Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 3366, sondan 2871. ayet; 29. sure ve bu surenin 26. ayetidir. Bu ayetin kelime sayisi 12, harf sayısı 44 ve toplam ebced değeri ise 1252 olarak hesaplanmıştır. Bu sure الم hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette ا (8) ل (6) م (3) bulunuyor.
فامن له لوط وقال اني مهاجر الى ربي انه هو العزيز الحكيم
فامنلهلوطوقالانيمهاجرالىربيانههوالعزيزالحكيم
Feâmene lehu lût(un)(m) vekâle innî muhâcirun ilâ rabbî(s) innehu huve-l’azîzu-lhakîm(u)
Bunun üzerine Lût, ona (İbrahim’e) iman etti. İbrahim, “Ben, Rabbime (gitmemi emrettiği yere) hicret edeceğim. Şüphesiz O, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir” dedi.
Lût, İbrâhim’in kardeşi Haran’ın oğludur (Tekvîn,
14:12). Amcasının yaymaya çalıştığı dini benimsemiş, daha sonra kendisi de peygamberlikle şereflendirilmiştir (Lût hakkında bilgi için bk. Hûd
11:69-73).
“Artık ben, rabbime göç edeceğim” meâlindeki ifadeyi Hz. Lût’a nisbet edenler olmuşsa da bunu Hz. İbrâhim’in söylediği yönündeki görüş daha isabetli görünmektedir. Nitekim İbrâhim aleyhisselâm, putperest halkı tarafından atıldığı ateşten en küçük bir zarar görmeden kurtulmasıyla sonuçlanan mûcizeye rağmen yine de halkı kendisine iman etmeyince artık orada kalmanın mânasız hale geldiğini anlamış ve Ken‘ân diyarına hicret etmeye karar vermişti (Hz. İbrâhim’in hayatı hakkında bilgi için bk. Bakara
2:124).
İshak, İbrâhim’in İsmâil’den sonra dünyaya gelen oğlu, Ya‘kub da onun İshak’tan torunudur. Ya‘kub’un diğer bir adı da İsrâil’dir; İsrâiloğulları ismi buradan gelmektedir. Âyette İshak ile birlikte Ya‘kub’un da Hz. İbrâhim’e bir bağış ve armağan olarak anılması, onun İsrâiloğulları’nın tarihindeki önemine işaret eder.
İbn Atıyye, Hz. İbrâhim’e dünyada verilen mükâfatı, ateşten kurtarılması, âdil davranması, doğru ve yararlı işler yapmayı ilke edinmesi, her çağda saygıyla anılması, sonraki bütün nesillerin onu mânevî önder ve rehber olarak görmeleri, Hz. İsmâil gibi gönlü saygıyla dolu bir evlâda sahip olması şeklinde özetlemiştir (IV, 314).
Lut (da) ona iman etmişti ve (İbrahim) “Doğrusu ben Rabbime (emrettiği yere) hicret ediyorum. Şüphesiz ki yalnızca O güçlüdür, doğru hüküm verendir.” demişti.
Bunun üzerine, Lût, İbrâhim'e inandı. İbrâhim, “Doğrusu ben, Rabbime hicret ediyorum. Şüphesiz O, mutlak güç ve hikmet sahibidir” dedi.
Bunun üzerine Lût, O'na¹ inandı. Ve dedi ki: “Ben, Rabb'im için hicret ediyorum. O, Mutlak Üstün Olan'dır, En İyi Hüküm Veren'dir.”
Bunun üzerine Lut, ona (Hz. İbrahim’e) iman edip dedi ki: “Gerçekten Ben, Rabbime hicret edeceğim (gaflet, cehalet ve rezaletten uzaklaşıp Hakka ve hayra gideceğim) . Çünkü şüphesiz O, Güçlü ve Üstün olandır, Hüküm ve Hikmet sahibidir.”
Lut, ona inandı ve İbrahim, ben dedi, bunlardan göçecek, Rabbime sığınacağım, şüphe yok ki o üstündür, hüküm ve hikmet sahibidir.
Bunun üzerine İbrahim'e, sadece kardeşinin oğlu Lût inandı. İbrahim dedi ki: “Allah'ın rızasını kazanma uğruna ben, Rabbimin emrettiği yere göç ediyorum. Şüphesiz Allah güçlüdür, O'na dayanan zelil olmaz, O herşeyi yerli yerince yapandır.”
