Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 3382, sondan 2855. ayet; 29. sure ve bu surenin 42. ayetidir. Bu ayetin kelime sayisi 12, harf sayısı 43 ve toplam ebced değeri ise 1255 olarak hesaplanmıştır. Bu sure الم hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette ا (5) ل (5) م (5) bulunuyor.
ان الله يعلم ما يدعون من دونه من شيء وهو العزيز الحكيم
اناللهيعلممايدعونمندونهمنشيءوهوالعزيزالحكيم
İnna(A)llâhe ya’lemu mâ yed’ûne min dûnihi min şey-/(in)(c) vehuve-l’azîzu-lhakîm(u)
Şüphesiz Allah, onların, kendini bırakıp da başka ne tür şeylere taptıklarını biliyor. O, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.
Allah, onların kendisini bırakıp da ne türlü şeylere yalvarıp yakardıklarını şüphesiz bilmektedir. O, azîzdir, hakîmdir.
Allah onların kendisinin peşi sıra yalvardıkları şeyleri bilmektedir. O güçlüdür, doğru hüküm verendir.
Şüphesiz Allah, onların kendisinden başka ne tür bir şeye yalvardıklarını bilir. O, çok güçlüdür ve hikmet sahibidir.
Kuşkusuz Allah, onların Kendisinin yanı sıra yöneldikleri şeylerin ne olduğunu¹ bilir. O, Mutlak Üstün Olan'dır, En İyi Hüküm Veren'dir.
1- Hiçbir şeye yaramayan, boş şeyler olduğunu.
Allah (insanların) Kendi dışında hangi şeye taptıklarını (kimlere ne niyetle yalvarıp sığındıklarını) şüphesiz bilir. O, Güçlü ve Üstün olandır, Hüküm ve Hikmet sahibidir.
Şüphe yok ki Allah, kendisinden başka neye tapıyorlarsa hepsini bilir ve odur üstün, hüküm ve hikmet sahibi.
Kuşkusuz Allah, insanların kendisini bırakıp ta, yalvardıkları şeylerin, yani düzmece ilahların ne olduğunu çok iyi bilir. Gücüne erişilemeyen güç sahibi O'dur, yaptığı herşeyi yerli yerince yapan da O'dur.
Allah, onların, kendisini bırakıp, kulları durumundakilerden taptıkları, yalvardıkları şeyleri bilir. Kudretli, hikmet sahibi ve hükümran olan O'dur.
Allah, kendinden başka her neye tapıyorlarsa muhakkak bilmektedir. O güçlüdür, hikmet sahibidir.
Allah, kendi dışında hangi şeye taptıklarını şüphesiz bilir. O, güçlü ve üstün olandır, hüküm ve hikmet sahibidir.
Onların Allah'dan başka hangi şeylere taptıklarını şübhesiz ki Allah biliyor. O, Azîz'dir= her şeye galibdir, Hakîm'dir= hükmünde hikmet sahibidir.
Hiç şüphesiz Allah, onların kendi dışında yalvardıkları her şeyi bilir. (Bildiği için de onları cezalandıracaktır.) O, izzet, kudret ve hikmet sahibidir. (Bu sıfatları, suçluların cezalandırılmasını gerektiriyor.)
Allah bilir kendisinden başka, neye taptıklarını, O emredir, O bilge
Şüphesiz Allah, onların Kendisinden başka hangi varlıkları tanrılaştırıp yalvardıklarını elbette çok iyi bilir. Hiç kuşkusuz O, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.”
Doğrusu Allah, Kendini bırakıp da yalvardıkları şeyi bilir. O güçlüdür, Hakim'dir.
Allah, onların kendisini bırakıp da hangi şeye yalvardıklarını şüphesiz bilir. O, mutlak güç ve hikmet sahibidir.
ALLAH onların kendisinden başka taptıklarının aslında hiç bir şey olmadığını iyi bilir. O Üstündür, Bilgedir.
Allah, onların kendisini bırakıpta hangi şeye yalvardıklarını şüphesiz ki bilir. O mutlak güç ve hikmet sahibidir.
Her halde Allah biliyor ki onlar onun berîsinden nelere, ne gibi şeylere yalvarıyorlar, halbuki azîz odur, hakîm o
Allah, kendinden başka hangi şey'e tapıyorlarsa şübhesiz ki biliyor. O, mutlak gaalibdir, tam hüküm ve hikmet saahibidir.
Şübhesiz ki Allah, (onların) kendisinden başka nelere yalvarmakta olduklarını bilir. Çünki O, Azîz (kudreti dâimâ üstün gelen)dir, Hakîm (her işi hikmetli olan)dır.
Şüphesiz ki Allah, onların kimden, ne istediklerini çok iyi biliyor.
