Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 3374, sondan 2863. ayet; 29. sure ve bu surenin 34. ayetidir. Bu ayetin kelime sayisi 12, harf sayısı 50 ve toplam ebced değeri ise 2298 olarak hesaplanmıştır. Bu sure الم hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette ا (10) ل (5) م (4) bulunuyor.
انا منزلون على اهل هذه القرية رجزا من السماء بما كانوا يفسقون
انامنزلونعلىاهلهذهالقريةرجزامنالسماءبماكانوايفسقون
İnnâ munzilûne ‘alâ ehli hâżihi-lkaryeti riczen mine-ssemâ-i bimâ kânû yefsukûn(e)
Şüphesiz biz, bu memleket halkı üzerine, fasıklık ettiklerinden dolayı gökten bir azap indireceğiz.
Bu âyetlerde aktarılan Lût aleyhisselâm ve kavmiyle ilgili bilgiler, önemli ölçüde önceki bazı sûrelerde de yeri geldikçe birbirine yakın ifadelerle verilmiştir; ayrıca oralarda konuyla ilgili gerekli açıklama ve yorumları da sunmuş bulunuyoruz (bk. A‘râf
7:80-84; Hûd
11:69-83; Hicr
14:58-77). Şu kadarını bir defa daha hatırlatalım ki, Allah Teâlâ varlık düzeni içinde doğal üremeyi ve cinsel hayatı erkekle dişi arasındaki birleşmeye bağlamıştır. Gerek burada gerekse diğer sûrelerin ilgili bölümlerinde Hz. Lût, erkekler için tek meşrû ilişki yolunun kadınlarla evlenme olduğunu açıkça belirtmiş; aynı yerlerde eşcinsellik kesin bir dille yasaklanmış; bu ahlâksızlığın yaygınlık kazandığı toplumu bekleyen âkıbetin ağır bir felâket olduğu bildirilmiştir.
Şüphesiz ki biz yoldan çıkmalarına karşılık bu şehir halkının üzerine, gökten bir azap indireceğiz.
Bu ayette yoldan çıkmak “sebep”, helak “sonuç”tur.
Biz bu ülke halkının üzerine, yoldan çıkmalarına karşılık, gökten bir azap indireceğiz.
Biz, bu belde halkının üzerine, yoldan çıkmaları nedeniyle gökten bir azap indireceğiz.
“Şüphesiz biz, fasıklık yapmalarından dolayı, bu ülke halkının üstüne gökten iğrenç bir azap indireceğiz (ve onları yerin dibine batıracağız) .”
Şüphe yok ki bu şehir halkının üstüne, buyruktan çıkarak yapageldikleri işler yüzünden, gökten bir azap indireceğiz.
Muhakkak biz, bu yörenin halkına işledikleri bütün kötülükler ve yoldan çıkmaları yüzünden, gökten azap indireceğiz.
“Boylarınca günaha, isyana, küfre batmaları, doğru ve mantıklı düşünmeyi terkleri sebebiyle, bu ülkenin halkının üzerine gökten feci bir azap, yağmur gibi taş indireceğiz.”
Biz fasıklık etmelerinden dolayı bu kasabının halkının üzerine gökten şiddetli bir azap indireceğiz."
'Şüphesiz biz, fasıklık yapmalarından dolayı, bu ülke halkının üstüne gökten iğrenç bir azab indireceğiz.'
Doğrus biz, bu memleket halkının yaptıkları fenalıklar (küfür ve isyan) yüzünden, üzerlerine gökten bir azab indireceğiz.”
Hiç şüphesiz, İlahî yasaları çiğnediklerinden dolayı, Biz bu şehir ahalisine gökten pis bir azap indireceğiz” dediler.
«Biz bu kentte oturanlar üstüne —günahları yüzünden — gökyüzünden azap indireceğiz!
“Haberin olsun ki, biz bu kasaba halkı üzerine, yaptıkları çok çirkin ahlâksızlıktan dolayı gökten azap indireceğiz” dediler.
33,34. Elçilerimiz Lut'a gelince, onun fenasına gitti; çok sıkıldı. Ona, "Korkma ve üzülme, doğrusu biz seni ve geride kalacaklardan olan karının dışında, aileni kurtaracağız. Bu kent halkına yaptıkları yolsuzluklardan ötürü gökten, elbette bir azap indireceğiz" dediler.
