Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 409, sondan 5828. ayet; 3. sure ve Âl-i İmran Suresinin 116. ayetidir. Âl-i İmran Suresi 116. ayetinin kelime sayisi 18, harf sayısı 77 ve toplam ebced değeri ise 4857 olarak hesaplanmıştır. Âl-i İmran Suresinin toplam ebced değeri 1056696 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır. Bu sure الم hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette ا (17) ل (10) م (6) bulunuyor.
Arapça Metin
ان الذين كفروا لن تغني عنهم اموالهم ولا اولادهم من الله شيـا واولئك اصحاب النار هم فيها خالدون
Müfessirler bu âyette kastedilen inkârcıların, “Ehl-i kitap’tan olup da Kur’an’a ve Hz. Peygamber’e iman etmeyenler” olduğunu söylemişlerse de âyetleri tahsis edecek bir delil bulunmadığı takdirde genel anlamlarıyla değerlendirmek daha uygundur. Buna göre burada, mal ve evlâtlarının çokluğu sebebiyle şımarmış olan dolayısıyla kendilerine azap edilmeyeceğini iddia eden (bk. Sebe’ 34:35), asıl iman edilmesi gerekenleri inkâr ederek dinden uzaklaşan herkes uyarılmakta; mal ve evlât çokluğu gibi maddî ve geçici güçlerin insanları Allah’a yaklaştırıcı ve onun katında değerli kılıcı sebepler olmadığı, bu tür zenginliklerin Allah’tan gelecek olan cezaları önleyemeyeceği bildirilmektedir.
Bununla birlikte âyet öncekilerin devamı olarak değerlendirildiği takdirde, burada inkâr edenlerden maksadın “Allah’a ve âhirete şeksiz ve şirksiz iman etmeyen Ehl-i kitap” olduğunu söylemek de mümkündür.
Mehmet Okuyan
Şüphesiz ki kâfir olanların malları da çocukları da Allah’a karşı onlara hiçbir şeyde asla yarar sağlamayacaktır. İşte onlar ateş halkıdır; onlar orada [ebedî] kalıcıdır.
İnkâr edenlere gelince, onların malları da evlatları da Allah'ın azabından korunmak için kendilerine hiçbir fayda sağlamayacaktır. İşte onlar cehennemliklerdir; onlar orada uzun süreli kalacaklardır.
Gerçeği yalanlayarak nankörlük edenlere gelince, onların ne malları ne de evlatları Allah'a karşı kendilerine hiçbir yarar sağlamayacaktır. İşte onlar, ateş ehlidir. Onlar, orada sürekli kalacaklardır.
Şu da bir gerçektir ki, o inkâr edenlerin ne malları, ne çocukları, onlara Allah'tan yana hiçbir şeyle (ve hiçbir şekilde fayda) eriştirmeyecektir. İşte onlar ateşin ehlidir, (cehenneme girecek ve) onda temelli olarak kalacak (kimselerdir).
Allah'tan gelen gerçekleri örtbas edenler yok mu? Onların ne dünyadaki malları, ne de evlatları, Allah'a karşı hiçbir fayda sağlamayacaktır. İşte onlar ateşin halkıdırlar, orada temelli olarak kalacaklardır.
Allah'ı, peygamberlerini, Allah'a imanın gerektirdiği esasları inkârda ısrar edenlerin, kâfirlerin, ne malları-servetleri, ne evlâtları, Allah'tan gelecek bir şeyi, hiçbir cezayı asla engelleyemeyecektir. Onlar cehennemliktirler. Orada ebedî kalırlar.
İnkar edenlerin malları ve çocukları Allah katında onlara bir şey kazandırmayacaktır. Onlar ateşe atılacak olanlardırlar. Orada sonsuza kadar kalacaklardır.
Gerçekten inkâr edenlerin ise, ne malları, ne çocukları, onlara Allah'tan yana bir şey sağlayamaz. İşte onlar, ateşin halkıdırlar, onda temelli kalacaklardır.
