Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 3548, sondan 2689. ayet; 33. sure ve bu surenin 15. ayetidir. Bu ayetin kelime sayisi 13, harf sayısı 54 ve toplam ebced değeri ise 1324 olarak hesaplanmıştır.
ولقد كانوا عاهدوا الله من قبل لا يولون الادبار وكان عهد الله مسؤلا
ولقدكانواعاهدوااللهمنقبللايولونالادباروكانعهداللهمسؤلا
Velekad kânû ‘âhedû(A)llâhe min kablu lâ yuvellûne-l-edbâr(a)(c) vekâne ‘ahdu(A)llâhi mes-ûlâ(n)
Andolsun ki, onlar, daha önce geri dönüp kaçmayacaklarına dair Allah’a söz vermişlerdi. Allah’a verilen söz ise sorumluluğu gerektirir.
Hendek kazılırken büyük bir kayaya rastlanmıştı, kayayı sökmeyi veya kırmayı başaramayan askerler Peygamberimiz’e başvurdular. O, üst giysisini çıkardı, kazmayı eline aldı ve üç vuruşta kayayı parçaladı. Her vuruşta “Allahü ekber” diyor ve “İran, Suriye, Yemen” gibi yerleri zikrederek ileride müslümanların gerçekleştirecekleri fetihleri bir bir müjdeliyordu. Bu müjdeyi işiten yahudiler ve münafıklar ise “Biz korkudan helâya gidemezken o bize İran ve Bizans’ın hazinelerini müjdeliyor, bu aldatmadan başka bir şey değil” demişlerdi (Nesâî, “Cihâd”, 42; Kurtubî, XIV, 130). Bu gruptaki âyetlerde münafıkların ortak karakteri, sözlerinden ve davranışlarından örnekler verilerek açıklanmaktadır: Bunlar söz verirler ama yerine getirmezler; fitne fesat fırsatı çıkınca ev bark aile düşünmeyip o fırsatı değerlendirmeye koşarlar; hizmet gerektiğinde ise türlü bahaneler ileri sürerek izin almak isterler; sûret-i haktan görünerek müslümanların moralini bozarlar; çoluk çocuklarını, evlerinin tehlikede olduğunu hatırlatarak savaş alanından çekilmeyi tavsiye ederler; korkunun ölüme faydası olmadığı halde inançsızlıkları sebebiyle savaşmaktan ve ölümden fazlaca korkarlar, korku ortamı geçip zafer kazanılınca da bu sonuçta kendilerinin de payı varmış gibi konuşmaya ve hak talep etmeye kalkışırlar.
Yemin olsun ki daha önce onlar, arkalarını dönmeyeceklerine (kaçmayacaklarına) dair Allah’a söz vermişlerdi. Allah’a verilen söz sorumluluk gerektirmektedir.
Bu ayetlerde münafıkların savaş ortamında nasıl davrandıkları ve ikiyüzlülükleri hatırlatılmaktadır.,Benzer mesaj: İsrâ
17:34.
Andolsun ki daha önce onlar, sırt çevirip kaçmayacaklarına dair Allah'a söz vermişlerdi. Allah'a verilen söz, mesuliyeti gerektirir.
Oysaki onlar, daha önce arkalarını dönüp kaçmayacaklarına dair Allah'a söz vermişlerdi. Allah'a verilen söz sorumluluktur.
(Halbuki) Andolsun, daha önce "arkalarını dönüp kaçmayacaklarına (ve İslam davasından kaytarmayacaklarına) " dair Allah'a söz vermişlerdi; Allah'a verilen söz (ahit) ise, (ağır bir) sorumluluktur. (Ahdine vefa etmeyenler belasını bulacaktır.)
Halbuki onlar, andolsun ki bundan önce söz de vermişlerdi Allah'a geri dönmemeleri için ve Allah'a verilen söz, sorulacaktır.
