Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 3495, sondan 2742. ayet; 31. sure ve bu surenin 26. ayetidir. Bu ayetin kelime sayisi 10, harf sayısı 39 ve toplam ebced değeri ise 3084 olarak hesaplanmıştır. Bu sure الم hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette ا (9) ل (8) م (3) bulunuyor.
لله ما في السموات والارض ان الله هو الغني الحميد
للهمافيالسمواتوالارضاناللههوالغنيالحميد
Li(A)llâhi mâ fî-ssemâvâti vel-ard(i)(c) inna(A)llâhe huve-lġaniyyu-lhamîd(u)
Göklerde ve yerde ne varsa Allah’ındır. Şüphesiz Allah, her bakımdan sınırsız zengin olandır, övülmeye lâyık olandır.
Putperest Araplar, aslında Allah’ın varlığına inanıyor, sorulduğunda O’nun yaratıcı kudretini tanıdıklarını ifade ediyorlardı; fakat putlarını aracı tanrılar saydıkları için Allah’ı bırakıp putlara tapıyor, onlara sığınıyor, böylelikle şirk inancına sapıyorlardı. 25. âyetteki “Bütün övgüler Allah’a mahsustur” ifadesi, Allah’tan başka hiçbir varlığa tanrılık sıfatı, işlevi ve kutsallığı yüklenemeyeceği, ibadet edilemeyeceği anlamını içermektedir. 26. âyetten sûrenin sonuna kadar devam eden kısım, neden bütün övgülerin Allah’a mahsus olduğu sorusunun âdeta cevabı mahiyetindedir. Zira 26. âyete göre müşriklerin taptıkları putlar da dahil olmak üzere evrendeki her şey Allah’a aittir, O’nun mülküdür; her şey O’na muhtaçtır ve O’nun hiç kimseye, hiçbir şeye ihtiyacı yoktur, dolayısıyla yaratma ve yönetmesinde kayıtsız bir hürriyete sahiptir.27. âyette Allah’ın bilgisinin zenginliği ve sınırsızlığı, 28-29. âyetlerde kudretinin mükemmelliği, kusursuz ve hikmetli yaratıcılığı özetlenmektedir. Kısaca 25. âyetteki “Bütün övgüler Allah’a mahsustur” hükmü, 27-29. âyetlerde şu üç öncüle dayandırılmıştır: a) Allah evrenin mutlak ve özgür yöneticisidir; b) O’nun, insan zihninin kuşatamayacağı derecede sınırsız ilmi vardır; c) Her şeyi kolaylıkla var eden, varlığını sürdüren veya varlığına son veren üstün kudretin sahibidir.
Göklerde ve yerde ne varsa hepsi yalnızca Allah’a aittir. Şüphesiz ki gerçek zengin, övülmeye layık olan yalnızca Allah’tır.
Göklerde ve yerde ne varsa hepsi Allah'ındır. Şüphesiz yalnızca Allah, kendi kendine yeterlidir; bütün övgüler O'na aittir.
Göklerde ve yerde olanlar, Allah'ındır. Allah, Hiçbir Şeye Muhtaç Olmayan'dır, Övgüye Değer Yegâne Varlık'tır.
Göklerde ve yerde olanlar Allah'ındır. Şüphesiz Allah, Ğaniy (hiç kimseye ve hiçbir şeye muhtaç olmayan) dır, Hamîd (hamd da yalnızca O'na ait) tir.
Allah'ındır ne varsa göklerde ve yeryüzünde; şüphe yok ki Allah, müstağnidir, hamde layıktır.
Göklerde ve yerde ne varsa, hepsi Allah'ındır. Şüphesiz ki Allah, hiçbir şeye muhtaç değildir; ama herşey O'na muhtaçtır, övülmeye de en çok O layıktır.
Göklerdeki ve yerdeki varlıkların ve imkânların tamamı Allah'ındır, Allah'ın tasarrufundadır. Asıl zengin olan, muhtaç olmayan, övgüye, şükre lâyık olan işte O'dur, Allah'tır.
Göklerde ve yerde ne varsa Allah'ındır. Şüphesiz Allah hiçbir şeye ihtiyacı olmayan, övgüye layık olandır.
Göklerde ve yerde olanlar Allah'ındır. Şüphesiz Allah, Gani (hiç kimseye ve hiç bir şeye muhtaç olmayan)dır, Hamid (hamd da yalnızca O'na ait)tir.
Göklerde ve yerde ne varsa Allah'ındır. Şüphesiz ki Allah Ganî'dir= hiç bir şeye muhtaç değildir, Hamîd'dir= hamd edilmeye lâyıktır.
Göklerdeki ve yerdeki her şey Allah’ındır. [O’nun ortağı yoktur.] Gerçek Gani ve Hamid O’dur. (O’nun hiçbir şeye ihtiyacı yoktur. Övgüye sebep olan bütün mükemmel sıfatlar O’nundur. O’nun bütün sıfatları sonsuzdur.)
Göklerde de, yerde de olan Allahın, Allah zengin, Allah öğülmüş
Göklerde ve yerde ne varsa hepsi Allah'a aittir. Şüphesiz Allah zengindir (kimsenin övgüsüne muhtaç değildir ama) bütün övgüler yalnız O'na mahsustur!
