Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 3403, sondan 2834. ayet; 29. sure ve bu surenin 63. ayetidir. Bu ayetin kelime sayisi 22, harf sayısı 84 ve toplam ebced değeri ise 4496 olarak hesaplanmıştır. Bu sure الم hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette ا (13) ل (16) م (9) bulunuyor.
ولئن سالتهم من نزل من السماء ماء فاحيا به الارض من بعد موتها ليقولن الله قل الحمد لله بل اكثرهم لا يعقلون
ولئنسالتهممننزلمنالسماءماءفاحيابهالارضمنبعدموتهاليقولناللهقلالحمدللهبلاكثرهملايعقلون
Vele-in seeltehum men nezzele mine-ssemâ-i mâen feahyâ bihi-l-arda min ba’di mevtihâ leyekûlunna(A)llâh(u)(c) kuli-lhamdu li(A)llâh(i)(c) bel ekśeruhum lâ ya’kilûn(e)
Andolsun, eğer onlara, “Gökten yağmuru kim indirip de onunla yeryüzünü ölümünden sonra diriltti?” diye soracak olsan, mutlaka, “Allah” diyeceklerdir. De ki: “Hamd Allah’a mahsustur.” Fakat onların çoğu akıllarını kullanmazlar.
Önceki âyetlerde Mekke putperestlerinin baskıları karşısında bunalan müminlerden, bir kurtuluş yolu olmak üzere, hicret etmeleri istendikten sonra bu âyetler grubunda baskıcı putperestlerin asıl sorunları olan çarpık inançlarından ve bu yüzden içine düştükleri çelişkilerinden örnekler verilmektedir. Buna göre onlar, bir yandan sorulduğunda yeri göğü yaratan, değişmez yasaları uyarınca ay ve güneş gibi gök cisimlerinin hikmetli ve amaçlı bir düzen içinde işleyişlerini sağlayan, kezâ gökten su indirip ölü toprağı canlandıran gücün Allah olduğunu söylüyor; fakat öte yandan Allah’ı bırakıp âdi nesnelere tapıyorlardı. 61. âyette bu tutumun haktan yüz çevirme anlamına geldiği, 63. âyette de akılsızlık olduğu bildirilmektedir. Zira gerçek mânada insan, inancında ve yaşayışında hakikatle uyum içinde olmalıdır. Oysa müşrikler, bir yandan evreni yaratıp yöneten gücün Allah olduğunu söylerlerken diğer yandan Allah’tan başka şeyleri tanrı sayıp onlara tapıyorlardı; tevhidden sapma demek olan bu tutum hem bir çelişki hem de insanın en değerli meziyetlerinden olan aklı kullanmamak, akıl ölçülerinden uzaklaşmak demektir. Bu durumda putperestlerin, sorulduğunda Allah’ı yaratıcı güç olarak tanıdıklarını söylemelerinin pratikte bir anlamı kalmamaktadır. Çünkü onlar, Allah’ın dinini, peygamberini ve kitabını inkâr ediyor; buyruk ve yasaklarını tanımıyor; eylemlerini sanki Allah yokmuş, O’na karşı sorumlu değillermiş gibi sürdürüyorlardı. Kuşkusuz ilk muhatapları müşrikler olduğu için onlara hitap eden bu âyetler, aynı zamanda benzer tutumları sergileyen bütün insanları kapsamaktadır.
Onlara “Gökten su indirip onunla ölümünün ardından yeri canlandıran kimdir?” diye sorsan, mutlaka “Allah” derler. De ki: “Hamd (övgü) Allah içindir; esasında onların çoğu akıl etmezler.”
Onlara, “Gökten yağmur indirip, ölümünden sonra onunla toprağı dirilten kimdir?” diye sorsan, kesinlikle “Allah” diyecekler. De ki: “Bütün övgüler Allah'a aittir. Fakat onların çoğu bunu akletmezler.”
Eğer onlara: “Gökten su indirip de onunla yeryüzünü ölümünden sonra dirilten kimdir?” diye sorsan, kesinlikle “Allah” diyecekler. De ki: “Hamd¹ Allah'a özgüdür.” Fakat onların çoğu akıllarını kullanmıyorlar.
