Sebe' Suresi 23. Ayet

A-
A+
TR
Ayet Bulunuyor.
Matematiksel
Matematiksel
Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 3629, sondan 2608. ayet; 34. sure ve bu surenin 23. ayetidir. Bu ayetin kelime sayisi 22, harf sayısı 85 ve toplam ebced değeri ise 5742 olarak hesaplanmıştır.
Arapça Metin
Arapça Metin
ولا تنفع الشفاعة عنده الا لمن اذن له حتى اذا فزع عن قلوبهم قالوا ماذا قال ربكم قالوا الحق وهو العلي الكبير
Harf Sayımı
Harf Sayımı
ولاتنفعالشفاعةعندهالالمناذنلهحتىاذافزععنقلوبهمقالواماذاقالربكمقالواالحقوهوالعليالكبير
Türkçe Okunuşu
Türkçe Okunuşu
Velâ tenfe’u-şşefâ’atu ‘indehu illâ limen eżine leh(u)(c) hattâ iżâ fuzzi’a ‘an kulûbihim kâlû mâżâ kâle rabbukum(s) kâlû-lhakk(a)(s) vehuve-l’aliyyu-lkebîr(u)
Diyanet İşleri (Yeni)
Diyanet İşleri (Yeni)
Allah katında, O’nun izin verdiği kimseden başkasının şefaati yarar sağlamaz. (Şefaat için izin verilip de) kalplerinden korku giderilince birbirlerine, “Rabbiniz ne söyledi?” diye sorarlar. Onlar da “Gerçeği” diye cevap verirler. O, yücedir, büyüktür.
Mehmet Okuyan
Mehmet Okuyan
O’nun (Allah’ın) huzurunda, izin verdiği kimseden başkasına şefaat yarar sağlamaz. Sonunda onların (iyilerin) yüreklerinden korku giderilince (melekler) “Rabbiniz ne buyurdu?” diye soracaklardır. Onlar (cennetlikler) de “Gerçeği!” diyeceklerdir. O yücedir, büyüktür.
Bayraktar Bayraklı
Bayraktar Bayraklı
Allah'ın huzurunda, kendisinin izin verdiği kimselerden başkasının şefaati fayda vermez. Nihayet onların kalplerinden korku giderilince, “Rabbiniz ne buyurdu?” derler. “Hakkı buyurdu” dediler. Allah, yücedir; büyüktür.[452]
Erhan Aktaş
Erhan Aktaş
O'nun yanında şefaat, yalnızca izin verdiği kimseye fayda verir.¹ Kalplerindeki korku giderilince: “Rabb'imiz ne buyurdu?” derler. “Gerçeği.” derler. Ve O, Çok Yüce'dir, Çok Büyük'tür.
Ahmet Akgül
Ahmet Akgül
(Allah O’dur ki) O'nun katında (Kendi) izin verdiğinin dışında (hiç kimsenin bir başkasına) şefaati yarar sağlamayacaktır. (Mahşer günü) Nihayet kalplerinden korku (ve panik havası) giderilince (günahkâr kimseler, şefaat edeceklere:) "Rabbiniz ne buyurdu?" diye (soracaklardır. Onlar ise), "Hakk olanı (başka ne bekliyordunuz ki) " diye (yanıtlayacaktır.) “O, çok Yücedir, çok Büyüktür”, diyeceklerdir.
Abdulbaki Gölpınarlı
Abdulbaki Gölpınarlı
Katında, izin vermediğinin şefaati kabul edilmez; sonunda, yüreklerindeki korku giderilince Rabbiniz ne dedi derler, onlar da derler ki: Gerçek söz dedi ve odur pek yüce ve pek büyük.
Abdullah Parlıyan
Abdullah Parlıyan
O'nun katında, O'nun izin verdiği kimselerden başkasının şefaatı fayda vermez. Nihayet insanların kalplerinden kıyamet korkusu giderilince, diriltilip mahşer yerine toplananlar, birbirlerine dönüp soracaklar: “Rabbiniz ne buyurdu?” diye, ötekiler de: “Doğru ve gerçek olanı, O ne yücedir, ne büyüktür” diye cevap verecekler.
Ahmet Tekin
Ahmet Tekin
Allah'ın huzurunda, kendisinin izin verdiği kimselerden başkasına şefaat fayda sağlamayacak, izin verdiği kimselerden başkasının şefaati de fayda vermeyecek. Nihayet şefaat edenlerin ve edilenlerin yüreklerinden korku giderilince: “Rabbiniz ne buyurdu?” diye sorarlar. Onlar da: “Hakkı, doğruları söyledi” derler. Yüce ve büyük olan O'dur.
Ahmet Varol
Ahmet Varol
O'nun katında kendisine izin verdiğinin dışında kimsenin şefaati yarar vermez. Sonunda kalplerinden korku giderilince: "Rabbiniz ne söyledi?" derler. "Hakkı" derler. O yücedir, büyüktür.