Allah, kendisini bırakarak ne gibi şeylere taparlarsa onu bilir, ceza eder. O, galib-i yektadır, hakimdir.
Allah, kendi dışında hangi şeye tapmakta olduklarını şüphesiz bilmektedir. O üstün güç sahibidir, hikmet sahibidir.
Hiç kuşkusuz Allah, onların Kendisinden başka yalvardıkları ve kulluğa çağırdıkları varlıkların hiçbir şeye güç yetiremeyen âciz yaratıklar olduğunu ve bu tapınmanın, aslında kişinin kendi arzu ve heveslerini tanrı edinmesinden başka bir şey olmadığını çok iyi bilmektedir. Unutmayın ki, O, sonsuz kudret ve hikmet sahibidir.
Allah, kendisinden başka ne tür şeylere yalvarıyorlarsa biliyor.
O Hakîm Azîz’dir.
Allah onların kendisi dışında nelere taptıklarını çok iyi bilir. (Çünkü) O çok güçlü ve mükemmel hüküm sahibidir.
Kuşkusuz Allah, insanların Kendisini bırakıp da yalvardıkları şeylerin ne olduğunu çok iyi bilir; 37 yalnız O'dur kudret sahibi, hikmet sahibi.
Kuşkusuz ki Allah onların, Allah ile aralarına koyup nelere dua ile yalvardıklarını çok iyi biliyor. Zira çok yüce olan Allah’tır, her hükmü doğru olan da O’dur. 6/56, 46/4...6
Şüphesiz Allah, onların kendisinden başka yalvarıp yakardıkları her şeyi çok iyi bilir;[3522] zira yüceler yücesi O’dur, her hükmünde tam isabet sahibi O’dur.
[3522] Buradaki mâ’nın olumsuzluk edatı olması durumunda anlam şöyle olur: “Allah dışında yalvarıp yakardıklarının bir hiç olduğunu çok iyi bilir”.
Şüphe yok ki, Allah kendisinden başka neye ibadet ettiklerini bilir. Halbuki azîz, hakîm olan O'dur.
Allah, onların Kendisinden başka hangi varlıkları tanrılaştırıp yalvardıklarını elbette bilir. O, aziz ve hakîmdir (mutlak galiptir, tam hüküm ve hikmet sahibidir).
Allah, onların kendisinden başka ne gibi şeylere yalvardıklarını bilir, O üstündür, hüküm ve hikmet sahibidir.
ÂÇêÏÙèæ kelimesindeki ÂÇsoru edâtı olabileceği gibi, olumsuz edâtı da olabilir. Bizim verdiğimiz mânâ, soru edâtı olduğuna göredir. Olumsuz edâtı olursa mânâ: "Allah onların, kendisinden başka hiçbir şeye yalvarmadıklarını, sadece hayâllerine yalvardıklarını bilir," demek olur.
Allah onların, kendisiyle arasına neleri koyup yalvardıklarını bilir. Güçlü olan o, doğru karar veren odur.
Allah, kendisinden başka ne tür şeylere dua ettiklerini bilir. O güçlüdür hakimdir.
Allah, onların kendisinden başka hangi şeye yakardıklarını bilir. O herşeyin mutlak galibi ve sonsuz hikmet sahibidir.
Allah, onların, kendisinden başka ne gibi bir şeye yalvardıklarını/nasıl bir şey için çağrı yaptıklarını bilir. O'dur Azîz, O'dur, Hakîm.
bayıķ Tañrı bilür anı kim ŧaparsız andan ayruk nesene. daħı ol beñdeşsüz dürüst işlüdür.
Tañrı Ta‘ālā bilür anlar ṭapġan ma‘būdı özinden özge hīç nesnedür. TañrıTa‘ālā ‘azīz[dür], ḥikmetler issidür.
Şübhəsiz ki, Allah onların Allahı qoyub nəyə ibadət etdiklərini bilir. O, yenilməz qüvvət sahibi, hikmət sahibidir!
Lo! Allah knoweth what thing they invoke instead of Him. He is the Mighty, the Wise.
Verily Allah doth know of (every thing) whatever(3468) that they call upon besides Him: and He is Exalted (in power), Wise.*
3468 The last verse told us that men, out of spiritual ignorance, build their hopes on flimsy unsubstantial things (like the spider's web) which are broken by a thousand chance attacks of wind and weather or the actions of animals or men. If they cannot fully grasp their own good, they should seek His Light. To Him everything is known—men's frailty, their false hopes, their questionable motives, the false gods whom they enthrone in their midst, the mischief done by the neglect of Truth, and the way out for those who have entangled themselves in the snares of Evil. He is All-Wise and is able to carry out all He wills, and they should turn to Him.