Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 3633, sondan 2604. ayet; 34. sure ve Sebe' Suresinin 27. ayetidir. Sebe' Suresi 27. ayetinin kelime sayisi 12, harf sayısı 48 ve toplam ebced değeri ise 2690 olarak hesaplanmıştır. Sebe' Suresinin toplam ebced değeri 254246 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
Arapça Metin
قل اروني الذين الحقتم به شركاء كلا بل هو الله العزيز الحكيم
De ki: “Allah’a ortak tuttuklarınızı bana gösterin! Hayır! (Hiçbir şey Allah’a ortak olamaz.) Aksine O, mutlak güç sahibi, hüküm ve hikmet sahibi Allah’tır.”
Önceki âyetlerde verilen örneklerden ve yapılan uyarılardan çıkarılması gereken sonuca geçilmekte ve şirkin her türünün yanlışlığı üzerinde durulmaktadır. 23. âyette canlandırılan sahne ve “sonunda kalplerinden korku giderilince” şeklinde tercüme edilen kısım ile ilgili olarak değişik yorumlar yapılmıştır. Bazı müfessirlere göre âyetin mânası şudur: Nihayet âhirette müşriklerin kalplerinden korku giderildiğinde melekler onlara sorar: “Dünyadayken rabbiniz size ne demişti?” Onlar: “Hak olanı buyurdu” derler ve ikrarın fayda sağlamadığı bir vakitte gerçeği ikrar ederler (Şevkânî, IV, 372). Bazılarına göre burada sözü edilen korku ölüm esnasındaki korkudur. Ölüm sırasında Allah kalplerden korkuyu giderir, herkes Allah’ın bildirdiklerinin hak olduğunu itiraf eder; bu, önceden aynı şeyi söylemekte olana fayda, aksini söylemekte olana ise zarar verir; her ikisinin ruhu önceki inanç ve ikrarına göre kabzedilir (Râzî, XXV, 255). İbn Atıyye bu ifadenin açıklamasıyla ilgili hadislerden hareketle burada meleklerin kastedildiğini savunur. Bu yoruma göre melekler Cebrâil’e vahiy verildiğini duyduklarında dehşete kapılırlar ve korkuları zâil olduğunda aralarında âyetteki konuşma cereyan eder (IV, 418). Birçok müfessir de şu açıklamayı yapmıştır: Âyetten, âhirette gerek başkalarına şefaatçi yapılma gerekse şefaat edilme umudu taşıyanların bir endişe ve heyecan dönemi yaşayacaklarına ve uzun bir bekleyişten sonra iznin verileceğine işaret edildiği anlaşılmaktadır. İzin çıktığı belli olduğunda korkuları zâil olur, birbirlerini müjdelemeye başlarlar, “Rabbiniz ne buyurdu?” diye sorarlar... (Zemahşerî, III, 258). Değişik görüşleri nakleden Taberî’nin –konuyla ilgili rivayetler ışığında– yaptığı tercih şudur: Allah katında ancak O’nun şefaatine izin verdiklerinin şefaati fayda sağlar, Allah’ın kendisine bu yönde müsaade verdiğini duyan kişi büyük bir heyecan duyar, nihayet bu heyecan yatıştığında “Rabbiniz ne buyurdu?” diye meleklere sorar... (XXII, 89-93; diğer yorumlar için bk. Râzî, XXV, 255; Şevkânî, IV, 372; şefaat hakkında bilgi için bk. Bakara 2:48, 255). 24. âyette geçen ve “O halde biz veya siz, iki taraftan biri ya doğru yoldadır yahut açık bir sapkınlık içindedir” şeklinde tercüme edilen cümleyle ilgili yorumlarda ağırlıklı olarak, üstün bir ifade biçimiyle ve münazara (cedel) kuralları içinde muhatapların iddialarının reddedildiği belirtilir (bk. Taberî, XXII, 94-95; Zemahşerî, III, 259; buradaki edebî sanatlar için bk. İbn Âşûr, XXII, 192-193). Râzî ise konuya farklı bir açıdan bakarak şu yorumu yapar: Yüce Allah resûlüne ve müminlere münazara âdâbı ve fikrî tartışmaların verimliliği açısından önemli bir metodu hatırlatıyor. Tartışan kişi karşı tarafın hatalı olduğunu peşinen ifade ederek başlarsa bu tartışmadan verim alınmaz; halbuki önce iki taraftan birinin hatalı olabileceğinin kabulü, taassubun atılmasına ve tarafların fikirlerini samimi olarak gözden geçirmelerine imkân sağlar (XXV, 257). 26. âyette geçen ve sözlükte “açar” anlamına gelen yeftehu fiili bu bağlamda “Hak üzere yargılar ve hüküm verir” demektir (İbn Atıyye, IV, 420; Şevkânî, IV, 372). Bu sebeple meâlde gerek bu fiile gerekse aynı kökten türeyen fettâh kelimesine buna uygun bir anlam verilmiştir.
Mehmet Okuyan
De ki: “O’na (Allah’a) kattığınız ortaklarınızı bana gösterin!” Hayır, aksine! Güçlü, doğru hüküm veren yalnızca Allah’tır.
