Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 3652, sondan 2585. ayet; 34. sure ve bu surenin 46. ayetidir. Bu ayetin kelime sayisi 24, harf sayısı 91 ve toplam ebced değeri ise 7169 olarak hesaplanmıştır.
قل انـما اعظـكم بواحدة ان تقوموا لله مثنى وفرادى ثم تتفكروا ما بصاحبكم من جنة ان هو الا نذير لكم بين يدي عذاب شديد
قلانـمااعظـكمبواحدةانتقومواللهمثنىوفرادىثمتتفكروامابصاحبكممنجنةانهوالانذيرلكمبينيديعذابشديد
Kul innemâ e’izukum bivâhide(tin)(s) en tekûmû li(A)llâhi meśnâ vefurâdâ śümme tetefekkerû(c) mâ bisâhibikum min cinne(tin)(c) in huve illâ neżîrun lekum beyne yedey ‘ażâbin şedîd(in)
(Ey Muhammed!) De ki: “Ben size ancak bir tek şeyi, Allah için ikişer ikişer, teker teker kalkıp düşünmenizi öğütlüyorum. Arkadaşınız Muhammed’de cinnetten eser yoktur. O, şiddetli bir azaptan önce sizin için ancak bir uyarıcıdır.”
Bunca ibret örneği ve delilden sonra artık muhatapların ister vicdanlarıyla baş başa kalarak ister –çevresel baskılardan uzak ortamlarda– fikir alışverişinde bulunarak düşüncelerini bir noktaya odaklamaları istenmektedir: Kendilerine çağrıda bulunan kişinin soyu sopu, çocukluğundan itibaren o güne kadar ortaya koyduğu davranışlar hepsinin mâlûmu; hiçbir zaman ve hiçbir şekilde güvenilirliği, hak severliği, söz ve eylemlerinde mâkul ve tutarlı olma hususunda en küçük bir ithama mâruz kalmamış; –son sıralarda belirli kişilerce ortaya atılan (sihirbazlık yaptığı veya aklını yitirdiği gibi) bazı mesnetsiz iddialar dışında– şu an söylediklerinde çelişki bulunduğunu kimse ileri süremiyor, aklî dengesine gölge düşürecek somut bir kanıt gösteremiyor; ayrıca, yaptığı iş için kendilerinden bir karşılık beklemediğini de açıkça ifade ediyor. Şayet bunun üzerinde taassuptan uzak biçimde ve insafı elden bırakmadan düşünebilecek olurlarsa zaten mesele bitmiş olacak, apaçık hakikati önlerinde bulacaklardır.
“Kuşkusuz rabbim gerçeği ortaya koyar” diye çevrilen 48. âyetteki cümle ile ilgili başlıca açıklamalar şunlardır: Vahiy ile gerçekleri açıklar, peygamberlerinin dilinden delilleri ortaya koyar; gerçekleri kalplere ulaştırır, yerleştirir; hakkı bâtılın üzerine atar ve onu siler (Zemahşerî, III, 264; Râzî, XXV, 269-270; “hak” ve “bâtıl” hakkında bilgi için bk. İsrâ
17:81).
(Onlara) de ki: “Size tek bir öğüt vereceğim: (İster) ikişer ikişer (toplu halde, isterse) yalnız başınızayken Allah’ın huzurunda (olduğunuzun bilincinde) olun!” Sonra (şunu) düşünün: Arkadaşınızda (Muhammed’de) hiçbir cinlenmişlik yoktur! O ancak şiddetli bir azabın öncesinde sizin için bir uyarıcıdır.
De ki: “Size sadece bir öğüt veriyorum: Allah için ikişer ikişer ve teker teker kalkınız. Sonra arkadaşınızda kesinlikle hiçbir deliliğin olmadığını iyice düşününüz. O sadece, sizi önünüzdeki şiddetli azaba karşı uyaran birisidir.”
De ki: “Size yalnızca bir tek şey öğütlüyorum. Allah için ikişer ikişer ve teker teker bir araya gelin¹. Sonra iyice düşünün.” Sizin arkadaşınızda bir delilik yoktur. O, şiddetli bir azabın öncesinde bir uyarıcıdır.
1- “İkişer ikişer sayısal bir değer değil, çokluk ifade eden bir deyimdir. İster kendi kendinize ister birçoğunuz birlikte bir araya gelip kafa kafaya verip düşünüp gerçeği görmeye çalışın.”