Ali Bulaç
Ali Bulaç
O'nun katında izin verdiğinin dışında (hiç kimsenin) şefaati yarar sağlamaz. En sonunda kalplerinden korku giderilince (birbirlerine:) 'Rabbiniz ne buyurdu?' derler, 'Hak olanı' derler. O, çok yücedir, çok büyüktür.
Ali Fikri Yavuz
Ali Fikri Yavuz
Allah katında, (ahirette Allah'ın) kendisine izin verdiği kimseden başkasının şefaatı fayda vermez. Nihayet (şefaat edenle şefaat olunanların) kalblerinden (şefaata izin verilmekle) korku giderildiği zaman: “- Rabbiniz (şefaat hakkında) ne buyurdu?” derler. Şefaat edecekler de: “- Allah hakkı söyledi, (razı olduğu kimseler için şefaata izin verdi)” derler. O her şeyden yücedir, her şeyden büyüktür.
Bahaeddin Sağlam
Bahaeddin Sağlam
Ve O Allah’ın huzurunda, O’nun izin verdiklerinden başka hiçbir şefaat fayda vermez. Nihayet kalplerinden korku giderilince, birbirlerine: “Rabbiniz ne buyurdu?” derler. (Cevabında:) “Rabbimiz hak ve gerçeği söyledi. O çok yüce ve çok büyüktür.” derler.
Besim Atalay
Besim Atalay
İzin verilmiş olan kimselerden başkasına, onun yanında şefaat fayda vermez, yüreklerinden korku gidince: «Tanrınız ne dedi?» diye sorarlar, derler ki: «Tanrımız hakkı söyledi», 0 yücedir, O büyük!
Cemal Külünkoğlu
Cemal Külünkoğlu
(Allah katında) O'nun izin verdiği kimseden başkasına şefaat yarar sağlamaz. (Şefaat bekleyenlerin) kalplerinden korku giderilince, diğerleri onlara, “Rabbiniz ne buyurdu (nasıl hüküm verdi)?” diye sorar. Onlar da “Her zamanki gibi gerçeği.” diye cevap verirler. O, her şeyden yücedir, her şeyden büyüktür.
Diyanet İşleri (Eski)
Diyanet İşleri (Eski)
Allah'ın katında, kendisine izin verilenden başka kimse şefaat edemez. Sonunda, gönüllerindeki korku giderilince birbirlerine "Rabbiniz ne söyledi?" diye sorarlar; "Hak söyledi" derler. O, yücedir, büyüktür.
Diyanet Vakfı
Diyanet Vakfı
Allah'ın huzurunda, kendisinin izin verdiği kimselerden başkasının şefâati fayda vermez. Nihayet onların yüreklerinden korku giderilince: Rabbiniz ne buyurdu? derler. Onlar da: Hak olanı buyurdu, derler. O, yücedir, büyüktür.  
Edip Yüksel
Edip Yüksel
O'nun katında şefaat yarar sağlamaz; ancak izin verdiği hariç. Nihayet, yüreklerindeki korkuları giderilince, "Rabbiniz ne dedi?" derler. "Gerçeği söyledi" derler. O En Yücedir, En Büyüktür.
Elmalılı Hamdi Yazır
Elmalılı Hamdi Yazır
Allah'ın huzurunda şefaat da fayda vermez. Ancak izin verdiği kimseninki müstesna. Nihayet kalblerinden dehşet giderildiği zaman "Rabbiniz ne buyurdu?" derler. (Şefaat sahipleri de): "Hakkı söyledi" derler. O, her şeyden yüksek ve büyüktür.
Elmalılı (Orijinal)
Elmalılı (Orijinal)
Huzurunda şefaat faide de vermez, ancak izin verdiği kimseninki müstesna, nihayet kalblerinden dehşet giderildiği zaman «rabbınız ne buyurdu?» Derler. «hakkı» derler, o öyle yüksek, öyle büyük
Hasan Basri Çantay
Hasan Basri Çantay
Onun nezdinde, (âhiretde) kendisine izin verdiği kimselerden başkasının şefaati fâide etmez. Nihayet (ona izin çıkıb da) kalblerinden korku giderildiği zaman (birbirine): «Rabbiniz ne buyurdu»? derler, (şefaat edecekler de:) «Hakkı (söyledi)» derler. O, çok yüce, çok büyükdür.
Hayrat Neşriyat
Hayrat Neşriyat
Ve (o gün) O'nun (Allah'ın) huzûrunda kendisine izin verdiği kimseden başkasının şefâati fayda vermez. Nihâyet (şefâat edenlerin ve edilenlerin) kalblerinden dehşet giderildiği zaman (birbirlerine): “Rabbiniz ne buyurdu?” derler. (Şefaat edecek olanlar da:) “Hakkı(buyurdu)!” derler. Ve O, Aliyy (pek yüce olan)dır, Kebîr (çok büyük olan)dır.
