Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 3557, sondan 2680. ayet; 33. sure ve Ahzab Suresinin 24. ayetidir. Ahzab Suresi 24. ayetinin kelime sayisi 16, harf sayısı 72 ve toplam ebced değeri ise 4470 olarak hesaplanmıştır. Ahzab Suresinin toplam ebced değeri 377490 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
Arapça Metin
ليجزي الله الصادقين بصدقهم ويعذب المنافقين ان شاء او يتوب عليهم ان الله كان غفورا رحيما
Bunun böyle olması Allah’ın, doğruları, doğrulukları sebebiyle mükâfatlandırması, dilerse münafıklara azap etmesi yahut onların tövbesini kabul etmesi içindir. Şüphesiz Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.
İnsanlar dünyada amaçlarına ulaşabilmek için uygun örnek ve rehberler edinirler, bunların yollarını izleyerek, tavsiyelerine uyarak hareket edip istediklerini elde etmeye çalışırlar. Allah’a iman edip O’nun rızâsını isteyen, âhirette lutfedeceği emsalsiz nimetlere mazhar olmayı uman ve daima Allah sevgisiyle yaşamak isteyen insanlar için eşi bulunmaz örnek, O’nun sevgili kulu, elçisi, rahmeti, şahidi, müjdecisi, davetçisi, ışığı olan Muhammed Mustafa’dır. Onun örnekliği yalnızca Hendek Savaşı’ndaki davranışlarında değil müminlerin bütün hayatlarında geçerlidir. İlgili kaynaklarda onun yaptıklarını yapmanın, izinden gitmenin hükmü üzerinde durulmuş, ortaya üç görüş çıkmıştır: 1. Onu örnek almak farzdır, aksine bir delil bulunmadıkça her yaptığı yapılmalıdır. 2. Onun örnekliği, aksine bir delil bulunmadıkça müstehaptır (tavsiye edilmiştir). 3. Dinî konularda birincisi, dünya işlerinde ikincisi doğrudur (Kurtubî, XIV, 154). Bize göre Hz. Peygamber’in bütün yaptıkları ve söyledikleri tek bir hüküm çerçevesi içine alınamaz. Başta Kur’an olmak üzere diğer delil ve karîneler de göz önüne alınarak her fiili ve sözü ayrı ayrı değerlendirilir, bağlayıcı olup olmadığı tayin edilir. Genellikle tefsir ve fıkıh âlimleri de böyle yapmışlardır. Hendek Savaşı’nda müminler, Hz. Peygamber’i örnek almışlar, ona itaat ederek dünyada önemli bir zafer kazanmışlar, âhirette ise büyük bir ödülü hak etmişlerdir. “Münafıkları da dilerse cezalandırsın, dilerse bağışlasın” cümlesi, söze bakıldığında münafıkların da affedilebileceğini ifade etmektedir. Ancak Kur’an âyetleri bir bütün olarak göz önüne alındığında cümleyi, “Tövbe ettikleri takdirde bağışlasın” şeklinde anlamak gerekecektir.
Mehmet Okuyan
Sonunda Allah doğru olanlara, doğruluklarına karşılık (ödül) verecektir; münafıklara dilerse azap edecek veya (tevbe ederlerse bu) tevbelerini kabul edecektir. Şüphesiz ki Allah çok bağışlayandır, çok merhametlidir.
Allah, o doğru kişileri doğruluklarından dolayı ödüllendirecek ve münâfıkları da dilerse cezalandıracak veya tövbelerini kabul edecektir. Şüphesiz Allah çok bağışlayıcıdır; çok merhamet sahibidir.
Allah, doğru kimseleri, doğruluklarından dolayı ödüllendirecek, münafıkları, dilerse cezalandıracak veya tevbelerini kabul edecektir. Kuşkusuz Allah, Çok Bağışlayıcı'dır, Rahmeti Kesintisiz'dir.
Çünkü Allah, (sözüne bağlı kalıp doğru olan) sadıkları sadakatlerinden dolayı mükâfatlandıracak, münafıkları da dilerse azaplandıracak veya tevbe (nasip edip dilek) lerini kabul edecektir. Şüphesiz Allah, çok Bağışlayandır, çok Esirgeyendir.