“Şüphesiz Allah zengindir” yani, O hiçbir şeye muhtaç değil ve hiçbir zaman da olmayacaktır ama her şey her zaman O’na muhtaçtır ve muhtaç olmaya da devam edecektir. Bir insan günde ortalama yetmiş bin defa nefes alıp vermektedir. Demek sadece soluk alıp vermek için bir günde yetmiş bin defa Allah ihtiyacımızı karşılıyor. Diğer ihtiyaçları da buna kattığımız zaman kimin neye ne kadar muhtaç olduğunu çok iyi anlarız.
Göklerde ve yerde olanlar Allah'ındır. Şüphesiz Allah müstağnidir, övülmeğe layıktır.
Göklerde ve yerde ne varsa, hepsi Allah'ındır. Bilinmeli ki, asıl ganî ve övülmeye lâyık olan Allah'tır.
Göklerde ve yerde olan herşey ALLAH'ındır. Kuşkusuz ALLAH Zengindir, Övülendir.
Göklerde ve yerde ne varsa hepsi Allah'ındır. Gerçekten Allah, hiçbir şeye muhtaç değildir, daima övülmeye lâyıktır.
Göklerde ve Yerde ne varsa Allahındır, hakıkat Allah, öyle ganî öyle Hamîddir
Göklerde ve yerde ne varsa Allahındır. Şübhe yok ki Allah, O, ganîdir (müstağnidir), her hamde lâyıkdır.
Göklerde ve yerde ne varsa, Allah'ındır. Şübhe yok ki Ganî (onların hiçbirinemuhtaç olmayan), Hamîd (hamd edilmeye gerçek lâyık olan) ancak Allah'dır.
Göklerde ve yerde olanların hepsi Allah’a aittir. Elbetteki Allah, ihtiyaçsız (zengin) ve övülmeye layık olandır.
Göklerde, yerde ne varsa hep Allah/ındır. Çünkü Allah ihtiyaçtan vârestedir, övülmüştür.
Göklerde ve yerde olanlar Allah'ındır. Allah, hiçbir şeye muhtaç değildir, daima övülmeye lâyıktır.
Göklerde ve yerde bulunan her şey Allah’ındır. Şüphesiz Allah, hiç kimseye ve hiçbir şeye muhtaç değildir, dolayısıyla sizin şükür ve ibâdetlerinize de ihtiyacı yoktur ve gerçek anlamda yüceltilmeye, şükredilmeye ve övülmeye lâyık olan, sadece O’dur.
Yer ve Gökler’deki şeyler Allah’ındır.
Gerçekten Allah, Hamîd Ganiyy’dir.
Göklerde ve yerde olan her şey Allah’ındır. Şüphesiz, hiç bir şeye ihtiyacı olmayan, övülmeye layık olan sadece Allah’tır.
Göklerde ve yerde ne varsa hepsi Allah'ındır. Şüphesiz yalnız Allah, kendi kendine yeterlidir, bütün övgüler yalnız O'na mahsustur!
Zira göklerde ve yerde ne varsa hepsi Allah’ındır. Şüphesiz ki Allah, hiç bir şeye ihtiyacı olmayan ve övgülerin tümüne layık olandır. 14/2, 39/7, 53/31
Göklerde ve yerde olan her şey Allah’a aittir; şüphesiz Allah var ya: işte O’dur kendi kendine yeterli olan, her tür övgüye bizzat lâyık olan.
Göklerde ve yerde ne varsa Allah'ındır. Şüphe yok ki Allah'tır, ganî, hamîd olan O'dur.
Göklerde ve yerde ne varsa Allah'ındır. Muhakkak ki Allah müstağnîdir, hamîddir (hiçbir şeye ihtiyacı yoktur, her türlü övgüye lâyıktır).
Göklerde ve yerde ne varsa hepsi Allah'ındır. Allah, işte ğani (zengin) O, övülen O'dur.
Göklerde ve yerde olan her şey Allah'ındır. Allah zengindir, yaptığını güzel yapar.
Göklerde ve yerde ne varsa Allah'ındır. Allah, hiç bir şeye ihtiyacı olmayan ve hamde layık olandır.
Göklerde ve yerde ne varsa Allah'ındır. Hiçbir şeye muhtaç olmayan ve her türlü övgüye lâyık bulunan birisi varsa, o da ancak Allah'tır.
Göklerde ne var, yerde ne varsa hepsi Allah'ındır. Kuşkusuz, Allah mutlak Ganî, mutlak Hamîd'dir.
Tañrı’nuñdur ol kim göklerdedür daħı yirde. bayıķ Tañrı oldur ḥācetsüz ögülmiş
Tañrı Ta‘ālānuñ ḫalḳı mülkidür gökler ve yirler ehli. Daḫı Tañrı Ta‘ālāġanīdür, şükr ve ḥamd vācibdür.
Göylərdə və yerdə nə varsa, Allahındır. Allah (bəndələrinin, o cümlədən müşriklərin ibadətinə) möhtac deyildir və (özlüyündə hər cür) şükrə (tə’rifə) layiqdir! (Onun bütün işləri bəyəniləndir!)
Unto Allah belongeth whatsoever is in the heavens and the earth. Allah, He is the Absolute, the Owner of Praise.
To Allah belong all things in heaven and earth: verily Allah is He (that is) free of all wants, worthy of all praise.(3615)*
3615 Cf. above,
31:12. There was begun the argument about showing gratitude to Allah, introducing Luqman's teaching and philosophy. Such gratitude is shown by our understanding His love and doing our duty to Him by serving our fellow-men. For Allah Himself is Free from all wants and is in no way dependent on our service. That argument has been illustrated in various ways. But now we are told that it can never be completed, for no human tongue or human resources can be adequate either to praise Him or to expound His Word.