Halbuki onlar, daha önce dönüp kaçmayacaklarına dair, Allah'a kesin söz vermişlerdi. Allah'a verilen her sözde sorumluluk gerektirdiğinden, mutlaka hesabı sorulacaktır.
Andolsun ki, daha önce onlar, sırt çevirip kaçmayacaklarına dair Allah'a söz vermişlerdi. Allah'a verilen söz mesuliyeti gerektirir.
Oysa andolsun ki daha önce, arkalarını dönüp kaçmayacakları konusunda Allah'a söz vermişlerdi. Allah'a verilen söz ise sorulacaktır.
Oysa andolsun, daha önce 'arkalarını dönüp kaçmayacaklarına' dair Allah'a söz vermişlerdi; Allah'a verilen söz (ahid) ise, (ağır bir) sorumluluktur.
Halbuki bundan evvel Allah'a söz vermişlerdi: Arkalarını dönmiyeceklerdi. Allah'a verilen söz ise, sorumluluğu gerektirir.
Ve andolsun! Onlar daha önce geri dönmeyeceklerine dair Allah’a söz vermişlerdi. İşte Allah’a verilen söz, mutlaka sorulacaktır.
Daha önce, dönmemek üzere Allaha ant içtiler; Allaha verilen sözden sorulur
Hâlbuki onlar, daha önce (Müslümanlarla birlikte savaşacaklarına ve) geri dönüp kaçmayacaklarına dair Allah'a söz vermişlerdi. (Ama unutmasınlar ki) Allah'a verilen sözün hesabı mutlaka sorulacaktır.
And olsun ki, daha önce, sırt çevirip kaçmayacaklarına dair Allah'a ahd vermişlerdi. Allah'a verilen ahd sorulacaktır.
Andolsun ki daha önce onlar, sırt çevirip kaçmayacaklarına dair Allah'a söz vermişlerdi. Allah'a verilen söz mesuliyeti gerektirir!
Daha önce de, arkalarını dönüp kaçmayacaklarına dair ALLAH'a söz vermişlerdi. ALLAH'a verilmiş her söz sorulacaktır.
Halbuki bundan önce Allah'a ahid vermişlerdi. Arkalarını dönmeyeceklerdi. Allah'a verilen ahid ise mesuliyetlidir, mutlaka sorulur.
Halbuki bundan evvel Allaha ahid vermişlerdi: arkalarını dönmiyeceklerdi, Allahın ahdi ise mes'uliyyetlidir, mutlak sorulur
Halbuki onlar, andolsun, arkalarına dönmeyeceklerini daha evvel Allaha karşı teahhüd de etmişlerdi. Allaha verilen söz (ü nakz edenler) mes'uldür.
Hâlbuki daha önce onlar, arkalarına dönüp kaçmayacaklarına dâir Allah'a söz vermişlerdi. Allah'a verilen söz ise mes'ûliyetlidir.
Fakat onlar daha önceden, arkalarını dönüp kaçmayacaklarına dair Allah ile antlaşma yapmışlar dı. Allah ile yapılan antlaşmalar sorumluluktur.
Halbuki bundan evvel cenkten arka verip dönmeyeceklerine dair Allah/a karşı ahitte bulunmuşlardı [⁹]. Allah/ın ahti kıyamette sorulacak.
[9] Uhut gazvesinden sonra bundan böyle kâfirlerle kavgadan dönmeyeceklerine dair ahdetmişlerdi.
Oysa şüphesiz onlar, daha önce arkalarını dönüp kaçmayacaklarına dair Allah'a söz vermişlerdi. Allah'a verilen söz ise, mutlaka sorulacaktır.
Oysa daha önce, Peygamberin emrine sırt çevirip dönmeyeceklerine dâir Allah’a söz vermişlerdi. Dikkat edin; Allah’a verilen sözün hesabı mutlaka sorulacaktır!
