Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 3385, sondan 2852. ayet; 29. sure ve bu surenin 45. ayetidir. Bu ayetin kelime sayisi 21, harf sayısı 89 ve toplam ebced değeri ise 5151 olarak hesaplanmıştır. Bu sure الم hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette ا (17) ل (15) م (6) bulunuyor.
اتل ما اوحي اليك من الكتاب واقم الصلوة ان الصلوة تنهى عن الفحشاء والمنكر ولذكر الله اكبر والله يعلم ما تصنعون
اتلمااوحياليكمنالكتابواقمالصلوةانالصلوةتنهىعنالفحشاءوالمنكرولذكراللهاكبرواللهيعلمماتصنعون
Utlu mâ ûhiye ileyke mine-lkitâbi veakimi-ssalâ(te)(s) inne-ssalâte tenhâ ‘ani-lfahşâ-i velmunker(i)(k) veleżikru(A)llâhi ekber(u)(k) va(A)llâhu ya’lemu mâ tasne’ûn(e)
(Ey Muhammed!) Kitaptan sana vahyolunanı oku, namazı da dosdoğru kıl. Çünkü namaz, insanı hayâsızlıktan ve kötülükten alıkor. Allah’ı anmak (olan namaz) elbette en büyük ibadettir. Allah, yaptıklarınızı biliyor.
Kitaptan maksat Kur’an-ı Kerîm’dir. Her ne kadar burada, “Kur’an’dan önce indirilmiş Tevrat ve ekleri”nin kastedildiği ileri sürülmüşse de (Ateş, VI, 517) bu yorum, her şeyden önce âyetin lafzına uymamaktadır. Çünkü burada açıkça Hz. Muhammed’e hitap edilerek “kitaptan sana indirilen” denilmektedir. Kuşkusuz Kur’an’da, –aynı ifadelerle olmasa da– daha önce Tevrat’ta yer alan konular, özellikle geçmiş peygamberlere dair kıssalar bulunmaktadır. Fakat buna dayanarak âyette Peygamber’in okuması istenen kitabın, “Kur’an’dan önce indirilmiş Tevrat ve ekleri” olduğu, dolayısıyla burada Resûlullah’a, “Tevrat ve eklerini oku” gibi bir buyruk bulunduğu ileri sürülemez. Nitekim hiçbir müfessir âyette Resûlullah’a “Tevrat’ı oku” gibi bir anlamın bulunduğunu söylememiştir. Esasen Süleyman Ateş, “Kur’an-ı Kerîm’de mârife olarak ‘el-kitâb’, Tevrat ve eklerini ... gösterir” diyorsa da (VI, 517) böyle bir genelleme yanlıştır. Kur’an’da “el-kitâb”, eski peygamberlere indirilen kitaplar için kullanıldığı gibi Kur’an’ı da ifade etmektedir; ayrıca “Allah’ın ezelî ilmi, takdiri” veya “insanların bu dünyada yapıp ettiklerinin kaydedildiği ve âhirette ortaya konacak olan bir nevi tutanak, yani amel defteri” gibi başka anlamlarda da kullanılmıştır. Nitekim Süleyman Ateş de –“Kur’an-ı Kerîm’de mârife olarak ‘el-kitâb’, Tevrat ve eklerini ... gösterir” şeklindeki kendi iddiasının aksine– “el-kitâb” kelimesinin geçtiği âyetlerden meselâ Nahl sûresinin 64. âyetinde “... bu kitabın Hz. Muhammed’e indirildiği bildirilmektedir” (V, 120); aynı sûrenin 89. âyetinde “... Kur’an’ın, her şeyi açıklamak ... için indirildiği bildirilmektedir” (V, 132); Kehf sûresinin 1. âyetinde “1-5. âyetlerde Kur’an’ın.... indirildiği ... bildirilmektedir” (V, 289); R‘ad sûresinin 39. âyetinde “... yapılacak her şeyin yazılmış, tesbit edilmiş bir zamanı vardır ...”; Kehf sûresinin 49. âyetinde “...herkesin kitabı yani yaptığı işlerin tutanağı ortaya konur” (V, 302) diyerek “el-kitâb” kelimesini hem “Kur’an” hem “Allah’ın ezeldeki yazısı, takdiri” hem de “amel defteri” anlamında açıklamıştır.