De ki: "Size bir tek öğüt veriyorum: Allah için ikişer ikişer ve teker teker kıyam etmeniz (kalkıp evinize gitmeniz, kendi durumunuzu değerlendirmeniz), sonra da (akıl ve vicdanla) düşünmeniz (lazımdır.O zaman hak vereceksiniz ki) Sizin Sahibiniz (ve yakinen tanıdık kimseniz olan Peygamber) de hiçbir delilik (alâmeti) bulunmamaktadır. O sizi sadece, şiddetli bir azabın öncesinde uyarandır."
De ki: Ben size tek bir öğüt vermedeyim ancak: İkişerikişer, tekerteker kalkın da sonra bir düşünün ki sizinle konuşanda deliliğe ait bir emare bile yok; o, ancak ve ancak, şiddetli bir azaptan önce sizi korkutan biri.
De ki: “Ben size birtek öğüt veriyorum: Allah için teker teker, ikişer ikişer kalkın da sonra bir düşünün ki, sizinle konuşan peygamberde hiçbir delilik yok. O ancak, sizi şiddetli bir azabın öncesinde korkutan bir elçidir.”
Rasulüm onlara:
“İlimde, teknikte, ahlakî güzellikte çağınızın örneği, önderi olarak Allah için, ikişer ikişer, birer birer, harekete geçip İslâmî sorumlulukları sırtlanarak yerine getirmenizi; insanlara İslam esaslarını öğretmenizi; İslâmî eğitimi kurumsallaştırmanızı, İslamda sebatınızı; ailenizin ve halkınızın meselelerine itina göstermenizi; ihtiyaçlarını karşılamanızı, sorumluluklarının gereğini yapmalarını istemenizi; İslam ilkelerinin uygulanıp uygulanmadığını denetlemenizi; bunları yaparken mutlaka aklınızı ve düşünme kabiliyetinizi kullanmanızı, size öğütlüyorum, sorumluluklarınızı, sorumsuz davranmanızın doğuracağı sonuçlarıhatırlatarak sizleri uyarıyorum.” de.
Hemşehriniz, arkadaşınız peygamberde cinlere mahkûm olmuşluk, delilik eseri yoktur. O, kesinlikle, şiddetli bir azap gelip çatmadan evvel sorumluluk, hesap ve cezayı hatırlatarak sizi uyaran bir peygamberdir.
De ki: "Size bir şeyi öğütlüyorum: Allah için ikişer ikişer ve teker teker durup sonra düşünmenizi. (Göreceksiniz ki) arkadaşınızda hiçbir delilik eseri yoktur. O ancak şiddetli bir azabın öncesinde sizin için bir uyarıcıdır."
De ki: 'Size bir tek öğüt veriyorum: “Allah için ikişer ikişer ve teker teker kıyam etmeniz, sonra düşünmeniz. Sizin sahibiniz (veya arkadaşınız olan Peygamber)de hiç bir delilik yoktur. O, yalnızca sizi, şiddetli bir azabın öncesinde uyarandır.'
(Ey Rasûlüm, Mekke kâfirlerine) de ki: “- Size sadece bir tek nasihat edeceğim: Allah için, (tarafgirlik için değil, gerçeği anlamak için) ikişer ikişer ve teker teker (peygamberin meclisinden) kalkarsınız, sonra da iyi düşünürsünüz; arkadaşınızda cinnetten eser yoktur. O, yalnız şiddetli bir azabın önünde sizi korkutan bir peygamberdir.”
De ki: “Ben ancak tek bir şeyi size öğüt veriyorum: ‘Allah için ikişer ikişer, birer birer (yanımdan) kalkasınız, sonra düşünesiniz ki: Arkadaşınızda hiçbir delilik yoktur. O ancak, şiddetli bir azabın önünde sizi uyaran bir Peygamberdir.’
Diyesin ki: «Size yalnız öğüt veririm; Allah için, birer ikişer kalkın, gidin, sonra düşünün; deli değil sizin arkadaşınız, o ancak katı bir azaptan önce sizi kocundurandır»
(Ey Muhammed!) Onlara de ki: “(Ey müşrikler!) Size bir tek öğüdüm var: Allah için ikişer ikişer, teker teker kalkın, sonra da iyice düşünün!” Arkadaşınızda cinnetten eser yok! O, şiddetli bir azap öncesinde sizi uyaran bir kişiden başkası değil.
