Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 364, sondan 5873. ayet; 3. sure ve bu surenin 71. ayetidir. Bu ayetin kelime sayisi 11, harf sayısı 52 ve toplam ebced değeri ise 3487 olarak hesaplanmıştır. Bu sure الم hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette ا (9) ل (9) م (4) bulunuyor.
يا اهل الكتاب لم تلبسون الحق بالباطل وتكتمون الحق وانتم تعلمون
يااهلالكتابلمتلبسونالحقبالباطلوتكتمونالحقوانتمتعلمون
Yâ ehle-lkitâbi lime telbisûne-lhakka bilbâtili vetektumûne-lhakka veentum ta’lemûn(e)
Ey Kitap ehli! Niçin hakkı batılla karıştırıyor ve bile bile gerçeği gizliyorsunuz?
İlk âyette Ehl-i kitap bilginlerinin gerçeği bile bile inkâr edip dalâlet içinde kalmaları eleştirilirken, ikinci âyette de başkalarını yanıltıcı bir çaba içine girmeleri kınanmaktadır. Âyetten başkalarını yanıltma çabasının iki yönde yürütüldüğü anlaşılmaktadır: Hakkı bâtıla karıştırma ve gerçeği gizleme. Hakkı bâtılla örtmenin nasıl gerçekleştirildiği hususunda sahâbe ve tâbiîn ile sonraki bazı müfessirlerden şu yorumlar nakledilmiştir: a) Tevrat’ı tahrif ediyorlar ve ilâhî kelâmla kendi uydurduklarını birbirine karıştırıyorlardı. b) Müminlerin içine kuşku düşürmek amacıyla sabahleyin İslâm’a girdiklerini, akşamleyin de İslâm’dan çıktıklarını açıklıyorlardı. c) Tevrat’ta yer alan Hz. Muhammed ile alâkalı açık (muhkem) ve kapalı (müteşâbih) âyetleri birbirine karıştırıp fikir karmaşası meydana getiriyorlardı. d) “Muhammed, Mûsâ’nın hak peygamber olduğunu itiraf ediyor; Tevrat da Mûsâ şeriatının nesh edilemeyeceğini bildiriyor” şeklinde istidlâllerle zihinleri karıştırıyorlardı. Gerçeği gizlemeleri de şöyle açıklanmıştır: Tevrat’ta Hz. Muhammed’in peygamberliğine delâlet eden âyetler ancak üzerinde düşünülerek anlaşılabilecek nitelikteydi; din adamları sokaktaki adamdan bu hakikati gizlemek için bunların bir bütün olarak ele alınıp anlaşılmasını önleyecek biçimde davranıyorlardı (Taberî, III, 310; İbn Atıyye, I, 452-453; Râzî, VIII, 92-93). Râzî, onların bu tutumuyla kendi zamanında İslâm muhitindeki bidatçıların bilim ve araştırma ehlince ortaya konan sonuçların halka ulaşmasını önlemeye çalışmaları arasında benzerlik kurar (VIII, 93). M. Reşîd Rızâ da âyetin, müslümanlar arasındaki taklitçi zihniyetin vahiyle insanların kişisel görüşlerini karıştırıp onlara ilâhî bir din hüviyeti kazandırmaya çalışmalarını mahkûm eden bir delil teşkil ettiğini belirtir (III, 333). 70. âyette geçen ve “Allah’ın âyetleri” diye çevrilen tamlama değişik şekillerde anlaşılmıştır: a) Kur’an âyetleri, b) Hz. Muhammed’in mûcizeleri, c) Tevrat ve İncil’de yer alan âyetler. Son yorum, anılan kitapların Hz. Muhammed’i müjdeleyen veya Hz. İbrâhim’in hanîf ve müslüman olduğunu ya da Allah katında geçerli dinin İslâm olduğunu bildiren âyetler içerdiği halde Ehl-i kitabın bu hakikatleri inkâr ettiğini belirtmeye yöneliktir. Râzî bu yorumun, yahudilerin Tevrat âyetlerini değil bunların delâlet ettiği anlamları veya Tevrat’ı tahrif etmek suretiyle bizâtihî bu içerikteki âyetlerin varlığını inkâr ettikleri şeklinde iki ihtimale açık olduğunu kaydeder (VIII, 91-92). Günümüz Kitâb-ı Mukaddes araştırmaları da, –tahrif edilmiş şekliyle bile– Tevrat’ın Hz. Muhammed’in geleceğini müjdeleyen ifadeler içerdiğini ortaya koymaktadır. Nitekim Muhammad in the Bible isimli bir kitap yazan ve daha sonra müslüman olup Abdülahad Dâvûd adını alan Roma Katolik kilisesi papazlarından Prof. David Benjamin Keldânî Ârâmîce, İbrânîce ve eski Süryânîce’ye olan vukufu ile Tevrat’taki birçok peygamber sözünün ancak Hz. Muhammed’e uygun düştüğünü tesbit etmiştir (Abdülhamîd Mahmûd Tahmâz, et-Tevrât ve’l-İncîl ve’l-Kur’ân fî sûreti Âl-i İmrân, s. 76-77).