“Hayasızlık” diye çevirdiğimiz fahşâ kelimesi, Arapça’da aynı kökten olan fuhuş kelimesiyle eş anlamlı olup genellikle çirkin sözler ve fiiller için kullanılır (Râgıb el-İsfahânî, el-Müfredât, “fhş” md.); daha genel olarak başta zina olmak üzere edep, iffet, haya gibi erdemlerle çelişen söz ve davranışları ifade eder. “Kötülük” şeklinde çevirdiğimiz münker ise, ma‘rûf kavramının zıddı olarak genellikle “aklın ve sağ duyunun çirkin bulduğu, erdemli toplumun yadırgadığı tutum ve davranışlar” anlamına gelir (bilgi için bk. A‘râf
7:157).
Âyete göre gerek abdest, kıraat, rükû, secde, ta‘dîl-i erkân gibi zâhirî şartlarına ve rükünlerine gerekse ihlâs, huşû, takvâ gibi mânevî şartlarına özen göstererek kılınan namaz, İslâm’ın ve sağ duyu sahibi erdemli toplumların edepsizlik, hayâsızlık ve kötülük sayıp reddettiği tutum ve davranışlarla uyuşmaz, âdeta bir nasihatçi, bir uyarıcı gibi (İbn Âşûr, XX, 259) namaz kılan kişiyi bu davranışlardan meneder. Böylece âyette namazın ahlâkî tesirlerine, kötülüklere karşı koruyucu özelliğine işaret edilmekte; namaz kıldıkları halde hak hukuk gözetmeyen, edep ve ahlâk kurallarına uymayanlara da dolaylı bir uyarı yapılmaktadır.
Yaygın yoruma göre “Allah’ı anmak” diye çevirdiğimiz zikrullahtan maksat namazdır. Nitekim Cum‘a sûresinde de cuma namazı için aynı tabir kullanılmıştır. Namazın zikir kelimesiyle anılması, onun tam bir ibadet bilinciyle, Allah’ın huzurunda bulunulduğu şuuru ve sorumluluğu ile eda edilmesi şartıyladır ki belirtilen ahlâkî etkiyi gösterecek kaliteye ulaşmış olacağını ima eder. Bu şekilde namaz kılarak Allah’ı anmak en büyük ibadettir. Namazın insandaki Allah şuurunu güçlendirme işlevi, diğer faydalarından daha önemlidir. Âyette namazın böyle bir bilinç ve sorumluluk duygusundan uzak olarak kılındığı oranda ibadet kalitesini de kaybedeceğine işaret vardır.
Sana vahyedilen Kitabı [tilavet] et (okuyup aktar) ve namazı kıl! Şüphesiz ki namaz, çirkinlikten ve kötülükten alıkoyar. Allah’ı anmak elbette (ibadetlerin) en büyüğüdür. Allah yaptıklarınızı bilir.
Buradaki tilâvet etmek “okuyup aktarmak” anlamının yanında “uygulamak” anlamını da içermektedir.,Bu ayette bütün ibadetler gibi namazın da hayata dair sonuçlarına değinilmekte, ibadet-hayat ilişkisine dikkat çekilmektedir. Benzer mesaj: Hûd
11:87.,Bu cümle “Allah’ın (seni) hatırlaması en büyük (ödül)dür” şeklinde de tercüme edilebilir. Bkz. Bakara
2:152; Tâhâ
20:14.
Sana kitaptan vahyedileni oku, namazı dosdoğru kıl! Çünkü namaz, yüz kızartıcı şeylerden ve kötülüklerden alıkoyar. Allah'ı anmak en büyük ibadettir. Allah ne yaptığınızı bilir.[413]
[413] Namazın etkinliği, fahşâ ve münker kavramları hakkında geniş bilgi için bk. Bayraklı, KUR’ÂN TEFSÎRİ, XIV, 481-484.
Kitap'tan sana vahyolunan şeyi oku. Salatı ikame et.¹ Salat², fahşadan³ ve münkerden⁴ alıkoyar. Kesinlikle Allah'ın zikri5 daha büyüktür. Allah, yaptığınız6 şeyleri bilir.