Ayette geçen, “İkişer ikişer, teker teker kalkın, sonra da iyice düşünün” ifadesi, insanın hem sosyal sorumluluğunu hem de kişisel tavrını ihtiva eden ve tefekkürü ve muhakemeyi esas alması gerektiğine vurgu yapan bir söylemdir. Tefekkürün, muhakemenin sosyal ve psikolojik anlamda insan üzerinde çok büyük etkisi vardır. Eğer insan düşünürse, düşündükleri de vahiy eksenli ve vicdan yörüngeli olursa, nereden geldiğini, neden yaratıldığını, niçin yaşadığını, nasıl yaşaması gerektiğini ve nereye gittiğini, her şeyin onun emrine niçin verildiğini ve nihai nimetlerin onun için neden hazırlandığını mutlaka anlayacaktır.
De ki: "Size tek bir öğüdüm vardır: Allah için ikişer ikişer ve tek tek kalkınız, sonra düşününüz, göreceksiniz ki arkadaşınızda bir delilik yoktur. O yalnız çetin bir azabın öncesinde sizi uyarmaktadır."
(Resûlüm! Onlara) de ki: Size bir tek öğüt vereceğim: İkişerli olarak, teker teker Allah'a yönelin ve düşünün! Arkadaşınızda (peygamberde) hiçbir delilik yoktur! O ancak şiddetli bir azap gelip çatmadan evvel sizi uyaran bir peygamberdir.
Kur’an-ı Kerim, sosyal ve psikolojik baskılar altında peygamberi inkâr edenleri, tek başlarına düşünerek ve karşılıklı tartışarak peygamber hakkında hüküm vermeye davet ediyor. Zira çoklarının inkârı, çevrenin mânevî baskısından ileri geliyordu.
De ki, "Size bir tek öğüdüm var: ALLAH için ikişer ikişer, yahut teker teker kalkın, sonra düşünün. Sizin arkadaşınızda bir delilik yoktur. O sadece, çetin bir cezadan önce sizi uyaran birisidir."
De ki: "Size sadece bir tek nasihat edeceğim. Şöyle ki: Allah için ikişer, üçer ve teker teker kalkarsınız, sonra da iyi düşünürsünüz." Arkadaşınızda (peygamberde) delilikten eser yoktur. O, yalnız şiddetli bir azabın önünde, sizi sakındıracak bir peygaberdir.
De ki: size sâde bir tek nasıhat edeceğim şöyle ki: Allah için ikişer üçer ve teker teker kalkarsınız, sonra da iyi düşünürsünüz, arkadaşınızda cinnetten eser yoktur, o yalnız şiddetli bir azâbın önünde sizi sakındıracak bir Peygamberdir
(Habîbim) de ki: «Ben size sırf Allah için ikişer, ikişer, teker teker (karşımda) durmanız, sonra arkadaşınızda hiçbir mecnunluk olmadığını iyi düşün (üb bil) menizi va'z ederim. O, çetin bir azâb (gelib çatmaz) dan evvel (bunu) size haber veren (bir peygamber) den başkası değildir».
(Ey Resûlüm!) De ki: “Size sâdece tek bir nasîhat edeceğim; şöyle ki: Allah için ikişer ikişer ve teker teker kalkarsınız, sonra da düşünürsünüz! (Ve anlarsınız ki)arkadaşınızda hiçbir delilik yoktur; o ancak, (pek) şiddetli bir azâbın öncesinde, sizin için bir korkutucudur.”
Onlara deki “Ben sizin, Allah için birer ikişer (namaz için) kalkmanızı, sonra gelecekte başınıza gelecek şiddetli bir azabın öncesinde, arkadaşınızda bir delilik olmadığını ve yalnızca sizin için bir uyarıcı olduğunu hatırlamanız için öğüt veriyorum”
De ki ben size yalnız bir öğüt veriyorum: Allah için birer, ikişer buradan kalkıp gidin [⁵], sonra düşünün, taşının ki hakikati bileceksiniz. Sizinkinde, peygamberde divanelik yoktur [⁶]. O, önünüzdeki kıyametin şiddetli azabından evvel, Allah azabıyle korkutur bir peygamberden başka bir şey değildir.
[5] Bana zahmet vermeyin. Yahut cidali ve taklidi bırakarak Allah için benim hal ve siretimle iştigale kıyam edin.[6] Yahut düşünün, taşının ki sizinkinde divanelik yoktur -yahut- düşünün, taşının sizinkinde ne delilik vardır?
De ki: “Size tek bir öğüdüm vardır: Allah için ikişer ikişer ve teker teker kalkınız, sonra düşününüz. Arkadaşınızda (peygamberde) bir delilik yoktur (gerçeğini görünüz). O sadece çetin bir azabın eşiğinde sizi uyarıcıdır.”