Gerçekten eğer onlara; “Gökyüzünden yağmuru indirip onunla öldükten sonra yeryüzünü dirilten kimdir?” diye sorsan, elbette “Allah” diyeceklerdir. De ki: “Elhamdülillah!” Doğrusu onların çoğu aklını kullanmamaktadır.
Andolsun ki onlara, kim yağdırır gökten yağmuru da onunla, ölümünden sonra diriltir yeryüzünü diye sorsan Allah derler mutlaka; de ki: Hamd Allah'a, fakat çoğu akıl etmez.
Onlara: “Kim gökten suyu indirip te, ölmüş olan yeri onunla diriltti?” diye sorsan “Allah'tır” derler. De ki, “Eksiksiz tüm övgüler Allah'a mahsustur.” Fakat onların çoğu akıllarını kullanmazlar.
Andolsun ki, onlara:
“Gökten su indiren, o suyla, ölümünün ardından yeryüzünü canlandıran kimdir?” diye sorsan, mutlaka:
“Allah'tır” diyecekler.
“Allah'a hamdolsun” de. Fakat onların çoğu söyledikleri söz üzerinde düşünmezler.
Andolsun ki, onlara: "Gökten su indirip onunla ölümünden sonra yeryüzünü dirilten kimdir?" diye sorsan muhakkak: "Allah" diyeceklerdir. De ki: "Hamd Allah'adır." Hayır, onların çoğu akıl etmiyorlar.
Andolsun onlara: 'Gökten su indirip de ölümünden sonra yeryüzünü dirilten kimdir?' diye soracak olursan, şüphesiz: 'Allah' diyecekler. De ki: 'Hamd Allah'ındır.' Hayır, onların çoğu akletmiyorlar.
Muhakkak ki Mekke kâfirlerine sorarsan: “- Gökten yağmur indirib de arza, ölümden sonra, o yağmur sebebiyle hayat veren kim?” Elbette ve elbette: “- Allah” derler. De ki, her hamd Allah'ındır. Fakat onların çoğu bunu anlamazlar.
Eğer onlara: “Gökten su indirip de ölümünden sonra yeri o su ile dirilten kimdir?” diye sorarsan, onlar elbette, “Allah” diyecekler. De ki: “Öyle ise bütün kemalat ve hamd, Allah’a mahsustur. Fakat onların çoğu bunu idrak edemiyorlar. [Onları bu hakikatleri idrak etmekten alıkoyan, dünya hayatının aldatmasıdır.]
«Gökten su indirerek, ölmüş olan yeryüzünü dirilten kimdir?» diye onlara sorarsan, herhalde: «Allahtır» diyecekler; de ki: «Öğüş Allahadır!», pek çokları anlamazlar
Andolsun, eğer onlara: “Gökten yağmuru kim indirip de onunla yeryüzünü ölümünden sonra diriltti?” diye soracak olursan, mutlaka: “Allah” diyecekler. (Sen de) de ki: “Bütün övgüler Allah'a mahsustur.” Fakat onların çoğu akıllarını kullanıp da bu apaçık gerçeği anlamaya yanaşmazlar.
And olsun ki onlara: "Gökten su indirip onunla, ölümünden sonra yeri dirilten kimdir?" diye sorarsan, şüphesiz, "Allah'tır" derler. De ki: "Övülmek Allah içindir", fakat çoğu bunu akletmezler.
Andolsun ki onlara: «Gökten su indirip onunla ölümünün ardından yeryüzünü canlandıran kimdir?» diye sorsan, mutlaka, «Allah» derler. De ki: (Öyleyse) hamd da Allah'a mahsustur. Fakat onların çoğu (söyledikleri üzerinde) düşünmezler.
Onlara, "Gökten suyu kim indirip ölümünden sonra toprağı canlandırıyor?" diye sorsan, "ALLAH,"diyecekler. De ki, "Övgü ALLAH'a aittir." Ancak çokları anlamaz.
Andolsun ki onlara, "Gökten su indirip, onunla ölümünün ardından yeryüzünü canlandıran kimdir?" diye sorsan, mutlaka, "Allah " derler. De ki: (Öyleyse) hamd de Allah'a mahsustur. Fakat çokları akıllarını kullanmazlar.