«Biz, şüphesiz, bu memleket halkının üzerine, yoldan çıkmalarına karşılık gökten (feci) bir azap indireceğiz.»
"Yoldan çıktıkları için, biz bu kentin üzerine gökten bir felaket indireceğiz."
"Biz şüphesiz bu memleket halkının üzerine, yoldan çıkmalarına karşılık (feci) bir azab indireceğiz."(dediler).
Haberin olsun bu karye ehalisinin yapageldikleri fiskları yüzünden üzerlerine Semadan bir feci' azâb indireceğiz
«Muhakkak bu memleket ahâlîsinin üstüne, yapmakda oldukları faasıklık yüzünden, gökden (fecî) bir azâb indireceğiz».
“Şübhesiz biz, isyân etmekte olduklarından dolayı, bu şehir halkının üzerine gökten dehşetli bir azâb indirici kimseleriz.”
Yoldan çıkmaları sebebiyle, yaptıkları pisliklerden (günahlardan) dolayı onların üzerine gökten belalar (pislik) indireceğiz.
«— Biz bu kasaba ahalisine fısk ve yüzsüzlüklerinden dolayı [¹] gökten azap indireceğiz [¹] ».
[1] Lût aleyhisselâm zamanında İbrahim aleyhisselâm vardı, onun tevhidi halk arasında müştehirdi. Ona mebni Lût aleyhisselâm kavmini tevhide dâvete lüzum görmemiş. Ancak onlara mahsus olan hayasızlığı nehiy etmişti.
“Şüphesiz biz, fasıklık yapmalarından dolayı, bu ülke halkının üstüne gökten korkunç bir azap indireceğiz.”
“İşledikleri bunca günahlardan dolayı, bu şehir halkının üzerine gökten bir azap indireceğiz!”
“Biz, yoldan sapıyor oldukları sebebiyle bu Şehir’in halkına Gök’ten bir ricz / azap / belâ indireceğiz”.
“...Şüphesiz biz, bu ülke halkının üzerine yoldan çıkmaları sebebiyle, gökten iğrenç bir azap indireceğiz.” dediler.
Bu yörenin halkına, işledikleri bütün kötülüklerin karşılığı olarak gökten mutlaka bir bela indireceğiz!” dediler.
Biz, yaptıkları ahlaksızlıktan dolayı bu şehrin halkına gökten taş yağdıracağız. 27/54...58
İşte bu yüzden biz şu bölge halkına, işleye geldikleri fısku fücur yüzünden gökten yakıcı bir bela indireceğiz.”
«Muhakkak ki biz, bu kasabanın ahalisi üzerine, yapmakta oldukları fıskları sebebiyle gökten müthiş bir azap indiricileriz.»
“Büsbütün yoldan çıkmaları sebebiyle, biz bu şehir halkının üzerine gökten bir azap indireceğiz. ”
Biz yoldan çıkan şu ülke halkının üstüne gökten bir azab indireceğiz.
“Yoldan çıkmalarına karşılık biz, bu şehrin halkı üzerine bir pislik indireceğiz.”
Biz, bu belde halkına, yoldan saptıkları için gökten bir azap indirecek olanlarız.
“Yoldan çıkmakta direttikleri için, bu belde ahalisinin üzerine gökten azap indireceğiz.”
"Şu kent halkı üstüne, yaptıkları fenalıklardan ötürü gökten bir felaket indireceğiz."
“bayıķ biz indüricivüz uşbu köy ķavmı üzere 'aźāb gökden andan ötürü kim oldılar fısķ eylerler.”
Taḥḳīḳ biz indürür‐biz bu şehr ḫalḳı üstine ‘aẕāb gökden fısḳları sebebi‐y‐ile.
Biz etdikləri pozğunluğa (günahlara) görə bu məmləkət əhlinin başı üstünə göydən bir əzab endirəcəyik!”
Lo! we are about to bring down upon folk of this township a fury from the sky because they are evil livers.
"For we are going to bring down on the people of this township a Punishment(3456) from heaven, because they have been wickedly rebellious."*
3456 The Punishment was a rain of brimstone, which completely overwhelmed the Cities, with possibly an earthquake and a volcanic eruption (see
11:82).