Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 3542, sondan 2695. ayet; 33. sure ve Ahzab Suresinin 9. ayetidir. Ahzab Suresi 9. ayetinin kelime sayisi 22, harf sayısı 98 ve toplam ebced değeri ise 6108 olarak hesaplanmıştır. Ahzab Suresinin toplam ebced değeri 377490 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
Arapça Metin
يا ايها الذين امنوا اذكروا نعمة الله عليكم اذ جاءتكم جنود فارسلنا عليهم ريحا وجنودا لم تروها وكان الله بما تعملون بصيرا
Ey iman edenler! Allah’ın size olan nimetini hatırlayın. Hani (düşman) ordular üzerinize gelmişti de biz onların üzerine bir rüzgâr ve göremediğiniz ordular göndermiştik. Allah, yaptıklarınızı hakkıyla görmektedir.[437]
Bu âyet ve devamında Hendek Savaşı’ndan söz edilmektedir. Kureyş kabilesi ve müttefikleri Medine’yi kuşatmışlar, müslümanlar da savunma amacıyla şehrin stratejik bir yerine hendek kazmışlardı. Nihayet bir gece şiddetli esen bir fırtına sonucunda, düşman bozularak çekilmek zorunda kalmıştı.
Birçok hüküm ve hikmet öğretimine vesile olmak üzere buradan 27. âyete kadar anlatılan olay Hendek adıyla da anılan Ahzâb Savaşı, bu savaşta müminlerin ve münafıkların geçirdikleri büyük imtihandır. İfadeden, âyetler geldiğinde Hendek Savaşı’nın geride kalmış olduğu anlaşılmaktadır. Yakında geçirilmiş olan bu tecrübe hatırlatılmakta ve sûrenin ileride gelecek olan âyetlerinde bahse konu olacak münafık davranışına karşı müminlerin nasıl bir tutum takınmaları gerektiğine işaret edilmekte, topluluk buna hazırlanmaktadır.
Selmân-ı Fârisî’nin tavsiyesi ile şehrin savunulması için kazılan hendek sebebiyle Hendek Savaşı diye tanınan; ayrıca saldırganlar Kureyşliler, Hayber yahudileri, Gatafânlılar, Fezâreliler, Esedoğulları, Süleymoğulları gibi birçok kabileden ve bunların tâbilerinden oluştuğu için “gruplar, hizipler” mânasında Ahzâb adıyla da anılan savaş, 7 Şevval 5 (1 Mart 627) tarihinde başlamış, bir aya yakın sürmüş, Zilkade’nin 1. günü sona ermiştir. Mekkeliler Suriye ticaret yolunu açmak üzere yaptıkları Uhud Savaşı’nda elle tutulur bir sonuç elde edememişlerdi. Buna karşılık müslümanlar Uhud’dan sonra gerçekleştirdikleri askerî harekatlarla, Suriye yoluna ek olarak Irak yolunu da kontrol altına almışlardı. Müslümanlarla yaptıkları antlaşmaları bozdukları, onlara karşı düşmanla iş birliği yaptıkları için 4. yılda Medine’den Hayber ve civarına sürülen Benî Nadîr yahudileri Mekke’ye bir heyet göndererek Kureyşliler’i, müslümanlara karşı kendileriyle birlikte savaşmaya ikna ettiler. Ayrıca yukarıda adları anılan kabileleri de çeşitli teşviklerle yanlarına almayı başardılar. Peygamberimiz düşmanın niyetini haber alınca hemen hazırlıklara girişti, Uhud tecrübesinden yararlanarak düşmanı açık arazide karşılamak yerine Medine yakınında, kuşatma altında karşılamayı ve savunma harbi yapmayı tercih etti. Şehrin üç tarafı sık ağaçlı bahçelerle ve dar yollarla çevrili idi. Düşmanın girmesi muhtemel bulunan yerlere 5,5 km. uzunluğunda, 9 m. eninde ve 4,5 m. derinliğinde bir hendek kazıldı, birkaç haftada bitirilen kazma işine Hz. Peygamber de bilfiil katıldı. 