Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 467, sondan 5770. ayet; 3. sure ve Âl-i İmran Suresinin 174. ayetidir. Âl-i İmran Suresi 174. ayetinin kelime sayisi 14, harf sayısı 64 ve toplam ebced değeri ise 6178 olarak hesaplanmıştır. Âl-i İmran Suresinin toplam ebced değeri 1056696 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır. Bu sure الم hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette ا (8) ل (10) م (6) bulunuyor.
Arapça Metin
فانقلبوا بنعمة من الله وفضل لم يمسسهم سوء واتبعوا رضوان الله والله ذوفضل عظيم
Bundan dolayı Allah’tan bir nimet ve lütufla kendilerine hiçbir fenalık dokunmadan geri döndüler ve Allah’ın rızasına uydular. Allah, büyük lütuf sahibidir.
Bir kısım müfessirler bu âyetin de Küçük Bedir Gazvesi hakkında indiğini söylemişlerdir; fakat çoğunluk bunun Hamrâülesed takibi hakkında indiği kanaatindedir. Hz. Peygamber’in kumandasındaki müslümanlar, Uhud Savaşı’nın ardından çekilip giden düşmanı takip etmek üzere Hamrâülesed’e kadar gelmişler ve geri dönmesi muhtemel olan düşmanı burada karşılamak için üç gün beklemişlerdir. Düşman geri dönmeye cesaret edemeyip Mekke istikametinde yol alınca müslümanlar da burada alışveriş yaparak hem kazanç sağlamışlar hem bu hareketlerinden dolayı Allah’ın rızâsını kazanmışlardır. Bu seferde herhangi bir çatışma olmadığı için müslümanlar buradan sağ salim Medine’ye dönerken yüce Allah’ın üç ikramına nâil olmuşlardır: a) Savaş ve benzeri her türlü tehlikeden selâmette olarak Medine’ye dönmüşler, b) ticaret yaparak kazanç sağlamışlar, c) cihad ettikleri için sevap kazanmışlar ve Allah’ın rızâsına ermişlerdir. Âyetin sonunda bu kazançlara işaret edilmektedir.
Mehmet Okuyan
(Bunun üzerine), kendilerine hiçbir sıkıntı dokunmadan, Allah’ın nimet ve iyiliğiyle geri dönmüş, Allah’ın rızasına uymuşlardı. Allah büyük iyilik sahibidir.
Bunun üzerine, kendilerine hiçbir fenalık dokunmadan, Allah'ın nimet ve keremiyle geri geldiler. Böylece Allah'ın rızasına uymuş oldular. Allah, büyük kerem sahibidir.
İşte bundan dolayı, Allah'ın nimet ve faziletiyle kendilerine hiçbir zarar ve kötülük dokunmaksızın bir inkılâba uğramış (ve zafere ulaşıp geri dönmeyi başarmış) lardı. Böylece Allah'ın rızasına ve rıdvanına uymuşlardı. Zira Allah, çok büyük üstünlük ve iyilik sahibidir. (Sadık kullarına sayısız ihsan ve ikramda bulunandır.)
Kendilerine hiçbir kötülük erişmeksizin Allah'ın nimetlerine ve ihsanına nail olarak geri döndüler ve Allah rızasına da uymuş oldular; Allah, pek büyük lütuf ve ihsan sahibidir.
Ve Allah'ın lütfu ve nimeti ile savaştan bir zarara uğramadan döndüler, çünkü onlar, Allah'ın rızası için çabalıyorlardı ve Allah büyük lütuf sahibidir.
Bu durumda savaşa gidenler, kendilerine hiçbir kötülük dokunmadan, Allah'ın nimeti ve lütfuyla sağ salim geri döndüler. İmanları, Kur'ân ve sünneti uygulamaları sebebiyle Allah'ın rızasına ulaşma mertebesine mazhar oldular. Allah büyük lütuf sahibidir.
Böylece kendilerine bir kötülük dokunmaksızın Allah'tan bir nimet ve lütufla ile geri döndüler ve Allah'ın rızasına uydular. Allah büyük lütuf sahibidir.