1- Allah'a yönelmede, Allah'ın yasalarına bağlılıkta kararlı ol. 2- Allah'ın yasaları- dini. 3- Her türlü aşırılıktan, 4- Her türlü kötülükten. 5- Allah'ın öğütleri her şeyden daha önemlidir; O, yaptığınız her şeyin karşılığını verecektir. 6- Uğraştığınız şeyleri, çalışmalarınızı.
Sana Kitap'tan vahyedileni (ayetleri dikkatle ve sürekli ciddiyetle) oku ve namazı dosdoğru kıl. Gerçekten namaz, fahşadan (çirkin hayâsızlıklardan) ve münkerattan (tüm uygunsuz ve kötü davranışlardan mü’mini) alıkoyup (engelleyecektir). Allah'ı zikretmek (her durumda ve her sorunda Allah’ı hatırlamak, O’nun emir ve yasaklarına göre davranmak, en güzel ve en mübarek isimleriyle O’nu çağırıp yalvarmak) ise, muhakkak en büyük (ibadet) dir. Allah, bütün yaptıklarınızı bilip (durmaktadır).
[Not: Matematikte çözülen problemlerin doğruluğunu anlamak için “sağlama” yapıldığı gibi, kılınan namazların makbul olup olmadığı da, nefsimizi fuhşiyat’tan; (şehvet azdırıcı yayınlardan ve davranışlardan) ve münkerattan; (her türlü zulüm, küfür ve kötülükten ve bunları yapıp yaygınlaştıranlardan) bizi uzaklaştırıp uzaklaştırmadığıyla anlaşılacaktır.]
Oku kitaptan ne vahyedildiyse sana ve namaz kıl; şüphe yok ki namaz, çirkin ve kötü şeylerden alıkoyar insanı ve elbette Allah'ı anmak, pek büyük birşeydir ve Allah, ne işlerseniz hepsini bilir.
Kitaptan sana vahyedileni oku ve insanlara ulaştır. Namazında dikkatli ve devamlı ol, çünkü namaz insanı çirkin işlerden, vahiy ve ona teslim olan akla aykırı her türlü şeyden alıkor. Allah'ı anmak elbette en büyük ibadettir. Allah ne işlerseniz hepsini bilir.
Sana vahyedilen kitaptan bölüm bölüm oku,ilgili ayetlerini uygula. Namazı erkanına, şartlarına, vaktine riayet ederek âşikâre kıl. Namaz, ilahi ilmin-hikmetin gereği, meşru olmayan şehevî fiilerden, gayri meşru ilişkilerden, zinadan, haddi aşmaktan, cimrilikten, ahlâksızlıktan ve şeriatın suç saydığı, haram kıldığı, kamu vicdanının tasvip etmediği, mü'minlerin icrasında hayır görmediği şeylerden, bunların savunuculuğunu, sözcülüğünü yapmaktan insanı alıkoyar. Allah'ı zikir, namaz, Allah'ın övünç kaynağı kelamını okumak, şeraitini uygulamak, Allah'ın dinini tebliğ elbette en önemli kulluk görevi, en büyük ibadettir. Allah'ın kullarına lütfuyla ilgisi ise en büyük mazhariyettir.
Allah fuhuşa giden yollar icat ettiğinizi, kurallarıyla oynayarak şeriata aykırı suç ve günah işlemeye devam ettiğinizi biliyor.
Kitab'dan sana vahyedileni oku ve namazı kıl. Gerçekten namaz hayasızlıktan ve kötülükten alıkoyar. Muhakkak ki Allah'ı anmak en büyük (ibadet)tir. Allah yaptıklarınızı bilir.
Sana Kitap'tan vahyedileni oku ve namazı dosdoğru kıl. Gerçekten namaz, çirkin utanmazlıklar (fahşa)dan ve kötülüklerden alıkoyar. Allah'ı zikretmek ise muhakkak en büyük (ibadet)tür. Allah yaptıklarınızı bilir.
(Manasını anlamak, ezberlemek ve gereği üzere Allah'a ibadet etmek için ey Resûlüm) sana vahy edilen Kur'an'ı oku ve namazı (devamlı beş vakit) kıl. Gerçekten namaz, kötü işden ve uygunsuzluktan alıkor. Muhakkak ki Allah'ı zikretmek (namaz kılmak, yahud Allah'ın mağfiretle kullarını anışı, diğer ibadetlerden) daha büyüktür. Allah, (iyilik ve kötülük) her ne yaparsanız onu bilir.
