Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 3373, sondan 2864. ayet; 29. sure ve Ankebut Suresinin 33. ayetidir. Ankebut Suresi 33. ayetinin kelime sayisi 23, harf sayısı 92 ve toplam ebced değeri ise 7502 olarak hesaplanmıştır. Ankebut Suresinin toplam ebced değeri 274256 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır. Bu sure الم hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette ا (21) ل (9) م (6) bulunuyor.
Arapça Metin
ولما ان جاءت رسلنا لـوطا سيء بهم وضـاق بهم ذرعا وقالوا لا تخف ولا تحزن انا منجوك واهلك الا امراتك كانت من الغابرين
Elçilerimiz Lût’a geldiklerinde, Lût, onlar yüzünden tasalandı, onlar hakkında çaresizlik içine düştü. Elçiler ona, “Korkma, üzülme. Biz, seni ve aileni kurtaracağız. Ancak karın başka. O, geride kalıp helâk edilenlerden olacaktır.”
Bu âyetlerde aktarılan Lût aleyhisselâm ve kavmiyle ilgili bilgiler, önemli ölçüde önceki bazı sûrelerde de yeri geldikçe birbirine yakın ifadelerle verilmiştir; ayrıca oralarda konuyla ilgili gerekli açıklama ve yorumları da sunmuş bulunuyoruz (bk. A‘râf 7:80-84; Hûd 11:69-83; Hicr 14:58-77). Şu kadarını bir defa daha hatırlatalım ki, Allah Teâlâ varlık düzeni içinde doğal üremeyi ve cinsel hayatı erkekle dişi arasındaki birleşmeye bağlamıştır. Gerek burada gerekse diğer sûrelerin ilgili bölümlerinde Hz. Lût, erkekler için tek meşrû ilişki yolunun kadınlarla evlenme olduğunu açıkça belirtmiş; aynı yerlerde eşcinsellik kesin bir dille yasaklanmış; bu ahlâksızlığın yaygınlık kazandığı toplumu bekleyen âkıbetin ağır bir felâket olduğu bildirilmiştir.
Mehmet Okuyan
Elçilerimiz Lut’a gelince, (Lut) onların yüzünden üzülmüş ve onlardan dolayı içi daralmıştı. Ona “Korkma, tasalanma! Şüphesiz ki biz seni de aileni de kurtaracağız. Yalnız, (azapta) kalacaklar arasında bulunan hanımın hariç!” demişlerdi.
Elçilerimiz Lût'a gelince, Lût onlar hakkında ve onları korumak için ne yapacağını bilemedi. Ona, “Korkma, tasalanma! Çünkü biz seni de aileni de kurtaracağız. Yalnızca geri kalacaklar arasında bulunan karın müstesna” dediler.
Elçilerimiz Lût'a vardıkları zaman, onların gelmelerinden dolayı telaşlandı, sarkıntılık yapacaklarını düşünerek içi daraldı. Elçiler: “Korkma ve üzülme; Biz -geride kalanlarla beraber olacak olan karın hariç- seni ve ehlini mutlaka kurtaracağız.” dediler.
Vaktâki elçilerimiz Lut’a geldikleri zaman o, bunların (gazap görevlerini sezmesi) dolayısıyla kötüleşmeye başladı ve içi daraldı. Dediler ki: “Korkuya düşme ve hüzne kapılma. Karın dışında, seni ve aileni muhakkak kurtaracağız. O ise, arkada kalacaktır. (Çünkü hıyaneti nedeniyle helak olmayı hak etmiştir.) ”
Elçilerimiz Lut'a gelince Lut, onların yüzünden kederlenmişti, gönlü daralmıştı. Onlar, korkma ve tasalanma demişlerdi; şüphe yok ki biz, seni de, aileni de kurtaracağız, ancak karın müstesna ve şüphe yok o, orada kalanlardan olacak.
