Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 3648, sondan 2589. ayet; 34. sure ve bu surenin 42. ayetidir. Bu ayetin kelime sayisi 18, harf sayısı 77 ve toplam ebced değeri ise 9365 olarak hesaplanmıştır.
فاليوم لا يملك بعضكم لبعض نفعا ولا ضرا ونقول للذين ظلموا ذوقوا عذاب النار التي كنتم بها تكذبون
فاليوملايملكبعضكملبعضنفعاولاضراونقولللذينظلمواذوقواعذابالنارالتيكنتمبهاتكذبون
Felyevme lâ yemliku ba’dukum liba’din nef’an velâ darran venekûlu lilleżîne zalemû żûkû ‘ażâbe-nnâri-lletî kuntum bihâ tukeżżibûn(e)
İşte bugün birbirinize ne fayda ne de zarar verebilirsiniz. Zulmedenlere, “Yalanlamakta olduğunuz cehennem azabını tadın” deriz.
(Ey tapanlar ve tapılanlar!) Artık bugün birbirinize ne fayda sağlayabilirsiniz ne de zarar verebilirsiniz. Zulmedenlere şöyle diyeceğiz: “Yalan sayıp durduğunuz ateşin azabını tadın bakalım!”
Bugün birbirinize yarar da zarar da vermeye gücünüz yetmez. Haksızlık edenlere “(Dünyada) yalanlamış olduğunuz ateş azabını tadın!” diyeceğiz.
Benzer mesaj: secde’
32:20.
O gün, bir kısmınız bir kısmınıza ne bir fayda sağlar ne de zarar verebilir. Biz, zâlimlere, “Tadın yalanlamakta olduğunuz azabı!” deriz.
Artık bugün birbirinize ne yarar ne de zarar vermeye gücünüz yeter. Zulmedenlere¹: “Yalanlamış olduğunuz ateşin azabını tadın.” diyeceğiz.
(Ey kâfir ve gafil insanlar!) Artık bugün, bir kısmınızın bir kısmınıza yarar sağlamaya veya zarar ulaştırmaya gücü yetmez (durumdadır.) Biz de o zulmedenlere deriz ki: "(Dünyada iken inkâr edip) Yalanlamakta olduğunuz ateşin azabını tadın (bakalım.) "
İşte bugün birbirinize ne bir faydanız dokunabilir, ne bir zararınız ve zulmedenlere, tadın yalanladığınız ateşin azabını deriz.
Allah da şöyle diyecek: “Siz yaratılmışlardan hiçbiri, bu gün başkasına fayda veya zarar verecek güce sahip değilsiniz.” Ve o gün, yaratılış gayesi dışında yaşayanlara denecek ki: “Yalanladığınız ateşin azabını şimdi tadın bakalım!”
İşte bu gün birbirinize ne fayda sağlamaya, ne zarar vermeye gücünüz yeter. Biz, inkâr ile, isyan ile, baskı, zulüm, işkence ve İslâm aleyhinde propaganda yapan zâlimlere, Allah yolunu, Allah yolundaki faaliyetleri engelleyen güç ve iktidar sahiplerine, hakka riayet etmeyenlere:
“Yalanlamakta olduğunuz ateşte yanma cezasını tadın” diyeceğiz.
Bugün birbirinize fayda veya zarar vermeye gücünüz yetmez. Yalanlamakta olduğunuz ateşin azabını tadın.
Artık bugün, bir kısmınızın bir kısmınıza yarar ve zarar sağlamaya gücü yetmez. Biz de o zulmedenlere deriz ki: 'Yalanlamakta olduğunuz ateşin azabını tadın.'
İşte o gün (kıyamette) birbirinize ne bir fayda vermeğe, ne de bir zarar etmeğe gücünüz yetmez. O kâfirlere (nefislerine zulmedenlere) diyeceğiz ki:” - (Dünyada) inkâr edip durduğunuz ateşin azabını tadın bakalım.”