İlyas Yorulmaz
İlyas Yorulmaz
O’nun katında şefaat, ancak izin verdiği kimseye fayda verir. Kalplerinden korku giderilince “Rabbiniz ne söyledi” derler. Onlarda “Hakkı, gerçeği söyledi” derler. O yüce ve en büyük olandır.
İsmail Hakkı İzmirli
İsmail Hakkı İzmirli
Allah/ın şefaate izin verdiği kimselerden başkasına onun nezdinde hiçbir şefaatin faydası olmaz. Nihayet kalblerinden o müthiş korku gidince birbirlerine «— Rabbiniz şefaat hususunda ne buyurdu?» diye soracaklar, onlar da «— Hakikati beyan buyurdu» [¹] diyecekler. O, yücedir, uludur [²].
Kadri Çelik
Kadri Çelik
O'nun katında, kendisine izin verdiği kimseden başkasının şefaati yarar sağlamaz. En sonunda (şefaatçilerin) kalplerinden korku giderilince (birbirlerine,) “Rabbiniz ne buyurdu?” derler, “Hak olanı! O yücedir, büyüktür” derler.
Mahmut Kısa
Mahmut Kısa
Hesap Günü, Allah’ın huzurunda hiç kimse bir başkasını cezadan kurtarmak için aracılık edemeyecek, yani hiç kimseye kayırma, arka çıkma, arabuluculuk ve şefaat fayda vermeyecektir. Ancak O’nun izin verdiği kimseler, yine O’nun izin verdiği kimselere şefaat edebileceklerdir. Yeniden dirilişin ilk şoku atlatılıp da, nihâyet insanların korkuları yatışınca, şefaat bekleyenler, kurtulma ümidiyle meleklere, “Rabb’iniz şefaat konusunda size ne söyledi? Acaba kurtulabilecek miyiz?” diye soracaklar. Onlar da, “Rabb’imiz gerçeği söyledi: Sadece hak edenler, hak ve adâlet ölçülerine göre şefaatten faydalanacak. Hiç kuşkusuz O, yüceler yücesidir, azamet sahibidir!” diyecekler.
Mahmut Özdemir
Mahmut Özdemir
O’nun katında, izin verdiği kimseden başkasına Şefaat yarar sağlamaz. Kalblerinden şiddetli korku / dehşet giderildiği zaman: -“Rabbiniz ne dedi?” dediler. -“Hakk’ı” dediler. O Büyük Yüce’dir.
Mehmet Türk
Mehmet Türk
Onun huzurunda, kendisinin izin verdiği kimselerden başkasına, şefâat fayda vermez.1 Sonunda (şefâate) izin verilince onlar, (şefâatçilerine): “Rabbiniz (şefâatiniz hakkında) ne buyurdu?” derler. (Onlar da): “Doğru olanı” diye cevap verirler. Zîrâ O çok yüce (ve) pek büyüktür.
Muhammed Esed
Muhammed Esed
Allah katında, kendisinin izin verdikleri dışında hiç kimsenin şefaati 33 fayda vermez: kalplerinden [Son Saat'in] korkusu atılınca onlar, [o yeniden dirilenler, birbirlerine dönüp] soracaklar: “Rabbiniz [sizin için] neye karar verdi?” Ötekiler, “Doğru ve hak edilmiş olana; 34 O, yücedir ve büyüktür!” diye cevap verecekler.
Mustafa Çavdar
Mustafa Çavdar
Allah katında şefaat, onun izin verdiklerinin dışında hiç kimseye fayda vermez. Sonunda onların yüreklerindeki korku giderilince: – Rabbiniz ne buyurmuştu? Dediler. Onlar: “Hak ve hakikati şimdi anladık ki O, yüceler yücesi ve büyükler büyüğüdür” Dediler. 2/254, 6/94, 39/43-44
Mustafa İslamoğlu
Mustafa İslamoğlu
O’nun nezdinde, kendisi lehine izin verdikleri dışında hiç kimse için şefaat fayda vermez:[3843] nihayet (kıyametin) dehşeti (ödül tevdi edeceklerin) kalplerinden giderilince[3844] (ödüllendirilenler) soracaklar: “Rabbiniz (sizin hakkınızda) ne buyurdu?” Berikiler “Hak neyse onu: zaten mükemmel olan da, büyük olan da sadece O’dur”[3845] diyeceklerdir.
Ömer Nasuhi Bilmen
Ömer Nasuhi Bilmen
Onun huzurunda şefaat fâide vermez, kendisine izin vermiş olduğu kimse müstesna. Nihâyet kalplerinden korku giderilince derler ki: «Rabbiniz ne buyurdu?». «Hakkı buyurdu,» derler. Ve O, çok âlî, çok büyüktür.