Elçi meleklerimiz, yakışıklı delikanlılar şeklinde Lût'a gelince, Lût onları koruyamıyacağını düşünerek üzüntüye kapıldı ve onları düşünmesinden dolayı, sıkıntıya düştü. Melekler dediler ki: “Bizden dolayı korkma, tasalanma, o günahkarlar bize ulaşamazlar, biz seni ve aileni kurtaracağız, ancak karın geride azap içinde kalacaktır.”
Elçilerimiz Lut'a gelince onlardan dolayı kaygılandı, göğsüne bir sıkıntı bastı. Dediler ki: "Korkma ve üzülme. Biz seni ve karın dışında aileni kurtaracağız. O ise geride kalacaklardan olmuştur.
Elçilerimiz Lut'a geldikleri zaman o, bunlar dolayısıyla kötüleşti ve içi daraldı. Dediler ki: 'Korkma ve üzülme. Karın dışında, seni ve aileni muhakak kurtaracağız. O ise, arkada kalacaktır.'
Elçilerimiz (melekler) Lût'a gelince, (kavmi bunlara kötülük yapar diye korkarak) kendisine fenalık geldi; onlar yüzünden çok kederlenib takatı kesildi. Onlar dediler ki: “- Korkma ve keder etme; çünkü biz seni ve aileni kurtaracağız; ancak karın geride (helâk içinde) kalanlardan olmuştur.
Elçilerimiz Lut’a geldikleri zaman, Lut bozuldu. Onlara güç yetiremeyeceğini anladı. Fakat onlar: “Korkma! Üzülme! Biz, seni ve aileni kurtaracağız. Yalnız hanımın, azap içinde kalacaklardan olacak.
Bizim elçilerimiz, Lût'a geldiklerinde, onlar için kaygılandı, gönlü sıkıldı, dediler ki: «Korkma, kaygılanma da, biz seni de, —öbür kimselerle birlikte olan karından başka — aileni de kurtaracağız !»
Elçilerimiz Lût'a geldiklerinde, Lût, onlar yüzünden tasalandı ve onlar(ın kimlikleri konusunda) çaresizlik içine düştü. Elçiler ona: “Korkma, endişe etme! Biz, karının dışında seni ve aileni kurtaracağız. Karın, geride kalıp helâk olanlardan olacaktır.”
33,34. Elçilerimiz Lut'a gelince, onun fenasına gitti; çok sıkıldı. Ona, "Korkma ve üzülme, doğrusu biz seni ve geride kalacaklardan olan karının dışında, aileni kurtaracağız. Bu kent halkına yaptıkları yolsuzluklardan ötürü gökten, elbette bir azap indireceğiz" dediler.
Elçilerimiz Lût'a gelince, Lût onlar hakkında tasalandı ve (onları korumak için) ne yapacağını bilemedi. Ona: Korkma, tasalanma! Çünkü biz seni de aileni de kurtaracağız. Yalnız, (azapta) kalacaklar arasında bulunan karın müstesna, dediler.
Melekler, insan kılığında geldiklerinden, ilk önce Hz. Lût onların melek olduğunu anlayamadı. Delikanlı şekline bürünmüş oldukları için, kavminin onlara da sarkıntılık etmesinden endişelendi. Bunun üzerine melekler, durumu açıklığa kavuşturdular.
Edip Yüksel
Elçilerimiz Lut'a vardıklarında elçilerimize yapılan muameleden dolayı fenalaştı, zor durumda kaldı. Kendisine dediler ki, "Korkma, üzülme. Biz seni ve aileni kurtaracağız. Karın hariç; o geride kalanlardan olmuştur."
Elçilerimiz Lut'a gelince, onlar hakkında tasalandı. Ve onlar(ı düşünmesi) sebebiyle takatten düştü. O'na: "Korkma, tasalanma! Çünkü biz seni de, aileni de kurtaracağız. Yalnız (azabda) kalacaklar arasında bulunan karın müstesna" dediler.