Bundan dolayı, kendilerine hiç bir kötülük dokunmadan bir bolluk (fazl) ve Allah'tan bir nimetle geri döndüler. Onlar, Allah'ın rızasına uydular. Allah, büyük fazl (ve ihsan) sahibidir.
Sonra da kendilerine hiç bir keder dokunmaksızın Allah'dan bir nimet ve kazançla Bedir'den döndüler. Böylece Allah'ın rızasına uymuş bulundular. Allah çok büyük bir lütuf ve ihsan sahibidir. (Uhud savaşından dönüşte Ebû Süfyan, daha önce yapılan Bedir savaşının intikamını almak maksadıyla Hz. Peygamber Aleyhisselâm Efendimize şöyle demişti: “- Bedir savaşının yıl dönümünde yine aynı yerde buluşalım ve savaşalım.” Peygamber Efendimiz; “İnşallah”, buyurmuştu. O gün gelince, Ebû Süfyan ordusu ile savaşa çıktı, fakat Allah kalbine bir korku vermekle Bedir mevkiine varamayıp geri döndüler. Müslümanlar Bedir'de düşmanı bekledilerse de onlarla karşılaşamadılar. Ancak, orada alış-veriş yaparak, bir hayli kâr ve ticaret yaptılar ve böylece selâmetle geri döndüler, Peygamberin emrini dinlediklerinden de Allah'ın rızâsına kavuştular. İşte, bu âyet-i kerime, bu olay üzerine nâzil oldu. Bu sefere “Küçük Bedir Seferi” denir).
Bunun için onlar, Allah’ın nimet ve fazlıyla geri döndüler. Hiçbir kötülük onlara dokunmadı. Onlar Allah’ın rızasına uydular. Allah ise büyük fazl ve ikram sahibidir.
Sonra da kendilerine hiçbir keder dokunmaksızın Allah'tan bir nimet ve lütufla (başlarına hiçbir kötülük gelmeden) geri döndüler ve (böylece) Allah'ın rızasını da kazanmış oldular. Hiç kuşkusuz Allah, (müminlere karşı) son derece cömert, son derece lütufkârdır.
Cemal Külünkoğlu Âl-i İmran Suresi 174. Ayet Açıklaması
Hz. Peygamber’in komutasındaki yetmiş kişilik süvari birliği, en ufak bir cesaret kaybına ve korkuya kapılmadan, yaklaşık bir hafta Bedir Savaşı’nın yapıldığı yerde bekledi. Ancak askerleriyle yola çıkan Ebu Süfyan savaşmaktan korkarak geri dönünce, Müslümanlar da Medine’ye geri döndüler.
Diyanet İşleri (Eski)
Bu yüzden kendilerine bir fenalık dokunmadan, Allah'tan nimet ve bollukla geri döndüler; Allah'ın rızasına uydular. Allah büyük, bol nimet sahibidir.
Bunun üzerine, kendilerine hiçbir fenalık dokunmadan, Allah'ın nimet ve keremiyle geri geldiler. Böylece Allah'ın rızasına uymuş oldular. Allah büyük kerem sahibidir.
Diyanet Vakfı Âl-i İmran Suresi 174. Ayet Açıklaması
Hz. Peygamber’in komutasındaki birlik, Ebu Süfyân ile bir yıl önce sözleşilen yerde onları bir hafta kadar bekledi; ancak bir miktar asker ile yola çıkan Ebu Süfyân’ın savaşmaktan korkarak geri dönmesi üzerine müslümanlar da kârlı alış-verişler yaparak tekrar Medine’ye geldiler.
Edip Yüksel
Böylece, kendilerine hiçbir kötülük dokunmadan, ALLAH'tan bir nimet ve lütufla geri döndüler. . ALLAH'ın rızasını gözetmişlerdi. Büyük lütfun sahibi ALLAH'tır.