Kâfir olanlar (var ya!) onların ne malları, ne evlâdları kendilerini Allah'ın azâbından asla kurtaracak değildir. Onlar cehennemliktir ve orada ebedî olarak kalıcıdırlar.
O azgın kâfirlere gelince, ne malları ne de evlatları kendilerine Allah’tan yana bir fayda vermeyecektir. Onlar ateşin arkadaşlarıdırlar. İçinde ebedî kalacaklardır.
İnkârcılara gelince; onları ne (kalıcı olduklarını düşündükleri) dünya malları ne de (iftihar edip durdukları) evlatları Allah'(ın azabın)a karşı koruyabilir. İşte onlar, içinde yaşayıp kalacakları ateşe mahkûm olacaklardır.
Cemal Külünkoğlu Âl-i İmran Suresi 116. Ayet Açıklaması
İnsan ne kadar varlıklı ve çocuklu olursa olsun, hatta çocukları dünyanın en etkili makamlarında da bulunsa dünyada ölümden âhirette azaptan kurtulamaz. Hal böyle iken insanların bir kısmı hayatı sadece dünyadan ibaret görüp âhireti bütünüyle yok saymaktadır. Dünyalık nimetleri elde etmek uğruna her şeyi kendilerine mubah gören bu tip kişilerin isteklerine gem vurmak imkânsızdır. Âyetteki mesaj inkârcılara hitaben verilmiş olsa da inandığı halde hiç ölmeyecekmiş gibi yaşamlarını sadece dünya ile sınırlı tutan Müslüman kimliğiyle yaşayanlar da buradan kendilerine düşen mesajı almalıdır. Âhireti kazanmak için yalnız Allah’a inanmak yetmiyor, Allah’la yaşamak, O’nun direktiflerine göre bir hayat tarzı oluşturmak, mücadele vermek, ilahi öğretileri çağın vitrinine taşımak, insanların irşadına sunmak, Hakkı bulmakta zorlananların vicdanını harekete geçirmek, varlığın hikmetini ortaya koyarak iyilik ve doğruluk için, adalet ve ehliyet için, barış ve huzur için, Hakkın ve haklının yanında yer almak için çalışmak icap ediyor.
Diyanet İşleri (Eski)
İnkar eden kimselerin malları ve çocukları, Allah'tan yana, onlara bir fayda vermeyecektir. İşte onlar cehennemliklerdir, onlar orada temellidirler.
İnkâr edenler var ya, onların malları da evlâtları da Allah'a karşı kendilerine hiçbir fayda sağlamayacaktır. İşte onlar, cehennemliklerdir; onlar orada ebedî kalacaklardır.
İnkar edenlerin ne paraları ne de çocukları ALLAH'a karşı kendilerine hiç bir yarar sağlamıyacaktır. Onlar ateşin halkıdır ve orada sürekli kalıcıdırlar.
O inkâr edenler (var ya), onların ne malları, ne de evlatları, onlara Allah'a karşı hiçbir fayda sağlamayacaktır. Onlar, ateş halkıdır; orada ebedi kalacaklardır.
Hakıykat, o küfredenler (yok mu?) onların ne malları, ne evlâdları kendilerinden, Allah'ın azabından hiçbir şey'i, kaabil değil, gideremezler. Onlar cehennemin yâr-ü hemdemidirler. Onlar orada ebedî kalıcıdırlar.