Kitaptan sana vahyedileni oku ve namazı doğruca kıl. Çünkü namaz, (insanı) fahiş (aşırılıklardan) ve iğrenç şeylerden (geri kalışlardan) alıkoyar. (Namaz gibi, içinde) Allah’ın anıldığı zikir(ler,) daha büyüktür(ler.) Ve Allah, (yaptıklarınızı) çok iyi bilendir. (Onun için, bir an bile O’ndan gafil olunmamalıdır.)
Sana vahiy olunan kitaptan oku; namaz kılasın, namazsa alıkor hem hayasızlıktan, hem de kötü işlerden, Allahı anmak çok büyük şeydir, Allah bilir nederseniz
(Ey Resul!) Kitaptan sana vahyolunanı oku, namazı da ikame et! Çünkü namaz (doğru ve bilinçli eda edildiği takdirde), insanı hayâsızlıktan ve kötülükten alıkoyar. (Namazı ikame ederek) Allah'la hasbıhal etmek en büyük (buluşma)dır. Allah, (sadece namazda değil, her daim) yaptıklarınızı biliyor.
Bilinçli bir şekilde eda edilen namaz insanı her türlü kötülükten ve her çeşit hayasızlıktan alıkoyar. Çünkü namazda insan Allah’la buluşur, Onun huzur ve rahmet alanına girerek Ona kötülük ve hayasızlık yapmayacağına dair defalarca söz verir ve bu sözü günün belli aralıklarında tekrar eder. Böyle bir insanın sözüne ihanet etmesi ve Allah’ı dikkate almaması düşünülemez. Tabii ki namazı ikame eden kişi, kıldığı namazdan bir şey anlıyorsa ne dediğini ve ne istediğini biliyorsa, verdiği sözün farkında oluyorsa, namazı niyaza dönüştürecek bir ahitleşme ortaya koyuyorsa yani namazın hakkını veriyorsa bu namaz koruyucu olur. Kıldığımız namazlar bizi kötülüklerden alıkoymuyor ve Allah’a yaklaştırmıyorsa, filmlerde rol icabı namaz kılanlardan ne farkımız kalır? Anlamadan ve derinliğini kavramadan kıldığımız namazla biz de sadece verilen rolü oynamış ve “âdet yerini bulsun” demiş olmuyor muyuz?
Kitap'tan sana vahyolunanı oku; namaz kıl; muhakkak ki namaz hayasızlıktan ve fenalıktan alıkor; Allah'ı anmak en büyük şeydir! Allah Yaptıklarınızı bilir.
(Resûlüm!) Sana vahyedilen Kitab'ı oku ve namazı kıl. Muhakkak ki, namaz, hayâsızlıktan ve kötülükten alıkoyar. Allah'ı anmak elbette (ibadetlerin) en büyüğüdür. Allah yaptıklarınızı bilir.
Âyet, günaha götüren isteklerin baskısından kurtulmanın ve ruh yüceliğine erişmenin en sağlam yolunu göstermektedir. Şüphesiz bu, en geniş manada «Allah’ı anmak»tır. Kur’an tilâveti ve namaz, bunun en başta gelen şekilleridir.
Gerçekten, Kur’an’ın manalarını düşünenler için, Kur’an tilâveti, daha önce farkına varılamayan bir çok manaların açığa çıkmasını sağlar; kişiyi ulvî bir âleme götürür. Kur’an tilâvetinin fazileti ile ilgili pek çok hadis vardır.
Hakkı verilerek kılınan namazın da, ruhu ulvîleştireceği ve mutlaka kötülükten alıkoyacağı, bu âyette ve bir çok hadiste ısrarla belirtilmektedir. İyiliğe sevketmeyen, kötülüklerden alıkoymayan bir namaz ise, İslâm büyükleri tarafından, sırtta taşınan bir vebal olarak nitelendirilmiştir.
Sana vahyetmiş olduğumuz kitaptan oku ve namazı gözet. Çünkü namaz, iğrenç ve kötü şeylerden vazgeçirir. ALLAH'ı (namaz yoluyla) anmak en önemlidir. ALLAH ne yaptığınızı bilir.