“İşte bugün, birbirinize ne fayda ne de zarar vermeye sahip değilsiniz.” (deriz.) Ve o zalimlere: “İşte daha önce yalanladığınız ateşin azabını tadın!” deriz.
İmdi bugün siz, birbirinize ne kâr, ne de zarar edebilirsiniz, zulmetmiş olanlara deriz ki: «Yalan saymış olduğunuz ateşin azabını tadınız!»
Derken (Allah şöyle buyuracak): “Bugün birbirinize ne faydalı olabilirsiniz ne de zarar verebilirsiniz!” Ve o gün (Allah'a ortak koşarak ve haddini aşarak kendilerine zulmetmiş olan) o zalimlere şöyle sesleniriz; “(Dünyada iken) yalanlayıp durduğunuz ateşin azabını tadın bakalım!”
Zalimlere: "Yalanladığınız ateşin azabını tadın, bugün birbirinize ne fayda ve ne de zarar verebilirsiniz" deriz.
Bugün birbirinize ne fayda, ne de zarar vermeye gücünüz yeter. Biz zalim olanlara, yalanlamakta olduğunuz ateş azabını tadın! diyeceğiz.
O gün biribirinize yarar ve zarar veremezsiniz. Zalimlere, "Yalanlamakta olduğunuz ateş azabını tadın," deriz.
İşte o gün birbirinize ne bir menfaate, ne de bir zarara sahip olabilirsiniz. Ve biz o zulmedenlere: "Tadın bakalım o yalan deyip durduğunuz ateşin azabını!" deriz.
İşte o gün ba'zınız ba'zınıza ne bir menfeate, ne de bir zarara mâlik olamaz ve o zulmedenlere deriz: tadın bakalım o yalan deyip durduğunuz ateşin azâbını
İşte bu gün birbirinize ne bir fâide, ne de bir zarar yapmıya gücünüz yetmez. O zaalimlere biz: «Tekzîb edegeldiğiniz ateşin azabını tadın» diyeceğiz.
İşte o gün, bazınız bazınıza ne bir fayda ne de bir zarara mâlik olur! Ve (biz de) o zulmedenlere: “Tadın, kendisini yalanlamakta olduğunuz ateşin azâbını!” deriz.
Bu gün, sizin bir kısmınız, başka hiçbir kimseye fayda veya zarar verecek değildir. Kendilerine zulmedenlere deriz ki “Yalanlamış olduğunuz ateşin azabını tadın”
Onlara «— İşte bugün birbirinize ne menfaat, ne mazarrat eriştirmeye gücünüz yetmez» denecek zalimlere de «— Yalan saydığınız ateş azabını tadın» diyeceğiz.
Artık bugün, bir kısmınızın bir kısmınıza yarar ve zarar sağlamaya gücü yetmez. Biz de o zulmetmekte olanlara deriz ki: “Yalanlamakta olduğunuz ateşin azabını tadın.”
“Fakat bugün, ey insanlar ve cinler, hiçbiriniz diğerine herhangi bir fayda veya zarar veremeyeceksiniz!” Böylece bu zâlimlere, “Vaktiyle inkâr ettiğiniz o cehennem azâbını tadın bakalım!” diyeceğiz. Hal böyleyken:
O gün bazınız için bazınız ne bir yarara, ne bir zarara mâlik olur.
Zulmedenlere:
-“Yalanlıyor olduğunuz Ateş’in azabını tadın!” deriz.
Artık o gün, birbirinize fayda da zarar da vermeye gücünüz yetmeyecek ve Biz de o zâlimlere: “Yalanlayıp durduğunuz ateşin azabını tadın (bakalım).” diyeceğiz.
Ve [o Gün Allah şöyle seslenecektir]: “Siz [yaratılmışlar]dan hiç biri bugün bir başkasına fayda veya zarar verecek güce sahip değildir!” Ve [o Gün] haksızlık yapanlara: “Yalanladığınız ateşin azabını [şimdi] tadın bakalım!” diyeceğiz.
