Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan
475, sondan
5762. ayet;
3. sure ve bu surenin
182. ayetidir. Bu ayetin kelime sayisi
9, harf sayısı
37 ve toplam ebced değeri ise
2764 olarak hesaplanmıştır. Bu ayetle aynı/benzer
1 ayet daha bulunmaktadır. Bunlar;
8:51 ayetleridir. Bu sure
الم hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette
ا (5)
ل (7)
م (4) bulunuyor.
ذلك بما قدمت ايديكم وان الله ليس بظلام للعبيد
ذلكبماقدمتايديكمواناللهليسبظلامللعبيد
Żâlike bimâ kaddemet eydîkum veenna(A)llâhe leyse bizallâmin lil’abîd(i)
“Bu, kendi ellerinizin (önceden yapıp) gönderdiklerinin karşılığıdır.” Allah, kullara asla zulmedici değildir.
Bakara sûresinin “Kim Allah’a güzel bir borç verirse Allah da bunu kat kat fazlasıyla öder” meâlindeki 245. âyeti indiğinde buradaki zarif ifadeyi anlamayan veya anlamazlıktan gelen yahudiler bu âyetle alay etmiş ve “Allah servetini kaybetti, şimdi de kullarından borç istiyor” demişler, bunun üzerine bu âyet inmiştir. Başka bir rivayete göre ise Bakara sûresindeki âyet inince yahudiler Hz. Peygamber’e gelerek, “Ey Muhammed! Rabbin fakir mi ki kullarından borç istiyor?” demişler, bunun üzerine bu âyet inmiştir. Âyetin iniş sebebi olarak tefsirlerde yer alan ayrıntılı rivayetlerin özeti budur (bilgi için bk. Şevkânî, I, 452, 454; Elmalılı, II, 1238; Ateş, II, 151). Bu sözü söyleyenlerin kimler oldukları âyette açıkça belirtilmemiş olmakla birlikte, sözün akışı içinde anılan “peygamberlerin öldürülmesi” olayı yahudiler hakkında olduğu için bu sözün de onlar tarafından söylenmiş olduğu anlaşılmaktadır. Yahudilerin bu alaylı ifadelerinin, peygamberleri öldürme günahı ile bir tutulması, bir taraftan bu sözleri söylemenin büyük bir suç sayıldığını, diğer taraftan da onların ilk günahının bu olmadığını, daha önce de peygamberlerin canlarına kıydıklarını göstermektedir. Her ne kadar peygamberleri öldürenler bu sözü söyleyenlerin kendileri değilse de bunlar atalarının inanç ve yaşayışlarını paylaşmaları sebebiyle aynı zihniyetin sahipleri ve onların devamı olmak bakımından kınanmışlardır. Bu sözleri yüce Allah’ın işittiğinin bildirilmesi, ayrıca “Hem bu söylediklerini hem de haksız yere peygamberleri öldürmelerini elbette yazacağız!” buyurulması, yahudilerin bu küstahça davranışlarının affedilmeyeceğini ve bundan dolayı şiddetli bir şekilde cezalandırılacaklarını gösteren sert bir tehdittir. Nitekim âyetin “Yakıcı azabı tadın, diyeceğiz” meâlindeki son cümlesi de bunu ifade etmektedir. 182. âyet de yüce Allah’ın âhirette yahudilere vereceği bu cezanın bir haksızlık ve adaletsizlik olmadığını, bunun sırf onların kendi elleriyle yaptıkları işler, dilleriyle söyledikleri sözler ve kalplerindeki inanç bozukluğu sebebiyle gerçekleşeceği ifade buyurulmuştur.
“İşte bu, ellerinizin öne sunduğu şeyler yüzündendir.” (denecektir). Elbette Allah kullara asla haksızlık edici değildir.
“Bu, dünyada iken kendi ellerinizle yapmış olduğunuzun karşılığıdır. Yoksa Allah, kullarına zulmetmez.”
Bu, ellerinizle yaptığınızın karşılığıdır. Yoksa Allah, kullarına, asla haksızlık edici değildir.
Bu (azap), ellerinizin önden sundukları (ve kötü amellerinizin sonuçları) dır. Allah, kesinlikle kullara zulmedici değildir.
Bu da, ancak elleriyle kazandıklarının cezası ve Allah, şüphe yok ki kullarına zulmetmez.
Bu sizin ellerinizle öne sürdüğünüzün karşılığıdır, zira Allah kullarına en ufak bir haksızlık yapmaz.
Bütün bunlar, dünyada ellerinizle, bizzat yapmış olduğunuz şeyler, kötülükler sebebiyledir. Allah kullarına zâlimce davranmaz.
bk. Kur’ân-ı Kerim,
2:95.
"Bu sizin kendi ellerinizle işlediklerinizin karşılığıdır. Yoksa Allah kullara haksızlık edici değildir."
Bu, ellerinizin önden sunduklarıdır. Allah, gerçekten kullara zulmedici değildir.
Size bu azap, yaptığınız günahların karşılığıdır; ve Allah kullarına zulmedici değildir.
Bu kendi ellerinizle hak ettiğiniz bir sonuçtur. Hiç şüphesiz Allah kullarına zulmedici değildir.
İşte bunlar elinizle yaptığınız şeydendir, kullarına karşı Allah zalim değildir
İşte bu, dünyada iken kendi ellerinizle (iradenizle) yaptıklarınızın karşılığıdır. Yoksa Allah, (ödüllendirmede de cezalandırmada da) kullarına hiçbir şekilde haksızlık etmez!