Namaz, sadece Allah ile bağlantının kurulduğu bir meditasyondur. Namazlarda yalnızca Allah anılmalıdır (
20:14). Namazlarda Muhammed'i, İbrahim'i, Ali'yi, Veli'yi anmak, namazın niteliği ve amacına aykırıdır.
Sana vahyedilen Kitabı oku ve namazı kıl. Muhakkak ki namaz hayasızlıktan ve kötülükten alıkoyar. Allah'ı anmak elbette en büyük ibadettir. Allah yaptıklarınızı bilir.
Sana vahyolunan kitabı güzel güzel oku ve namazı kıl, sahih namaz edepsizlikten ve uygunsuzluktan nehyeder ve her halde Allahın zikri en büyük iştir ve Allah her ne işlerseniz bilir
Sana vahyedilen kitabı oku. Namazı da dosdoğru kıl (ve kıldır). Çünkü namaz edebsizlikden ve akıl ve şerîata uymayan her şeyden alıkoyar. Allahı zikretmek elbette en büyük (ibaret) dir. Ne yaparsanız Allah bilir.
(Ey Resûlüm!) Kitab'dan sana vahyedileni oku ve namazı hakkıyla edâ et! Şübhe yok ki namaz, çirkin işlerden ve kötülüklerden (insanı) alıkoyar. (Namaz kılarak) Allah'ı zikretmek ise, elbette (herşeyden) en büyük olandır.(2) Ve Allah, ne yaparsanız bilir.
(2)“Namazda rûhun ve kalbin ve aklın büyük bir rahatı vardır. Hem cisme de o kadar ağır bir iş değildir. Hem namaz kılanın diğer mübah (helâl) dünyevî amelleri, güzel bir niyet ile ibâdet hükmünü alır. Bu sûrette bütün sermâye-i ömrünü, âhirete mâl edebilir. Fânî ömrünü, bir cihette ibkā eder(ebedîleştirir).” (Sözler, 4. Söz, 11)
Kitaptan sana vahyettiğimizi oku ve namazı kıl. Çünkü namaz çirkin ve hoş olamayan şeyleri yapmaktan alıkoyar. Bunun yanı sıra Allah’ı anmak daha büyük davranıştır. Allah ne yaptıklarınızı bilendir.
Sana vahiy olunan Kitabı oku [²], namazı dosdoğru kıl, çünkü namaz hayasızlığı, kötü işi nehiy eder. Namaz kılmak, Kur/an okumak gibi Allah/ı anmaksa elbette sair ibadetlerden büyüktür, faziletlidir. Allah işlediklerimizi bilir.
[2] Peygamberimizin hatırını tesliye için nâzil olmuştur.
Sana kitaptan vahyedileni oku ve namazı dosdoğru kıl. Muhakkak ki namaz, çirkin işlerden ve kötülükten alıkoyar. Allah'ı anmak elbette (ibadetlerin) en büyüğüdür. Allah yaptıklarınızı bilir.
Sana Rabb’in tarafından gönderilen bu muhteşem Kitabıhem kendine, hem de başkalarına okumak sûretiyle onun aydınlatıcı yolunu izle ve beş vakit namazı hayatın merkezine yerleştirerek, dikkat ve özenle, mümkün olabildiğince cemaatle birlikte, dosdoğru kıl! Çünkü namaz, insanı her türlü çirkinlik ve kötülüklerden alıkoyar. Unutmayın ki, Allah’ı her an ve her yerde hatırlayıp anmak, rab ve ilah olarak O’nun, hayatın her biriminde gündemde tutmak, elbette en etkileyici ve en büyüktür. Zaten Allah yaptığınız her şeyi bilmektedir. Kur’an ve namaz sayesinde kendinizi düzelttikten sonra, hak dini başka insanlara da duyurmak zorundasınız. Fakat bunu yaparken:
Kitap’tan sana vahyedilenleri oku!
Namaz’ı kıl!
Namaz, Çirkin İşler’den ve Münker’den alıkoyar.
Elbette Allah’ın zikri / anılması en büyüktür.
Ne özene bezene yapıyorsanız, Allah biliyor.
