Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 3345, sondan 2892. ayet; 29. sure ve bu surenin 5. ayetidir. Bu ayetin kelime sayisi 12, harf sayısı 46 ve toplam ebced değeri ise 1650 olarak hesaplanmıştır. Bu sure الم hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette ا (10) ل (10) م (3) bulunuyor.
من كان يرجوا لقاء الله فان اجل الله لات وهو السميع العليم
منكانيرجوالقاءاللهفاناجلاللهلاتوهوالسميعالعليم
Men kâne yercû likâa(A)llâhi fe-inne ecela(A)llâhi leât(in)(c) vehuve-ssemî’u-l’alîm(u)
Her kim Allah’a kavuşmayı umarsa, bilsin ki Allah’ın tayin ettiği o vakit elbette gelecektir. O, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.
“Allah’a kavuşmayı arzu eden”den maksat, dünyada O’nun iradesine uygun olarak yaşayıp O’nun hükümlerini yerine getirenler ve bunun karşılığının kendilerine verileceğini umanlar, dolayısıyla âhiret hayatına inananlardır. “Allah’ın verdiği sürenin sonu” ifadesiyle de ölüm veya ölüm sonrasında insanların yaptıklarının karşılığını bulacakları âhiretteki yargılanma zamanı kastedilmiştir (Râzî, XXV, 31). Hayat geçicidir; sonunda varılacak yer Allah’ın huzurudur. Dünyada acılara katlanma pahasına, Allah’ın yüklediği görevleri yerine getirerek büyük sınavı başaranlar, “Allah’a kavuşmayı arzu edenler”dir. Bunlar, iyi olmak ve iyiliği hâkim kılmak için gayretler göstermişlerse kendi iyilikleri için yapmışlardır. Çünkü “Allah’ın hiçbir kimsenin hiçbir şeyine ihtiyacı yoktur.” İnsanların bütün iyi işleri er veya geç ama mutlaka kendi faydalarına sonuç verir; onun insanlıkta ve Müslümanlık’ta kemalini arttırır; Allah katındaki değerini ve derecesini yükseltir. Âyetten anlaşıldığına göre insanlar bir kere gönülden niyet edip karar vererek hayırlı işlere, üstün gayretlere giriştiler mi artık Allah’ın yardım ve desteği de onlarla olur ve bu sayede üstesinden gelemeyecekleri kadar ağır gibi görünen işleri bile başarabilirler, ulaşılamaz zannedilen hedeflere ulaşabilirler. Bu gerçeğe sûrenin son âyetinde de yer verilecektir.
Kim Allah’a kavuşmayı umuyorsa, bilsin ki Allah’ın (belirlediği) zaman elbette gelecektir. O duyandır, bilendir.
Allah'a kavuşmayı uman bilsin ki, Allah'ın belirlediği vakit gelecektir. Allah her şeyi işitir; her şeyi bilir.
Allah'a kavuşacaklarını¹ umanlar bilsinler ki, Allah'ın belirlediği zaman mutlaka gelecektir. O, Her Şeyi Duyan'dır, Her Şeyi Bilen'dir.
1- Allah tarafından iyi bir şekilde karşılanacaklarını.
Her kim Allah’a kavuşmayı (O’nun va’adine ulaşmayı) umarsa, (acele etmesin) Allah’ın (tayin ve takdir ettiği) süresi gelmektedir. O (her şeyi) İşiten ve Bilendir.
Kim, Tanrı'ya kavuşmayı umarsa artık şüphe yok ki Allah'ın takdir ettiği zaman elbette gelecek ve odur duyan, bilen.
Kim Allah'a kavuşmayı umuyorsa, hiç şüphesiz Allah'ın tesbit ettiği süresi yaklaşarak gelmektedir. O herşeyi işiten ve herşeyi bilendir.
Kim Allah'ın huzurunda hesaba çekilmeyi, mükâfat ve cezayı umuyorsa, bilsin ki, Allah'ın tayin ettiği o vakit elbet gelecektir. O, her şeyi hakkıyla işitir, hakkıyla bilir.