Şübhesiz ki inkâr edenlerin ne malları ne de evlâdları, Allah'(ın azâbın)a karşı kendilerine hiçbir şeyle fayda vermeyecektir! Ve işte onlar ateş ehlidirler. Onlar orada ebedî olarak kalıcıdırlar.(1)
(1)“Kâfir ve münâfıkların Cehennemde yanmalarını ve azab ve cihad gibi hâdiseleri kendi şefkatine sığıştırmamak ve te’vîle sapmak (başka tarafa çekmek), Kur’ânın ve edyân-ı semâviyenin (semâvî dinlerin) bir kısm-ı azîmini (büyük bir kısmını) inkâr ve tekzib (yalanlama) olduğu gibi, bir zulm-i azîm (büyük bir zulüm) ve gāyet derecede bir merhametsizliktir. Çünki ma‘sum hayvanları parçalayan canavarlara himâyetkârâne(koruyarak) şefkat etmek, o bîçâre hayvanlara şedid bir gadir (şiddetli bir zulüm) ve vahşî bir vicdansızlıktır. Ve binler Müslümanların hayât-ı ebediyelerini mahveden ve yüzer ehl-i îmânın sû’-i âkıbete (îmansız ölmesine)ve müdhiş günahlara sevk eden adamlara şefkatkârâne tarafdâr olmak ve merhametkârâne cezâdan kurtulmalarına duâ etmek, elbette o mazlum ehl-i îmâna dehşetli bir merhametsizlik ve şenî‘ (çirkin) bir gadirdir.” (Kastamonu Lâhikası, 130)
İlyas Yorulmaz
Gerçekleri inkâr edenler için Allah’ın yanında, ne malları, ne de evlatları hiçbir şekilde onlara fayda sağlamayacak. Onlar ateşe girecek olanlar olup, sürekli kalacaklardır.
İsmail Hakkı İzmirli Âl-i İmran Suresi 116. Ayet Açıklaması
[1] Yahut Allah'ın azabından onları kurtaramaz.
Kadri Çelik
Şüphesiz küfre sapan kimselerin ne malları ve ne de çocukları, Allah'tan yana, onlara bir şey sağlayamaz. İşte onlar ateş ehlidir, onlar onda temelli kalıcılardır.
Fakat nankörce davranarak Allah’ın ayetlerini inkâr edenlere gelince; onların ekonomik, askerî, siyasal, toplumsal güçleri, yani malları ve çocukları, onları Allah’ın gazâbından kurtaramayacaktır!İşte onlar, cehennem halkıdırlar ve sonsuza dek orada kalacaklardır.
O kâfirlerin malları da çocukları da kendilerini, Allah’ın azabından asla kurtaramayacaktır. İşte cehennemlikler, bunlardır ve onlar, orada sonsuz kalacaklardır.
Hakikati inkara şartlanmış olanlara gelince; onları ne dünya malları ne de evlatları Allah'a karşı koruyabilir. İşte onlar içinde yaşayıp kalacakları ateşe mahkum edilmişlerdir.
Gerçekleri örtbas eden kâfirlere gelince, onların ne malları ne de evlatları, Allah’ın huzurunda hiçbir fayda vermeyecektir. Onlar, ateşi boylayacaklar ve orada kalıcıdırlar. 3/10, 31/33
Küfre saplananlara gelince: ne malları ne de çocukları, onlara Allah’tan gelecek bir azap karşısında hiçbir yarar sağlamaz: işte onlar ateş ashabıdır, onlar orada daimi kalıcıdır.
Muhakkak o kimseler ki, kâfir oldular, onları ne malları ve ne de evlatları Allah Teâlâ'nın azabından kurtaramaz. Ve onlar cehennem ehlidirler. Onlar orada ebedî kalacak kimselerdir.
Nankörlere gelince, ne malları, ne de evladları onlara, Allah'a karşı hiçbir yarar sağlamayacaktır. Onlar ateş halkıdır; onlar orada sürekli kalacaklardır.
Süleymaniye Vakfı Âl-i İmran Suresi 116. Ayet Açıklaması
[*] Âyetleri görmezlikten gelenlerin.
Şaban Piriş
Kafir olanlar ise onlara malları da evlatları da Allah'tan gelen bir şeye/azaba karşı bir fayda vermeyecektir. Onlar, cehennem ashabıdır, orada ebedidirler.
İnkâr edenlere gelince, Allah'ın azabından kurtulmak için onlar ne mallarından bir yarar görürler, ne evlâtlarından. Onlar ateş ehlidir; orada sürekli kalacaklardır.
Küfre sapanlara gelince, onların malları da çocukları da kendilerine Allah'a karşı bir yarar asla sağlamayacaktır. Ateşin dostlarıdır onlar. Sürekli kalacaklardır onun içinde.