Suat Yıldırım
Suat Yıldırım
Allah'ın huzurunda, O'nun izin verdiğinden başkasının şefaati fayda vermez. Nihayet o kıyamet saati dehşetinden duydukları korku gelince: O dirilenler birbirlerine “Rabbimiz neye hükmetti? ” diye sorarlar. Ötekiler: “Hak ve adalet neyi gerektiriyorsa o hükmü verdi. ” derler. “O, yüceler Yücesi, büyükler Büyüğüdür. ” [2, 255; 53, 26; 21, 28]
Süleyman Ateş
Süleyman Ateş
O'nun huzurunda, O'nun izin verdiği kimselerden başkasının şefa'ati fayda vermez. Nihayet onların yüreklerinden korku giderilince (birbirlerine): "Rabbiniz ne buyurdu?" derler. "Hakkı (buyurdu)" derler. O, yücedir, büyüktür.
Süleymaniye Vakfı
Süleymaniye Vakfı
Onun katında şefaatin, onun izin verdiği kimseden başkasına yararı olmaz. İçten yakarışları sona erdiğinde onlara; "Sahibiniz ne demişti?" diye sorulur: "Tamamıyla gerçeği söylemiş” derler. O, yücedir, büyüktür.
Şaban Piriş
Şaban Piriş
Katında izin verdiği kimseden başkasının şefaati fayda vermez. Sonunda yüreklerindeki korku giderilince:-Rabbiniz ne dedi? dediler.-Gerçeği, diye cevap verdiler. Yüce ve büyük O'dur.
Ümit Şimşek
Ümit Şimşek
Onun katında, Onun izin verdiklerinden başkası şefaat edemez. Nihayet kalplerindeki korku giderilince, şefaat bekleyenler, “Rabbiniz ne söyledi?” diye sorarlar. Şefaat edecekler ise “Hakkı söyledi,” derler. “Çünkü O pek yüce, pek büyüktür.”
Yaşar Nuri Öztürk
Yaşar Nuri Öztürk
O'nun katında, bizzat kendisinin izin verdiği kimseden başkasının şefaatı/kendisinin izin verdiği kimseden başkası için şefaat yarar sağlamaz. Sonunda, kalplerinden korku giderilince: "Rabbimiz ne dedi?" derler. "Hakkı söyledi, O'dur Aliyy, O'dur Kebîr."
Eski Anadolu Türkçesi
Eski Anadolu Türkçesi
daħı aśśı eylemez şafa'at anuñ ķatında illā aña kim destūr virdi aña. tā ķaçan kim giderildi ķorķu göñüllerinden eyittiler “ne nesene eyitti çalabuñuz?” eyittiler “ḥaķ” ya'nį ḥaķ didi. oldur yüce ulu.
Satır Altı (1534)
Satır Altı (1534)
Şefā‘atüñ daḫı aṣṣısı yoḳdur özi ḳatında, illā destūr virilen kimseye. Ol vaḳtki ḳorḳu yüreklerinden gitse, eyideler: Ne eyitdi Tañrıñuz? eydürler. Ḥaḳsöyledi. Daḫı ol yücedür, uludur.
Bunyadov-Memmedeliyev
Bunyadov-Memmedeliyev
Onun hüzurunda, izin verdiyi kimsələr istisna olamaqla, heç kəsin şəfaəti fayda verməz. (Elə isə hansı ağılla bütlər sizi Allaha yaxınlaşdıracaq, sizin üçün Allahdan şəfaət diləyəcəklər deyə, onlara ibadət edirsiniz?) Nəhayət, (bə’zi möhtərəm zatlara şəfaət etməyə izin verildiyinə görə məhşərə gətirilənlərin) ürəklərindən o (müdhiş) qorxu çıxınca onlar (şəfaət edəcək kəslərdən, yaxud mələklərdən sevinclə): “Rəbbiniz nə buyurdu?” – deyə soruşar, o biriləri də: “Haqqı (buyurdu)! (Şəfaətə izin verdi). O, (hər şeydən) ucadır, (hər şeydən) böyükdür!” – deyə cavab verərlər.
M. Pickthall (English)
M. Pickthall (English)
No intercession availeth with Him save for him whom He permitteth. Yet, when fear is banished from their hearts, they say: What was it that your Lord said? They say: The Truth. And He is the Sublime, the Great.
Yusuf Ali (English)
Yusuf Ali (English)
"No intercession can avail in His Presence, except for those(3824) for whom He has granted permission. So far (is this the case) that, when terror is removed from their hearts(3825) (at the Day of Judgment, then) will they say, ´what is it that your Lord commanded?´(3826) they will say, ´That which is true and just; and He is the Most High Most Great´."*