Kim Allah'a kavuşmayı umuyorsa (bilsin ki) Allah'ın belirlediği vakit muhakkak gelecektir. O, duyandır, bilendir.
Kim Allah'a kavuşmayı umuyorsa hiç şüphesiz Allah'ın (tesbit ettiği) süresi yaklaşarak-gelmektedir. O işitendir, bilendir.
Kim (cennetde) Allah'a kavuşmayı arzu ederse, şübhesiz ki Allah'ın tayin ettiği vakit (kıyamet) gelecektir. O, Semî'dir = kulların sözlerini işitir, Alîm'dir- inanç ve amellerini bilir.
Kim, Allah ile buluşmayı umuyorsa, işte kesinlikle bilsin ki; Allah’ın tayin ettiği ecel (süre) mutlaka gelecektir. O Allah (her isteği) işiten, (her şeyi) bilendir.
Ey, Allaha kavuşmayı umunan kimse, Allahın göstermiş olduğu vakit herhalde gelecektir, O işitir, O bilir
Kim Allah'a kavuşmayı özlüyorsa, bilsin ki, (bu buluşma için) Allah'ın belirlediği vakit kesinlikle gelecektir. O (her şeyi) hakkıyla işiten, (her şeyi) hakkıyla bilendir.
Allah'la karşılaşmayı uman bilsin ki, Allah'ın bunun için belirttiği vakit gelecektir. O, işitir ve bilir.
Kim Allah'a kavuşmayı umuyorsa, bilsin ki Allah'ın tayin ettiği o vakit elbet gelecektir. O, her şeyi işiten ve bilendir.
Kim ALLAH ile karşılaşmayı umuyorsa, (şunu bilsin ki) ALLAH'la randevu mutlaka gerçekleşecektir. O, İşitendir, Bilendir.
Her kim Allah'a kavuşmayı umuyorsa bilsin ki, Allah'ın tayin ettiği o vakit elbette gelecektir. O her şeyi işiten ve bilendir.
Her kim Allaha irmek arzu ederse elbette Allahın ta'yin ettiği ecel, muhakkak gelecektir ve o, işitir bilir
Kim Allaha kavuşmayı umarsa şübhe yok ki Allahın ta'yîn etdiği (o) vakit her halde gelecekdir. O, hakkıyle işiden, kemâliyle bilendir.
Kim Allah'a kavuşmayı umuyorsa, artık şübhesiz ki, (bunun için) Allah'ın ta'yîn ettiği vakit mutlaka gelicidir. Çünki O, Semî' (hakkıyla işiten)dir, Alîm (herşeyi bilen)dir.
Kim Allah’a kavuşmayı umuyorsa bilsin ki, Allah’ın belirlediği hesap vakti mutlaka gelecektir. O, her şeyi işiten ve her şeyi bilendir.
Her kim Allah/a kavuşmayı umarsa ona hazırlansın, çünkü Allah/ın kavuşmak için tâyin ettiği vakit elbette gelecektir. O, kullarının her sözünü işitir, içlerinde olanı hakkıyle bilir.
Kim Allah'a kavuşmayı umuyorsa hiç şüphesiz Allah'ın (tespit ettiği) süresi yaklaşarak gelmektedir. O işitendir, bilendir.
Her kim Hesap Gününde Allah’a kavuşmayı ümit ediyorsa; malı, canı, bilgisi ve diğer tüm yetenekleriyle O’nun yolunda mücâdele ederek kendisini bu Güne hazırlasın; çünkü Allah’ın insan ömrü ve evren için belirlediği vade, mutlaka gelip çatacaktır ve hiç kuşkusuz Allah, her şeyi işiten, her şeyi bilendir.
Kim Allah’la karşılaşmayı umuyorduysa, şüphesiz Allah’ın eceli / belirlediği süre, elbette gelmektedir.
Bilen İşiten O’dur.