İnsan bu tür sınamalardan geçmektedir ki Allah, sözlerinde sadakat gösterenleri, sözlerinde durmalarından dolayı ödüllendirsin. Münafıkları da dilerse azaba çarptırsın, yahut pişmanlık duyarlarsa, tevbelerini kabul etsin. Şüphesiz Allah, çok bağışlayandır, çok acıyandır.
Allah, imanlarında sadâkat gösterenleri, sadâkatları sebebiyle mükâfatlandıracak. Müslüman görünerek İslâm'a karşı gizli eylem planları ve eylem yapan münâfıkları da, sünnetinin, düzeninin yasaları içinde, iradesinin tecellisine uygunsa cezalandıracak veya tevbekâr olurlarsa, günah işlemekten vazgeçip Allah'a itaate yönelirlerse, tevbelerini kabul edecek. Allah çok bağışlayıcı, engin merhamet sahibidir.
Çünkü Allah, doğruları doğruluklarından dolayı mükafatlandıracak, münafıklara da dilerse azab edecek veya tevbelerini kabul edecektir. Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.
Çünkü Allah, (sözüne bağlı kalıp doğru olan) sâdıkları sadakatlerinden dolayı mükafaatlandıracak, münafıkları da dilerse azablandıracak veya tevbe (nasib edip tevbe)lerini kabul edecektir. Şüphesiz Allah çok bağışlayandır, çok esirgeyendir.
Çünkü Allah, sözlerinde duranları, sadakatları sebebiyle mükâfatlandıracak; münafıklara da dilerse azab edecek veya tevbe nasib edecek. Muhakkak ki Allah Gafûr'dur= çok bağışlayıcıdır, Rahîm'dir= çok merhametlidir.
Nihayet Allah, doğruluklarından dolayı, doğruları mükâfatlandırır. Ve eğer dilerse, münafıkları azaplandırır. Veya onların tevbesini kabul eder. Şüphesiz Allah, Gafur ve Rahimdir.
Allah, böylece sadık kalanları, doğruluklarına karşılık ödüllendirecek, ikiyüzlüleri de dilerse (yaptıkları yüzünden) azaba uğratacak veya tevbe nasip edip tevbelerini kabul buyuracak. Çünkü Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.
Bu sebeple Allah, doğruları doğrulukları ile mükafatlandırır; ikiyüzlüleri de dilerse azablandırır veya tevbelerini kabul eder. Şüphesiz Allah bağışlayandır, merhamet edendir.
Çünkü Allah sadâkat gösterenleri sadâkatları sebebiyle mükâfatlandıracak, münafıklara -dilerse- azap edecek yahut da (tevbe ederlerse) tevbelerini kabul edecektir. Şüphesiz Allah, bağışlayandır, esirgeyendir.
ALLAH böylece doğruları doğrulukları ile ödüllendirir. İkiyüzlüleri de dilerse cezalandırır veya tevbelerini kabul eder. ALLAH Bağışlayandır, Rahimdir.
Çünkü Allah sadıklara sadakatleriyle mükafat verecek, dilerse münafıklara da azab edecek veya tevbe nasib edecektir. Şüphe yok ki Allah çok bağışlayıcıdır. Çok merhamet edicidir.
Çünkü Allah saadık olanları sadâkatları sebebiyle mükâfatlandıracak, münafıkları da dilerse azâblandıracak, yahud onlara tevbe nasıyb edecekdir. Şübhe yok ki Allah çok yarlığayıcı, cidden esirgeyicidir.
Allah sözleşmelerine uyanların doğru davranışlarının karşılığını vermeyi ve ikiyüzlü davrananlara da azap etmekten vaz geçmeyi dilerse, Elbetteki Allah, bağışlayan ve merhamet edendir.
Allah buna karşı sadıklara sıdıklarından dolayı mükâfat verecek, münafıkları da dilerse azaba duçar edecek veya tövbelerini kabul eyleyecektir [²]. Çünkü Allah yarlıgayan, bağışlayandır.
Sonunda Allah, doğruları doğrulukları ile mükâfatlandıracak, münafıklara da dilerse azap edecek yahut da (tevbe ederlerse) tevbelerini kabul edecektir. Şüphesiz Allah, bağışlayandır, esirgeyendir.