Bunun üzerine kendilerine hiç bir kötülük dokunmadan Allah'ın nimeti ve lütfuyla geri döndüler ve Allah'ın rızasına uydular. Allah büyük lütuf sahibidir.
sonra da kendilerine hiç bir keder dokunmaksızın Allahdan bir ni'met ve bir fazl ile avdet ettiler ve Allahın rızası ardınca gittiler, daha çok büyük bir fazlın sahibidir Allah
Bunun üzerine kendilerine hiç bir fenalık dokunmadan Allahdan ni'met (afiyet ve selâmet) ve fazl (-u ticâret) ile geri geldiler. (Bu suretle) Allah'ın rızaasına da uymuş bulundular. Allah, çok büyük lutf-ü inayet saahibidir.
Bunun üzerine, kendilerine hiçbir kötülük dokunmadan, Allah'dan bir ni'met ve bir ihsân ile (Bedir'den) geri döndüler;(1) böylece Allah'ın rızâsına tâbi' oldular. Allah ise, pek büyük ihsan sâhibidir.
(1)Müşrik ordusu Uhud’dan ayrılırken Ebû Süfyân: “Yâ Muhammed! Gelecek sene Bedir’de tekrar karşılaşalım!” demişti. Bu meydan okumaya karşı “İnşâallah!” diye cevab veren Peygamber Efendimiz (asm), ertesi yıl bir kısım sahâbelerle birlikte (radıyallâhü anhüm ecmaîn) Bedir’e geldi. Onları bir hafta kadar burada bekledi ise de, bir mikdar askerle yola çıkmış olan Ebû Süfyân harb etmekten korkarak geri dönmüştü. Bunun üzerine sahâbe ordusu, sâlimen Medîne’ye döndüler. (Nesefî, c. 1, 173)
İlyas Yorulmaz
Allah yolunda savaşanlar, Allah’ın nimeti ve lütfu ile kendilerine bir kötülük isabet etmeden dönmüşler ve Allah’ın rızasına tabi olmuşlardır. Allah büyük lütuf sahibidir.
Kendilerine hiçbir fenalık [¹] dokunmaksızın Allah/ın nimet ve inayeti ile [²] geri döndüler. Allah/ın rızasına tâbi oldular [³]. Allah büyük inayet sahibidir.
İsmail Hakkı İzmirli Âl-i İmran Suresi 174. Ayet Açıklaması
[1] Korku, katil, cerh, düşman hilesi gibi.[2] Selâmet ile, ticaretle.[3] İtaat ve sebat ve besaletle Allah'ın hoşnutsuzluğunu kazandılar.[1] Yahudiler veya içlerinden biri.[2] Veya hıfzedip ihmal etmiyeceğiz.[3] İrtikâp ettiğiniz amellerden nâşidir.
Kadri Çelik
Bu yüzden kendilerine bir kötülük dokunmadan, Allah'tan nimet ve bollukla geri döndüler ve Allah'ın rızasına uydular. Allah büyük bir bolluk sahibidir.
Derken, Allah’a tam bir teslimiyetle bağlanarak savaşa çıktılar. Fakat o büyük ordular, onların karşısına çıkmaya bile cesaret edemedi. Sonuçta, Allah’ın lütuf ve nîmeti sayesinde, başlarına hiçbir kötülük gelmeden sağ salim ve üstelik yaptıkları kârlı ticâretlerle zengin olarak yurtlarına geri döndüler. En önemlisi de, böylece Allah’ın hoşnutluğunu kazanmış oldular. Hiç kuşkusuzAllah, müminlere karşı son derece cömert, son derece lütufkârdır.Allah’ın lütuf ve yardımı sayesinde savaşta karşınızda duramayan düşman, yalan haber ve propagandalarla sizi yıldırmaya çalışacaktır:
(İşte o kimseler,) Allah’ın rızasına uyduklarından doayı Allah’tan gelen bir nîmet ve lütufla kendilerine hiç bir kötülük dokunmadan geri döndüler.1 Şüphesiz Allah, sınırsız lütuf sahibidir.2
Mehmet Türk Âl-i İmran Suresi 174. Ayet Açıklaması