3000 mevcutlu müslüman kuvvetler şehrin doğusunda, Uhud tarafında, Seli’ dağının eteğinde mevzilendiler. Önlerinde de hendek bulunuyordu. Yaklaşık 12.000 mevcutlu düşman kuvvetleri de hendeğe kadar geldiler, daha önce böyle bir şey görmedikleri için şaşırdılar. Hendeği geçemedikleri için bulundukları yerde mevzilendiler. Müslümanlar yalnızca hendek yönünden değil, üstten (doğudan), alttan (batıdan) büyük bir güç tarafından kuşatılmışlardı. Medine’de yiyecek içecek bakımından hazırlıklar yapılmış, kadınlar ve çocuklar güvenli yerlere taşınmıştı; erzak tükenmesin diye asgari gıda ile yetiniliyordu. Kuşatmanın son günlerinde yiyecek iyice azaldığından, başta Hz. Peygamber olmak üzere birçok sahâbî, açlığı hissetmemek için midelerinin üzerine taş bağlamışlardı. Kureyş kısa bir sürede sonuç alacağını umduğu için kuşatma uzadıkça onlarda da sıkıntı başladı. Bu arada saldırganlar iki önemli teşebbüste bulundular: a) Kabilesinin ileri gelenlerinden Huyey b. Ahtab’ı müslümanlarla antlaşmalı bulunan Benî Kurayza yahudilerine göndererek antlaşmayı bozmaları ve müslümanlara karşı kendileriyle beraber hareket etmeleri konusunda onları ikna ettiler. Birleşmiş düşman kuvvetlerinin sayısı ve donanımına ek olarak bir de bu haberin gelmesi müslümanların moralini hayli bozdu. Müminler çetin bir imtihan geçiriyorlardı. Hz. Peygamber iki birlik göndererek Benî Kurayza mahallesini kuşatma altına aldı. b) Düşmanın ikinci teşebbüsü, başta meşhur savaşçı Amr b. Abdived olmak üzere birkaç süvariyi hendeğin dar bir yerinden karşı tarafa geçirtmek oldu. Amr müslümanlardan, teke tek vuruşmak için er diledi, başkaları cesaret edemeyince Hz. Peygamber, kendi kılıcını kuşattığı ve sarığını sardığı Hz. Ali’yi çıkardı, rakibini küçümseyen Amr onun kılıç darbesiyle can verdi; diğerleri ise içlerinden birini daha kaybetmiş olarak geri çekildiler. Hz. Peygamber, çeşitli tedbirler arasında bir de Gatafân ve Fezâre kabilelerine, o yıl çıkacak Medine hurmasının yarısı karşılığında sulh teklif etmeyi düşündü. Sa‘d b. Muâz, Sa‘d b. Ubâde gibi ensarın ileri gelenleriyle istişare etti. Bunlar, “Onlar müşrik iken satın almadan veya biz ikram etmeden hurmalarımızı yiyemezlerdi; şimdi Allah bizi İslâm’la ve seninle şereflendirdiği halde mi onlara malımızı vereceğiz? Vallahi onlara verebileceğimiz tek şey kılıç darbeleridir, gelsinler bakalım Allah ne gösterecek!” dediler, Peygamberimiz de bu teşebbüsten vazgeçti. Kuşatmanın son günlerinde bir gece, düşman karargâhını altüst eden büyük bir fırtına çıktı, yiyecek ve içecekler zayi oldu, hayvanlar sağa sola kaçıştı. Olup bitenden morali bozulan düşman, yiyecekleri de tükendiği ve haram aylar geldiği için çekilme kararı aldı, hiçbir şey elde edemeden çekilip gittiler. Hendek Savaşı, müslümanların savaş stratejisi bakımından bir dönüm noktası oldu. Artık taarruz sırası onlara gelmişti. İlk iş olarak da kendilerine ihanet eden Benî Kurayza yahudilerinin üzerine yürüdüler (bk. Muhammed Hamîdullah, “Hendek Gazvesi”, DİA, XVII, 194-195; İbn Kesîr, VI, 384 vd.; Kurtubî, XIV, 127 vd.).