Ve vaktâ ki elçilerimiz Lûta çıka vardılar onlar yüzünden fenalaştı, ve haklarında eli kolu daraldı, onlar da: korkma, dediler: ve kader etme, çünkü biz seni ve ehlini kurtaracağız, ancak karın ötekilerden oldu
Elçilerimiz Luuta gelince o, bunlar sebebiyle tasalandı, bunlar sebebiyle kolu (göğsü) daraldı. «Korkma, tasalanma, dediler, çünkü biz seni de, senin ehlini de kurtaracağız. Yalnız geride (azâbda) kalacaklardan olan karın müstesna».
Ve elçilerimiz Lût'a gelince, (kavminin sapıklığını bildiğinden ve melekleri de tanımadığından) onlar için endişeye düştü ve onlardan dolayı göğsü daraldı; bunun üzerine(onlar:) “Korkma ve üzülme! Doğrusu biz seni ve âileni kurtarıcı olanlarız; ancak karın hâriç; (o) geride kalacak olanlardandır” dediler.
Elçilerimiz Lut’a gelip de ona kötü haber verilince, gücü yetmediği için canı sıkıldı. ”Korkma, üzülme biz seni ve aileni, karın hariç kurtaracağız, karın helak olanlardan olacak” dediler.
Vakta ki elçilerimiz Lût/a vardılar. Lût onların gelmesinden pek sıkıldı, nâçar kaldı. Onlar şöyle dediler: «— Korkma, bizim için gam çekme, biz seni ve aileni kurtaracağız. Ancak karın kalanlarla beraber helâk olacak».
Elçilerimiz Lut'a geldikleri zaman, o, bunlar dolayısıyla fenalaştı ve (onları korumak için) ne yapacağını bilemez hale düştü. Elçiler, “Korkuya düşme ve hüzne kapılma. Karın dışında, seni de aileni de muhakkak kurtaracağız. O ise, arkada kalacak olanlardandır” dediler.
Daha sonra elçilerimiz, yakışıklı birer delikanlı sûretinde Lut’un yanına gelince, onların melek olduğunu henüz fark etmeyen Lut,kâfirlerin onları tâciz edeceğinden korkarak onlar için üzüntüye, endişeye kapıldı ve misafirlerini koruyacak gücü olmadığından, onlardan dolayı yüreğini bir sıkıntı kapladı. Bu arada, şehre gelen yabancıların Lut’un evinde misafir olduğunu haber alan sapıklar, âdetâ kudurmuş bir hâlde koşarak Lut’un kapısına dayandılar. Lut onlara, “Ey kavmim! Allah’tan korkun, beni rezil etmeyin! Sizin içinizde aklı başında bir adam yok mu?” dedi. Fakat sapıkların onu dinlemeye hiç mi hiç niyetleri yoktu. Melekler nihâyet gerçek kimliklerini ortaya koyarak, “Ey Lut!“Sakın korkma, üzülme! Seni ve aileni bu zâlimlerin elinden kurtaracağız; ancak inkârı tercih eden karın geride kalanlar arasında olacak!” dediler. Ve eklediler:
Lût’a bizim elçilerimiz geldiğinde onlar sebebiyle fenalaştı; içi daraldı.
Dediler ki: -“Korkma, üzülme! Biz, Geride Kalanlar’dan olmuş karın hariç, seni ve aileni kurtaracağız”.
Elçilerimiz Lût’a gelince o, onlar(ın) gelişinden dolayı kötüleşti1 ve içi daraldı. (Melekler de ona): “Sakın korkma ve kederlenme. Arkada kalacaklardan olan karın dışında, seni de aileni de kesinlikle kurtaracağız...“
1 Zîrâ melekler bir Peygambere vahiy getirme dışında, ancak helâki haber vermek için gelirler ve bu, her işin bittiğinin işaretidir.
Muhammed Esed
Elçilerimiz kendisine geldiklerinde Lût onlar adına üzüntüye kapıldı, çünkü onları koruyamayacağını gördü; 28 ama onlar Lût'a: “Korkma ve üzülme! Biz seni ve karın dışında bütün aileni koruyacağız; karın ise geride bırakılanlar arasında yer alacak.
