuran’a kulak verip doğru yola yönelirse, ancak kendisi için yönelmiş olur. Kim de bu yoldan saparsa ona de ki: – Ben sadece bir uyarıcıyım. 6/94, 7/188, 10/108, 46/9
Bir de bu Kur’an’ı (insanlara) okuyup iletmekle…” Bundan böyle kim doğru yola yönelirse, o kendisi için doğruyu bulmuş olur; kim de yoldan saparsa, o zaman de ki: “Ben sadece bir uyarıcıyım.”
«Ve emrolundum ki, Kur'-an'ı tilâvet edeyim. İmdi her kim hidâyete ererse kendisi için hidâyete ermiş olur ve kim de dalâlete düşerse artık de ki: «Ben ancak azab-ı ilâhiyi haber verenlerdenim.»
91, 92. De ki: Bana bu beldeyi muhterem ve mukaddes kılan ve her şey Kendisine ait olan Allah'a, yalnız O'na ibadet etmem emredildi. Keza bana Allah'a teslim olanların ilki olmam ve Kur'ân okumam da emredildi. Artık kim doğru yolu bulursa sırf kendisi için bulmuş olur. Kim de yoldan saparsa de ki: “Ben sadece uyarmakla görevli elçilerden biriyim. ” [106, 3-4; 3, 58; 28, 3; 13, 40]
Bu sûre Mekkî olup “Önce en yakın akrabalarını uyar!” buyruğunun bir uygulaması kabilinden, bu ayet Hz. Peygambere Mekkelilere şöyle demesini emrediyor: “Allah can güvenliğinin olmadığı geniş Arap ülkesi ortasında Mekke’yi güvenli bir yer yaptı, bütün insanların kıblesi kıldı. Ama siz nankörlük edip başka putlara yönelseniz de, ben yalnız O’na kulluk ederim.” Bu sûre indirildiğinde Hz. Peygamber (a.s.) bu derecede yalnız iken, müteakip ve son ayet olan 93. ayette istikbal hakkında kuvvetli bir garanti verilmesi, o tarihten itibaren İslâm’ın dünyanın her tarafında gittikçe güçlenerek yayılması, Kur’ân’ın her şeyi bilen Allah tarafından gönderildiğinin kesin bir delilidir.
Süleyman Ateş
Ve Kur'an okumam (emredildi). "İmdi kim yola gelirse kendi yararına yola gelmiş olur ve kim saparsa, de ki: "Ben ancak uyarıcılardanım."
"Ve Kur'an okumakla emrolundum. Artık kim yola gelirse kendi nefsi için gelir. Sapmışa gelince, böylesine de ki: "Ben uyarıcılardan biriyim. Hepsi bu!"
“daħı kim oķıyavan ķur’ān’ı.” pes her kim ŧoġru yol ŧutar-ise pes ŧoġru yol dutmaz illā gendüzi-çün daħı her kim azar-ise eyit “bayıķ ben ķorķıdıcılardanvan.”