Mehmet Okuyan
Ey iman edenler! Allah’ın size olan (şu) nimetini hatırlayın: Hani size ordular gelmişti de biz onlara (düşmanlarınıza) karşı bir rüzgâr ve sizin görmediğiniz ordular göndermiştik. Allah yaptıklarınızı görendir.
Hendek Gazvesi: “Savaşa, şehrin müdafaası çevresine kazılan hendeklerle sağlandığı için Hendek Gazvesi denilmiştir. Saldıran tarafta yer alan birçok grubu ifade etmek için Kur’an-ı Kerîm’de kullanılan “[ahzâb]” (hizipler, gruplar) tabirinden dolayı bu savaşa Ahzâb Gazvesi adı da verilir. Surenin 20 ve 22. ayetlerinde Medine’yi kuşatmaya gelen müttefik düşman kuvvetlerinden “ahzâb” şeklinde bahsedilmekte, sure de adını bu kelimeden almaktadır” (Muhammed Hamidüllah, “Hendek Gazvesi”, [DİA,] cilt: XVII, sayfa: 194-195).,Benzer mesajlar: Tevbe 9:26, 40.
Bayraktar Bayraklı
Ey iman edenler! Size ordular saldırdığında, onların üzerlerine rüzgâr ve görmediğiniz askerler gönderen Allah'ın, size olan nimetini hatırlayınız! Allah, yaptığınız her şeyi görmektedir.[437]
[437] Hendek Savaşı hakkında geniş bilgi için bk. Bayraklı, KUR’ÂN TEFSÎRİ, XV, 259-288.
Erhan Aktaş
Ey iman edenler! Allah'ın size olan nimetlerini hatırlayın! Hani, üzerinize ordular gelmişti de Biz, onların üzerine rüzgar¹ ve göremediğiniz ordular göndermiştik. Allah, yaptıklarınızı görendir.²
1- Fırtına. 2- Ne kadar zor durumda olduğunuzu görmekteydi.
Ahmet Akgül
Ey iman edenler, Allah'ın üzerinizdeki (her türlü) nimetini hatırlayın. Hani o zaman (Hendek savunmasında) size (hücum eden müşrik) ordular (hırsla ve hınçla üzerinize saldırıp) gelmişti; Biz de onların üzerine (kahredici) bir rüzgâr ve sizin görmediğiniz ordular göndermiş (böylece onların belasını defetmiş) tik. Allah, yaptıklarınızı Görendir (ve mü’min kullarına sahip çıkandır).
Ey inananlar, anın size Allah'ın nimetini, hani askerler saldırmıştı üstünüze de onlara bir yel ve görmediğiniz askerler göndermiştik ve Allah, sizin yaptıklarınızı görür.
Ey iman edenler! Düşman orduları üzerinize geldiğinde, Allah'ın size verdiği nimetleri hatırlayın ki, o zaman üzerlerine bir kasırga ve göremediğiniz ordular göndermiştik. Ama Allah, yaptığınız herşeyi görmekteydi.
Ey iman edenler, Allah'ın size olan nimetini hatırlayarak şükredin. Hani size ordular saldırmıştı da, biz onların üzerine, rüzgâr estirmiş ve sizin görmediğiniz kurmaylar ve ordular görevlendirip musallat etmiştik. Allah savaş hazırlığı olarak yaptıklarınızı çok iyi bilmekte, görmekteydi.
Ey iman edenler! Allah'ın üzerinizdeki nimetini hatırlayın. Hani size askerler gelmişti de biz onların üzerlerine rüzgar ve sizin göremediğiniz ordular göndermiştik. Allah yaptıklarınızı görüyordu.