And olsun ki önceden, Arkalar’ı dönüp kaçmayacaklarına dair Allah’a ahid / söz vermişlerdi.
Allah’a verilen söz / ahid / taahhüd sorumluluktur.
Oysa onlar bundan önce; “Arkalarını dönüp, kaçmayacaklarına” dâir Allah’a söz vermişlerdi.1 Allah’a verilen sözün (hesabı âhirette) mutlaka sorulur.
1 Harise Oğulları Uhud’taki yılgınlıklarından dolayı tevbe edip bir daha böyle yapmayacaklarına dâir Peygamberimize söz vermişlerdi.
halbuki daha önce [mesajına] sırt çevirmeyeceklerine dair Allah'ın huzurunda söz vermişlerdi: Allah'a verilen söz[ün hesabı] mutlaka sorulacaktır.
Oysa daha önce savaştan asla kaçmayacaklarına dair Allah’a ahit/söz vermişlerdi. Allah’a verdikleri bu ahitten dönmelerinin hesabı mutlaka sorulacaktır. 8/47...49
Oysa ki onlar, daha önce kaçmayacaklarına dair Allah adına söz vermişlerdi: ama (olsun), nasıl olsa Allah’a verilen sözün hesabı sorulacaktı.[3735]
[3735] 4. âyet ışığında, “Bir göğüste iki kalp olsaydı insan nasıl davranırdı?” sorusunun cevabı.
Halbuki, onlar geriye dönmeyeceklerine dair evvelce Allah'a kat'iyyen taahütte bulunmuşlardı. Allah için yapılan bir taahhüt ise sorulmuş olacaktır.
Halbuki daha önce, düşmandan kaçmayacaklarına dair Allah'a yemin ederek, söz vermişlerdi. Allah'a karşı verilen o ahitlerin hesabı elbette sorulacaktır.
Oysa arkalarına dön(üp kaç)mayacaklarına dair Allah'a söz vermişlerdi. Allah'a verilen sözden sorumlu idiler.
Halbuki, daha önce sırtlarını dönüp kaçmayacaklarına dair Allah'a kesin söz vermişlerdi. Allah'a verilen söz sorguya çekilmeyi gerektirir.
Daha önce, arkalarına dönüp, kaçmayacaklarına Allah'a söz vermişlerdi. Allah'a verilen sözler elbette sorulacaktır.
And olsun, onlar geri dönmeyeceklerine dair daha önce Allah'a söz vermişlerdi. Allah'a verilen sözün hesabı elbette sorulur.
Yemin olsun ki, onlar daha önce, geri dönüp kaçmayacaklarına ilişkin Allah'a söz vermişlerdi. Ve Allah'a verilen söz sorumluluk gerektirirdi.
daħı bayıķ oldılardı 'ahd eylerlerdi Tañrı’ya [223b] ilerüden kim döndürmeyeler ardları. daħı oldı Tañrı 'ahdı śorınılmış.
Taḥḳīḳ anlar ‘ahd eylemişler‐idi Tañrı Ta‘ālā‐y‐ıla bundan burun ki hergizarḳa ḳaytarup ḳaçmayalar. Tañrı Ta‘ālānuñ ‘ahdi ṣorulaçaḳdur.
Halbuki bundan əvvəl (Ühüd vuruşundan sonra) bir daha (düşməndən) üz çevirib qaçmayacaqları barədə Allaha söz vermişdilər. Allaha verilən əhd barəsində (qiyamət günü) mütləq sorğu-sual olunacaqdır!
And verily they had already sworn unto Allah that they would not turn their backs (to the foe). An oath to Allah must he answered for.
And yet they had already covenanted with Allah not to turn their backs, and a covenant(3686) with Allah must (surely) be answered for.*
3686 Apparently, after the battle of Uhud, certain men who had then shown cowardice were forgiven on undertaking that they would behave better next time. A solemn promise made to the Messenger of Allah is a promise to Allah, and it cannot be broken with impunity.