Ey Muhammed! İnkârcılara seslenerek de ki: “Bakın, size bir tek öğüdüm var: İster toplu hâlde birkaç arkadaş kafa kafaya vererek, istertek başınıza, sessiz ve sâkin bir ortamda Allah’ın huzurunda durun ve samîmî olarak bir düşünün. Kişisel arzu ve çıkarlardan soyutlanmış, önyargılardan arınmış bir hâlde inancınızı yeniden gözden geçirdiğinizde, kendinizi şu apaçık gerçeğin huzurunda bulacaksınız: Çocukluğundan beri tertemiz ahlâkını yakından tanıdığınız bu arkadaşınız, asla bir deli değildir! O ancak, zâlimleri bekleyen şiddetli bir azâba karşı sizi uyaran bir elçidir!
De ki:
-“Doğrusu size bir tek öğüt veriyorum.
Allah için birer birer ve ikişer ikişer kalkın, sonra düşünün!
Sizin arkadaşınızda hiçbir cinnet / delilik yoktur.
O ancak şiddetli bir azaptan önce sizin için bir uyarıcıdır”.
(Ey Muhammed! Kâfirlere): “Size sadece Allah’ın huzurunda durup, birlikte ve teker teker, arkadaşınızın deli olmadığını ve sizi şiddetli bir azabın öncesinde uyardığını düşünmenizi tavsiye ediyorum.” de.
De ki: “Size bir tek öğüdüm var: ister başkalarıyla birlikte iken ister yalnız, 56 Allah'ın huzurunda [bulunduğunuzun bilincinde] olun ve sonra kendi kendinize, [bu elçi olarak görevlendirilen] arkadaşınızda 57 bir delilik olmadığını düşünün: O, yaşayacağınız şiddetli azaba karşı sizi uyarmaktan başka bir şey yapmıyor.”
De ki: – Sizden tek bir isteğim var. İster bir araya gelip istişare edin, ister teker teker görüş bildirin, Allah için iyice bir düşünüp değerlendirin. Anlayacaksınız ki arkadaşınızda delilikten bir eser yoktur. O, sadece şiddetli bir azabın öncesinde sizi uyaran bir elçidir. 54/9- 10, 68/2...15
De ki: “Size tek bir öğüdüm var: ister başkalarıyla beraber ister tek başınayken, Allah’ın huzurunda bulunduğunuz gerçeğini asla (unutmayın)![3864] Sonra arkadaşınızda delilikten eser olmadığını düşünün: onun tek yaptığı, önünüzde bekleyen şiddetli mahrumiyete karşı sizi uyarmaktır[3865]
[3864] Veya: “Allah için ikişer ikişer ve teker teker dîvâna durun..” Bizim tercih ettiğimiz mana zımnen ‘Allah’a karşı esas duruşunuzu bozmayın!’ anlamına gelir. Bu bir tek öğüt, adeta kulluğun anahtarı mesabesindedir.
Bu cümlenin irabında ihtilaf edilmiştir. Sebeb-i nûzul rivayetine bağlı okuma ısrarı, işi karıştırmıştır. Zemahşerî en-tekûmûnun bi-vâhidetini tefsir eden atf-ı beyan olduğu görüşündedir. Ebu Hayyan buna dil açısından haklı olarak karşı çıkar. Dilci Ebu Ali (el-Fârisi) en-tekûmûyu vahidetinden bedel olarak okumuştur (Bahr). Bu tercihe şayandır. Bi-vâhidetini Süddi uluhiyyet tevhidine yorarak müstakil olarak lâ-ilâhe illallah ile açıklamıştır. Bu, kelimenin belirsiz olmasından dolayı isabetsizdir. İbn Âşûr’un dediği gibi bu bi-hasletin, bi-kadiyyetin mânasına gelir (et-Tahrir). Mesnâ ve furâdâ haldir. Cümlenin burada tamamlandığı görüşünü tercih ettik. Fakat bir kısım kariler summe tetefekkerû ile başayan cümleyi de öncekinin devamı saymışlardır. Biz bu ikincinin müstakil bir cümle olduğu görüşüne dahil olduk (Bkz: Ebu Hayyan ve İbn Âşûr).
[3865] Azâbın kök mânası olan “terk ve mahrumiyet”e dayanarak (
68:33, not 29).