9.Beyhaki`nin ed-Delail`de Huzeyfe (r.a.)`den rivayet ettiğine göre Ahzab (yani Hendek) savaşında Müslümanlar Mekke`nin etrafını saran Ebu Süfyan ordusuna karşı saf tutmuşlardı. Ebu Süfyân ordusu Müslümanların yukarısında, yahudi Kurayza oğulları da aşağılarında bulunuyorlardı. Yahudiler daha önce yapmış oldukları anlaşmayı bozarak Mekke müşrikleriyle işbirliği yapmışlardı. Müslümanlar her iki taraftan da korkuyorlardı. İşte böyle bir zamanda karanlık bir gece oldu ve Yüce Allah müşriklerin taraflarına şiddetli bir fırtına gönderdi. Bu rüzgâr müşrikleri çok zor durumda bıraktı. Çadırlarını söküp atıyor, yerlerden taşları kaldırarak atlarının ve askerlerinin üzerine savuruyordu. Bu durumda müşrikler: "Gidelim, gidelim" diye bağırmaya başladılar ve ardından toplanıp gittiler. İşte bu ayeti kerimede bu olaydan söz edilmektedir.
Ali Bulaç
Ey iman edenler, Allah'ın üzerinizdeki nimetini hatırlayın. Hani size ordular gelmişti; böylece biz de onların üzerine, bir rüzgar ve sizin görmediğiniz ordular göndermiştik. Allah, yaptıklarınızı görendir.
Ey iman edenler! Allah'ın üzerinizdeki nimetini anın: Hani (Hendek savaşında sizi yok etmek için kâfirlere ait) ordular size gelmişti de, biz onların üzerine bir rüzgâr ve görmediğiniz (meleklerden ibaret) ordular salıvermiştik. Allah ne yapmakta olduğunuzu görüyordu.
Ey iman edenler! Allah’ın size olan nimetini hatırlayın ki; her taraftan askerler üzerinize saldırdıkları zaman. Biz bir fırtına ve görmediğiniz askerler gönderdik.() Ve Allah, yaptıklarınızı görmekte idi.
(*) Hicretin 5. yılında Kureyş ve Gatafan kabilesi Medine üzerine yürüdüler. Medine’de oturan Benî Kurayza adlı Yahudi kabilesi de Müslümanlarla yaptıkları anlaşmayı bozup bunlara katılınca, müttefik ordunun sayısı 12.000 kişi olmuştu. Peygamber (s.a.s.) düşmanın yola çıktığını haber alınca, Medine çevresine hendekler kazdırdı. Düşman hendeği geçemeyince, karşılıklı ok atışları yapıldı. Savaş olmadan yapılan bu kuşatma, bir ay sürdü. Müslümanlar, hiçbir yerden yardım alamadıklarından bunalmışlardı. İşte ayette anlatılan mucize olay gerçekleşti: Allah soğuk bir fırtına gönderdi, fırtına düşmanın çadırlarını söküp götürüyor, toprağı yüzlerine çarpıyor, ateşlerini söndürüyordu. Atları birbirine giriyordu. Düşman kurtuluşu kaçmakta buldu. Böylece zafer Müslümanların oldu.
Besim Atalay
Ey inanmış olanlar! Allahın sizlere olan nimetini anınız, hani üstünüze ordular gelmişken, üzerlerine yel gönderdi onların, sizin görmediğiniz ordu da gönderdi; Allah görür yaptığınız bir şeyi
Ey inananlar! Allah'ın size olan nimetini hatırlayın! Hani (Hendek savaşında sizi yok etmek için düşman) ordular size gelmişti de biz onların üzerine bir rüzgâr ve göremediğiniz (meleklerden) ordular göndermiştik. Allah, yaptıklarınızı hakkıyla görendir.