Ey kitap ehli! Neden gerçeği [batıl]la karıştırıyor ve gerçeği bilerek gizliyorsunuz?
Benzer mesaj: Bakara
2:42.
Ey kitap ehli! Niçin hak ile bâtılı karıştırıyor ve bile bile hakkı gizliyorsunuz?
Ey Kitap Ehli! Niçin Hakkı Batılla karıştırıyor ve bildiğiniz halde gerçeği gizliyorsunuz?
Ey Kitap Ehli! Neden Hakkı bâtıl ile (karıştırıp) örtüyor ve bildiğiniz halde Hakkı gizliyorsunuz? (Çünkü sizin için DİN; itaat değil istismar içindir!)
Ey kitap ehli, ne diye hakkı batılla karıştırıyor, gerçeği gizliyorsunuz? Halbuki biliyorsunuz da.
Ey bize de kitap verildi diyenler! Neden doğruya yanlış giydiriyor, pekala farkında olduğunuz halde gerçekleri gizliyorsunuz?
Ey geçmiş kitapları sahiplenenler, niçin gerekçeli, hikmete dayalı gelen hak kitaba bâtılı karıştırıyor, hakkı bâtıla âlet ediyor, bile bile hakikati, Muhammed'in hak Peygamber olduğu gerçeğini, ilâhî hükümleri gizliyorsunuz?
Ey kitap ehli! Niçin hakkı batıla karıştırıyorsunuz ve bile bile hakkı gizliyorsunuz?
Ey Kitap Ehli, neden hakkı batıl ile örtüyor ve bildiğiniz halde hakkı gizliyorsunuz?
Ey kitaplılar (Hristiyanlar ve Yahudiler) Niçin hakkı bâtıl ile karıştırıp örtüyor ve (Muhammed Aleyhisselâmın hak peygamber olduğunu bildiğiniz halde) gerçeği gizliyorsunuz?
Ey ehl-i kitap! Neden hak ile batılı birbirine karıştırıyorsunuz, bildiğiniz halde hakkı gizliyorsunuz?
Ey kitaplı olanlar! Niçin, hakla bâtılı karıştırıyorsunuz? Sizlerse bile bile, hakkı gizliyorsunuz
Ey Kitap ehli! Niçin hiçbir dayanağı olmayan batıl iddialarınızla (batılı hak diye gösteriyor) ve bile bile gerçeği gizliyorsunuz?
Bkz.
2:42Yahudilerin kitaplarında geleceği yazılı olan Hz. İsa’yı reddedip öldürmeye çalışmaları ve hem İncil’de hem de Tevrat’ta geleceği belirtilen Hz. Muhammed’i kabul etmemelerinin yanlışlığı ifade edilmektedir.
Ey Kitap ehli! Niçin hakkı batıla karıştırıyor ve bile bile hakkı gizliyorsunuz?
Ey ehl-i kitap! Neden doğruyu eğriye karıştırıyor ve bile bile gerçeği gizliyorsunuz?
Rivayete göre Hayber yahudilerinden 12 kişilik bir hahamlar topluluğu günün ilk saatlerinde güya İslâm’a girecekler, fakat akşama doğru, kendi kitaplarına baktıklarını, Hz. Muhammed’in risaletine dair bir işarete rastlamadıklarını öne sürerek İslâm’dan döndüklerini söyleyecekler, böylece müslümanların kendi dinlerinden dönmelerine önayak olacaklardı. 72. âyette onların bu planına işaret edilmektedir.
Kitap halkı! Neden doğru ile yanlışı birbirine karıştırıyor ve bile bile gerçeği gizliyorsunuz?