Biz o gün yanlışta ısrar eden zalimlere şöyle deriz: – Bugün birbirinize ne bir fayda ne de zarar verebilecek durumdasınız, öyleyse yalana sarılıp hesaba katmadığınız cehennemin azabını tadın bakalım! 2/165...167, 40/47...50
Derken (Allah şöyle buyuracaktır): “Sizden hiçbiriniz bir diğerine bugün ne yarar, ne de zarar verecek güce asla sahip değilsiniz!” Ve o gün haddini bilmezlere şöyle sesleniriz: “Kendisini yalanlayıp durduğunuz ateşin azabını tadın bakayım!”
Artık bugün bazınız bazınıza ne bir fâideye ve ne de bir zarara mâlik olamaz ve zulmetmiş olanlara deriz ki: «O ateşin azabını tadınız ki, siz onu inkâr eder olmuştunuz.»
İşte bugün kiminiz kiminize ne fayda, ne de zarar vermeye güç yetiremezsiniz. O kâfirlere de diyeceğiz ki: “Yalan saydığınız o ateş azabını tadın da yalan mıymış gerçek miymiş söyleyin bakalım! ”[32, 20]
Aslında sadece fayda söz konusu olup, zarar bahis mevzuu olmamasına rağmen böyle buyurulması şöyle açıklanabilir:1. Aczlerinin tam olduğunu göstermek 2.Müşriklerin ibadet etmeleri halinde şeriklerin fayda, ibadeti terketmeleri halinde ise onlara zarar veremeyeceklerini bildirmek içindir. 3.Ebu’s-suûd gibi bazı müfessirlerin izahına göre fayda celbetme veya zararı savma kasdedilmektedir. Yani zarar kelimesinin başında hazf-i muzaf vardır.
O gün birinizin, diğerine ne bir fayda, ne de zarar vermeğe gücü yeter. Biz zulmedenlere: "Yalanlamakta olduğunuz ateş azabını tadın!" deriz.
Allah diyecek ki, "bugün birinizin diğerine ne fayda sağlamaya, ne de zarar vermeye gücü yeter.” Yanlış yapanlara deriz ki; “Yalan saydığınız bu ateşin azabını tadın, bakalım.”
O gün, birbirinize fayda da zarar da veremezsiniz. Zalimlere şöyle deriz:-Yalanlamış olduğunuz ateş azabını tadın!
O gün birbirinize ne bir yararınız dokunur, ne bir zararınız. Zulmedenlere ise “Yalanlayıp durduğunuz ateş azabını tadın” buyururuz.
Artık o gün, birinizin diğerine yarar sağlamaya da zarar vermeye de gücü yetmez. Zulme sapanlara şöyle deriz: "O kendisini yalanlayıp durduğunuz ateş azabını tadın!"
pes ol gün mālik olmaya bir niceñüz bir niceye aśśı ne daħı ziyān. daħı eyidevüz anlara kim žulm eylediler “ŧaduñ 'aźābını oduñ ol kim yalan dutarduñuz anı!”
Pes bu gün mālik olmazsız biri birüñüze aṣṣı eylemege, ziyān eylemege daḫı. Daḫı eydürüz ẓālimlere ki: Daduñuz ol od ‘aẕābını ki siz anı yalanladuñuz.
Bu gün bir-birinizə nə bir xeyir (fayda) nə də bir zərər verə bilərsiniz. Zalımlara da: “Dadın (dünyada) yalan hesab etdiyiniz cəhənnəm odunun əzabını!” – deyəcəyik.
That day ye will possess no Use nor hurt one for another. And We shall say unto those who did wrong: Taste the doom of the Fire which ye used to deny.
So on that Day no power shall they have over each other, for profit or harm: and We shall say to the wrong-doers, "Taste ye the Penalty(3853) of the Fire,- the which ye were wont to deny!"*
3853 The supposed "rivals" of Allah—the false things whereon men set their hopes and fears-will have no power whatever when true values are restored; and the Firethe Penalty-which they doubted or derided, will become the dominating thing in their experience (Cf.
35:13-14).