İlgili ayet, inananlara Hendek gününü hatırlatıyor. Hicretin beşinci yılında Kureyşliler, Gatafanoğulları, Kurayza ve Nadir Yahudileri müttefik bir ordu kurup Medine’yi kuşatmışlardı. İnananlar düşmana karşı koyacak güce sahip değildi. Düşmanın Medine’ye girmesini önlemek için şehrin stratejik bir yerine hendek kazmışlardı. İslam ordusunun çaresiz kaldığı böyle bir zamanda esen şiddetli bir rüzgârla savrulan toprak ve kumlar düşman birliklerini perişan etmişti. Ayrıca düşmanı püskürtmek ve inananların imanını ve sabrını artırmak için melekler yardıma gelmişti. Yaklaşık bir ay süren karşılıklı ok atışları sonrasında kuşatmanın etkisiz olması ve müşriklerinin yiyecek stoklarının bitmesi neticesinde, soğuk ve fırtınanın da etkisiyle müşrikler gerisin geri kaçmaya başladılar. Allah, bu ve bundan sonraki ayetlerle verdiği desteği hatırlatarak inananların ellerinden geleni yaptıktan sonda sabretmesini ve Allah’a güvenmesini istiyor.
Diyanet İşleri (Eski)
Ey inananlar! Allah'ın size olan nimetini anın; üzerinize ordular gelmişti. Biz de onların üzerine rüzgar ve göremediğiniz ordular göndermiştik. Allah, yaptıklarınızı görüyordu.
Ey iman edenler! Allah'ın size olan nimetini hatırlayın; hani size ordular saldırmıştı da, biz onlara karşı bir rüzgâr ve sizin görmediğiniz ordular göndermiştik. Allah ne yaptığınızı çok iyi görmekteydi.
Ey inananlar, size ordular saldırdığı zaman, üzerlerine bir rüzgar ve görmediğiniz orduları gönderen ALLAH'ın size yaptığı iyiliği hatırlayın. ALLAH yaptığınız her şeyi Görendir.
Ey iman edenler! Allah'ın üzerinizdeki nimetini anın. Hani size ordular gelmişti de üzerlerine bir rüzgâr ve sizin görmediğiniz ordular salıvermiştik. Allah ne yaptığınızı görüyordu.
Ey o bütün iyman edenler! Allahın üzerinizdeki ni'metini anın: O vakıt ki size ordular gelmişti de üzerlerine bir rüzgâr ve görmediğiniz ordular salıvermiştik ve ne yapıyordunuz Allah görüyordu
Ey îman edenler, Allahın üzerinizdeki (bunca) ni'metini hatırlayın, o zamanda ki size (düşman) ordular (ı) saldırmışdı da biz onlara karşı bir rüzgâr ve sizin görmediğiniz ordular göndermişdik. Allah, ne işlerseniz (hepsini) hakkıyle görendir.
Ey îmân edenler! Allah'ın size olan ni'metini hatırlayın; o vakit (Hendek Harbinde)size ordular gelmişti de, onların üzerine bir rüzgâr ve kendilerini görmediğiniz ordular göndermiştik. Allah ise, ne yaparsanız hakkıyla görendir.
Ey İman edenler! Allah’ın üzerinizde olan nimetlerini hatırlayın. Üst tarafınızdan ve aşağı tarafınızdan size bir ordu gelmişti, bizde onların üzerine rüzgâr ve sizin görmediğiniz bir ordu göndermiştik. Şüphesiz ki Allah yaptıklarınızı görendir.
Ey mü/minler! Size askerler [³] hücum ettiği anda Allah/ın size olan nimetini yâd edin. Bunun üzerine biz onlara rüzgâr ve görmediğiniz askerler göndermiştik. Allah işlediklerinizi görür.
İsmail Hakkı İzmirli Ahzab Suresi 9. Ayet Açıklaması
[3] Hendek veya Ahzab muharebesinde müttefikin askerleri.
Kadri Çelik
Ey iman edenler! Allah'ın sizin üzerinizdeki nimetini hatırlayın. Hani size ordular gelmişti de böylece biz de onların üzerine, bir rüzgâr ve sizin görmediğiniz ordular göndermiştik. Allah, yapmakta olduklarınızı görendir.