Ey kitap ehli! Niçin hakkı batıla karıştırıyor ve bile bile gerçeği gizliyorsunuz?
Ey Ehli kitab niçin hakkı batılla bulayorsunuz da hakkı ketmediyorsunuz? Halbuki bilib duruyorsunuz
Ey Kitablılar, neye Hakkı baatıl ile karışdırıyor, gerçeği gizliyorsunuz? Halbuki (bunu) bilib duruyorsunuz da.
Ey ehl-i kitab! Niçin siz bile bile hakkı bâtıl ile karıştırıyor ve hakkı gizliyorsunuz?
Ey Kitap ehli! Niçin doğruların üzerine yanlışları örtüp, bildiğiniz halde gerçekleri gizliyorsunuz?
Ehl-i Kitap! bile bile neye hakkı bâtıl ile karıştırıyor, gizliyorsunuz?
Ey kitab ehli! Niçin hakkı batıla karıştırıyor ve bile bile hakkı gizliyorsunuz?
Ey Kitap Ehli; niçin ilâhî hakîkati, hiçbir dayanağı olmayan bâtıl yorum ve iddialarınız ile bulandırarak bile bile gerçeği gizliyorsunuz?
Ey Kitap ehli!
Siz biliyorken, niçin Hakk’ı Bâtıl ile örtüyorsunuz; Hakk’ı / Gerçeği gizliyorsunuz?
Ey kitap ehli! Niçin doğruyu eğriyle karıştırıyor ve bile bile, doğruları gizliyorsunuz?
Ey geçmiş vahyin izleyicileri! Neden hakkı bâtıl ile saklayıp örter ve [pekala] farkında olduğunuz hakikati gizlersiniz?
Ey kitap ehli, niçin hakla batılı karıştırıyor ve bile bile hakkı gizliyorsunuz? 2/42, 7/157
Ey kitap ehli! Niçin hakka bâtıl elbisesi giydirip de bildiğiniz hâlde hakikati gizliyorsunuz?
Ey ehl-i kitap! Ne için hakkı bâtıl ile karıştırıyorsunuz? Ve hakkı gizliyorsunuz? Halbuki, siz bilirsiniz.
Ey Ehl-i kitap! Niçin bile bile Batılı hakka karıştırıyor, niçin bile bile hakikati gizliyorsunuz?
Ey Kitap ehli, niçin hakkı batıla karıştırıyor ve bile bile gerçeği gizliyorsunuz?
Ey Ehl-i Kitap! Gerçeği neden gerçek dışı gibi gösteriyor, bile bile gerçeği gizliyorsunuz?
[*] Kitaplarında uzman olan kişiler
-Ey kitap ehli, niçin hakla batılı karıştırıyor ve bile bile gerçeği gizliyorsunuz?
Ey Kitap Ehli! Niçin hakkı bâtıl ile karıştırıyor ve bildiğiniz halde hakikati gizliyorsunuz?
Ey Ehlikitap! Neden hakkı bâtılla kirletiyorsunuz ve bilip durduğunuz halde gerçeği gizliyorsunuz?
iy kitāb ehli! nişe ķarışturursız ḥaķķı bāŧıla daħı gizlersiz ḥaķķı ol ḥalde kim siz bilürsiz?
İy kitāb ehli, niçün ḥaḳḳı yaparsız bāṭıl bile, daḫı ṣaḳlarsız ḥaḳḳı siz bilür‐ken?
Ey kitab əhli, nə üçün bilə-bilə haqqa yalan donu geyindirir və doğrunu gizlədirsiniz?
O People of the Scripture! Why confound ye truth with falsehood and knowingly conceal the troth?
Ye People of the Book! Why do ye clothe Truth with falsehood, and conceal the Truth, while ye have knowledge(405)?*
405 There are many ways of preventing the access of people to the truth. One is to tamper with it, or trick it out in colours of falsehood: half-truths are often more dangerous than obvious falsehoods. Another is to conceal it altogether. Those who are jealous of a prophet of Allah, whom they actually see before them, do not allow his credentials or virtues to be known, or vilify him, or conceal facts which would attract people to him. When people do this of set purpose, against their own light ("of which ye are yourselves witnesses"), they are descending to the lowest depths of degradation, and they are doing more harm to themselves than to anyone else. (R).