Evet, Allah sizi de böyle imtihânlarla yüz yüze getirecek ki, sözünde duranları doğruluklarından dolayı ödüllendirsin; ikiyüzlüleri de dilerse cezalandırsın ya da tövbe ederlerse bağışlasın. Gerçekten Allah çokbağışlayıcı, çok ama çok merhametlidir.Bu imtihânda, Allah’a güvenen her zaman kazanır:
Allah’ın, Sadıklar’ı / Özü-Sözü Doğrular’ı doğruluklarıyla ödüllendirmesi için;
Dilediğinde Münafıklar’ı cezalandırır veya onlara tevbe kabul eder.
Allah, rahîm gafûr olandır.
Allah (bu imtihanı) sözünde duranları sözlerinde durmalarından dolayı mükâfatlandırmak, münâfıkları da dilerse cezâlandırmak veya (tevbe ederlerse) tevbelerini kabul etmek için (yapar.) Şüphesiz Allah, çok bağışlayandır, pek merhamet edendir.
[İnsan bu tür sınamalara tâbi tutulmaktadır ki] Allah, sadakat gösterenleri sözlerini tutmalarından dolayı ödüllendirsin, iki yüzlüleri de -dilerse- azaba çarptırsın yahut [pişmanlık duyarlarsa] tevbelerini kabul etsin; 27 Şüphesiz Allah, çok bağışlayandır, rahmet Sahibidir!
Çünkü Allah, sözlerine sadakat gösterenleri bu sadakatlerinden dolayı ödüllendirecektir. İnanmadığı halde inanmış gibi görünen ikiyüzlü münafıkları ise dilediği takdirde cezalandıracak yahut tövbe ederlerse tövbelerini kabul edecektir. Hiç şüphe yok ki Allah eşsiz bir bağışlayıcı ve sonsuz rahmet kaynağıdır. 2/177, 49/15
Neticede Allah sözüne sadık kalanların sadâkatlerini ödüllendirmek, iki yüzlü davrananları da isterse cezalandırmak ya da (tevbe ederlerse) tevbelerini kabul etmek için (böyle yapmıştır): çünkü Allah zaten tarifsiz bir bağışlayıcıdır, eşsiz bir merhamet kaynağıdır.
Tâ ki, Allah sâdıkları sadâkatları sebebiyle mükâfaatlandırsın. Münafıkları da dilerse muazzep kılsın veya onlara tevbe nâsib etsin. Şüphe yok ki, Allah çok yarlığayıcıdır, çok merhametlidir.
Allah, böylece sadık kalanları, doğruluklarına karşılık ödüllendirecek, münafıkları da dilerse azaba uğratacak veya tövbe nasib edip tövbelerini kabul buyuracaktır. Çünkü Allah gafurdur, rahîmdir (çok affedicidir, merhamet ve ihsanı boldur). [3, 179; 47, 31]
Ki Allah doğruları, doğruluklarıyle mükafatladırsın, iki yüzlülere de dilerse azabetsin; yahut tevbelerini kabul buyursun. Şüphesiz Allah çok bağışlayandır, çok esirgeyendir.
Bu Allah’ın, doğruları doğrulukları sebebiyle ödüllendirmesi ve kanununa göre ikiyüzlüleri cezalandırması veya tevbelerini kabul etmesi içindir. Allah’ın bağışlaması çok, ikramı boldur.
Allah, sözünü yerine getirenleri, doğruluklarıyla ödüllendirir ve münafıkları da dilerse cezalandırır, dilerse tevbelerini kabul eder. Allah, bağışlayıcıdır, merhametlidir.
Allah o sadıkları sadakatleri sebebiyle ödüllendirecek; münafıklara ise dilerse azap edecek, dilerse tevbe nasip edecektir. Gerçekten de Allah çok bağışlayıcı, çok merhamet edicidir.
Çünkü Allah, doğru sözlülere doğruluklarının karşılığını verecek. İkiyüzlülere de dilerse azap edecek. Belki de onlara tövbe nasip edecek. Allah Gafûr'dur, Rahîm'dir.