Ey iman edenler! Allah’ın size Hendek savaşında bahşettiği nîmetleri hatırlayın: Hani Arabistan’ın dört bir yanından toplanıp gelen güçlü ve kalabalık düşman orduları, Medîne’yi kuşatarak her taraftan üzerine saldırmışlardı fakatbir aylık kuşatmanın ardından Biz onların üzerine, ortalığı darmadağın eden buz gibi bir fırtına salmış ve ayrıca, destek olarak sizinle omuz omuza savaşan, fakat gözlerinizle göremediğiniz meleklerden ordular göndermiştik. Çünkü Allah, yaptığınız her şeyi görmekteydi.
Ey iman edenler!
Allah’ın üzerinizdeki nimetini anın!
Bir vakit size ordular gelmişti.
Biz de onların üzerine görmediğiniz ordular ve rüzgâr gönderdik.
Allah ne işliyorsanız görmekteydi.
Ey îman edenler! Allah’ın sizin üzerinizdeki nîmetini, hatırlayın. Hani size orduları geldiğinde,1 onlara karşı bir rüzgâr ve sizin göremediğiniz ordular göndermiştik. (İşte o zaman) Allah, sizin ne yaptığınızı2 görüp duruyordu.
1 H. 5. yılda Nadîr Yahûdîlerinin de kışkırtmasıyla Arap kabîlelerinin büyük bir kısmı, (Kureyş, Kinâne, Süleym, Gatafan, Hevâzin, Necid, Esed kabîleleri, Nadîr ve Kureyza Yahû-dîleri) toplanarak Müslümanları yok etmek amacıyla on iki bin (veya yirmi dört bin) kişilik bir müttefik ordusu hazırladılar ve Medîne’ye yürüdüler. Peygamber (s.a.v) bunların hazırlanmakta olduklarını haber alınca ashâbıyla istişare etti. Selmân-ı Farisî’nin (r.a) tavsiyesiyle “Seniyyet’ül Veda’ tepelerini” arkalarına alarak, düşmanla aralarına hendek kazılmasına karar verdi. Sonra üç bin kişilik bir ordu ile karşılarına çıktı. Kuşatmanın üzerinden bir aya yakın zaman geçti, ok ve taş atışmaktan başka bir şey yapamıyorlardı. Mevsim kış idi, bir gece Allah, soğuk bir rüzgâr gönderdi. Rüzgâr, Kureyş ordusunu üşütüyor, toprakları yüzlerine savuruyor, çadırlarını söküyordu. Askerlerin etrafında ise Melekler tekbir alıyorlardı. Bunun üzerine, “Muhammed bize büyüye başladı, haydi çabuk gidelim” demeye başladılar. Kureyş ile Yahûdîlerin arası da açıldı ve tutunamadılar, bozulup kaçtılar. Bu savaşa “Ahzab” veya “Hendek” savaşı denilmiştir. 2 Ne zahmetler çektiğinizi, nasıl hendek kazdığınızı, üç gün aç kaldığınızı...
Muhammed Esed
SİZ EY imana ermiş olanlar! [Düşman] orduları üzerinize geldiğinde Allah'ın size bahşettiği nimetleri hatırlayın, ki o zaman üzerlerine bir kasırga ve göremediğiniz [semavî] ordular göndermiştik: 13 ama Allah yaptığınız her şeyi görmekteydi.
– Ey İman edenler! Allah’ın üzerinizdeki şu nimetini bir düşünün. Hani sayısı belirsiz düşman orduları size saldırmıştı da biz de onların üzerine çok şiddetli bir fırtına estirmiş ve görmediğiniz ordular göndermiştik. Zira Allah o gün sizin ne kadar zor bir durumda olduğunuzu görmekteydi. 3/123...127, 5/11, 48/25
Siz ey iman edenler! Sayısı belirsiz ordular üzerinize geldiğinde Allah’ın size olan nimetini hatırlayın;[3727] onların üzerine bir bela kasırgası[3728] ve görmediğiniz (semavî) ordular gönderdik:[3729] ama Allah yapıp ettiklerinizi görmekteydi.