Celâlim hakkı için yine sorsan onlara: kim o Semâdan peyderpey bir su indirip de Arza ölümünden sonra onunla hayat vermekte? Elbette şübhesiz Allah diyecekler, «elhamdulillah» de, fakat onların ekserisi aklı ermezlerdir
Andolsun ki onlara: «Gökden su indirib onunla yeri, ölümünün ardından, canlandıran kimdir?» diye sorarsan «Elbette Allah» derler. De ki: «Hamd Allahındır». Fakat onların çoğu aklını kullanmazlar.
And olsun ki onlara: “Gökten bir su indirip, yeryüzünü ölümünden sonra onunla dirilten kimdir?” diye sorsan, mutlaka: “Allah!” derler. De ki: “Hamd, Allah'a mahsustur.” Fakat onların çoğu (buna) akıl erdirmezler.
Onlara “Gökten su indirip, ölümünden sonra yeryüzüne hayat veren kimdir? Diye sorsan, onlar “Elbette ki Allah” diyecekler. Deki “Bundan dolayı övülmek, yalnızca Allah’a aittir. Ancak insanların çoğu bunları akletmiyor.”
Onlara gökten yağmur indirip onunla yere, kuruduktan sonra taze can veren kimdir? diye soracak olsan her halde «— Allah/tır» diyeceklerdir. Onlara de ki Allah/a hamdolsun [⁶]. Hayır, onların pek çoğu buna akıl erdiremezler [⁷].
[6] Ki ikrar ettiğiniz veya kudretine burhan ikame etmiştir veya arzı ihya etmiştir.[7] Bütün hamdin Allah'ın olduğunu bilmezler veya hem ikrar ederler, hem putlara taparlar. Bunun tenakuz olduğunu bilmezler.
Şüphesiz onlara, “Gökten su indirip de ölümünden sonra yeryüzünü dirilten kimdir?” diye soracak olursan mutlaka, “Allah” derler. De ki: “Bütün güzel övgüler Allah'ındır.” Hayır, onların çoğu (söyledikleri üzerinde zaten) düşünmezler.
Ve yine onlara, “Gökten yağmur yağdıran ve onunla, ölü toprağa her bahar yeniden hayat veren kimdir?” diye soracak olsan, hiç tereddüt etmeden “Allah’tır!” diyecekler. Buna karşılık, sen de onlara de ki: “O hâlde, her türlü övgüye lâyık olan da yalnızca Allah’tır! Öyleyse, size bunca nîmetleri bahşeden Rabb’inize kulluk etmeniz gerekmez mi?”Ama gel gör ki, onların çoğu akıllarını kullanıp da, bu apaçık gerçeği anlamaya yanaşmazlar. Çünkü dünya hayatının zevkleri gözlerini kör etmiştir. Hâlbuki:
And olsun, onlara: -“Kim Gök’ten su indirdi de onunla, ölümünden sonra Yeryüzü’ne hayat verdi?” diye sorsaydın: -“Allah” derlerdi.
De ki: -“Allah’a Hamd olsun!”.
Oysa onların çoğu akletmez.
Eğer o (kâfirlere): “Gökten suyu indirerek, ölümünden sonra yeryüzünü dirilten kimdir?” diye sorsan, kesinlikle: “Allah” derler. (Sen de onlara): “(Öyleyse) hamd Allah’a mahsustur.” de. Ama onların pek çoğu (bunu) akıl etmezler.
Ve hep olduğu gibi, şayet onlara da: “Gökten yağmuru boşaltıp ölü toprağa tekrar hayat veren kimdir?” diye sorarsan, hiç tereddüt etmeden, “Allah'tır!” derler. De ki: “[O halde] Hamd [yalnız] Allah'a mahsustur!” Fakat onların çoğu akıllarını kullanmazlar:
Yine onlara: – Gökten suyu indiren, onunla ölü toprağa hayat veren kimdir? Diye soracak olsan, onlar kesinlikle; “Allah’tır” derler. De ki: – Elhamdülillah. Ne ki onların çoğu yine de akıllarını kullanmıyorlar. 7/57, 15/22, 24/43, 30/48
Ve eğer dönüp onlara sorsan: “Gökten suyu indiren ve onunla ölü toprağa can veren kimdir?” diye, hiç şüphen olmasın ki “Elbette Allah!” diyecekler. De ki: “Hele şükür, (bari şunu olsun bileydiniz)!”[3549] Ama ne gezer… Onların çoğu akıllarını kullanmayı dahi beceremezler.