1 Bu âyette Müslümanların bir zarara uğramadan döndükleri savaş, müfessirlerin büyük çoğunluğuna göre; “Bedr-i Suğra” savaşıdır. Konu ile ilgili olarak Bk. (Nisâ: 84) Ancak bu savaşın, Uhud savaşı olma ihtimâli de vardır. En doğrusunu Allah bilir.2 Peygamberimiz, Uhud savaşının sonunda Ebû Süfyân’la bir sene sonra “Bedr-i Suğra” mevsiminde savaşmak üzere sözleşmişti. Günü gelince insanları savaşmaya davet etti. Fakat bazı Müslümanlar, bu savaştan çekindiler. Bunun üzerine bu âyet indirildi. Peygamberimiz: “Ben, yalnız başıma kalsam yine giderim.” buyurdu ve yetmiş kadar atlı ile hareket etti, Allah da kâfirlerin kalbine bir korku verdi ve caydırdı. Peygamberimiz Bedr-i Suğra’da sekiz gün kaldı ve ticaret yaptı. Bedr-i Suğra: Kinane Oğullarına ait pazar yeri olarak kullanılan ve Arapların her sene sekiz gün toplanıp alış veriş yaptıkları bir sudur. (Kurtubî)
Muhammed Esed
ve Allah'ın lütfu ve nimeti ile [savaştan] bir zarara uğramadan 132 döndüler: Çünkü onlar, Allah'ın rızası için çabalıyorlardı; ve Allah, yüceliğinde ve lütfunda sınırsızdır.
O müminler Allah’ın esirgemesi ve nimeti ile hiçbir zarar görmeden yurtlarına döndüler. Ve Allah’ın rızasını kazandılar. Allah muhteşem bir ikram sahibidir. 3/162, 60/1
Onlar, Allah’ın nimeti ve lütfu sayesinde kendilerine hiçbir zarar dokunmadan geri döndüler.[691] Zira onlar Allah’ın rızasına taliptiler: zira Allah sınırsız lütuf sahibidir.
Mustafa İslamoğlu Âl-i İmran Suresi 174. Ayet Açıklaması
[691] Âyet Uhud’dan bir gün sonra gerçekleşen bir takip operasyonu olan Hamrau’l-Esed’e işaret etmektedir.
Ömer Nasuhi Bilmen
Sonra da kendilerine hiçbir fenalık dokunmamaksızın Allah Teâlâ'nın bir nîmetiyle ve bir fazlı ile geri döndüler ve Allah-ü Azîmüşşan'ın rızasına tâbi oldular. Allah Teâlâ ise azîm bir fazl sahibidir.
Sonra da kendilerine hiç bir fenalık dokunmadan, Allah'tan bir âfiyet, selâmet ve lütuf ile geri döndüler ve Allah'ın rızasına uydular. Allah çok büyük lütuf ve inâyet sahibidir.
Bundan dolayı Allah'tan bir ni'met ve bollukla geri döndüler, kendilerine hiçbir kötülük dokunmadı. Ve Allah'ın rızasına uydular. Allah büyük lutuf sahibidir.
Sonra da, kendilerine hiçbir kötülük dokunmadan, Allah'ın nimeti ve lütfuyla döndüler ve Allah'ın rızasına eriştiler. Allah ise pek büyük lütuf sahibidir.(34)
(34) Uhud Savaşından sonra Müslümanlarla müşrikler ertesi yıl tekrar buluşarak savaşmak üzere anlaşmışlardı. Ertesi yıl sözleşilen zamanda ve sözleşilen mevkide Müslümanlar yerlerini alıp beklemeye başladılar. Müşrikler ise Mekke’den yola çıktıktan sonra, cesaret edemeyerek geri döndüler ve Medine’ye adam yollayarak kendilerinin çok büyük bir kuvvetle gelmekte olduğuna dair haberler yaydılar. Buna kulak asmayan Müslümanlar bir hafta bekledikten sonra, oradaki panayırdan kârlı alışverişler yaparak Medine’ye döndüler.
Yaşar Nuri Öztürk
Böyle olduğu içindir ki, Allah'tan bir nimet ve lütufla geri döndüler, hiçbir kötülük dokunmamıştı onlara. Allah'ın rızasını izlediler. Allah çok büyük bir lütfun sahibidir.