[3727] H. 5. yılın Şevval ayında gerçekleşen Hendek savaşına atıf. Kaynaklar müttefik düşman ordularının sayısını 24 bin olarak verir. Bir koldan Yahudi Kaynuka ve Nadîr oğulları, bir başka koldan Ğatafan kabileleri (Süleym, Amir, Fezare/Hanife, Mürre, Eşca‘, Sa‘d, Esed oğulları), bir koldan da Kureyş Medine’ye saldırıya geçti. Buna karşılık 3000 kişiden oluşan Medine savunması şöyleydi: Mü’minler Sel’ dağını arkalarına alarak Uhud istikametindeki kuzeybatıya hendekler kazdılar. Doğu ve güneybatı tarafları kayalık olduğu için geçit vermiyordu. Müslümanların müttefiki Kurayza ihanet etti. Sa’d b. Ubade yollanıp Kurayza’nın ihanetinin kesinleştiği öğrenildi. Ğatafan’dan Eşca’a mensup Nuaym b. Mes’ud Müslüman oldu ve Rasulullah’tan görev istedi. Rasulullah ondan şer ittifakını bozmasını talep etti. İhanet eden Kurayza ile Kureyş’in ittifakını bozmayı başardı. Bu “Allah’ın nimeti” idi. Düşmanı kaçırtan kasırga, dondurucu soğuk, hepsinden öte kalplerine düşürülen korku “Allah’ın nimeti” idi. Görünmeyen bir el mü’minlerin yüreğine cesaret ve metanet, düşmanların yüreğine korku ve kasvet salıyordu.
[3728] Rîh’i bu şekilde çevirimizin gerekçesi için bkz: 30:51, not 60.
[3729] Bu âyetin ilk notuna bkz.
Ömer Nasuhi Bilmen
Ey imân edenler! Allah'ın üzerinize olan nîmetini yâd ediniz. O vakit ki, size (düşmanlarınız tarafından) ordular gelmişti. Biz de onların üzerlerine hemen bir rüzgar ve sizin görmediğiniz ordular göndermiştik. Ve Allah ne yapar olduğunuzu görüyordu.
Ey iman edenler! Allah'ın üzerinizdeki nimetini hatırlayın. Hani birleşik ordular üzerinize saldırmıştı da, Biz onlara karşı, bir rüzgâr ve sizin göremediğiniz ordular göndermiştik. Allah yaptığınız her şeyi görüyordu.
Hicretin 5. yılında Kureyş, bütün Arap yarımadasındaki gayr-i müslimleri Medine şehir devletinde yerleşmiş olan Müslümanlar aleyhinde harekete geçirerek, aklı sıra, kesin imha işini planlamıştı. Gatafan, Eşca, Mürre, Fezare, Süleym, Sa’d ve Esed kabileleri bu koalisyona girmişti. Medine’de oturmaları itibariyle Müslümanlarla aynı kaderi paylaştıklarına dair kesin akitleri olan Benî Kurayza Yahudileri de bu kuvvetlerin, Müslümanların işlerini bitireceği fikrine kapıldıklarından, bilâhere onlar da, hıyanet edip düşman saflarına geçtiler. Böylece birleşik düşman askerleri 12.000’den fazla oldular. Müslümanların sayısı ise 3.000’i geçmiyordu.Hz. Peygamber Medine çevresine hendek kazdırıp çıkan toprağın arkasına askerlerini mevzilendirdi. Bir ay kadar süren kuşatma sırasında yardım alamayan Müslümanlar iyice bunaldılar. Allah Teâlânın gönderdiği soğuk fırtına düşman güçlerinin çadırlarını söktü, ateşlerini söndürdü, karargâhlarını darmadağın etti. Canlarının derdine düşerek dağılıp gittiler. Görünmeyen ordular, Müslümanlara itminan veren melaike ordularıdır.
Süleyman Ateş
Ey inananlar, Allah'ın size olan ni'metini hatırlayın, hani bir zaman size ordular gelmişti de biz onların üzerine bir rüzgar ve sizin görmediğiniz ordular göndermiştik. Allah, yaptıklarınızı görmekteydi.