“O’na kattığınız ortaklarınız” ifadesi O’na atfettiğiniz ortaklarınız demektir. Yüce Allah müşriklere meydan okumakta ve kendisine ortaklar koşup ilah gibi kabul ettikleri varlıkları Hz. Muhammed’e göstermelerini istemektedir.
Bayraktar Bayraklı
De ki: “Allah'a ortak kabul ettiklerinizi bana gösteriniz.” Hayır! Doğrusu galip ve her şeyi hikmetle idare eden ancak Allah'tır.
De ki: “O'na (kulluk etmede) eklemekte olduğunuz ortakları (tağutlaştırdığınız evliya, ulema ve umera (iktidar) takımını) bana gösterin ki asla (onlar Allah’a ortak olamazlar) ; hayır, O Güçlü ve Üstün olan, Hüküm ve Hikmet sahibi olan Allah'tır.”
De ki: Kulluk etmekte Allah'a ortak olsun diye yakıştırdığınız şeyleri bana gösterin bakalım! Hayır, O'nun ortakları olamaz. O çok güçlüdür, O'nun gücüne hiçbir güç erişemez. O yapıp ettiği herşeyi yerli yerince yapandır.
“İlâhlığında, otoritesinde, mülkünde, tasarruflarında, zihninizde Allah'a ortak kabul ettiğiniz varlıkları bana gösterin!” de.
Yok öyle bir şey, söylenecek tek söz var: O yalnız, kudretli, hikmet sahibi ve hükümran olan Allah'tır.
De ki: 'O'na (kulluk etmede) eklemekte olduğunuz ortakları bana gösterin. Asla (onlar ona gerçek ortak olamazlar); hayır, O, güçlü ve üstün olan, hüküm ve hikmet sahibi olan Allah'tır.'
De ki: “-O'na, ortaklar diye kattıklarınızı bana gösterin (bakayım, ne yaratıyorlar).” Hayır, öyle şey yok. Doğrusu Allah her şeye gâlipdir, hükmünde hikmet sahibidir.
De ki: “Allah’a ortaklar olarak ilave ettiğiniz şeyleri bana gösterin! Hayır, onlar, O’na ortak olamazlar. Çünkü Allah, sonsuz güç, izzet ve hikmet sahibidir. [Ortaklar edinmeye ihtiyacı yoktur.]
De ki: «Ona (ibâdetde) katdığınız ortakları bana gösterin. Haaşâ (böyle bir şey yokdur). Bil'akis (hakıykat şudur ki emrinde) mutlak gaalib, (tedbîrinde yegâne) hikmet saahibi olan ancak Allahdır.
De ki: “O'na (Allah'ın saltanatına) ortak kattıklarınızı bana gösterin! Hâşâ! Bil'akis O, Azîz (kudreti dâimâ üstün gelen), Hakîm (her işi hikmetli) olan Allah'dır.”
De ki: “O'na (kulluk etmede) kattığınız ortakları bana gösterin. Hayır (onlar O'na gerçek ortak olamazlar)! Bilakis O Allah üstün güç sahibidir, hikmet sahibidir.”
De ki: “O’na itaat ve ibâdette ortak koştuğunuz putları ve diğervarlıkları gösterin bana; bakalım bunlar gerçekten kulluk edilmeye lâyık kimseler mi? Hayır; Allah’ın asla eşi ve ortağı yoktur! O, sonsuz hikmet ve kudret sahibidir!” İşte bu hikmetin bir tecellîsi olarak:
“Ona (kâinatın yaratılışında) ortak olarak ekledikleriniz, (bu işi nasıl yapmışlar) bana bir gösterin bakalım.1 (Bunu) asla (yapamazlar.) Zîrâ Allah çok güçlü ve mükemmel hüküm sahibidir.” (de)
De ki: – O’na ortaklar olarak kabül edip şirk koştuklarınızı bana gösterin bakalım! Asla onların hiçbir özelliği yok! Gerçek şu ki mutlak üstün ve yüce olan ve her şeyi yerli yerince yapan O Allah’tır. 6/94, 10/18, 40/47...50
De ki: “O’na ortak olarak tasavvur ettiklerinizi bana bir gösterin bakayım! Asla yapamazsınız! Aksine O mutlak üstün ve yüce olan, her hükmünde tam isabet kaydeden Allah’tır.”
De ki: “O'na şerik saydıklarınızı bana gösterin bakayım! Hayır, öyle şey yok! Doğrusu şu ki Allah, azîz ve hakîmdir (mutlak galip olup tam hüküm ve hikmet sahibidir).
De ki: "O'na kattığınız ortakları bana gösterin (bakayım, onlar tanrı olabilirler mi?). Hayır (böyle şey olamaz.) Doğrusu O, galib, hüküm ve hikmet sahibi olan Allah'tır."
De ki: "Onun seviyesine çıkardığınız ortakları gösterin bana.” Asla gösteremezler. Hayır sizi toplayacak olan Allah’tır. O güçlüdür, doğru karar verir.