De ki: «Size ancak bir şey ile öğüt veririm. Şöyle ki: Allah için ikişer ikişer ve teker teker kalkarsınız, sonra da güzelce düşünürsünüz, sizin sahibinizde cinnetten bir eser yoktur, o sizin için şiddetli azabın önünde bir korkutucudan başka değildir.»
De ki: “Size bir tek nasihat edeceğim: İkişer ikişer veya teker teker Allah hakki için durup düşünmenizi, hem sonra bu arkadaşınızda delilikten eser olmadığını iyice anlamanızı istiyorum. O, ancak şiddetli bir azaptan önce sizi sakındırmak için gelen bir peygamberdir. ”
De ki: "Size bir şeyi öğütleyeyim: 'Allah için, ikişer ikişer ve teker teker durup düşününüz! Arkadaşınızda delilikten eser yoktur. O, çetin bir azabın arefesinde sizin için bir uyarıcıdır."
De ki: "Size bir tek öğüdüm var: Allah için kalkın ve ikişer kişi baş başa vererek ya da teker teker düşünün; göreceksiniz ki, arkadaşınızda cinlerin bir etkisi yoktur. O yalnız çetin bir azabın öncesinde sizi uyarmaktadır."
De ki:-Size tek bir öğüt veriyorum. Allah için birer, ikişer kalkın, sonra iyice düşünün. Sizin arkadaşınızda bir delilik yoktur. O, yalnızca şiddetli bir azapdan önce sizi uyaran birisidir.
De ki: Size tek bir öğüt veriyorum. Birer ikişer gelin, sonra düşünün. Arkadaşınızda delilikten eser yoktur. O ancak size şiddetli bir azaptan önce gelmiş bir uyarıcıdır.
De ki: "Size, bir tek şey öğütleyeceğim: Allah için ikişer ikişer, teker teker kalkın, sonra da iyice düşünün!" Arkadaşınızda cinnetten eser yok! O, şiddetli bir azap öncesinde sizi uyaran bir kişiden başkası değil.
eyit “bayıķ ögütlerin sizi bir nesene-y-ile kim ŧurasız Tañrı içün ikin ikin daħı birin birin andan endįşe eyleyesiz yoķdur işüñüzde delülik. degül ol illā ķorķıdıcı sizüñ ķatı 'aźāb ileyindegi.”
Eyit yā Muḥammed, ben sizi ögütlemezin, illā bir nesne‐y‐ile ki du‐rasız Allāh yolına ikin ikin ve birin birin. Andan fikr idesiz ki yol‐daşuñuzuñ ki Muḥammed resūlu’llāhdur, delülügi yoḳdur. Ol degüldür, illābir ḳorḳudıcı peyġamber size, size ḳatı ‘aẕāb gelmezden burun.
(Ya Peyğəmbər! Bu müşriklərə) de: “Mən sizə ancaq bir öyüd verəcəyəm. Allah xatirinə (məni dinlədikdən sonra məclisimdən) iki-iki, bir-bir durun (durub gedin), sonra da bir dərindən düşünün, (görəcəksiniz ki) sizin yoldaşınızda (Muhəmməd əleyhissəlamda) heç bir divanəlik əsəri yoxdur. O yalnız qarşıdakı şiddətli əzabla (düçar olacağınız axirət əzabı ilə) sizi qorxudan (xəbərdar edən) bir peyğəmbərdir!”
Say (unto them, O Muhammad): I exhort you unto one thing only: that ye awake, for Allah's sake, by twos and singly, and then reflect: There is no madness in your comrade. He is naught else than a warner unto you in face of a terrific doom.
Say: "I do admonish you on one point: that ye do stand up before Allah,- (It may be) in pairs,(3857) or (it may be) singly,- and reflect (within yourselves): your Companion is not(3858) possessed: he is no less than a warner to you, in face of a terrible Penalty."*
3857 A crowd mentality is not the best for the perception of the final spiritual truths. For these, it is necessary that each soul should commune within itself with earnest sincerity as before Allah: if it requires a Teacher, let it seek out one, or it may be that it wants the strengthening of the inner convictions that dawn on it, by the support of a sympathiser or friend. But careful and heartfelt reflection is necessary to appraise the higher Truths. 3858 Note that in verses 46, 47, 48, 49 and 50, arguments are suggested to the Prophet, by which he can convince any right-thinking man of his sincerity and truth. Here the argument is that he is not possessed or out of his mind. If he is different from ordinary men, it is because he had to give a warning of a terrible spiritual danger to the men whom he loves but who will not understand his Message.