Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 3288, sondan 2949. ayet; 28. sure ve Kasas Suresinin 36. ayetidir. Kasas Suresi 36. ayetinin kelime sayisi 17, harf sayısı 73 ve toplam ebced değeri ise 4419 olarak hesaplanmıştır. Kasas Suresinin toplam ebced değeri 399353 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır. Bu sure طسم hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette ط (0) س (3) م (7) bulunuyor.
Arapça Metin
فلما جاءهم موسى باياتنا بينات قالوا ما هذا الا سحر مفترى وما سمعنا بهذا في ابائنا الاولين
Mûsâ, onlara delillerimizi apaçık olarak getirince onlar, “Bu, ancak uydurulmuş bir sihirdir. Biz geçmiş atalarımızın zamanında böyle bir şeyin varlığını duymadık” dediler.
Hz. Mûsâ kardeşi Hârûn’u yanına alarak, Allah’ın emrini tebliğ etmek ve İsrâiloğulları’nı Mısır’dan çıkarmak üzere Firavun’a gitti ve gereken tebliği yaptı. Fakat kibirlerine mağlûp olan Firavun ve adamları onun gösterdiği mûcizelerin sihir olduğunu, atalarının zamanında da böyle bir şeyin varlığını işitmediklerini ileri sürerek getirdiği ilâhî mesajı reddettiler. Oysa daha önce Hz. Yûsuf da Mısır’da peygamber olarak Allah’ın dinini tebliğ etmişti (bk. Yûsuf 12:36 vd.). Kıssanın bu safhası özet olarak verilmekte, diğer sûrelerde ise Firavun, adamları ve sihirbazlarla Mûsâ arasında cereyan eden konuşmalar ve gelişen olaylar geniş bir şekilde anlatılmaktadır (bilgi için bk. A‘râf 7:103-138).
Mehmet Okuyan
(Musa), onlara apaçık delillerimizi getirdiğinde “Bu, sadece uydurulmuş bir büyüdür; önceki atalarımızdan böyle bir şey de duymadık!” demişlerdi.
Taklitçi, müşrik ve inkarcı anlayışı ortaya bu yaklaşımın bir benzeri Mü’minûn 23:24’te belirtildiği üzere Hz. Nuh’un kavmi tarafından dile getirilmiştir. Firavun ve adamları Hz. Musa’nın getirip tebliğ ettiği delillere karşı olumsuz tepki vermişler ve önceki atalarından böyle bir şey işitmemiş olmalarını gerekçe olarak sunmuşlardı. Benzer bir tepkiyi Mekkeli müşriklerin Hz. Muhammed’e gösterdiği Sâd 38:7’de belirtilmektedir. İnkârcılara göre peygamberlerin getirip tebliğ ettiği deliller geçmişe dayalı sağlam bir dayanağı olmayan ve kendileri tarafından “uydurulmuş, üretilmiş, beşer kaynaklı birer büyü”den başka bir şey değildir. Bütün bu deliller onlara göre insan kaynaklı olup Yüce Allah’a iftira edilen şeylerden ibaretti.
Bayraktar Bayraklı
Mûsâ, onlara apaçık mucizelerimizle gelince, “Bu, sadece uydurma bir sihirdir. Önceki atalarımızdan, böylesini işitmemiştik” dediler.
Mûsâ onlara apaçık ayetlerimizi¹ iletince: “Bu, uydurulmuş bir sihirden başka bir şey değildir. Biz önceki atalarımızdan böyle bir şey duymadık.” dediler.
Musa, onlara apaçık olan ayetlerimizle (mucizelerimizle ve hükümlerimizle) geldiği zaman: “Bu, düzüp uydurulmuş bir büyüden başkası değildir. Biz geçmiş atalarımızdan bunu(n gibi şeyler) işitmedik” demişlerdi.
Musa, apaçık delillerimizle onlara gelince bu, uydurma bir büyüden başka bir şey değil, gelip geçmiş atalarımız zamanında böyle bir şey duymadık biz dediler.
Fakat Musa, apaçık mesajlarımızla, Firavun'un ve onun seçkinler çevresinin karşısına çıkınca, berikiler hemen: “Bu uydurulmuş parlak bir büyüden başka birşey değil; biz atalarımızdan böyle birşey işitmemiştik!” dediler.
Mûsâ onlara apaçık mûcizelerimizi getirince:
“Bunlar olsa olsa, aklı etki altına alan uydurulmuş sihirdir. Biz, önceki atalarımız arasında böyle şeylerin olduğunu işitmemiştik.” dediler.
3.Veya: "(tm)nceki atalarımız arasında böyle bir şey olduğunu duymadık."
Ali Bulaç
Musa, onlara apaçık ayetlerimizle geldiği zaman: 'Bu, düzüp uydurulmuş bir büyüden başkası değildir. Biz geçmiş atalarımızdan bunu işitmemiştik' dediler.