Kim Allah’a kavuşmayı umuyorsa, şüphesiz Allah’ın belirlediği vakit1 kesinlikle gelecektir. Zîrâ O (Allah) hakkıyla işiten, (her şeyi) çok iyi bilendir.
1 Cezâ ve mükâfatın verileceği âhiret hayatı, kıyamet günü veya diriliş günü...
Kim [Kıyamet Günü] Allah'a kavuşmayı [ümit ve korku ile] beklerse [o Gün'e hazırlıklı olsun]: çünkü Allah'ın [her insan ömrü için] takdir ettiği vade mutlaka gelip çatacaktır -ve O her şeyi bilen, her şeyi işitendir!
Her kim Allah’a kavuşmayı umuyorsa, şüphesiz ki Allah’ın tayin ettiği ecel ve kavuşma günü mutlaka gelecektir. Zira O, her şeyi işiten ve her şeyi bilendir. 69/18...24, 84/6...9
Zaten kim Allah’ın (rahmetine) kavuşmayı arzuluyorsa, iyi bilsin ki Allah’ın takdir ettiği süre bir gün mutlaka gelip çatacaktır: Her şeyi bilip işiten O’dur.
Her kim Allah'a kavuşmayı ümit ederse elbette Allah'ın tayin ettiği müddet, herhalde gelicidir ve o bihakkın işitendir, bilendir.
Kim Allah'a kavuşmayı ümid ediyorsa bilsin ki Allah'ın tayin ettiği vâde mutlaka gelecektir. O her şeyi hakkıyla işitir ve bilir.
Kim Allah ile buluşmayı umarsa; Allah'ın (buluşma) süresi gelmektedir. O, işitendir, bilendir.
Kim Allah ile karşılaşmayı umuyorsa bilsin ki, Allah’ın belirlediği vakit elbette gelecektir. O işitendir, bilendir.
Kim Allah'a kavuşmayı umarsa, şüphesiz Allah'ın belirlediği süre gelecektir. O işitendir bilendir.
Kim Allah'a kavuşmayı ümit ediyorsa, bilsin ki, Allah'ın belirlediği vakit mutlaka gelecektir. O herşeyi işitir, herşeyi bilir.
Allah'a kavuşmayı umanlara gelince, şu bir gerçek ki, Allah'ın belirlediği vakit mutlaka gelecektir. O, Semî'dir, Alîm'dir.
her kim oldı ümid dutar Tañrı’yı görmege, bayıķ Tañrı zamān gelicidür. daħı ol işidicidür bilicidür.
Kim dilese Tañrı Ta‘ālānuñ liḳāsın pes Tañrınuñ eceli gelecekdür. Daḫı olher nesneyi işidicidür, bilicidür.
Hər kəs Allahla qarşılaşacağına (qiyamət günü dirilib Allahın hüzurunda duracağına) ümid edirsə, (ona hazırlaşsın və bilsin ki) Allahın (haqq-hesab üçün) müəyyən etdiyi vaxt mütləq gələcəkdir. Allah (hər şeyi) eşidəndir, biləndir!
Whoso looketh forward to the meeting with Allah (let him know that) Allah's reckoning is surely nigh, and He is the Hearer, the Knower.
For those whose hopes are in the meeting with Allah(3426) (in the Hereafter, let them strive); for the term (appointed) by Allah is surely coming(3427) and He hears and knows (all things).*
3426 The men of Faith look forward to Allah. Their quest is Allah, and the object of their hopes is the meeting with Allah. They should strive with might and main to serve Him in this life, for this life is short, and the Term appointed for their probation will soon be over. 3427 The Term (ajal) may signify: (1) the time appointed for death, which ends the probation of this life; (2) the time appointed for this life, so that we can prepare for the Hereafter; the limit will soon expire. In either case the ultimate meaning is the same. We must strive now and not postpone anything for the future. And we must realise and remember that every prayer we make to Allah is heard by Him, and mat every unspoken wish or motive of our heart, good or bad, is known to Him, and goes to swell our spiritual account.