(Ey Muhammed!): Sana vahyedilen Kitabı oku ve namazı dosdoğru ve devamlı kıl. Çünkü namaz (Müslüman’ı) aşırı arzulardan ve Allah’a isyandan korur.1 Hele Allah’ın sizin yaptıklarınızı bilip de (sizi) anması, çok daha büyüktür.2
1 Namaz, Müslümanı; hak yola sevk ederek ve kılınan namazların aralarında işlenen küçük günâhlara keffaret olarak, iki yönlü korur. Eğer kılınan namaz günâhlara keffaret olmuyor ve kılanı aşırı arzulardan ve Allah’a isyandan korumuyorsa o Müslüman, gerçek namazı kılmıyor demektir.2 Âyetin bu bölümü: “Allah’ı (namazla) anmak ise elbette en büyük (ibâdet)tir. Allah yaptıklarınızı bilir...” şeklinde de tercüme edilebilir.
SANA vahyedilen bu ilahî kelâmı [başka insanlara] ilet, 40 ve namazında dikkatli ve devamlı ol: çünkü namaz [insanı] çirkin fiillerden ve akla ve sağduyuya aykırı olan her türlü şeyden 41 alıkoyar; Allah'ı anmak gerçekten en büyük [erdem ve iyilik]tir. Allah bütün yaptıklarınızı bilir.
Sana vahyolunan bu kitabı/Kuran’ı oku ve ilet! Namazı da hakkını vererek kıl! Çünkü namaz, hayâsızlıktan ve kötülükten alıkoyar. Elbette Allah’ın zikri/kitabı en büyüktür. Unutmayın ki Allah, yaptığınız her şeyi bilir. 18/27...30, 11/114, 2/77
(EY bu hitabın muhatabı!) Sana vahyedilmiş olan bu mesajı izle ve (başkalarına) ilet;[3525] ve namazı hakkını vererek kıl:[3526] çünkü (hakkı verilerek kılınmış) namaz, (insanı) belli başlı her tür çirkinlik ve kötülükten alıkoyar; ve hele Allah’ı anmak ve Allah’ın sizi anması elbette en büyük (boyutudur)![3527] Zira Allah, tasarlayarak işlediğiniz her şeyi bilir.[3528]
[3525] Utlu emrinin “izle ve ilet” anlamı için
18:27 ve
91:2’nin ilgili notlarına bkz. Bu hitabın kapsamı, âyetin sonundaki tasna‘ûn kelimesinin çoğul gelişinden de anlaşılacağı gibi, muhataplarının tümüdür. Hemen arkadan gelen “çirkinlik ve kötülükten korur” ifadesi, âyeti Allah Rasûlü’ne hasredemeyeceğimizin açık bir delilidir (Krş: İbn Âşûr).
[3526] Ekimi’s-salat için bkz:
2:3;
2:43 ve
7:170, ilgili notlar.
[3527] Krş:
2:152. Zikrullah, dilsel açıdan her iki mânayı da içerir. Son cümle, âyetin başındaki vahiyle ilgili cümleye atfen de okunabilir. Zikrullah tamlaması, farklı anlamlara açıktır. Bir önceki cümleye atfedildiğinde bu ifade, namazın “Allah’ı anma ve hatırlama” niteliğini, “çirkinlik ve kötülükten uzak tutucu” niteliğinden daha baskın olarak öne çıkaracak bir şekilde okunabileceği gibi, namazın nihaÎi amacına bir gönderme olarak da okunabilir (Kur’an’da zikrullahın “namaz” yerine kullanılmasıyla ilgili bkz:
62:9). Bu ifade âyetin ilk cümlesine atfen okunduğunda, hem -namaz içinde ve dışında okunan- Kur’an’a (
20:99) hem de İlâhi emre iman ve itaate tekabül eder.
[3528] Namaz inen vahyin çıkan karşılığıdır. Namaz nüzule karşılık miraçtır. Namaz Allah’ın gündeminde olmak için Allah’ı gündemine almaktır. Namaz, ibadetler mecmuasıdır. Namaz, dünya astarını âhiret atlasına günün beş vaktinde gök iğnesiyle dikmektir.
Kitaptan sana vahyedilmiş olanı tilâvet et ve namazı dosdoğru kıl. Şüphe yok ki namaz, hayasızlıklardan ve yaramaz şeylerden nehyeder. Ve elbette ki, Allah'ın zikri en büyüktür. Ve Allah ne yapar olduğunuzu bilir.