Bunun üzerine Lût ona itimat edip güvendi. İbrâhim:
“Ben özgürce Allah'a kulluk ve ibadet etmek, güç ve gönül birliği yapacak insanlar bulmak için Rabbimin dilediği yere hicret ediyorum. Kudretli, hikmet sahibi ve hükümran olan O'dur.” dedi.
Ona Lut iman etti. (İbrahim): "Ben Rabbime hicret ediyorum. Şüphesiz o güçlüdür, hikmet sahibidir" dedi. [1]
1.Bazı meallerde bu söz Hz. Lut (a.s.)`ın sözü olarak verilmektedir. Ancak tefsirlerin genelinde bu sözün Hz. İbrahim (a.s.)`in sözü olduğu ifade edilmektedir. Burada sözü edilen hicret olayının başını çeken kişinin Hz. İbrahim (a.s.) olması da bu sözün ona ait olduğunu göstermektedir. Ayrıca hemen ardından gelen ayetteki "o" zamiriyle kastedilen kişinin Hz. İbrahim olması da bu sözün Hz. Lut (a.s.)`a ait olmasına ihtimal bırakmamaktadır.
Bunun üzerine Lut ona iman etti ve dedi ki: 'Gerçekten ben, Rabbime hicret edeceğim. Çünkü şüphesiz O, güçlü ve üstün olandır, hüküm ve hikmet sahibidir.'
Bunun üzerine İbrahîm'e (ilk olarak) Lût iman etti. İbrahîm şöyle dedi: “- Ben, Rabbimin emr ettiği yere (Harran'dan Filistin'e) hicret edeceğim. Şüphe yok ki Allah, Azîz'dir= her şeye galibdir, Hakîm'dir= hükmünde hikmet sahibidir.”
Bunun üzerine Lut, ona iman etti. Ve İbrahim: “Rabbimin emrettiği yere gidiyorum. Şüphesiz Rabbim, her şeye gücü yeten ve her şeyi yerli yerinde yapandır” dedi.
Lût da ona inandı, İbrahim dedi ki: «Ben Tanrımçin göçmenim, O emredir, O bilge»
Bunun üzerine (önce yeğeni) Lût, ona (İbrahim'e) iman etti. Ve İbrahim dedi ki: “Ben, Rabbime hicret ediyorum. Hiç kuşkusuz O, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.”
Hz. Lût, İbrahim peygamberin kardeşinin oğludur. Hz. İbrahim, amcasının kızı ve aynı zamanda karısı olan Sâre ve yeğeni Hz. Lût ile birlikte önce Harran’a, oradan da Şam’a hicret edip Filistin’e yerleştiği ve Hz. Lût’un da Sodom’a hicret ettiği rivayet edilmektedir.Hz. İbrahim’in “Ben, Rabbime hicret ediyorum.” demesi, rahat yaşamak ve menfaat elde etmek için herhangi bir bölgeye yerleşmek yahut ticari amaç gütmek için değil, sırf Allah’ın rızasını kazanmak ve O’nun Tevhid dinine hizmet etmek için her şeyiyle Rabbine yöneldiği anlamına geliyor.
Bunun üzerine Lut ona inandı ve İbrahim "Doğrusu ben Rabbimin dilediği yere hicret ediyorum, O şüphesiz güçlüdür, Hakim'dir" dedi.
Bunun üzerine Lût ona iman etti ve (İbrahim): Doğrusu ben Rabbim'e(emrettiği yere) hicret ediyorum. Şüphesiz O, mutlak güç ve hikmet sahibidir, dedi.
Lût Peygamber, Hz. İbrahim’in kardeş çocuğudur. Peygamber olduğu dikkate alındığında, onun daha önce küfürde olup da iman getirdiği düşünülemez. Âyette Hz. İbrahim’i ilk tasdik edenin Lût aleyhisselâm olduğuna işaret edilmektedir.
Hz. İbrahim’in, zevcesi Sâre ve Hz. Lût ile birlikte, -kendi doğum yeri olduğu söylenen- Küsâ köyünden Harrân’a, oradan Şam’a gittiği ve nihayet Filistin’e, Lût peygamberin ise Sodom denen yere indiği rivayet olunmaktadır. Âyet daha çok bu rivayete göre manalandırılmaktadır. Bununla birlikte, «Doğrusu ben Rabbime iltica ediyorum» şeklinde bir mana da verilmektedir.
Bunun üzerine ona Lut inandı ve, "Ben Rabbime göç ediyorum. Kuşkusuz O Üstündür, Bilgedir,"dedi.
Bunun üzerine ona sadece Lut iman etti. (İbrahim) de dedi ki: "Ben Rabbime hicret edeceğim. Şüphe yok ki O çok güçlüdür, hüküm ve hikmet sahibidir."