[3549] Lafzen: “Elhamdülillah!” Benzer bir kullanım için Zümer 29’a bkz.
Andolsun ki, eğer onlara, «Gökten suyu kim indirdi de onunla yeri ölümünden sonra diriltti?» diye sorsanız, elbette derler ki: «Allah.» De ki: «Hamd Allah'a mahsustur. Fakat onların ekserisi, akıl erdiremezler.»
Eğer onlara: “Gökten su indirip ölümünden sonra yeri canlandıran kimdir? ” diye sorsan elbette: “Allah'tır! ” diyeceklerdir. De ki: “Hamd olsun Allah'a ki, (kâfirler bile onun bu vasıflarını inkâr edemiyorlar. )Bütün hamdler, güzel övgüler aslında Allah'a mahsustur, fakat onların ekserisi bunu düşünüp anlamıyorlar. ”
Onlara: "Kim gökten suyu indirip de ölmüş olan yeri onunla diriltti?" diye sorsan; "Allah", derler. De ki: "Hamd (övgü), Allah'a layıktır." Doğrusu çokları düşünmezler.
Onlara; “Gökten su indirip ölü toprağı canlandıran kimdir?” diye sorsan “Allah’tır” derler. De ki; “Her şeyi güzel yapmak Allah’a mahsustur.” Ama onların çoğu bunu düşünmezler.
Onlara:-Gökten su indirip, onunla kurumuş yeryüzüne hayat veren kimdir? diye sorsan: “Allah!” derler. De ki:-Hamd Allah'adır. Oysa, onların çoğu akıllarını kullanmıyorlar.
Onlara “Kimdir gökten bir su indirip de ölmüş yeryüzünü onunla dirilten?” diye soracak olsan, “Allah'tır” diyecekler. De ki: Hamd Allah'a mahsustur. Fakat çoğu aklını kullanmıyor.
Onlara, "Gökten suyu kim indirdi de onunla toprağı ölümünden sonra canlandırdı?" diye sorsan, mutlaka "Allah!" derler. De ki: "Hamd Allah'adır. Fakat onların çokları akletmiyorlar."
[215a] daħı eger śorarsañ anlara “kim indürdi gökden śuyı pes virdürürdi anuñ- ile yiri öldüginden śoñra?” eyideler “Tañrı!” eyit “ögmek Tañrı’nuñdur.” belki eyregi anlaruñ añlamazlar.
Ve eger anlara ṣorsañ ki kim indürdi gökden ṣuları, anuñla yiri di‐riltdi öldüginden ṣoñra? Allāhdur, diyeceklerdür. Eyit: Şükr Tañrıya, bel kianlaruñ çoġı fehm eylemezler.
Həqiqətən, əgər sən (Məkkə müşriklərindən): “Göydən yağmur endirib quruduqdan sonra onunla yerə təzədən can verən kimdir?” – deyə soruşsan, onlar mütləq: “Allahdır!” – deyə cavab verəcəklər. De: “Həmd olsun Allaha!” Lakin onların əksəriyyəti dərindən düşünməz! (Müşriklərin xeyirlərilə zərərlərini bir-birindən ayırmağa ağlı çatmır. Onlar cəhalətləri üzündən belə güman edirlər ki, bütlər onları haqq olan Allaha yaxınlaşdırır).
And if thou wert to ask them: Who causeth water to come down from the sky, and therewith reviveth the earth after its death? they verily would say: Allah. Say: Praise be to Allah! But most of them have no sense.
And if indeed thou ask them(3496) who it is that sends down rain from the sky, and gives life therewith to the earth after its death, they will certainly reply, "(Allah)!" Say, "Praise be to Allah." But most of them understand not.*
3496 In
29:61 above, the point was that there is a certain type of man that realises the power of Allah, but yet goes after false ideas and false worship. Here the point is that there is another type of man to whom the goodness of Allah is made clear by rain and the gifts of nature and who realises the daily, seasonal, and secular changes which evidence Allah's goodness in giving us life (physical and spiritual) and reviving us after we seem to die,-and who yet fails to draw the right conclusion from it and to make his own life true and beautiful, so that when his period of probation in this transitory life is ended, he can enter into his eternal heritage. Having come so far such men fail at the crucial stage. At that stage they ought to have praised and glorified Allah, and accepted His Grace and Light, but they show their want of true understanding by failing to profit by Allah's gifts.