Vakta ki Mûsa, açık mucizelerimizle onlara vardı, dediler ki: “- Bu, ancak uydurulmuş bir sihirdir; biz evvelki atalarımızdan dahi, bunu (bu peygamberlik davasını yahut sihri) işitmedik.”
Musa, apaçık mucizelerimizle onlara geldiği zaman: “Bu, uydurulan bir büyüden başka bir şey değildir. Biz, eski atalarımızda böyle bir şey işitmedik.” dediler.
Bunun üzerine (Musa) onlara açık açık âyetlerimizi getirince dediler ki: «Bu, uydurulmuş bir büyüden başka bir şey değildir. Biz evvelki atalarımızdan bunu işitmedik».
Nihâyet, Mûsâ apaçık mu'cizelerimizle onlara gelince: “Bu, uydurulmuş bir sihirden başka bir şey değildir; hem önceki atalarımızdan bunu işitmedik” dediler.
Musa aşikâr olan mûcizelerimizle onlara varınca onlar «— Bu, düzme bir büyüden başka bir şey değildir, eski babalarımızdan [¹] bunu işitmedik». dediler.
İsmail Hakkı İzmirli Kasas Suresi 36. Ayet Açıklaması
[1] Veya eski babalarımız zamanında.
Kadri Çelik
Musa, onlara apaçık olan ayetlerimizle geldiği zaman, “Bu, düzüp uydurulmuş bir büyüden başkası değildir. Biz geçmiş babalarımızdan da bunu işitmedik” dediler.
Böylece Mûsâ, hiçbir şüpheye yer vermeyen apaçık mûcizelerimizle Firavun ve adamlarının karşısına çıktı fakat onlar hemen, “Bu olağanüstü olaylar, usta büyücüler tarafından uydurulmuş büyüden başka bir şey olamaz; zaten dediklerin doğru olsaydı bunu bizim de bilmemiz gerekirdi fakat biz, geçmiş atalarımızdan böyle bir şey işitmedik!” dediler.
Mûsa, onlara apaçık mûcizelerimizi getirince onlar: “Bu tamamen uydurulmuş büyüden başka bir şey değildir ve biz daha önce atalarımızdan böyle bir şey işitmedik.” dediler.
FAKAT Musa apaçık mesajlarımızla [Firavun'un ve onun seçkinler çevresinin] karşısına çıkınca, berikiler hemen: “Bu [bir ölümlü beşer tarafından] uydurulmuş parlak bir büyüden 34 başka bir şey değil; biz atalarımızdan böyle bir şey işitmemiştik!” dediler.
Musa onlara hak ve hakikatin apaçık belgeleri olan ayetlerimizle geldiğinde; – Bu, düzmece bir sihirden başka bir şey değildir. Biz, önceki atalarımızdan böyle bir şey işitmedik, dediler. 26/34
Musa onların karşısına hakikatin apaçık belgeleri olan âyetlerimizle çıkınca[3405] “Bu tasarlanıp ortaya atılmış bir büyüden başkası değildir; zira biz önden giden atalarımızın[3406] geleneğinde[3407] böyle bir şey olduğunu işitmedik!” dediler.
Mustafa İslamoğlu Kasas Suresi 36. Ayet Açıklaması
[3405] Bu âyetler asâ ve yed-i beyzâdır. Birincisi rasulün uyarıcı (nezîr) oluşunu, ikincisi müjdeci (beşîr) oluşunu temsil eder. Asâ celalin, yed-i beyzâ cemalin tecellisidir. Asâ kahrın, yed-i beyzâ lutfun sembolüdür. Asâ gücün, yed-i beyzâ bilgi ve hikmetin simgesidir.
[3406] Âbâine’l-evvelîni çevirimizin gerekçesi için bkz: 23:24, not 25.
[3407] Çevirimiz fî edatına dayanmaktadır.
Ömer Nasuhi Bilmen
Vaktâ ki, Mûsa onlara bizim gayet açık açık âyetlerimizle geldi, dediler ki: «Bu başka değil, ancak uydurulmuş bir sihirdir ve biz bunu evvelki atalarımızdan işitmedik.»
Mûsa o açık belgelerimizle, mûcizelerimizle onlara geldiğinde: “Bu, ” dediler, “sırf uydurma bir sihir! Hem böylesi bir iddianın, peygamberlik dâvasının veya sihrin, önce yaşamış atalarımız zamanında bulunduğunu da işitmedik! ”
Musa, onlara açık açık ayetlerimizle gelince: "Bu uydurulmuş bir büyüden başka bir şey değildir. İlk atalarımız arasında böyle bir şey (olduğunu) işitmedik." dediler.
Musa onlara apaçık âyetlerimizle geldiğinde, “Bu uydurma bir büyüden başka nedir ki?” dediler. “Evvelce gelip geçmiş atalarımızdan biz böyle birşey işitmedik.”
Bunun ardından Mûsa onlara açık-seçik ayetlerimizi getirdiğinde onlar şöyle dediler: "Uydurulmuş bir büyüden başkası değil bu. İlk atalarımız arasında bunu hiç duymadık."