Bunun üzerine ona bir Lût iyman etti hem ben, dedi: rabbıma bir muhacirim (hicr edeceğim), hakıkat bu: azîz o, hakîm o
Bunun üzerine kendisine bir Luut îman etdi. (İbrâhîm) dedi ki: «Hakıykat, ben Rabbime hicret edeceğim. Şübhe yok ki mutlak gaalib, tam hüküm ve hikmet saahibi Odur, O».
Bunun üzerine Lût ona (İbrâhîm'e) îmân etti. (İbrâhîm:) “Doğrusu ben Rabbime hicret ediciyim. Muhakkak ki, Azîz (kudreti dâimâ üstün gelen), Hakîm (her işi hikmetli olan) ancak O'dur” dedi.(2)
(2)Bu âyette Lût (as)’ın îmân etmesi hakkındaki ifâdeleri, kendisinin bundan evvelki zamânını küfür üzere geçirdiği gibi yanlış bir ma‘nâya vermek, hâşâ, doğru değildir. Belki Hz. İbrâhîm (as)’ı, da‘veti üzerine onun peygamber olduğunu ilk olarak tasdîk edenin Lût (as) olduğuna delâlet eder. (Râzî, c.
13:25, 56)İbrâhîm (as)’ın, doğum yeri olduğu bildirilen Bâbildeki Kūsa köyünden âilesi Sâre vâlidemiz ve Hz. Lût(as) ile berâber önce Harran’a, buradan da Şâm beldesine gittiği ve en nihâyet Filistin’de yerleştiği rivâyetler arasındadır. Hz. Lût (as) ise daha sonra Sodom beldesine varıp, ahâlisini hak dîne da‘vetle me’mur kılınmıştır. (Beyzâvî, c. 2, 207)
Sonra Lut İbrahim’e iman etti ve İbrahîm “Ben Rabbime hicret edeceğim (sığınacağım). Çünkü O, en güçlü olan ve her şeyin hükmünü verendir” demişdi.
O/na Lût iman etti [²] , İbrahim [³] dedi ki ben, Rabbimin emrettiği yere hicret edeceğim [⁴]. Çünkü O, yegâne galip ve işinde hakimdir [⁵].
[2] Lût aleyhisselâm evvelce mü'mindi. Bu kere İbrahim aleyhisselâm'ın nübüvvetini tasdik etti.[3] Veya Lût.[4] Bunların arasından çıkıp gideceğim.[5] Beni düşmanlarımdan muhafaza eder, bana yarayacak şey ile hükmeyler.
Bunun üzerine Lut ona (İbrahim'e) iman etti ve dedi ki: “Gerçekten ben, Rabbime hicret edeceğim. Çünkü şüphesiz O üstün güç sahibidir, hikmet sahibidir.”
(Hz. Lut, müşriklerin baskısından kurtulmak için hicret etmiyor. Herhangi bir bölgeye yerleşmek ya da maddi bir kazanç elde etmek yahut ticari avantaj sağlamak amacı ile yurdunu bırakıp göç etmiyor. Sadece Rabbine hicret ediyor. O’na yakın olmak, O’nun korusuna sığınmak için hicret ediyor. Eti ve kanıyla hicret etmeden önce kalbi ile inancı ile hicret ediyor. Herhangi bir şekilde soydaşlarının hidayet ve imana olumlu yaklaşmalarına ilişkin en ufak bir umut kırıntısı kalmadıktan sonra küfür ve sapıklık ülkesinden uzak ibadetini, kalbini ve tüm varlığını Rabbine özgü kılmak için O’na doğru hicret ediyor.)
Sonunda, kardeşinin oğlu Lut ona iman etti. Daha sonra İbrahim, “Ben Rabb’imin emriyle, inkârda direterek azabı hak eden bu toplumu terk ederek, Rabb’ime kulluk yapabileceğim ve insanları buna çağırabileceğim başka bir yere hicret edeceğim. Hiç kuşkusuz O, sonsuz kudret ve hikmet sahibidir.” dedi. Böylece, doğup büyüdüğü ülkeyi terk ederek, önce Harran’a, oradan da Sûriye ve Filistin’e göç etti.
Derken, Lût ona iman etti / güvendi ve dedi ki:
-“Ben, rabbime doğru mühacirim / hicret etmişim.
Gerçekten O, Hakîm Azîz’dir”.
Lût hemen ona îman etti ve (İbrahim): “Gerçekten ben Rabbime hicret edeceğim.1 Çünkü gerçek güç ve hüküm sahibi olan sadece Odur.”2 dedi.