Sana vahyedilen kitabı okuyup tebliğ et, namazı hakkıyla ifa et. Muhakkak ki namaz, insanı, ahlâk dışı davranışlardan, meşrû olmayan işlerden uzak tutar. Allah'ı namazla anmak, elbette en büyük fazilettir. Allah bütün işlediklerinizi bilir.
Kitaptan sana vahyedileni oku ve namazı da kıl. Çünkü namaz kötü ve iğrenç şeylerden men'eder. Elbette Allah'ı anmak, en büyük(ibadet)tir. Allah, ne yaptığınızı bilir.
Bu Kitap’tan sana vahyedilen her şeyi anlayarak oku ve namazı tam kıl. Namaz her çeşit fuhuşu ve kötülüğü engeller. Allah’ın zikri (Kitabı) en önemlisidir. Allah, yaptığınız her işi bilir.
Sana vahyolunan kitabı oku! namazı kıl. Çünkü namaz, ahlaksızlıktan ve kötülükten alıkor. Elbette Allah'ın zikri/kitabı en büyüktür. Allah, yaptıklarınızı bilir.
Sana vahyolunan kitabı oku; namazı dosdoğru kıl. Hiç şüphe yok ki namaz fuhşiyattan(4) ve kötülükten alıkoyar. Allah'ı anmak ise en büyük iştir. Ve Allah bütün işlediklerinizi bilir.
(4)
6:151’in açıklamasına bakınız.
Kitap'tan sana vahyedileni oku! Namazı/duayı yerine getir! Çünkü namaz/dua, çirkinliklerden ve kötülüklerden alıkoyar. Elbette ki, Allah'ın zikri/Kur'an'ı daha büyüktür! Allah, neler yaptığınızı biliyor.
oķı anı kim vaḥy olındı saña ķur’ān’dan. daħı ŧurur namāzı bayıķ namāz yıġar zişt işden daħı şerį'at bulınmaz işden. daħı Tañrı añmaġı uluraķdur. daħı Tañrı bilür [214a] anı kim işlersiz.
Oḳı yā Muḥammed saña vaḥy olan nesneyi Ḳur’āndan. Daḫı durġurnamāzı. Taḥḳīḳ namāz ḳaytarur ma‘ṣiyetlerden ve yaman işlerden. TañrıTa‘ālā ẕikri uluraḳdur. Daḫı Tañrı Ta‘ālā bilür siz işlegeni.
(Ya Rəsulum!) Qur’anda sənə vəhy olunanı oxu və (vaxtı-vaxtında) namaz qıl. Həqiqətən, namaz (insanı) çirkin və pis əməllərdən çəkindirər. Allahı zikr etmək (Allahın calalını və əzəmətini həmişə, hər yerdə yada salmaq), şübhəsiz ki, (savab e’tibarilə bütün başqa ibadətlərdən) daha böyükdür. Allah nə etdiklərinizi (bütün yaxşı və pis əməllərinizi) bilir!
Recite that which hath been inspired in thee of the Scripture, and establish worship. Lo! worship preserveth from lewdness and iniquity, but verily remembrance of Allah is more important. And Allah knoweth what ye do.
Recite what is sent(3471) of the Book by inspiration to thee, and establish regular Prayer: for Prayer restrains from shameful and unjust deeds; and remembrance of Allah is the greatest (thing in life) without doubt. And Allah knows the (deeds) that ye do.*
3471 The tilawat of the Qur'an implies: (1) rehearsing or reciting it, and publishing it abroad to the world; (2) reading it to ourselves; (3) studying it to understand it as it should be studied and understood (
2:121); (4) meditating on it so as to accord our knowledge and life and desires with it. When this is done, it merges into real Prayer, and Prayer purges us of anything (act, plan, thought, motive, words) of which we should be ashamed or which would work injustice to others. Such Prayer passes into our inmost life and being, for then we realise the Presence of Allah, and that is true dhikr (or remembrance), for remembrance is the bringing to mind of things as present to us which might otherwise be absent to us. And that is the greatest thing in life. It is subjective to us: it fills our consciousness with Allah. For Allah is in any case always present and knows all.