Hicretin 5. yılında Kureyş ve Gatafân kabîleleri, bütün kollarıyle birlikte Medîne üzerine yürüdüler. Medîne'de oturan Kurayza Oğulları adlı yahûdî kabîlesi de müslümanlarla yapmış oldukları ittifakı bozup bunlarla birleşti. Birleşik ordunun sayısı 12.000 kişiye varmıştı. Allah'ın Elçisi (s.a.v.), düşmanın geleceğini haber alınca Medîne çevresine hendek kazdırmış, arkadaşlarını, hendekten çıkan toprağın arkasına mevzilendirmişti. Düşman hendeği geçemedi. Karşılıklı oklar atılıyordu, fakat göğüs göğüse savaş olmadı. Kuşatma bir ay sürmüştü. Bir mu'cize oldu: Ansızın çıkan soğuk bir fırtına, düşmanın çadırlarını yerinden söküp savuruyor, toprakları kaldırıp yüzlerine çarpıyor, ateşlerini söndürüyordu. Atları birbirine giriyordu. Müslümanların çevresinde görünmez varlıkların tekbîr sesleri duyuldu. Tulayha ibn Huveylid el-Esedî: "Muhammed size büyü yapmağa başladı, aman canınızı kurtarın!" dedi. Ebûsüfyân da devesine bindi ve Kureyş çekilip gitti. Böylece zafer müslümanların oldu. Müslümanlar, kendilerine hiyânet eden Kurayzalıların da dersini verdiler.
Süleymaniye Vakfı
Müminler, Allah'ın size olan nimetini düşünün; hani üzerinize ordular gelmişti. Biz de onların üzerine rüzgar ve göremediğiniz ordular göndermiştik. Allah, sizin ne yaptığnızı görüyordu.
-Ey İman edenler! Allah'ın üzerinizdeki nimetini düşünün. Hani üstünüze ordular gelmişti de biz de onların üzerine rüzgarı ve göremediğiniz orduları göndermiştik. Allah, ne yaptığınızı görüyordu.
Ey iman edenler! Allah'ın size olan nimetini hatırlayın ki, ordular üzerinize geldiğinde, Biz de onların üzerine bir rüzgâr ile sizin görmediğiniz ordular gönderdik. Çünkü Allah sizin yaptıklarınızı görüyordu.(7)
(7) Müslümanların işini kesin olarak bitirmek niyetiyle hep birlikte harekete geçen kabileler ve Medine’de yaşadıkları halde Müslümanlara hıyanet ederek onlara katılan Yahudiler, 12 bin kişilik bir kuvvetle şehri kuşatmıştı. Müslümanların sayısı ise ancak 3 bini buluyordu. Arapların hiç alışık olmadıkları bir şekilde, Müslümanlar şehrin etrafına hendek kazarak onların ardında mevzilendiler. Kuşatma bir ay kadar sürdüyse de, birleşik düşman kuvvetleri hendeği aşamadılar. Birgün âniden çıkan bir fırtına sonunda düşman orduları perişan bir halde geri çekilmek zorunda kaldılar.
Yaşar Nuri Öztürk
Ey iman edenler, Allah'ın üzerinizdeki nimetini hatırlayın! Hani, üstünüze ordular gelmişti de biz onların üzerine bir rüzgâr ve sizin görmediğiniz ordular salmıştık. Allah, yapmakta olduklarınızı iyice görmektedir.
ay anlar kim įmān getürdiler! anuñ Tañrı ni'metini üzerüñüze ol vaķt kim geldi size süler pes viribidük anlaruñ üzere yil daħı süler görmedüñüz anları. daħı oldı Tañrı anı kim işlersiz görici.
İy mü’minler, ẕikr eyleñüz Tañrı Ta‘ālā ni‘metlerini sizüñ üstüñüze,ol vaḳt ki size aḥzāb çerisi geldi. Pes viribidük anlar üstine bir yil ve çerilermelā’ikelerden ki siz anı görmedüñüz. Tañrı Ta‘ālā anlar işlegeni görürdi.