"Bu, yaptığınızın karşılığıdır". Yoksa Allah kullara asla zulmetmez.
Bu, dünyada iken kendi ellerinizle yapmış olduğunuzun karşılığıdır. Yoksa Allah kullarına zulmetmez.
"Bu, kendi yaptıklarınızın bir sonucudur." Kuşkusuz ALLAH kullara karşı zalim değildir.
"Bu, kendi ellerinizin yapıp öne sürdüğünün karşılığıdır". Allah kullar(ın)a asla zulmetmez.
bu sizin ellerinizin takdim ettiği ve Allahın zulümkâr olmaması yüzündendir o kullara
Bu, ellerinizin öne sürdüğünün (yapdığınız günâhların) karşılığıdır. Şüphesiz ki Allah kullarına haksızlık edici değildir.
Bu (azab), ellerinizin işlediği (günahlar) yüzündendir; yoksa muhakkak ki Allah, kullar(ın)a zulümkâr değildir.(2)
(2)Bakınız; (sahîfe 332, hâşiye 2)
Bu azap, sizin kendi ellerinizle kazandıklarınızın karşılığı, Allah asla kullarına haksızlık yapmaz.
Bu azap elinizin emeğindendir [³]. Yoksa Allah hiçbir zaman zulümkâr değildir.
İşte bu, sizin ellerinizle işlediğiniz günahların karşılığıdır. Şüphesiz Allah kullara asla zulmetmez.
“İşte bu ceza, bizzat kendi ellerinizle işlediğiniz kötülüklerin karşılığıdır. Çünkü Allah, ödüllendirmede de, cezalandırmada da kullarına hiçbir şekilde haksızlık etmez!”
“Bu, ellerinizin önceden yapıp sunduğu sebebiyledir.
Allah, zulmedici değildir Kullar’a!”.
(Ey kâfirler!) İşte bu azap sizin ellerinizle kazandığınız (günâhlar) sebebiyledir. Çünkü Allah, kesinlikle kullara zulmedici değildir.1
1 Aynı âyet için Bk. (Enfâl: 51)
ellerinizle işlediklerinizin karşılığı olarak; zira Allah, kullarına en ufak bir haksızlık yapmaz!”
Bu, kendi ellerinizle yaptıklarınızın karşılığıdır, zira Allah kullarına asla haksızlık yapacak değildir. 4/79, 28/47, 42/30
Bu, kendi ellerinizle yaptıklarınızın karşılığıdır.[694] Unutmayın ki Allah’ın kullarına zulmetme ihtimali bulunmamaktadır!”[695]
[694] Kur’an’ın semboller dünyasında; “yüz” bir şeyin varlığını, “akıl” o şeyin ruhunu, “eller” o şeyin eylemini temsil eder. Yani her zât yüze, her söz dile, her eylem ele nisbet edilir. Burada “elleriyle yaptıkları” ile, tüm eylemler kastedilmiştir.
[695] Nefyin haberinin bâ ile gelmesi ihtimal yokluğuna delâlet eder (Bkz:
22:10, not 19).‘Abîd çoğulu Kur’an’da 5 yerde gelir: Bu âyet, Enfal 5, Hac 10, Fussilet 46, Kâf 29. Hepsinde de Allah’ın kullarına zulmetmekten beri olduğunu ifade bağlamında kullanılır. ‘Abîd’in, 97 yerde kullanılan ‘ıbâd çoğulundan farkı iman etmemiş kullar için kullanılmasıdır. Buna mukabil ‘ıbâd çoğulu iman etmiş has kulları kasteder (Ayrıntılı bir not için bkz: Nahl 75, not 86)
Bu, sizin ellerinizin takdim ettiği şey sebebiyledir. Ve şüphe yok ki, Allah Teâlâ kullarına zulümkar değildir.
İşte bu, sizin ellerinizle işlediğiniz günahların karşılığıdır. Çünkü Allah kullarına haksızlık edecek değildir. [2, 95]
Bu, sizin ellerinizin yapıp öne sürdürdüğünün karşılığıdır. Allah, kullara asla zulmedici değildir.
Bu, yaptıklarınıza karşılıktır. Allah kullarına haksızlık etmez”.
Bu sizin ellerinizle hazırladığınızdır. Allah kullarına zulmedici değildir.
Bu sizin kendi elinizde hazırlamış olduğunuz şeydir; yoksa Allah asla kullarına haksızlık etmez.
Bu, kendi, ellerinizin üretip önden gönderdiği yüzündendir. Allah, kullara asla zulmedici değildir.
şol andan ötürüdür kim ilerü duttı ellerüñüz. daħı bayıķ Tañrı. degül žulm eyleyici ķullara.
Ol işledügüñüz işler sebebi biledür, daḫı Tañrı Ta‘ālā ẓulm eyleyici degül‐dür ḳullarına.
Bu əzab sizin öz əllərinizlə törətdiyiniz əməllərə görədir, yoxsa Allah bəndələrinə əsla zülm edən deyildir!
This is on account of that which your own hands have sent before (you to the judgment). Allah is no oppressor of (His) bondmen.
"This is because of the (unrighteous deeds) which your hands sent on before ye;(488) For Allah never harms those who serve Him."*