Elçilerimiz, Lut’a geldiklerinde, kavminin, gelen elçilere bir kötülük yapacağından korkarak yüreği daraldı ve çaresizlik içinde ne yapacağını şaşırdı. Elçiler ona: – Korkma ve bizim için tasalanma! Biz, seni ve aileni kurtaracağız, ancak hanımın hariç o geride kalıp helak olanların arasında yer alacak. 26/160...174
Ve elçilerimiz Lût’a gelir gelmez, o derin bir hüzne kapıldı ve onlar adına hiç bir şey yapamayıp eli kolu döküldü kaldı.[3508] Ama onlar dediler ki: “Korkma ve üzülme! Çünkü biz seni ve yakınlarını elbette kurtaracağız; ancak karın hariç: zaten onun dökülenlerden biri olacağı malum.[3509]
Mustafa İslamoğlu Ankebut Suresi 33. Ayet Açıklaması
[3508] Çevirideki “gelir gelmez” acele vurgusu bazılarının zaid saydığı en edatının mânaya kattığı anlamdır. Dâka bihim zer‘an, insanın elinden bir şeyin gelmediği çaresizlik ve acziyet durumunu resmeden deyimsel bir ibâredir (Zemahşerî).
[3509] el-Ğâbirîndeki belirlilik, çeviriye “malum” olarak yansımıştır.
Ömer Nasuhi Bilmen
Ve o vakit ki, elçilerimiz Lût'a geldi. Onlar ile kederlendi ve onlar sebebiyle takatı darlaştı. Ve dediler ki: «Korkma ve mahzûn olma, şüphe yok ki, seni ve ehlini necâta erdireceğiz, yalnız zevcen müstesna. O geride kalanlardan oldu.»
Elçilerimiz Lût'a gelince, onları, halkının tecavüzlerinden koruyamayacağı düşüncesiyle üzüldü, eli kolu bağlanıp göğsü daraldı. Onlar dediler ki: “Bizden yana endişe etme, üzülme! Biz seni ve yakınlarını kurtaracağız, yalnız eşin geride kalanlar arasında yer alacaktır. ”
Elçilerimiz Lut'a gelince (Lut) onlar yüzünden fenalaştı ve onlar hakkında arşını daraldı. (Melekler): "Korkma üzülme, dediler, biz seni ve aileni kurtaracağız, yalnız karın, kalacaklardan olmuştur."
(334) Gelişleri, onun hoşuna gitmedi. Taze delikanlılar şeklinde gelen bu elçilerin, melek olduklarını bilmediğinden kavminin bunlara sataşacağından endişe etmeğe başladı. (335) Gücü azaldı, konuklarını oğlancı kavminin elinden nasıl koruyacağını bilemedi.
Süleymaniye Vakfı
Elçilerimiz Lut’a gelince, onu sıkıntı bastı, içi daraldı. Dediler ki: “Korkma, üzülme, seni ailenle birlikte kurtaracağız, küller altında kalacaklardan olan sadece karındır.”
Elçilerimiz, Lut'a geldiklerinde, onlar sebebiyle kötülenmiş ve içi daralmıştı.-Korkma ve üzülme! Biz, seni ve aileni kurtaracağız. Geride kalanlardan olan karın hariç.
Elçilerimiz kendisine geldiğinde, Lût bundan çok sıkıldı, göğsü daraldı. Onlar “Korkma ve üzülme,” dediler. “Biz seni ve aileni kurtaracağız. Ancak karın müstesna; o arkada kalanlardan olacak.
Elçilerimiz Lût'a gelince, onlar yüzünden fenalaştı, eli-kolu birbirine dolandı. "Korkma, tasalanma dediler, biz seni de aileni de kurtaracağız. Ama karın, azaba terk edilenlerden olacaktır."
Ol vaḳt ki geldiler bizüm resūllerümüz Lūṭ ḳayġuya düşdi anlar sebebi‐y‐le. Yüregi daḫı ṭar oldı. Eyitdiler: Ḳorḳma ve ḳayurma, biz seni ḳurtarur‐biz, evüñ cemā‘atini daḫı. Lākin ‘avratuñ helāk olanlardan olur.