1 Tebliğin fayda vermediği ve Allah’ın hükümlerinin icra edilmediği bir yere çakılıp kalmanın anlamsızlığı, buradan çok net bir şekilde anlaşılmaktadır.2 Tırnak içerisindeki sözler Hz. Lût (a.s)’a ait de olabilir. Bk. (Saffat: 99 ve devamı.)
Bunun üzerine [kardeşinin oğlu] Lût o'na inandı ve “Ben [de] zulüm ve kötülük diyarını terk ederek Rabbime [döneceğim]: 21 Şüphesiz O kudret ve hikmet sahibidir!” dedi.
Ona ilk Lut iman etmişti. İbrahim dedi ki: – Ben, Rabbimin bana emrettiği yere hicret ediyorum. Çünkü O çok güçlüdür ve benim hakkımda doğru karar verendir, demişti. 51/24...37
Bunun ardından ona bir tek Lût inandı. Ve (İbrahim)[3502] dedi ki: “Ben Rabbine iltica eden bir hicret eriyim; çünkü her işinde mükemmel olan, her hükmünde tam isabet kaydeden O’dur.”
[3502] Arkadan gelen sözü Hz. Lût’a atfetmek de mümkündür. Fakat Sâffât 99’daki benzer bir ifade, bu sözün Hz. İbrahim’e atfına ikna edici bir gerekçe teşkil eder.
Bunun üzerine ona Lût kavmi imân etti ve dedi ki: «Şüphe yok, ben Rabbime bir hicret ediciyim. Muhakkak ki azîz, hâkim olan O'dur O.»
İbrâhim'in söylediklerine Lût iman etti. İbrâhim: “Ben” dedi, “Rabbimin emrettiği yere hicret edeceğim. O, azîz ve hakîmdir (mutlak galiptir, tam hüküm ve hikmet sahibidir). ”
Bunun üzerine Lut ona inandı ve (İbrahim, kavmine) dedi ki: "Rabbim(e ibadet edeceğim yer)e göç edeceğim. Kuşkusuz O, galibdir, hüküm ve hikmet sahibidir."
İbrâhîm, Lût ve amcasının kızı olan karısı Sâre ile birlikte Harran üzerinden Şam'a hicret edip Filistin'e yerleşti. Lût da Sodom'a gitti.
Lut hemen ona inandı. İbrahim dedi ki: “Ben sizden kaçıp Rabbime gidiyorum. O güçlüdür, doğru karar verir.
Lut da İbrahim'e iman etmişti:-Ben, Rabbime hicret ediyorum, Çünkü, O, güçlüdür, hakimdir, demişti.
Ona sadece Lût iman etti. İbrahim ise “Ben Rabbime hicret ediyorum,” dedi. “Onun kudreti herşeye üstündür, hikmeti de herşeyi kuşatmıştır.”
O'na Lût iman etti. Ve dedi: "Ben Rabbime hicret edeceğim. Kuşkusuz, O, mutlak Azîz, mutlak Hakîm'dir."
pes inandı aña lūŧ daħı eyitti ibrāhįm “bayıķ ben ayrılıcıvan çalabumdın yaña bayıķ ol beñdeşsüzdür dürüst işlü.”
Pes İbrāhīme Lūṭ īmān getürdi, daḫı eyitdi: Ben hicret ider‐men Tañrı Ta‘ālā[ya]. Taḥḳīḳ ol ‘azīzdür, ḥikmetler issidür.
Bunda sonra Lut (hamıdan əvvəl İbrahimə) iman gətirdi (onun peyğəmbərliyini təsdiq etdi). (İbrahim) dedi: “Mən (qövmümü tərk edib) Rəbbimin əmr etdiyi yerə (Kufənin Kusa kəndindən Hərrana, oradan da Fələstinə) hicrət edəcəyəm. Həqiqətən, yenilməz qüvvət sahibi, hikmət sahibi Odur!”
And Lot believed him, and said: Lo! I am a fugitive unto my Lord. Lo! He, only He, is the Mighty, the Wise.
But Lut had faith in Him:(3446) He said: "I will leave home for the sake of my Lord: for He is Exalted in Might, and Wise."*
3446 Lut was a nephew of Abraham. He adhered to Abraham's teaching and faith and accepted voluntary exile with him, for Abraham left the home of his fathers in Chaldaea arid migrated to Syria and Palestine , where Allah gave him increase and prosperity, and a numerous family, who upheld the flag of Unity and the Light of Allah.